2026 yılı bütçesi, TBMM Genel Kurulu'nda
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda, '2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin maddeleri üzerine görüşmeler başladı.

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkan Vekili Tekin Bingöl başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da hazır bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, milletvekillerinin soru ve eleştirilerine yanıt verdi. Bakan Uraloğlu, "Engellilere yönelik koruyucu, eğitici ve rehabilite edici faaliyetlerin yürütülmesi için 'Engellilerin Toplumsal Hayata Katılımı ve Özel Programı' kapsamında kaynaklar yaklaşık yüzde 30 oranında artırılmış ve 250 milyar liraya ulaşmıştır. Özellikle engelli vatandaşlarımızın eğitim desteği için 56 milyar lira, okul çağındaki engelli çocuklara açılan okullar için 48 milyar lira ve ücretsiz taşıma adına da yaklaşık 11 milyar liralık bir destek sağlandığını söylemek isterim. 'Girişimci Destek Programı İş Geliştirme Desteği' kapsamında da engelli girişimciler için desteğin üst limitine 150 bin lira ilave edilmiştir" ifadelerini kullandı.
'SPEKÜLASYONLAR ÜZERİNE HİÇBİR FİRMA TEKLİF VERMEDİ'
Uraloğlu, Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayi A.Ş. (TÜRASAŞ) ile ilgili soruya, "Öncelikle şunu söylemek isterim; TÜRASAŞ bugün Türkiye'de 160 kilometre hızla giden elektrikli treni, E5000 elektrikli lokomotifi ve banliyö trenini yerli olarak üretmiştir. 225 kilometre hızla gideni de inşallah önümüzdeki aylarda raylara indirmiş olacağız. Bütün bunlardaki yerlilik ve millilik oranına dikkat ediyoruz, özellikle ASELSAN ve TÜBİTAK RUTE'yle çalışmalarımıza devam ediyoruz. İhaleye konu dizel ve elektrikli lokomotif üretimi için, 6 akslı lokomotif üretimi için cer zinciri alınması ihalesiydi. Sadece 1 adetti bu. Bu prototipler üretildikten sonra devamının getirilmesi söz konusuydu. Yaklaşık 2 milyon 355 bin avro maliyetle çıkmıştı ve 8 civarında firma bundan dosya almıştı. Ama maalesef yapılan spekülasyonlar üzerine hiçbirisi teklif vermedi. Bakın, bu açık ihaleydi. Yani dolayısıyla, buradaki bir yerli ve milli prototip lokomotifin geliştirilmesi bu spekülasyonlardan dolayı geciktirilmiştir. Ben üzüntümü ifade ediyorum ama burada kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Dolayısıyla bunu da inşallah başarmış olacağız" diye konuştu.
Bakan Uraloğlu ayrıca, devam eden projeler ile yeni yol çalışmaları hakkında bilgiler verdi.
'AKARYAKIT FİYATLARINA MÜDAHALE SÖZ KONUSU DEĞİL'
Tarıma 2026 yılında 888,2 milyar liralık bütçe ayırdıklarını aktaran Uraloğlu, şöyle devam etti:
"Bunun 167,6 milyar lirası destek programları, 190 milyar lirası yatırım sektörü, yaklaşık 262 milyar lirası vergi harcamaları. KİT ve ihracat destekleri için de 268 milyar lira olmak üzere bir kaynak ayırmış durumdayız. Diğer taraftan hükümetimizin akaryakıt fiyatlarına bir müdahalesi söz konusu değil. Dünya ve serbest piyasa şartlarına göre bunlar belirleniyor. Akaryakıttan alınan ÖTV maktu tutardadır, her yıl ocak ve temmuz aylarında 6 aylık Yİ-ÜFE oranıyla güncellenmektedir, bunun dışında bir vergi yok. Aksine, bu yıl ocak ayında Yİ-ÜFE oranının daha altında bir fiyatlama yapılmıştır. Ayrıca, benzin üzerine baktığımız zaman KDV ve ÖTV toplam vergi yükü 2002'de yüzde 70,2 seviyesinde iken şu an itibarıyla bu yaklaşık yüzde 42,2 seviyesindedir."
Bakan Uraloğlu, son 23 yılda Türkiye'nin ulaştırma ve altyapı yatırımlarıyla muasır medeniyetler seviyesine ulaştığını ifade etti. Uraloğlu, "Diyarbakır'ın liman bağlantıları noktasında Mersin, Adana, Osmaniye, Gaziantep hattında çalışmalarımıza hızlı bir şekilde devam ediyoruz. 2027 yılına kadar peyderpey orayı işletmeye almış olacağız. Basra Körfezi'nden başlayan Kalkınma Yolu'nun bir parçası olan Ovaköy'den Gaziantep'e, oradan da Kapıkule'ye kadar giden hem demir yolu hem de otoyol projemiz söz konusudur. Kalkınma Yolu'nun programa girmesiyle ya da başlamasıyla buralarda da başlayacağız. Esasında demir yolunu yatırım programına da aldık. Diyarbakır'a da bir bağlantı yapacağız. Diyarbakır-Erbil arasındaki uçuş talebini, hava yolu operatörlerimizle görüşelim. Bu anlamdaki talebi incelesinler, onlar bizden izin istedikleri takdirde biz de o izinleri veriyoruz. Ama tamamen serbest piyasa şartlarıyla bunun oluştuğunu özellikle söylemek isterim" dedi.
