Geri Dön
PolitikaCumhurbaşkanı Başdanışmanı Uçum: Görevlendirme, İmralı'nın statüsünü değiştirmeyecek

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Uçum: Görevlendirme, İmralı'nın statüsünü değiştirmeyecek

Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanı ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın statüsü ile ilgili tartışmalara ilişkin, "Silahsızlanma ve Siyasallaşma Alt Komisyonu Öcalan'ı diyelim ki koordinatör olarak görevlendirdi. Bu görevlendirme ne Öcalan'ın hükümlü statüsünü değiştiren bir görevlendirmedir, ne Öcalan'ın infaz sürecini askıya alan bir değerlendirmedir. Hükümlü statüsü de değişmeyecek, infaz süreci de askıya alınmayacak" dedi.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Uçum: Görevlendirme, İmralı'nın statüsünü değiştirmeyecek

Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanı ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Çankaya Köşkü'nde basın mensuplarıyla bir araya geldi. Uçum, Adalet Bakanı Akın Gürlek'i Hukuk Politikaları Kurulu'nda ağırladıklarını anımsatarak, Türkiye'nin yeni anayasa gündemini konuştuklarını söyledi. Uçum, yeni anayasanın temel yaklaşımları, hukuk politikası perspektifleri, temel kaidesi ve ilkeleri konularına ilişkin geçmişte yapılan fikri çalışmaların daha da geliştirileceğini belirterek, "Hukuk politikalarının görevi, fikri süreçlerde öneri belgeleri, sonuç belgeleri, politika belge taslakları oluşturmak, icrai süreçlere bir tür fikri asistanlık yapmaktır. Yeni anayasa konusunda da kurulumuzun başkanı Sayın Cumhurbaşkanımıza daha önce yaptığımız çalışmaların sonuçları arz edilmişti. Cumhurbaşkanımız, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 1 Ekim açılış konuşmasında yeni anayasaya büyük bir vurgu yaptı. Dolayısıyla 28'inci dönemin kalan süresinde, Türkiye siyasetinde, belki Meclis'in gündeminde yani demokratik siyasi mecralarda yeni anayasa konusu artık genel değerlendirmelerden öteye belki de biraz içerik kazanarak tartışılmaya başlanacak" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Uçum: Görevlendirme, İmralının statüsünü değiştirmeyecek

'39 YILDIR TÜRKİYE'DE YENİ ANAYASAYA İHTİYAÇ VAR'

Uçum, yeni anayasaya ihtiyaç olduğunu söyleyerek, "Bu ihtiyaç meselesi siyasetin ihtiyacı ya da elitlerin ihtiyacı üzerinden ele alınamaz. Bu ihtiyaç halkın ihtiyacı olarak değerlendirilmeli ve halkın talep ve ihtiyaçları üzerinden ele alınmalı. Özellikle 2011 seçimlerinden önce hatta 2007 seçimlerinden önce de bütün partiler Türkiye toplumuna, Türk milletine, Türkiye halkına yeni anayasa sözü verdi. Bu söz bugüne kadar yani 15 yıldır aralıksız tekrar edildi. Cumhur İttifakı'nın da pragmatik yaklaşımlar içerisinde yeni anayasa hedefi var; hem MHP'nin hem AK Parti'nin. Diğer partilerin de var. 2023 seçimlerinden önce altılı masa kuruldu. Onlar kapsamlı bir anayasa değişikliği hazırladılar. O da bir tür anayasa sözüdür. Dolayısıyla bu demokratik siyasi aktörler, partiler, 'Yeni anayasaya ihtiyaç var mı?' sorusuna halkın eğilimleri, talepleri üzerinden herhalde bir cevap arayacaklardır. Bana sorarsanız 82 Anayasası kabul edildikten beri ama ilk değişiklik 1987'de olduğu için 1987'den beri 39 yıldır Türkiye'de yeni anayasaya ihtiyaç var. Ömrümün 3'te 2'si yeni ve sivil anayasa çalışmalarıyla öyle ya da böyle temas ederek geçti" diye konuştu.

'TARTIŞMALARIN YAPILABİLECEĞİ BİR DÖNEME GİDİYORUZ'

