Egemen Bağış: Orta Doğu’da kalıcı güvenlik, barışla mümkündür
Eski Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Büyükelçi Egemen Bağış, “Orta Doğu’nın, barışı siyasi olarak mümkün kılmaya hazır hükûmetlere ihtiyacı var. Türkiye, gücünü bunu gerçekleştirmeye yardımcı olmak için kullanmalıdır” dedi.

Eski Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Büyükelçi Egemen Bağış’ın, ‘Türkiye’nin Orta Doğu’ya Mesajı: Güvenlik Barışı Gerektirir’ başlıklı İngilizce makalesi, Londra merkezli Middle East Monitor’da yayımlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1 Ekim’de TBMM’de yaptığı konuşmadan hareketle kaleme alınan makalede, Türkiye’nin iç huzuru ve toplumsal dayanışması ile bölgesel barışa katkısı arasındaki ilişki değerlendirildi. Bağış, Filistin, Suriye, Irak, İran ve Körfez’e ilişkin görüşlerinde, kalıcı güvenliğin siyasi çözümler, karşılıklı güven ve bölgesel iş birliğiyle sağlanabileceğini vurguladı.
‘İÇERİDE GÜVEN, DIŞARIDA HAREKET ALANI KAZANDIRIR’
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bölgesel tehditler ile toplumsal ayrışmalar arasında kurduğu bağlantıya dikkat çeken Bağış, vatandaşları arasında güveni güçlendiren bir ülkenin dış politikada daha geniş hareket alanına sahip olacağını belirtti.
‘Terörsüz Türkiye’ hedefindeki kalıcı ilerlemenin hayatları koruyacağını, eğitim ve kalkınmaya daha fazla kaynak ayrılmasını sağlayacağını ve diplomasiye alan açacağını ifade eden Bağış; başarının kalıcı güvenlik, toplumun güven duygusu ve hukukun üstünlüğüyle ölçülmesi gerektiğini kaydetti.
Bağış, milli dayanışmanın farklı görüşlere yer açmayı da gerektirdiğini aktararak, görüş ayrılıklarını barışçıl yollarla çözebilen bir toplumun, komşularına da bu yönde daha güçlü katkı sunabileceğinin altını çizdi. Bağış, etnik ve dini çeşitliliğin sürekli bir güvenlik sorunu olarak görülmesinin ise dış aktörlerin istismar edebileceği ayrışmaları derinleştirebileceği uyarısında bulundu.
‘FİLİSTİN’İN GELECEĞİ BELİRSİZ BIRAKILAMAZ’
Filistin meselesini bölgesel barışın merkezine yerleştiren Bağış, Filistinlilerin özgürlük, onur ve yaşayabilir bir devlete sahip olma hakkı ile İsraillilerin terör, roket saldırıları ve rehin alınma korkusu olmadan yaşama hakkının birlikte savunulması gerektiğini aktardı.
‘FİLİSTİNLİLER GÜVENDE OLMADAN İSRAİLLİLER, İSRAİLLİLER GÜVENDE OLMADAN FİLİSTİNLİLER GÜVENDE OLAMAZ’
Bağış, ‘Filistinliler güvende olmadan İsrailliler, İsrailliler güvende olmadan Filistinliler güvende olamaz’ ilkesinin somut siyasi tercihler gerektirdiğini belirterek, sivillerin korunmasının, insani yardıma erişimin sağlanmasının ve zorla yerinden edilmenin reddedilmesinin temel yükümlülükler olduğunu vurguladı.
‘ASKERİ GÜÇ, FİLİSTİNLİLERİN DEVLETSİZLİĞİ SORUNUNU ÇÖZEMEZ’
Netanyahu hükûmetinin siyasi çözüm ihtimalini zayıflatan yaklaşımını eleştiren Bağış, tahakküm yoluyla kalıcı barış sağlama girişimlerinin her iki halk için de güvensizliği derinleştireceğini kaydetti.
Makalede, karşılıklı mutabakatla yapılacak düzenlemeler ve her iki halk için etkili güvenlik güvenceleriyle, 1967 sınırlarını temel alan iki devletli çözüme yönelik inandırıcı bir süreç çağrısı yapıldı. Bu sürecin egemenlik, Kudüs, yerleşimler ve mülteciler konularını ele alması gerektiğine değinildi. Bağış, iki devletli çözüme destek açıklarken bu çözümün gerçekleşme şartlarının ortadan kalkmasına izin vermenin diplomasinin yerini tutamayacağına dikkat çekerek, Netanyahu hükûmetine yönelik eleştirilerinde İsrail’in güvenliğine ilişkin kaygıların da Filistinlilerin aynı haklardan mahrum bırakılmasını haklı gösteremeyeceğini bildirdi.
Türkiye’nin Arap ülkeleri, ABD ve Avrupa ile birlikte ciddi bir siyasi girişime katkı sunmasını öneren Bağış, insani yardımların somut bir diplomatik çözüm perspektifiyle desteklenmesi gerektiğini belirtti. Bağış, yeniden inşa çalışmalarında Filistinlilerin kendi geleceklerine ilişkin kararlara etkin katılımının önemini de vurguladı.
‘SURİYE VE IRAK’TA KAPSAYICI ÇÖZÜM, KÖRFEZ’DE DİYALOG’
Egemen Bağış, Suriye ve Irak’ın toprak bütünlüğünün korunmasını, terörle mücadeleyi ve bütün toplulukların haklarını gözeten siyasi düzenlemeleri savunarak, kalıcı istikrar için insanların ülkelerinin geleceğinde söz sahibi olmaları gerektiğini belirtti. Bağış, yeniden inşa, işleyen kamu hizmetleri ve ekonomik fırsatların bölgesel güvenliğe yatırım olarak değerlendirilmesini önerdi.
İran ve Körfez’de daha geniş çatışmaların önlenmesi için güvenilir iletişim kanalları, düzenli diplomatik temas ve deniz güvenliğine yönelik iş birliği çağrısı yaparak, bu adımlar için bütün anlaşmazlıkların önceden çözülmesinin gerekmediğini aktaran Bağış, kontrolsüz çatışmanın herkesin güvenliğini ve refahını tehdit ettiğinin kabul edilmesinin, iş birliği için başlangıç oluşturabileceğini ifade etti.
‘SAVUNMA GÜCÜNÜN DEĞERİ, ÖNLEDİĞİ ÇATIŞMALARLA DA ÖLÇÜLMELİ’
Bağış, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın savunma üretimine yaptığı vurguya da değinerek, güçlü savunma kapasitesinin saldırıları caydırarak ve müzakereye alan açarak diplomasiye katkı sağlayabileceğini kaydetti.
Önceki makalelerine ve Selanik’teki Economist zirvesinde yaptığı konuşmaya atıfta bulunan Bağış; müzakere gücünün ekonomik kapasite, güvenilir kurumlar ve ortaklık kurabilme becerisinden beslendiğini, müttefiklerin de birbirlerini güçlendirmesi gerektiğini bildirdi. Bağış, makalesini şu ifadeyle tamamladı: “Orta Doğu’nun, barışı siyasi olarak mümkün kılmaya hazır hükûmetlere ihtiyacı var. Türkiye, gücünü bunu gerçekleştirmeye yardımcı olmak için kullanmalıdır.”