30 BİN LİRA ZAM ÖNERİSİ GERİ ÇEKİLDİ
Bütçe teklifinin 4'üncü maddesinde yer alan üst düzey bürokratlar ile kamu yöneticilerine seyyanen 30 bin lira zam yapılmasına ilişkin teklif önergeyle geri çekildi. Genel Kurul'da, bütçe teklifinin maddeleri üzerine görüşmeler devam ediyor.
BAKAN BAYRAKTAR: EGE VE AKDENİZ'DE ELEKTRİK TÜKETİMLERİ DAHA YÜKSEK
Genel Kurul'da bütçe teklifinin 5'inci maddesi üzerine görüşmeler sürerken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, milletvekillerinin soru ve eleştirilerine yanıt verdi. Bakan Bayraktar, elektrik kullanımıyla ilgili, "Son kaynak tedarik tüketimiyle alakalı bazı değerlendirmeler oldu. Özellikle bazı bölgelerin elektrik kullanımı açısından daha yüksek kullanımı nedeniyle bu durumdan olumsuz etkileneceği ifade edildi. Aslında Ege ve Akdeniz bölgelerindeki iller özellikle klima kullanımı nedeniyle elektrik tüketimleri daha yüksek. Fakat biz Son Kaynak Tedarik Tüketimini (SKTT) belirlerken iller bazında ama özellikle Türkiye genelinde aylık ortalama tüketim değerlerine baktık. Bugün Türkiye'de 42 milyon elektrik abonesi var ama aktif 32 milyon ev var. Türkiye'nin bir aylık tüketimi ortalama yaklaşık 190 ila 200 kilovatsaat arasındadır. Dolayısıyla, yıllık 2 bin 400 kilovatsaatlik bir tüketim var" dedi.
'ABONELERİN YÜZDE 94'Ü DESTEK ALMAYA DEVAM EDECEK'
Geçen yıl yaklaşık 5 bin kilovatsaatlik bir yıllık tüketim belirlediklerini ifade eden Bayraktar, "Yani Türkiye'deki ortalama tüketimin 2 katının üzerindeydi ancak destek grubundan çıkarmıştık ve abonelerimizin sadece yüzde 3'ü bundan etkilenmişti. Bu yıl EPDK'nin aldığı kararla bu oran yüzde 6,5'lara geliyor yani abonelerin yüzde 93,5, 94'ü herhangi bir şekilde destek almaya devam edecek, diğer kısım sadece bunlardan almamış olacak. Antalya ve İzmir'deki tüketim Türkiye ortalamasının biraz üzerinde, 240-250 kilovatsaatlerde olduğunu görüyoruz. Elbette ki abone bazında farklı şeyler olabilir ama Antalya özelinde yine bu rakama dikkat ederek 4 bin kilovatsaati belirledik ama şunu söyleyeyim; buna rağmen tüketimi yüksek olan tüketicilerimizde istisnai grupları tanımladık. Ona rağmen, hali vakti yerinde olmayan, gelir anlamında düşük olup bu desteğe ihtiyaç duyan vatandaşlarımız SKTT'ye girmiş olsalar bile bir başvuruyla tekrar maddi durumlarını gösterdikten sonra Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından destek gurubuna devam edebilirler. Yani onların o haklarının baki olduğunu ifade etmek istiyorum" diye konuştu.