Yeni anayasanın hep Türkiye'nin gündeminde olduğunu ifade eden Uçum, "Dolayısıyla artık bu olağan gündemin giderek içeriklenebileceği, giderek somut zeminde tartışmaların yapılabileceği bir döneme gidiyoruz. Cumhurbaşkanımızın 1 Ekim'de yaptığı konuşmada ortaya koyduğu perspektif ve yaklaşımlardan edindiğim izlenime göre artık yeni anayasa meselesi jenerik tartışma alanı olmaktan çıkacak. Daha somut konuların tartışıldığı bir zemine oturacak. Dolayısıyla 28’inci dönemin kalan süresi bakımından yeni anayasanın fikri olgunlaşma sürecinin yaşanabileceğini öngörebiliriz. Peki bu yeni anayasa, 28’inci dönemde yapılabilir mi sorusu da var tabii. Meclis Başkanımız, 28'inci dönem için çok büyük işler yaptı biliyorsunuz. Ondan hareketle, bu dönemde de istenirse yeni anayasanın yapılabileceği şeklinde bir yaklaşım ortaya koydu. Elbette bu tamamen Meclis'in takdirinde ve kararındadır. 28'inci dönemde yeni anayasayı yapma kararlılığı ortaya çıkarsa, bu da hiç dışlanabilecek bir seçenek değildir. Ancak farklı bir değerlendirme de yapmak mümkündür. Şimdi seçimlere yaklaşık 18 ay civarında kaldı. Yani 2028 seçimlerinin mart ya da nisanda olabileceği artık büyük ölçüde netleşmiş durumda. Bu 18 ay içerisinde partiler bir mutabakat sağlayıp Cumhurbaşkanımızın dediği 'Büyük Türkiye Mutabakatı' çerçevesinde hareket edip bir yeni anayasa çalışması yapabilirler mi? Tabii ki yapabilirler. Ancak baktığımızda bu sürenin daha çok yeni anayasanın hangi parametrelerle, ilkelerle, temellerle ve sütunlarla ele alınması gerektiğine ilişkin fikri çalışmanın öne çıkacağı belki bir teklif taslağının ortaya çıkmayacağı ama yeni anayasayla ilişkin geniş bir fikri müktesebatın daha somut olarak oluşabileceği bir süreç yaşanabilir. 2028’de yapılacak seçimden sonra da 2029’da yeni anayasanın artık yüksek bir mutabakatla yapılıp halkoyuna sunulması artık son derece gerçekçi bir hedefe dönüşebilir" dedi.

'HALKLA BAŞLAYIP HALKLA BİTEN BİR ANAYASA YAPIM SÜRECİ'

Yeni anayasanın halk oylaması olmadan yürürlüğe sokulamayacağını vurgulayan Uçum, "Temsili kurucu irade, asli kurucu irade adına yaptığı anayasada son onayı kimden alacaktır? Halktan alacaktır. Bir anayasa değişikliğinde 400'den fazla milletvekilinin kabulüyle gerçekleşen bir değişiklik, referanduma sunulup sunulmamak konusunda değerlendirilebilir. O konuda Cumhurbaşkanının yetkisi vardır. Ama yeni anayasa yapıldığında isterse 400’ün çok üzerinde milletvekili bu anayasayı kabul etsin; her halükarda referanduma sunulacaktır, halkın onayına sunulacaktır. Halkla başlayıp halkla biten bir anayasa yapım sürecinden söz ediyoruz. Benim anladığım ve öngördüğüm kadarıyla, Sayın Cumhurbaşkanımızın 1 Ekim'de ortaya koyduğu, geçmişte de defaatle vurguladığı yeni anayasa hedefi, aynı zamanda bir yapım süreci olarak da artık başlıyor. Geçmişte bir temenni olarak, bir politik vaat olarak gündemde olan bir konu. 1 Ekim 2026’dan itibaren artık bir yapım süreci olarak başlamıştır. Dolayısıyla bu yapım sürecinin aşamalarına da baktığımızda 28’inci dönemin kalan süresinde yeni anayasanın içeriğinin somutlaşmasına yönelik bir fikri seviyenin ortaya çıkabileceğini, 29’uncu dönemde de yeni anayasanın yapılabileceğini öngörebiliriz" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Uçum: Görevlendirme, İmralının statüsünü değiştirmeyecek

'BU YIL BİTMEDEN MİLLİ GÜVENLİK KARARI'NIN İLANI BEKLENİYOR'

Uçum, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine ilişkin de, "7595 Sayılı Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 467 milletvekilinin kabulüyle geçti. Bu bizim yasama faaliyeti içerisinde birkaç anayasa değişikliği hariç bu seviyede bir ortaklığın, bu seviyede çeşitliliğin olduğu son derece önemli bir yasal düzenleme. Muhtemelen bu yıl bitmeden Milli Güvenlik Kararı'nın ilanı bekleniyor. Bu konuda yetkili arkadaşlar bu tip değerlendirmeleri yapıyorlar. Ama gözüken o ki bu yıl bitmeden Milli Güvenlik Kurulu kararının ilan edilmesi ve kuvvetle muhtemel yılın ilk yarısı tamamlanmadan da 6 aylık sürede yapılacakların hepsinin hayata geçeceği öngörülerden bir diğeri" dedi.

