Bakan Yardımcısı Turan: Bir daha yanlış yapılırsa hiç kimse masaya oturmaz
İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, 'Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin, "Bu süreci herkesin iyi değerlendirmesi lazım. Bir daha altında kalırsak çok büyük bedeli olacağını, bir daha yanlış yapılırsa kolay kolay hiç kimsenin bir daha masaya oturamayacağını, bölgeye tekrar eski günlerde olduğu gibi kötü tabloların hakim olacağını hatırlatmak isterim" dedi.

İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün destekleriyle Yeşeren Gençlik Derneği tarafından merkeze bağlı Kumçatı beldesindeki Vali Aydın Arslan İmam Hatip Ortaokulu'nda oluşturulan ve 2017 yılında Batman'ın Kozluk ilçesinde terör saldırısında şehit olan müzik öğretmeni Şenay Aybüke Yalçın'ın adının verildiği okuma salonunun açılışı yapıldı. Törene; İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, Vali Birol Ekici, Yeşeren Gençlik Derneği Başkanı ve İçişleri Bakanlığı Bakan Müşaviri Hatice Atan ile protokol üyeleri katıldı.
'BU İLİN HİÇBİR YERİ TERÖR YATAĞI OLMAZ'
Açılışta konuşan Bakan Yardımcısı Turan, "Bakınız yıllarca içimizi acıtan bir tanımlama oldu. Tüm haberlerde duyduğumuz, siyasal metinlerde okuduğumuz bir tanımlama oldu. 'Terör bölgesi’, ‘terör yatağı' dediler. Ben isyan ediyorum bir Çanakkale evladı olarak. Bu ilin hiçbir yeri terör yatağı olmaz, olmamalıdır. Bu ilin hiçbir bölgesi, kenti, köyü terörün yatağı olmaz, olmamalıdır. Adını verdiğimiz şehidimizi düşünün. 20'li yaşlarda, tebessümüyle andığımız, kendi sazıyla türkü söyleyen, ülkesinin bir köşesine gidip anne babasını bırakıp gençlere eğitim için emek veren bir kardeşimizi, öğretmenimizi genç yaşta şehit etmenin, öldürmenin bir topluma, bir millete hangi faydası olabilir? Genç bir öğretmeni katletmenin hangi anlayışa, siyasal etiğe, terör kültürüne, ülke anlayışına faydası olabilir? Biz o şehitlerimizi verdik. 40 yıl geçti. Ama artık yapmamak, kavga etmemek, barışmak, geçmişle hesaplaşmak istiyoruz.
Kimin hatası varsa, kim yanlış yapmışsa, kim o genç şehitlerimize sebep olmuşsa hatasıyla yüzleşsin, bir daha bu hataları yapmamak üzere masada olsun ve bir daha kavga olmasın istiyoruz. Kolay değil. Her şeyin farkındayız. Her ailemiz zarar gördü, ekonomik olarak gördü. Şehit vererek gördü. Dağa kaçırılarak gördü. Herkes zarar gördü" dedi.
'SABREDECEĞİZ, İDARE EDECEĞİZ'
Turan, devlet güvenliğinden taviz verilmeyeceğini belirterek, "Sabredeceğiz, idare edeceğiz. Ama kararlılıkla, mutlaka bu gençlere terörsüz bir ülke bırakma ısrarıyla yolumuza devam edeceğiz. Ama gözümüz kör değil. Herkesin ne yaptığını bilen insanlarız. Bu süreci herkesin iyi değerlendirmesi lazım. Bir daha altında kalırsak çok büyük bedeli olacağını, bir daha yanlış yapılırsa kolay kolay hiç kimsenin bir daha masaya oturamayacağını, bölgeye tekrar eski günlerde olduğu gibi kötü tabloların hakim olacağını hatırlatmak isterim. Kuzeyimize, güneyimize bakın, savaş var. Bu kadar kargaşanın içerisinde hala kardeşliğini pekiştirmeye çalışan, hala bayrağın altında gururla yaşamaya çalışan 86 milyon eşit insanlarız, kardeşleriz. Fikrimiz, zikrimiz, mezhebimiz, dinimiz, memleketimiz farklı olabilir ama yeri geldiğinde aynı çorbaya kaşık sallayan insanlarız. Aynı bayrak altında gururla duran insanlarız. O yüzden altını çizmek istiyorum ki bu tarz etkinlikleri artıracağız" diye konuştu.