'DOĞAL GAZI YAYGINLAŞTIRMAYA DEVAM EDECEĞİZ'
Doğal gazı Türkiye'nin tamamına yaygınlaştırmak istediklerini kaydeden Bakan Bayraktar, "Iğdır'da doğal gaz var, yatırımın yaklaşık yüzde 75'i konutlarda yapılmış durumda ama gitmeyen yerler var. Biz, doğal gazı, bütün ilçelerimize; artık beldelerden talepler gelmeye başladı. İşin, tabii hava kalitesiyle ilgili çok önemli bir boyutu var ama onun yanı sıra, aynı zamanda ciddi bir konfor tarafı var, ücret olarak da desteklediğimiz için vatandaşlarımız tercih ediyorlar. Gidebildiğimiz yerlere boru hattıyla ama gidemediğimiz yerlere de taşıma suretiyle doğal gazı mutlaka götürmeye gayret ediyoruz. Hem Iğdır'da hem Malatya'da gitmediğimiz lokasyonlarla alakalı 26-27 planlamalarımız yapılmış durumda, şirketlerle bu konuda hedefleri ve yatırım programlarını netleştirmiş durumdayız. Özellikle depremden etkilenen lokasyonlarda çok sayıda bina yapıldı ve o altyapı için oralara ehemmiyet verdik ama bu süreçler bitmek üzeredir. Dolayısıyla, doğal gazı yaygınlaştırmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
'HİÇBİR MERA ARAZİSİNE GÜNEŞ SANTRALİ YAPILAMAZ'
Bakan Bayraktar ayrıca, köylerin içme suları için elektrik ücretlerini desteklediklerini ve il özel idareleriyle birlikte güneş santrali kurulumu işlemlerini sürdürdüklerini dile getirdi. Bakan Bayraktar, tarımsal sulamayla ilgili de "Benzer şekilde, tarımsal sulamada da bu uygulamaları hem DSİ'yle hem de münferit başvurularla güneş enerjisi çözümleriyle yapmaya gayret ediyoruz. Halfeti konusunda şunu söyleyeyim; Türkiye'de hiçbir mutlak tarım arazisine güneş, rüzgar veya herhangi bir yatırım yaptırmıyoruz, benzer şekilde mera için de böyle. Bu konuda Tarım ve Orman Bakanlığımız son derece hassas, hiçbir mera arazisine güneş santrali yapılamaz. Yani aksi bir örneği varsa bunu konuşabiliriz, Tarım Bakanlığımızla da konuşuruz ama özellikle onlar bu konuda çok hassas davranıyorlar. Mera veya tarım arazisine herhangi bir yatırım bu anlamda yapılması söz konusu değil" dedi.
'SAYIN BAKAN GENEL KURULU KASTEN YANLIŞ BİLGİLENDİRMİŞTİR'
Genel Kurul'da söz alan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, "Sayın Enerji Bakanı bütçesi sırasında Genel Kurulu kasten yanlış bilgilendirmiştir ve bu yanlış bilgilendirmenin şu anda düzeltilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Kendisi, son 2 yılda Ankara'da suya yüzde 317, İstanbul'da 356, İzmir'de yüzde 350 zam yapıldığını iddia etti. Biz de bunu çalıştık Sayın Bakan; ben size gerçek rakamları vereyim: Ankara'da son bir yılda yüzde 27, toplamda son 2 yılda yüzde 119 zam yapıldı, İstanbul'da son 2 yılda yüzde 121 zam yapıldı, İzmir'de yüzde 116 zam yapıldı. Yani sizin verdiğiniz rakamlar yanlış. Üstüne üstlük Ankara'da 2025 yılının başında özellikle 10 metreküp kullanımın altındaki vatandaşlara yüzde 10 indirim de yapıldı. 10 metreküp altında kullanan vatandaş sayısı yüzde 67 yani konutların neredeyse hemen hemen hepsini kapsıyor. Sayın Bakan kendisini savunamayınca ve sorulan sorulara cevap vermeyince saldırmayı tercih etti ama hiç yakışmamıştır" ifadelerini kullandı.
'ESEFLE KINIYORUM'
AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Nahit Yenişehirlioğlu, Meclis'te kullanılan dilin çok önemli olduğunu belirterek, "Türkiye Cumhuriyeti'nin bakanına yönelik, 'Ben meydan okuyorum' lafı nasıl bir seviyesizliktir Allah aşkına. Bu doğru bir şey değildir yani soru yöneltilebilir, Bakan buna cevap verir, bürokratlar cevap verir ama burası sanki rövanşist bir alanmış gibi, hodri meydan der gibi... Bu zehirli dili bizim artık bırakıyor olmamız lazım. Çözüme ulaşmak istiyorsak, cevap arıyorsak bunu doğru bir üslupla yöneltmemiz lazım. Esefle kınıyorum" diye konuştu.
'TAVRIMIZIN ARKASINDAYIZ'
Yeniden söz alan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, AK Parti'li Yenişehirlioğlu'na cevaben, "Ben de Sayın Yenişehirlioğlu’nu esefle kınıyorum. Sayın Bakan, olmayan bir veriyi bize saldıracak şekilde kullandı, bize itham etti. ABB ve belediyelerimizi itham etmiş ve milletvekillerinin sorularına cevap vermek yerine Genel Kurul’a saldırmayı tercih etmiştir. Burada açık bir yanlış bilgilendirme kasten yapılmıştır. Dolayısıyla, benim tavrım son derece de nezaket içerisindedir ve biz tavrımızın arkasındayız" dedi.
'PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU'NDA ZAM RAKAMLARINA İTİRAZ EDİLMEDİ'
Ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, milletvekillerinin sorularını yanıtlamayı sürdürdü. Bakan Bayraktar, CHP'li Emir'e dönerek, "Bu konu aslında Plan ve Bütçe Komisyonunda detaylı olarak konuşuldu. Orada gündeme gelen bu belediyelerdeki su bedelleri; esas itibarıyla doğal gaz ve elektrik fiyatlarının artması, tarifelerin yüksek olması, bunlara sürekli zam yapıldığı iddiası nedeniyle gündeme getirildi. Biz de cevabi olarak dedik ki, 'Biz devlet olarak uzun zamandır vatandaşlarımızı enerji fiyatlarına karşı korumak için destekler veriyoruz. Bu destekleri elbette ki gerçek ihtiyaç sahibine, dar gelirliye, sabit gelirli vatandaşlarımıza, emekli vatandaşlarımıza esas itibarıyla yapalım, daha yoğun miktarda yapalım.' Son yaptığımız uygulamalar da bu mertebede yapılmış ve bugün itibarıyla doğal gazda yüzde 45, elektrikte de yüzde 50'lik fatura devlet tarafından karşılanıyor ama biz bunu söylerken şunu dile getirdik, 'Benzer şekilde çok temel, evrensel hizmetlerden biri olan suyun da vatandaşlarımıza ucuz verilmesi lazım. Belediyeleri siz yönetiyorsunuz' dedim ve buradaki rakamları Plan ve Bütçe Komisyonunda ifade ettim. Orada şöyle bir şey ifade edildi, 'Hiç bu zamlar böyle değildir' diye bir şey ifade edilmedi; tam tersine, bu zamların sebebi olarak elektrik fiyatlarının belediyelere yüksek fiyatlı olarak verildiğinden bahsedildi. Ben de şunu ifade ettim, 'Son 2 yılda elektriğe, belediyelerin su hizmetini sunabilmek için kullandığı elektriğe yüzde 43 zam yapılmış.' 'Bakalım, ne kadar zam yapılmış?' dediğimizde yüzde 320'ler, İstanbul'da biraz daha yüksek rakamlar" değerlendirmesinde bulundu.
'RAKAMLARI ASKİ'NİN WEB SİTESİNDEN ALDIK'
Bakan Bayraktar, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın Genel Kurul'daki konuşması üzerine mesaj gönderdiğini kaydederek, şöyle devam etti:
"Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı bana bir mesaj gönderdi ve dedi ki, 'Biz böyle bir zam yapmadık.' Ben de kendisine şunu söyledim, burada da ifade ediyorum, 'Biz suyla ilgili rakamları ASKİ'nin yani Büyükşehir Belediyesine bağlı su idaresinin 'web' sitesinden aldık.' Kamuya açık bir bilgiyi söylüyorum size yani biz bunu kendi kafamızdan uydurmadık. Oradaki rakamları söyleyeyim: Ocak 2023'teki rakam 14,54, Aralık 2025 46,53. Bu aradaki farkın yüzde kaç 100 olduğunu sizler de buyurun, hesap edin. Kullandığımız rakamlar kendilerine ait, resmi rakamlar ve Sayın Başkana dedim ki, 'Eğer ASKİ'nin rakamlarında, 'web' sitesinde, sizin koyduğunuz rakamlarda bir yanlışlık varsa biz buradaki şeyi düzeltiriz.' Ama ben Plan ve Bütçe Komisyonunda şunu da gösterdim; aynı vatandaşın Ankara'da doğal gaz faturasından, elektrik faturasından ve su faturasından bahsettim. Su faturaları, elektrik fiyatlarının çok daha üzerinde seyrediyor. Dolayısıyla bu rakamlar ASKİ'nin web sitesinde eğer yanlışsa lütfen düzeltin ve kamuoyu bunu bu şekilde bilsin; bunu ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı.
'NÜKLEERİ ULUSLARARASI STANDARTLARA UYGUN BİR ŞEKİLDE AKKUYU'DA HAYATA GEÇİRİYORUZ'
Nükleer enerji ile ilgili sorular üzerine Bakan Bayraktar, nükleer enerjinin 31 ülkede kullanıldığını ve Birleşmiş Milletler (BM) İklim Konferansında iklim değişikliğiyle mücadele de en önemli unsurlardan birisi haline geldiğini söyledi. Bakan Bayraktar, "Yeni yapılan santrallere baktığınız zaman dünyada 60'ın üzerinde yeni reaktör yapılıyor ve dünyanın gelişmiş büyük ekonomileri Birleşmiş Milletler İklim Konferansı'nda şunu söyledi, 'Dünya küresel ısınmayla mücadele için 2050 yılına geldiğinde mevcut nükleer santral sayısını, kapasitesini 3 katına çıkarmak durumunda.' Dolayısıyla nükleeri herkes kullanıyor, biz de uluslararası standartlara uygun bir şekilde, denetimlerini, standartları son derece üst seviyede tutmak suretiyle, nükleer güvenliği önceleyerek, asla bundan taviz vermeden Akkuyu'da hayata geçiriyoruz. Bu, bizim ülkemizin enerji geleceği için, enerji güvenliği için ve temiz bir şekilde sağlanabilmesi için yani karbon emisyonu üretmeden sağlanabilmesi için, mevcut yaptığımız yenilenebilir yatırımları desteklemek için olmazsa olmaz unsurlardan bir tanesidir" diye konuştu.