'BU BİR İMTİYAZ DEĞİLDİR'

Uçum, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın statüsü ile ilgili tartışmalara ilişkin, "Ben daha önce söyledim. Silahsızlanma ve Siyasallaşma Alt Komisyonu Öcalan'ı görevlendirebilirdi. Yani bu komisyon Öcalan'ı diyelim ki koordinatör olarak görevlendirdi. Bu görevlendirme ne Öcalan'ın hükümlü statüsünü değiştiren bir görevlendirmedir, ne Öcalan'ın infaz sürecini askıya alan bir değerlendirmedir. Hükümlü statüsü de değişmeyecek, infaz süreci de askıya alınmayacak. Bu görevlendirme devlet ve toplumla bütünleşme perspektifi doğrultusunda terörün tahsisine ilişkin üstlendiği rolü yerine getirmek için sağlanan bir çalışma koşulundan başka bir şey değildir. Dolayısıyla hem onun için bir mekan oluşturulması, o mekanda bu görevi yerine getirmesi için çalışması, hem de ona bir görev unvanı verilmesi bu devlet ve toplumla bütünleşme çerçevesindeki rolünü yerine getirmesi için sağlanan çalışma koşuludur. Belki vakti gelince açık görüşme çeşitliği de gündeme gelebilir. Bunun da ona sağlanan bir imtiyaz olmadığını bilmek lazım. Sonuçta Öcalan bir görevi yerine getirmek için belli çalışma koşullarına ihtiyaç duymaktadır. Dolayısıyla bu tip değerlendirmeleri Öcalan'a sağlanan çalışma koşullarını bir hükümlü statüsünün değişimi olarak niteleyemezsiniz. Hükümlü statüsü değişmiyor. Öcalan'ın infaz sürecinin askıya alınması şeklinde değerlendiremezsiniz, infaz süreci devam ediyor. Öcalan'a sağlanan bir imtiyaz olarak değerlendiremezsiniz. Çünkü bunlar imtiyaz değil görevi yerine getirmesi için asgari şartlardır" değerlendirmesinde bulundu.

'BASIN ÇALIŞANLARIMIZ AÇISINDAN GELİŞMELER OLACAK'

Uçum, ayrıca gündemde İş Kanunu'na ilişkin çalışmalar olduğunu söyleyerek, "2024 Ocak ayında Cumhurbaşkanımız bir çalışma hayatı toplantısında Türkiye'de iş hukukuna ilişkin mevzuatın çok dağınık olduğunu, bunların toparlanması gerektiğini, burada bir tekleştirme olması gerektiğini ayrıca standartlar arasında uyumsuzluklar olduğunu, farklı farklı iş kanunlarının çalışma hayatında çok çelişkili sonuçlara sebebiyet verdiğini söyledi. Bir 'Türk İş Kanunu' hazırlanması gerektiğini söyledi. Mesela basın mensuplarımızın tabi olduğu kanun, Basın İş Kanunu. Bu kanunda hem çok eskimiş hükümler var hem de diğer iş kanunuyla çok uyumsuz hükümler var. Öbür tarafta Borçlar Kanunu'nda hizmet sözleşmeleri diye düzenlemeler var. Yaklaşık 40 farklı mevzuatta çalışma hayatına ilişkin düzenlemeler var. Cumhurbaşkanımız bizim politika belgesi taslağımızı politika belgesine dönüştürdükten sonra 2024 Ocak ayında bunu kamuoyuna ilan ettikten sonra Adalet Bakanlığımız, Çalışma Bakanlığımız ve Hukuk Politikaları Kurulu'nun iş birliği içerisinde 'Türk İş Kanunu'na ilişkin bir çalışma başlatıldı. O çalışmalarda da büyük ölçüde sona gelindi. İnanıyorum ki 'Türk İş Kanunu' gene çok büyük bir mutabakatla sosyal tarafların da desteğiyle hayata geçtiğinde, çalışma hayatındaki bu farklı uygulamalar, çelişkili uygulamalar, sorunlu uygulamalar ortadan kalkacak. Basın çalışanlarımız açısından da çok önemli gelişmeler olacak" diye konuştu.

'2 DÖNEM ŞARTI KORUNUYOR'

Uçum, Türkiye'de yeni anayasaya ilişkin çok sayıda taslak olduğunu belirterek, "Hatta 1987’den beri başlıca taslakları çıkarırsanız 20'nin üzerinde taslak var. Hukuk Politikaları Kurulu'nun görevi tabii bir taslak çalışması yapmak değil. Yani madde madde bir teklife dönüşebilecek bir taslak yazmak Hukuk Politikaları Kurulu'nun görevi değil. Ancak bu çerçevede de biz de bu tip taslak çalışmaları olduğunda bunlara katkı verdik. Cumhurbaşkanı seçilme yeterliliğinde değişiklik düşünülüyor mu? Benim gördüğüm hiçbir taslakta değişiklik düşünülmüyor. Dönemle ilgili de benim gördüğüm taslaklarda bir değişiklik yok. Yine 2 dönem şartı korunuyor. Dolayısıyla ne Cumhurbaşkanının seçilme yeterliği açısından ne de dönem süresi açısından benim gördüğüm taslaklarda bir değişiklik söz konusu değil" diye konuştu.