İmamoğlu'nun koruması: Kamera bantlama işi koruma ekibinin aldığı karar doğrultusunda yapılmıştır
İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 92 tutuklu 414 sanık duruşmanın altıncı haftasında hakim karşısına çıktı.Duruşmada, otelde kameraları bantladığı görüntülerle gündeme gelen İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen savunma yaptı. Türkmen savunmasında, "Bana suç olarak isnat edilen kamera bantlama işi, koruma ekibinin almış olduğu karar doğrultusunda yapılmıştır. Suç değildir." dedi.

Davanın 23'üncü duruşmasında otelde kameraları bantladığı görüntülerle gündeme gelen İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen savunma yaptı.
'HAYATIM SIRADAN VE BASİTTİR'
Otelde kameraları bantladığı görüntülerle gündeme gelen İmamoğlu’nun koruması Çağlar Türkmen de duruşmada savunma yaptı. Türkmen savunmasında, "Henüz gözaltına alınmadan hakkımda gizlilik kararı verilen bir dosyadaki kamera görüntülerinin basın organlarına servis edilerek günlerce ve hala görüntülerinin manşetlerden inmediği koruma görevlisiyim. Hakkımda yürütülen algı çalışmaları nedeniyle bu dosyanın en tanınmış simalarından birisi haline getirildim. İddianamede yazılanlar ve medyaya servis edilenlerin aksine, benim hayatım sıradan ve basittir. Çok çalışırım, işimi layığıyla yaparım. 2 yaşındaki kızımı, meleğimi büyürken izleyemedim. Yanında olamamak, gözü arkada kalmak nasıl birşey bilmezsiniz. 11 yaşındaki oğlumu, Ediz’imi okula götürürken yanında olamadım. Sazından çaldığı ilk türküyü dinleyemedim ve kendim eşlik edemedim. Görüş kabininde bana bağlanmasınlar diye onları hep bir mesafede durdurdum ki giderken 'Baba sen de gel' diyemesinler diye; bu çok ağır birşey. Hakkımda verilen henüz bir karar olmamasına rağmen, lekelenme hakkım ve masumiyet karinem, soruşturmanın gizliliği ihlal edilip görüntülerim medyada günlerce ve aylarca boy boy servis edildi. 11 yaşındaki oğlum, okulda arkadaşlarının akran zorbalığına uğrayarak 'Senin baban bu mu' diyerek sürekli eleştiri altında kalmıştır. Oğluma ve çocuklarıma yapılanlar reva mıdır diye kendime çok sordum ama sorunun cevabını bulamadım. Bu davanın sonucu ne olmuş olursa olsun, oğluma söylenen bu sözler, bana verilecek cezadan daha ağır olacaktır" şeklinde konuştu.
'İMAMOĞLU'NUN MAHREMİYETİNİ KORUDUK'
Türkmen, "Kimse gelip bana 'Bizim şöyle bir örgütümüz var, kendileri bize yardım ettiler' demedi; ben de kimseye gidip de 'Sizin şöyle bir hukukunuz var' diye ortada öyle bir vakit olduğunu söylemedim. Bir Büyükşehir Belediye Başkanı var ve onu koruyan bizler varız program ekibi olarak. Biz; sade, sıradan koruma görevlisiyiz. Görevimizi en iyi şekilde ifa ettik; tek bir görevimiz vardı. İşimi layığıyla yaptığım için 355 gündür tutukluyum. Benim yerim belli, yurdum belli. Ben zaten olmayan bir örgüte yardım etmedim; işimi yaptım. Koruduğum kişinin canı kadar, mahremiyeti ve itibarı da bana emanet oldu. Bir suçun delillerini yok etmedim, haberleşmeyi engellemedim. Bana suç olarak isnat edilen kamera bantlama işi, koruma ekibinin almış olduğu karar doğrultusunda yapılmıştır. Suç değildir. Yargılamanın her aşamasında beyan ettiğim gibi; esasında ekip kararının aksine bu işi yapmamak, görevi ihmal suçu olacaktır ve bu benim işimi kaybetmeme sebep olacaktır. Gerekli yerlerde güvenlik kameralarının kapatılması içerikli rutin uygulanacak bir karar alındığında, iddianamedeki görüntülerde görüleceği üzere başka öncüler de bu uygulamada yer almıştır. Kameraların kapatılması konusu, öncü koruması olduğum İmamoğlu’nun itibarını ve mahremiyetini korumaktan ibarettir. Biz koruma olarak kamusal bir kamera görüntüsünü kapatmayız, biz sadece İmamoğlu’nun mahremiyetini koruduk. Mahremiyeti korumak ayrı, görüntüyü gizlemek ayrıdır’ dedi.
'ORTADA GİZLEDİĞİM SUÇ YOKTUR'
Türkmen, "Çıkar amaçlı suç örgütüne yardım eden birinin bir çıkarı olması gerekir; ben 55 bin lira maaşla zar zor geçinen birisiyim. Hatta geçinemeyen biriyim. Ortada bir 'Çıkar amaçlı suç örgütü' yoktur. Bir belediye başkanı vardır, bir İstanbul Büyükşehir Belediyesi vardır; bir de başkan beyi koruyan Mustafa abi, ben ve diğer ekip arkadaşlarım olarak koruma ekibi vardır. Ortada gizlediğim herhangi bir suç yoktur. Biz çocuklarımıza yalan konuşmanın kötü birşey, yanlış birşey olduğunu öğretiyoruz ama beni kendi çocuğuma yalan söylemek zorunda bıraktılar. Oğlum benim ziyaretime geldi. Sohbet esnasında 'Baba program bitmedi mi' diye sordu. Ben de kendisine 'Henüz bitmedi oğlum, Başkan Bey de burada, biraz daha uzun sürecek' dedim. Kendisi de bana 'Merak etme baba, ben herşeyin farkındayım' diyerek beni burada teselli etmeye, motive etmeye çalıştı. 11 yaşındaki bir çocuğa bunları yaşatmak, onu bu duruma getirmek ne kadar acı birşey. Kuvvetli suç şüphesi olmayan, somut delilleri bulunmayan, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme imkanı bulunmayan, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde herhangi bir baskı yapılması girişiminde bulunulmayan ve en önemlisi işlemediğim bir suç sebebiyle neredeyse bir yıldır kapatıldığım Silivri Cezaevi’nden tahliyemi talep ediyorum" dedi.