'BU YANILTMADAN VAZGEÇİN'
Bakan Bayraktar'ın cevapları üzerine yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, "Sayın Bakan en kibar ifadeyle söyleyeyim; sizi yanıltıyorlar çünkü, '2023 Ocak' dediniz, 'Rakamı oradan aldığınızı' söylediniz, demek ki bu 3 yıla tekabül ediyor, siz, '2 yıl' dediniz. 3 yıllık enflasyonu hesaplamışlar, '2 yıl' dedirtmişler size. Ankara'da kademeli fatura var yani konutların yüzde 80'i, yüzde 90'ı, 10 metreküpün altında kullanıyor ve zam yapılmadı. Dolayısıyla, gelin, siz doğru rakamı kabul edin. Biz çalıştık bunu, son 2 yılda ASKİ'nin yaptığı zam yüzde 119'dur; bunu kabul edin ve artık bu ısrardan vazgeçin, bu yanıltmadan vazgeçin" dedi.
'ELEŞTİRDİĞİNİZ KADEMELİ TARİFE UYGULAMASI ANKARA'DA UYGULANIYOR'
Ardından yeniden söz alan Bakan Bayraktar, "Ankara'da kademeli tarife var yani bizim elektrikte yaptığımız ve burada eleştirdiğiniz konu aslında Ankara'da yapılıyor. Açıkçası doğrusu da bu yani daha çok tüketimi kısmak için fatura ve tarife buna göre belirleniyor. Ancak ben zaten size 0-15 metreküp için bu rakamları okudum ve dedim ki: Ocak 2023'te 14,54; Aralık 2025'te 46,53 ama diğer kademeyi öğrenmek isterseniz söyleyeyim: 16 ila 30 metreküp arasında 20,42 iken Ocak 2023'te bu rakam 139,62'ye çıkmış yani 6,8 kat artmış. 30 metreküpün üzerinde tüketirseniz de 2023'te 26,36 olan rakam 232,73'e çıkmış. Dediğim gibi, bu rakamlar yani 8,8 kat artmış durumda, yüzde 880 demek. Dolayısıyla bu rakamlar ASKİ'de var, yanlışsa onlara bakmakta fayda var ama bu rakamlar sizin rakamlarınız" değerlendirmesinde bulundu.
'BAKANLIĞIN YARGIYA MÜDAHALESİ SÖZ KONUSU OLAMAZ'
Genel Kurul'da kanun teklifinin 7'nci maddesi üzerine görüşmeler sürerken Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtladı. Bakan Tunç, bir milletvekilinin, 'Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasına bakanlığın müdahil olup olmadığı' yönündeki soru üzerine, "Bakanlığın sürece müdahil olması söz konusu olamaz. AİHM 2'nci Daire; 8 Temmuz 2025 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ilgili maddelerinin ihlali nedeniyle bir karar vermiştir, özgürlük ve güvenlik hakkı ve tutuklamaya yönelik. Tabii, bu dava, bildiğiniz gibi, Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen, 'Kobani davası' olarak bilinen ve 42 yıl hapis cezası, tutukluluğun devamıyla ilk derece kararı sonuçlanan ve sonrasında istinaf edilen, Bölge Adliye Mahkemesi Ankara 22. Ceza Dairesinde devam eden bir dava. Tabii, burada tamamen AİHM kararı ilgili mahkeme tarafından değerlendirilecektir, ilgililer de bu konuda başvurularını yapmışlardır. Burada bizim yargıya müdahale etmemiz, Bakanlığın sürece müdahil olması söz konusu olamaz" ifadelerini kullandı.
'AVUKATLARIMIZIN EMEKLERİNİN KARŞILIĞINI ALMALARI GEREKİR'
Nefret söylemlerine 'Ceza Kanunu'nda yer verildiğini hatırlatan Bakan Tunç, "Bu noktada, eğer böyle bir ihlal varsa, kanunun bu maddesini ihlal eden bir fiil varsa bu noktada yargı makamlarına gerekli müracaatlar yapılabilir. Sayın Kaya, 'Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince ücretler hakkaniyetli bir şekilde düzenlensin' dedi. Evet, biz de katılıyoruz. 'Ceza Muhakemesi Kanunu' gereğince görev alan avukatlarımızın özellikle hakkına uygun, emeklerinin karşılığını almaları gerekir. Genellikle genç avukatlarımızın 'Ceza Muhakemesi Kanunu' gereğince müdafi olarak görevlendirildiklerini görüyoruz. Bu konuda ocak ayında ücret tarifesi yenilenecek. Beraat vekalet ücreti ve katılan vekalet ücretini asgari ücret tarifesinde bir düzenleme yapmıştık. Yargıda birtakım farklı uygulamalar olmuştu ama bu da şu anda Ceza Genel Kurulu kararıyla yeknesak bir duruma kavuşmuş oldu. Burada özellikle CMK ödeme sistemindeki sorun, UYAP'tan kaynaklanan bir problem şu anda söz konusu değil ama münferit bazen olabilir; bu noktadaki hususu da araştıracağız" diye konuştu.