'TÜRKİYE'Yİ HEP BERABER İNŞA EDECEĞİZ'
Turan, "İnşallah bu ülkenin 5, 10, 20 sene sonrasında asla terörün, kavganın, kanın, gözyaşının değil, kitabın, ilmin, irfanın, çalışmanın, başarının, gençlerin huzurunun, mutluluğun olduğu bir Türkiye'yi hep beraber inşa edeceğiz. Biz yolumuzda kararlılıkla devam etmeye, ısrarlı devam edeceğiz. Bakınız; biz bu işleri yaparken dünyanın başka taraflarında batılı ülkelerde o ülkenin çocukları mühendis, doktor, sanatçı oldu. Ama aynı ülkenin yöneticileri bizim ülkemizde bizi sevmeyen, ülkeyi sevmeyen, terörle çalışan insanlara para, silah, tank, top verdi. Onların evlatlarına mühendis olmak, doktor olmak düştü. Bize şehit ve gazi olmak düştü. O yüzden diyoruz; başka amaçların aparatı, oyuncağı olmak yerine bu ülkenin vatandaşı olarak gururla yaşamaya devam edeceğiz. Biz bu güzel şehrin de terörle değil, başarıyla ve yatırımla anılmasını ümit ediyoruz. Bizler elimizden geldiğince bu yürüyüşe destek olacağız" dedi.
'76 KÜTÜPHANE VE OKUMA SALONU AÇTIK'
Şırnak Valisi Birol Ekici de kentte 177 bin öğrencinin bulunduğunu belirterek, okuma salonlarının öğrencilerin eğitim hayatına katkı sağlayacağını söyledi.
Yeşeren Gençlik Derneği Başkanı Hatice Atan ise "Gabar Dağları denilince şehit haberleri gelirdi. Ama bugün Rabb'ime hamdolsun, önce şehitlerimizin sayesinde, sonra Cumhurbaşkanımızın dik duruşu ve güvenlik güçlerimizin mücadelesiyle artık dağlarımızda şehit haberleri değil, petrol fışkırıyor. Bugün de burada devletimizin desteğiyle, derneğimizin ev sahipliğinde okulumuzda şehidimizin ismini verdiğimiz bir okuma salonunu açacağız. Şehit Aybüke Yalçın'ı tebessümüyle, güler yüzüyle, müzik notalarıyla tanımlıyoruz. Şehit olmadan önce, 'Bayrağımızın dalgalandığı her yer bizim vatanımızdır' demişti. Bu sözü hepimizin hafızasında kaldı. Ama onun gülüşünü, tebessümünü, idealist bir öğretmen oluşunu ve çocuklarımızı bu coğrafyada sevgiyle yetiştirdiğini hiçbir zaman unutmayacağız, unutturmayacağız” diye konuştu.
İl Müftü Vekili Abdullah Şanlı'nın duasının ardından okuma salonunun açılışı yapıldı. Daha sonra Bakan Yardımcısı Turan, öğrencilerle sohbet etti.
‘KİM HATA YAPARSA, KİM YANLIŞ YAPARSA BUNUN ALTINDA KALIR’
İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, Şırnak Öğretmenevi'nde İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün desteği ve Geleceğe Işık Saçan Şırnak Kadın Derneği’nin ev sahipliğinde düzenlenen ‘Şehit Ailelerimiz ve Gazilerimize Terörsüz Türkiye Yolunda Omuz Omuza’ programına katıldı. Programa ayrıca Vali Birol Ekici, Geleceğe Işık Saçan Kadın Derneği Başkanı ve İçişleri Bakanlığı Bakan Müşaviri Hatice Atan, Belediye Başkanı Mehmet Yarka, şehit aileleri ve gaziler de katıldı. Bakan Yardımcısı Turan, konuşmasında terörsüz Türkiye sürecinin kararlılıkla sürdürüleceğini belirterek, “Sayın Bahçeli'nin daveti çok kıymetli. Güçlü liderliğiyle, Cumhurbaşkanımızın da konuya sahiplenmesiyle Türkiye'de bir başka süreci başlattı. Zorlukları var, kolay değil. Alışkanlıkların, sosyolojik travmaların açılması kolay değil. Yasal süreçleri olacak. Entegrasyon süreçleri olacak. Barışma, kardeşlik, inşa süreçleri olacak. Hiç kolay değil. Ama kararlıyız. Bu bir el uzatmaysa bu eli iyi sıkmalı. Bu bir el uzatmaysa, bu süreç iyi değerlendirilmeli. Bir daha bu bölgede tekrar kanın, gözyaşının, teorinin olduğu dönemleri düşünmek bile istemiyoruz. Bizim Şırnak'ımızın dağları, tepeleri çok daha özel, çok daha kıymetli. O yüzden bu yolun dönüşü yok diyorum. O yüzden bu adamı attık, bir daha geri dönmeyeceğiz diyorum. Kim hata yaparsa, kim yanlış yaparsa bunun altında kalır. Dil silahtan daha etkili bir silahtır. Dil silahtan daha bedel öğreten bir araçtır. O yüzden herkesin diline dikkat etmesi, en hassas dönemi geçirmek için önemli diye düşünüyorum. 2 yıldan beri bir tek şehit haberi, gazi haberi gelmemişse bundan daha büyük bir nimet olmaz diye düşünüyoruz. 170 bin öğrencimiz var Şırnak'ta. Bu gençlere bırakılacak olan en büyük miras tarla, toprak değildir. En büyük miras huzurlu sorunsuz, ekonomik olarak, demokratik olarak güçlenmiş Terörsüz Türkiye'dir” dedi.
