DEM Parti'li Hatimoğulları: Barış gemisini limana ulaştıracağız
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 'Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin, "İktidara soruyoruz; ekranlarda sürekli, 'Süreç tıkandı' diyerek ortalığı bulandıran medya simsarlarının ellerini nasıl ovuşturduklarını görmüyor musunuz? Bu kesimler ve onlara çanak tutanlar şu sözümüzü iyi dinlesinler; ellerinizi boşu boşuna ovuşturmayın, bu gölden size balık çıkmaz. Ne olursa olsun barış gemisini limana ulaştıracağız" dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Hatimoğulları, Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku başta olmak üzere birçok faili meçhul dosyanın bulunduğunu belirterek, "Gülistan'ın arkadaşı Rojvelat Kızmaz'ın ölümü mutlaka araştırılmalıdır. Rojin Kabaiş; başta ailesi olmak üzere kadın hareketinin aylardır gündemden düşürmediği bir konudur ve 'Rojin için adalet' talebi mutlaka karşılanmalıdır. Ancak buradan şunu açıkça ifade etmeliyim ki; bu soruşturmalar bir vitrine dönüşmemeli, dağ fare doğurmamalıdır. Faili meçhuller gökten inen bir karanlık değil, bu sistemin ürettiği, koruduğu, sakladığı karanlığın ta kendisidir. Bakın Mehmet Sincar, Uğur Mumcu, Ceylan Önkol, Deniz Poyraz, Hrant Dink, Berkin Elvan, Dargeçit Davası, 10 Ekim Gar Katliamı, bunları saymaya devam edersek günler yetmez. Bu kadar uzun bir liste ve bu kadar uzun karartılan hayatlar var. Cumartesi Anneleri bir ömürdür kayıplarını arıyor. Tüm faili belli davalar için gerekli adımlar atılmalı ancak bu adımlar sahici ve sonuç alıcı adımlar olmalı" ifadelerini kullandı.
Hatimoğulları ayrıca faili meçhuller için TBMM çatısı altında 'Hakikat Komisyonu' kurulması çağrısında bulundu.
'BARIŞ, BU TOPRAKLARDA MUTLAKA VE MUTLAKA KAZANACAK'
'Terörsüz Türkiye' sürecinde yaşanan gelişmeleri de anlatan Hatimoğulları, "PKK silahlara veda ettiğini, örgütsel yapısını lağvettiğini dünyaya ilan etti ve bunu gerçekleştirerek tarihi bir hamle yaptı. Bu, yüzyıllık Cumhuriyet tarihinin en önemli gelişmelerinden birisidir. Bu adımın gereklilikleri yapılırsa Türkiye yalnızca prangalarından kurtulmayacak, toplumsal kutuplaşma son bulacak, demokratikleşmenin zemini büyüyecek. Önümüzde bu kadar aydınlık bir tablo varken, barışa bu kadar yaklaşıp barış ve demokratikleşmeyi konuşuyorken, barış menziline koşar bir adımla gidilmesi gerekirken iktidar aksak, ürkek ve oyalayıcı bir tutum içerisindedir. Altını tekrar çiziyoruz, barış sürecinde iktidarın adım atmadığı her an süreç karşıtlarının hile ve hurdayla dolu provakatif tutumları geliştirmesinin önünü açar. Bakın bu kadar fırsat ve risk denklemi söz konusuyken iktidara soruyoruz, ekranlarda sürekli, 'Süreç tıkandı' diyerek ortalığı bulandıran medya simsarlarının ellerini nasıl ovuşturduklarını görmüyor musunuz? Bu kesimler ve onlara çanak tutanlar şu sözümüzü iyi dinlesinler; ellerinizi boşu boşuna ovuşturmayın, bu gölden size balık çıkmaz. Ne olursa olsun barış gemisini limana ulaştıracağız. Ve yine iktidara bir soru daha soruyoruz, Orta Doğu'daki istikrarsızlığı derinleştirmek isteyen güçler bekleme halinizden son derece memnunlar. Bunu gerçekten görmüyor musunuz? Madem, 'Dış güçler' diye bir tehdit algınız var o zaman bu tehditleri ortadan kaldırmak için barıştan daha iyi bir yol yok. İktidar artık Nasreddin Hoca misali ipe un sermekten vazgeçmeli, teyit-tespit tekerlemesine sarılarak puslu bir hava üretmemeli. Meclis Komisyonu'nun nihai raporunu eksik de olsa siyasi barışın yolunu açmak için bir rehber olarak kabul etmeli ve buradan ilerlenmeli. Artık arife tarif gerekmiyor. Adım atılsın ki ülke nefes alsın, barış umudunun üstündeki kara bulutlar dağılsın, bu ülkede onurlu bir barış sağlansın. Barış bu topraklarda mutlaka ve mutlaka kazanacak" diye konuştu.





