Geri Dön
PolitikaBilal Erdoğan: Cumhurbaşkanımız olduğu için kendimizi daha güvende hissediyoruz

Bilal Erdoğan: Cumhurbaşkanımız olduğu için kendimizi daha güvende hissediyoruz

Darülaceze Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programında konuşan Darülaceze İdare Meclis Üyesi Bilal Erdoğan, "Bugün Cumhurbaşkanımız olduğu için kendimizi daha güvende, daha emniyette hissediyoruz.Cumhurbaşkanımız olduğu için bu bölgemizdeki savaşlarda, haksızlıklarda Türkiye bütün dünyaya barışı, bütün dünyaya hakkaniyeti, adaleti haykırabiliyor, sesini yükseltiyor. Birleşmiş Milletler sistemi bütün bu çatışmaları bitirmek için yetersiz kalırken Cumhurbaşkanımızın 'dünya 5'ten büyüktür' çağrısıyla 'daha adil bir dünya mümkündür' haykırışıyla ümidimiz adeta canlı kalıyor" dedi.

Bilal Erdoğan: Cumhurbaşkanımız olduğu için kendimizi daha güvende hissediyoruz

Darülaceze Başkanlığı tarafından organize edilen iftar programı Darülaceze İdare Meclis Üyesi Bilal Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirildi. Programa Erdoğan'ın yanı sıra TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, İstanbul Valisi Davut Gül, Darülaceze Başkanı Esra Ceceli İslam, Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, sanatçılar Hülya Avşar, Burç Kümbetlioğlu, Özgür Ozan, şarkıcı Sinan Akçıl, futbolcular İrfan Can Kahveci, Kerem Aktürkoğlu, Mert Günok, İsmail Yüksek, Çağlar Söyüncü, Acun Ilıcalı, Kasımpaşa Teknik Direktörü Emre Belözoğlu, şef Danilo Zanna, şef Mehmet Yalçınkaya, voleybolcu Zehra Güneş ve birçok ünlü isim katıldı. Bilal Erdoğan program kapsamında Darülaceze'yi ziyaret ederek kurumun çeşitli bölümlerini gezdi. Ziyaretin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bilal Erdoğan, Darülaceze'nin 1895 yılında II. Abdülhamid tarafından kurulduğunu ve o dönemki vatandaşların katkılarıyla inşa edilerek bugünlere kadar geldiğini ifade etti. Bilal Erdoğan, Darülaceze'nin dünyada merhametin önemli direklerinden bir tanesi olduğunu belirterek, İstanbul'un merkezinde milletin merhamet medeniyetini temsil ettiği, kendilerinin de bu sorumluluğu taşıyanlar olarak programa gelen katılımcıları ağırlayarak kurumu tanıtmaya çalıştıklarını belirtti.

'RAMAZANIN SONUNUN GELMESİ İNSANLARDA BİR BURUKLUK MEYDANA GETİRİYOR'

Programda konuşan Bilal Erdoğan, "Ramazan’a veda ediyoruz. Yarın son iftarımızı yapacağız. Ramazan’ın güzelliği anlaşıldığı zaman, ramazanın sonunun gelmesi insanlarda bir burukluk meydana getiriyor. Belki bizler Müslüman bir ülkede doğmuş büyümüş insanlar olarak ramazanın kıymetini, oruç ibadetinin ne büyük bir nimet olduğunu bazen biraz ıskalıyoruz, hakkını veremeyebiliyoruz. Hani demişler eskiler, 'o mahiler ki derya içindedirler ama bunu bilmezler' Yani o balıklar ne büyük okyanusların içinde yaşarlar da ne kadar büyük bir denizin içinde olduklarını fark etmeden yaşarlar. Dolayısıyla gerçekten ramazan ayı da, oruç ibadeti de Rabbimizin bize verdiği çok büyük nimetlerdir. Benim yurt dışında 15 yıla yaklaşan yaşadığım dönemde yabancılara, gayrimüslimlere ramazan ayını ve orucu anlattığım zaman her zaman hayranlıklarına, gıptayla dinlemelerine şahit olmuşumdur. 'Nasıl yani, su da mı içmiyorsunuz, kaç saat oluyor toplam, otuz gün mü, bütün ay boyunca mı?' diye soruyorlardı. Ramazanda yardımlaşma dediğimiz zaman, herkesin birbirine yardım ettiğini, ihtiyaç sahiplerine ulaştığını, sofralara gidip oturduğunu anlattığımızda yine hayretle ve gıptayla karşılıyorlardı. Bu bakımdan ramazanın sonuna gelmek gerçekten üzüyor. Hatta bir kasidede, bir ramazan ilahisinde 'Şu mübarek iki ay olsa bari' diyor. O aklıma geliyor. Ama gerçekten bu güzel ayı memleketimizde belki uzun yıllardır olmadığı kadar güzel karşıladık. Okullarımızda, sokaklarımızda, mahallelerimizde bu güzel süslemelerle ramazanı eskilerin tabiriyle çok güzel şenlendirdik. Nesiller arası aktarım açısından da güzel bir vesile oldu. Eskiden bizim çocukluğumuzda büyükler hep 'Nerede o eski ramazanlar' derdi. Galiba bu ramazanda onu çok duymadık. Onun için ayrıca mutluyum. Yine Rabbim bizleri Kadir Gecesi'ne eriştirdiği gibi inşallah bayrama da sağlık sıhhat içinde kavuştursun" şeklinde konuştu.