'ÇOCUKLAR DEVLETİMİZE EMANET'
Bakan Tunç, cezaevlerinde kalan çocukların durumu ile ilgili şu ifadeleri kullandı:
"Burada çocuklar devletimize emanet. Bu çocukların büyükleri, anneleri suç işlemiş olabilir ama çocukların cezalandırılmasını gerektirmez, onlara en iyi imkanları sunmak durumundayız orada eğitim ihtiyaçları ve onların özellikle iyi yetişebilmeleri anlamında. 0-3 yaş grubundaki çocuklar ceza infaz kurumu içerisindeki oyun alanlarından faydalanıyorlar. Yine, 3-6 yaş grubundaki çocuklar öncelikli olarak ve sıraya alınmaksızın Milli Eğitim Bakanlığına bağlı anaokulları ve ana sınıflarından ücretsiz olarak faydalanıyorlar. Yine, 3-6 yaş grubundaki çocuklar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı denetimindeki özel kreşlerden de ücretsiz olarak yararlanıyorlar. Yine, kadın hükümlü ve tutukluların bulunduğu karma ve müstakil ceza infaz kurumlarında, anaokulu ve diğer okullardan yararlanmaktalar ve onların özellikle sosyal etkinliklere, tiyatro, sinema, resim çalışması gibi bunlara da özen gösteriyoruz."
'SADECE TARİH DEĞİŞİKLİĞİYLE İLGİLİ BİR DURUM SÖZ KONUSU'
TBMM gündeminde bulunan 11'nci Yargı Paketi ile ilgili soruyu yanıtlayan Bakan Tunç, "Covid-19 düzenlemesinden özellikle 31 Temmuz 2023 tarihi itibarıyla cezaevinde bulunanlar yararlanmıştı. Adalet Komisyonundan geçen düzenlemede; cezaevinde bulunanların yanı sıra daha önce suç işleyen ama cezaevinde bulunmayan, mahkemesi, davası uzun sürdüğünden dolayı yararlanamayan kişilerin eşitlenmesi söz konusudur. Burada, özellikle sadece tarih değişikliğiyle ilgili durum söz konusudur. Yalnız, deprem bölgesindeki davalarla ilgili olarak deprem suçları tabii taksirle ölüme neden olmak, bilinçli taksire gidenler var, yine kolon kesme vesaire durumunda olası kast durumuyla ilgili tartışmalar söz konusu. Tabii, bunlarla ilgili yargının yeknesak bir uygulaması ilerleyen süreçte olması gerekiyor. Özellikle taksirle yaralamaya sebebiyet vermenin cezası da 11'nci yargı paketinde artırılan suçlardan bir tanesi" dedi.
'SANKİ BİN YIL ÖNCE ORTA ASYA'DAN ANADOLU'YA CHP'LİLER GELDİ'
Genel Kurul'da bütçe teklifinin 8'nci maddeleri üzerine görüşmeler sürerken söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Hulki Cevizoğlu, "Önce bir espriyle başlayalım. Sayın Oğuz Kaan Salıcı, 'AK Parti'nin iktidara 23 yıl önce geldiğini ama Türklerin Anadolu'ya bin yıl önce geldiğini' söyledi. Sanki bin yıl önce Orta Asya'dan Anadolu'ya CHP'liler geldi. Böyle bir şey olabilir mi ya? Yani Orta Asya'dan Anadolu'ya at sırtında CHP'liler mi geldi. Bağlamsız, bağlantısız, yanlış örneklerle halkı yanıltmaya çalışmamak gerekiyor. Sayın Sırrı Sakık da ilginç bir konuşma yaptı, sanki DEM Parti'sinin kongresinde gibi partisine ayar vermeye çalıştı. Sayın Sırrı Sakık, İmralı'ya gidemediği için partisine küskün. O nedenle, partisine demokrasi dersi vermeye çalıştı" ifadelerini kullandı.
'BEN BARIŞIN EMRİNDEYİM'
DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, AK Parti'li Cevizoğlu'na cevaben, "Ben burada bir sisteme eleştiri getirdim. Aslında, en büyük hedefim de sizdiniz. Kurduğunuz her cümlede, 'Sayın Recep Tayyip Erdoğan' demeden cümle kuramıyorsunuz. Bakın, bir şey söyleyeyim size, benim bu parlamentoda bütün partilere eleştirimdir, partim de bu konuda bu eleştiriden payını alır. Eğer bir partide ön seçim yoksa bu demokrasinin ayıbıdır. Efendim, 'Siz İmralı'ya gitmediniz' Bakın, Sayın Cevizoğlu, ben nereye gittim biliyor musun? Şam'a gittim. Bütün barış görüşmelerinde oldum ama hep mutfakta oldum, benim böyle bir derdim yok. Ben her gün sahadayım, partimin emrindeyim, halkımın emrindeyim, barışın emrindeyim" diye konuştu.