‘BİZ KAVGA DEĞİL, BARIŞ İSTEYEN İNSANLARIZ’
Güvenlik güçlerinin görevlerini kararlılıkla sürdürdüğünü belirten Turan, “Terör örgütü kendisiyle, hatırasıyla, geçmişiyle muhasebe yapmadan bu milletin kardeşliğine omuz veremez. Herkes aynaya bakacak. Herkes yaptığı hatayla yüzleşecek ve Türkiye'de bir daha bu sayfanın açılmaması üzerine adım atacak. Emniyetimiz, jandarmamız, askerimiz kendine düşen ne varsa tedbir almak, yanlış yapma ihtimali onlara karşı dik durmak, her türlü riski göğüslemek zorunda. Ama herkes dersini alır, yola devam ederse, iyi niyetli adım atarsa biz Şırnak'ın Gabar’ında petrol çıkarmaya, Cudi'de festival yapmaya devam ederiz. Biz kavga değil, barış isteyen insanlarız. Dört tarafımızda ateş çemberi var. Kardeş olmaktan başka, omuz omuza olmaktan aynı bayrak altında huzurla oturmaktan başka yolumuz yok. Gidecek başka kapımız da yok. Biz bu millet evlatlarıyız. 86 milyon bu ülkede doğduk, bu ülkede öleceğiz. Önceden Gabar deyince hepinizin aklına gelen şey terördü. Gabar deyince aklımıza gelen kavgaydı, gerginlikti. Ama bugün Gabar'da çok farklı ekonomik imkanların olduğunun, Türkiye'de çıkarılan petrolün neredeyse yarısının çıkarıldığı bir tesisin olduğunun hep beraber şahidi olduk. Gabar'daki petrolde 3 bin 200 kişi çalışıyor. Çevre yolları, bağlantı yolları 550 kilometreyi bulmuş. Sırf Gabar petrolü sağlıklı gitsin gelsin diye 550 kilometre yol yapıldı. Türkiye'nin günlük petrol üretimi 135 bin varil, bunun sadece 81 bin varili Gabar'dan çıkıyor. Terörsüz Türkiye sürecine sahip çıkacağız. Beraber kardeş olmanın her türlü şartını zorlayacağız. Şırnak’ta bu sürece sahip çıkmayan, teröre müzahir, terör hatırası olan kim varsa ‘dur’ demek, ‘akıllı olun’ demek, ‘yanlış yapmayın’ demek önce sizin göreviniz. Nasıl ki Sayın Bahçeli, Sayın Erdoğan, kendi tabanlarını belki üzme ihtimaline rağmen risk alarak kardeş olmanın kapısını açtı, bizden o yoldan koşmak, daha büyük heyecanla yürümek düşer” diye konuştu.
ATAN: ŞEHİTSİZ BİR TÜRKİYE İÇİN İŞİN ARKASINDAYIZ
Bakan Müşaviri Hatice Atan ise terörsüz ve şehitsiz bir Türkiye istediklerini dile getirerek, şunları söyledi:
“Yıllarca bu bölgede biz kadınlar ağladık. Çoğu kadınımız bu topraklarda eşini şehit verdi, çoğu evladını şehit verdi. Yıllarca belki Şırnak hep terörle anıldı ama aslında Şırnak aynen Çanakkale gibi şehitler şehridir, şehitler diyarıdır. Yarın Cudi'de, Sefine'de, şehitliğimizin önünde önce mesajımızı vereceğiz. Sonra annelerimizle inşallah Sefine'de namaz kılarak dua edeceğiz. Salonda bir annemiz var. Ankara'dayken şu cümleyi kullandı; 'Ben evladımı şehit verdim ama torunumu şehit vermek istemiyorum' dedi. Çok etkilenmiştik. Devlet Bahçeli bir söylemde bulundu. Dünya liderimiz Recep Tayyip Erdoğan da dedi ki, 'Biz terörsüz bir Türkiye diyoruz.' Biz de anneler olarak, ‘Şehitsiz bir Türkiye, gazisiz bir Türkiye için, bizler de bu işin arkasındayız’ mesajını Şırnak'ta vermek istedik.”