‘BİZ BU BÖLGEDE BİR İSTİKRAR ADASI OLARAK KALMAYA DEVAM EDİYORUZ’

Bilal Erdoğan, "Ramazan’a bu güzel manevi hava içerisinde girdik, ama dışımızda, kontrolümüzün dışında gelişen olaylar maalesef fevkalade kötü gelişti. Bölgemizde bir savaş, bir soykırım yetmiyormuş gibi bir de İran’da İsrail ve Amerika’nın giriştiği yeni bir savaşı yaşıyoruz. Ülkemiz 50 yıldır bölgesindeki istikrarsızlıklarla imtihan oluyor. Hepsinden doğrudan etkileniyoruz. 1970'lerde petrol krizi olmuştu etkilendik, seksenlerde İran-Irak savaşı olmuştu etkilendik, 1990'larda Amerika Körfez’e girdi etkilendik, 2000’lerde Irak ve Suriye’de yaşananlar, bugün kuzeyimizde Ukrayna-Rusya savaşı, hepsinden etkileniyoruz. Ama şu dersi çıkarıyoruz: Biz bu bölgede bir istikrar adası olarak kalmaya devam etmeliyiz. Milletçe güçlü olmalı, birliğimizi güçlendirmeliyiz. Aynı zamanda bölgemize nizam vermekle ilgili de bir sorumluluğumuz var. Bunu kabul etmek lazım. Bize ne Suriye’den, İran’dan, Ermenistan’dan, Azerbaycan’dan, Bulgaristan’dan deme lüksümüz yok. Kudretlimizle, merhametimizle bütün bu bölge ülkelerin sağ selameti için Türkiye’nin daha güçlü olması, kenetlenmesi ve birliğini daha da güçlendirmesi lazım. Buna muhtaç olduğumuzu da özellikle hatırlatmak istiyorum.

'TÜRKİYE BİR YANDAN BARIŞIN YANINDA OLMA ÇABASINI SÜRDÜRÜYOR'

Darülaceze inşa edildiğinde dünyada savaşların olduğunu ve savaşlar nedeniyle göç etmek zorunda kalanlar için 2'nci Abdülhamid'in kurumu inşa ettirdiğinden bahseden Erdoğan, "O gelenek devam ediyor. Bugün Rusya-Ukrayna Savaşı'nda da Gazze'deki soykırımda da bölgede devam eden şu anki İran'daki savaşta da Türkiye bir yandan barışın yanında olma çabasını sürdürüyor, bir yandan da bu savaşlardan mağdur olan, etkilenen insanlara, onların yaralarına merhem olmaya çalışıyor. Adeta o yüzyıllardan bu yana yaşayan, gelen Darülaceze ile de tescillenen o merhamet anlayışını bugün yaşatmaya çalışıyor. Bugün Cumhurbaşkanımız olduğu için kendimizi daha güvende, daha emniyette hissediyoruz. Cumhurbaşkanımız olduğu için bu bölgemizdeki savaşlarda, haksızlıklarda Türkiye bütün dünyaya barışı, bütün dünyaya hakkaniyeti, adaleti haykırabiliyor, sesini yükseltiyor. Birleşmiş Milletler sistemi bütün bu çatışmaları bitirmek için yetersiz kalırken Cumhurbaşkanımızın 'dünya 5'ten büyüktür' çağrısıyla 'daha adil bir dünya mümkündür' haykırışıyla ümidimiz adeta canlı kalıyor. Onun için eğer 'Türkiye Yüzyılı' diyorsak bu aynı zamanda bölgesinde barış ve istikrarı olan bir Türkiye anlamına gelmeli. Biz bu yolda çalışmaya devam ederken işte bu güzel kurum o ümidi yaşatmada da bence bize çok şey hatırlatıyor" ifadelerini kullandı.

'YAŞAMIMDA BİRİNCİ SIRAYA KOYDUĞUM ŞEY AİLE'

Programda konuşan Hülya Avşar, "Yaşamımda birinci sıraya koyduğum şey aile. Aile her zaman sağlam ve birbirini hatalarıyla kabul edip severse o zaman her şey çok güzel oluyor" dedi.