'CEVİZ KABUĞU KADAR CİDDİYE ALMAM SİZİ'
Ardından söz alan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, "1071'de Alparslan'ın orduları Malazgirt'te bir zafer kazandılar ve Türklere Anadolu'nun kapısını açtılar, orada CHP yoktu. Orada CHP yoktu ama 1920'de Yunan'ı denize dökerken o ordunun Başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk'tü. Ve Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nden kaynaklanan, Kuvay-ı Milliye'den köklerini alan, bir yıl sonra CHP olacak olan parti bu cumhuriyeti kurdu ve İstiklal Savaşı'nı kazandı. İşte bu, bizim onurumuzdur. Bakın, çok öyle ciddiye alacağım birisi değilsiniz, ceviz kabuğu kadar ciddiye almam sizi. Ama sizinle yaptığım son Halk TV programını hatırlıyorum; Kanal İstanbul'un vatana ihanet projesi olduğunu, Montrö'yü kaldırmak üzere tasarlandığını ve bu ihanetin baş senaristinin de Tayyip Erdoğan olduğunu siz göbeğiniz yırtılırcasına söylüyordunuz. Ve bugün bu tartışmayı niye açıyorsunuz biliyor musunuz? Kapılandığınız yer iyice görsün istiyorsunuz" dedi.
'SİZ ATATÜRK'ÜN PARTİSİ DEĞİL İNÖNÜ'NÜN PARTİSİ OLDUNUZ'
AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında tartışma yaşanırken konuşan AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Hulki Cevizoğlu, "Sayın Murat Emir'in, 'Ben Atatürkçüyüm, Atatürk'ün baş harfinin niye küçük olduğunu açıklayacağım' demesini bekliyordum. Şimdi, şunları söyleyeyim; ben Kanal İstanbul konusunda, CNN televizyonunda, sizin şu anda sanık İstanbul eski Belediye Başkanınız, 'Hiçbir Atatürkçü Kanal İstanbul'a 'Evet' diyemez’ dediği zaman ona cevap vermek için, CNN'deki kayıtlar ortadadır. Dedim ki, 'Ben Kanal İstanbul'a 'evet' diyen bir Atatürkçüyüm' dedim orada. Ayrıca, 'Atatürkçülük sizin tekelinizde değil hatta bana göre Kanal İstanbul yetmez, Anadolu tarafına da bir başka kanal daha yapılması gerekiyor' bunu da söyledim. Ayrıca, Atatürkçülük konusunda tartışmadan kaçtığınızı anlıyorum. Atatürk'ü savunamazsınız. Siz CHP, cumhuriyeti kuran parti değildir, Atatürk kurmuştur cumhuriyeti. Tarihinizi okuyun önce. Atatürk Eylül 1923'te Cumhuriyet Halk Partisini kurmuş, 1 ay sonra da cumhuriyeti kurmuştur. Cumhuriyeti kuran parti CHP değildir. Siz, ayrıca, Atatürk'ün partisi değil İnönü'nün partisi oldunuz" değerlendirmesinde bulundu.
'BİR GÜNDE DEĞİŞENLERDEN İĞRENİYORUZ'
Tartışmalar sürerken CHP Grup Başkanvekili yeniden konuştu. Emir, "Herkesin tanık olduğu üzere, Kanal İstanbul için, 'İhanet projesidir' dediğini reddedemedi. Sonrasında, döndükten sonra CNN'de neler söylediğini anlattı; bu bir. İkincisi; arkadaşlar, bakın, bizim her siyasete saygımız var. 86 milyon başımızın tacıdır. Sağcısı, solcusu, ortası, muhafazakarı, milliyetçisi; hiçbiriyle sorunumuz olmaz. AK Partililerle de sorunumuz olmaz, zamanla görüşü değişenlerle de sorunumuz olmaz ama bir günde değişenlerden iğreniyoruz. Size de tavsiye ederim. Bakın, burada hiç kimsenin haddi, hakkı, bize soru soramaz. Bize bu konularda test yapamaz. Sen kimsin de soru soruyorsun. Bu cesareti kimden alıyorsun. Ne biliyorsan biliyorsun ama bu millet seni görüyor, bu halk seni değerlendirdi" ifadelerini kullandı.
BİRLEŞİME ARA VERİLDİ
CHP'li Emir'in konuşması esnasında AK Parti ve CHP milletvekilleri birbirinin üzerine yürümeye başladı. Milletvekilleri kürsü önünde toplanırken Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl birleşime 10 dakika ara verdi.
'TÜRKİYE'DE İŞKENCEYE SIFIR TOLERANS VARDIR'
Aranın ardından yeniden toplanan Genel Kurul'da Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Bakan Tunç, cezaevleri şartları ile ilgili eleştiriler üzerine, "Türkiye'nin cezaevlerinde, bir kere, tecrit sistemi yoktur, işkence söz konusu değildir, işkenceye sıfır tolerans vardır. Bakınız, son 23 yılda yaptığımız yatırımlarla 409 cezaevini biz kapattık. İnsan haklarına uygun olmayan, insani şartlar yerine getirilmeyen cezaevlerinin tamamını kapattık. Diyarbakır Cezaevini hatırlayın, kültür merkezi haline geldi, Sinop Cezaevi kültür merkezi haline geldi. O acı hatıraların yaşandığı yerlerdi buralar ve cezaevlerimiz uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından da denetleniyor. Özellikle hasta hükümlü ve tutuklularla ilgili 'Ceza İnfaz Kanunu'muzun ilgili maddeleri çerçevesi içerisinde bunların tedavileriyle ilgili çalışmalar da yapılıyor" diye konuştu.
'İHA PARÇALARI İLE İLGİLİ İNCELEME DEVAM EDİYOR'
Bakan Tunç, Karadeniz'de düşürülen İHA ile ilgili soru üzerine Milli Savunma Bakanı ile görüşme yaptıklarını kaydederek, "Tabii, Karadeniz üzerinden hava sahamıza girmek üzereyken takibe alındı ve uygun bir ortamda F-16'larımız tarafından düşürüldü. Tabii vurulunca küçük bir cihaz, çok küçük parçalara ayrıldı. Bu parçalarda da hangi ülkeye ait olduğuna dair bir iz bulunamadı ama bu parçalarla ilgili incelemenin devam ettiğini bizlere ifade etti" dedi.
'OLAYLARLA İLGİLİ GEREKLİ İDARİ, ADLİ SORUŞTURMALAR YAPILIYOR'
Bursa ve bazı stadyumlarda meydana gelen sloganlar ile ilgili konuşan Bakan Tunç, "Spor kardeşliktir, spor barıştır, sevgidir; dayanışmamızı daha da kuvvetlendirmemiz gereken evrensel bir değerdir. Spor asla ayrıştırmanın sebebi ve ötekileştirmenin aracı olmamalı, biz bu düşüncedeyiz. Hassas bir süreçten geçiyoruz, 'Terörsüz Türkiye' sürecinin başarıya ulaşmasını hepimiz istiyoruz, bu sürece zarar verecek herhangi bir tutum ve davranışın olmamasını istiyoruz; bu noktada, herkesin sorumlu davranması bu ülkenin ve bu milletin menfaatine olacaktır. Tabii, bu tür olaylar karşısında tepkimizi ortaya koyarken de bir genelleme yapmamak gerekir, burada da özellikle sürece zarar veren bir durum söz konusu olur; o nedenle, hepimizin, bu provokasyonlara gelmeden, özellikle ülkemizin huzur ve güvenliği için, geleceğimiz için sorumlu davranmamız gerekir; aksi takdirde ülkemiz zarar görür. Olaylarla ilgili gerekli idari, adli soruşturmalar yapılıyor; bu noktada, özellikle orada meydana gelen olaylarla alakalı yetkili kuruluşlar bunun üzerinde duruyor" değerlendirmesinde bulundu.
'BU BÜTÇE HALKI KORUYAN BİR BÜTÇEDİR'
Bakan Tunç, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir'in, 'Bu bütçe halkı ezen bütçedir' sözleri ile ilgili ise şu ifadeleri kullandı:
"Bu AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın 24'üncü bütçesi. Demokrasi tarihimizde 24 bütçeyi art arda yapmak hiçbir iktidara, hiçbir lidere nasip olmadı ve ben de Parlamentoda, burada 16 bütçeye şahit olmuştum. Tabii, konuşmalarda bir farklılık yok. Hükümet icraatları anlatıyor, ülkede yapılan yatırımları anlatıyor; muhalefet de eleştiriyor. Burada halkı ezen bir bütçe değil, halkı koruyan bir bütçe söz konusu. Bütçenin rakamlarına baktığınız zaman, en fazla pay eğitime ayrılıyor; çocuklarımıza, geleceğimize ayrılıyor ve 2 trilyon 896 milyar lira çocuklarımızın eğitimi için harcanacak bu bütçede, 3 trilyon 307 milyar lira halkımızın sağlığı için harcanacak. Bu bütçede 917 milyar sosyal destek vatandaşlarımıza, engellilerimize, yaşlılarımıza, kadınların ve çocukların korunmasına harcanacak. Savunma harcamaları hep gündeme geldi, 1,2 trilyon lira sadece savunma sanayisine. Yine, üretimi desteklemek için üreticiye ve tarıma yönelik teşviklerle ilgili de 713 milyar lira. Bir de en önemlisi deprem afeti yaşadık, 11 vilayetimizin ayağa kaldırılması sürecini hep beraber gururla takip ediyoruz. Binaların teslim sürecine artık geldik ve bu noktada da özellikle depreme de bu sene yine 564 milyar lira kaynak aktarılacak. Geçen sene de yine bir o kadar para ayrılmıştı ve bu kaynaklar, milletimizin paraları yine milletimize bu bütçede aktarılıyor. O nedenle, halkı ezen değil, halkı, milletimizi koruyan bir bütçedir diğer bütçelerde olduğu gibi. Ve inşallah nice bütçeler, böyle 24 değil, 34'lere ulaşsın, ülkemiz istikrar içerisinde büyüsün diyoruz."
8 MADDE KABUL EDİLDİ
Bakan Tunç'un milletvekillerinin sorularını yanıtlamasının ardından '2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin ilk 8 maddesi kabul edildi. Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl, birleşimi saat 11.00'da toplanmak üzere kapattı.






