Geri Dön
PolitikaDervişoğlu: Mahkemelerin karar vereceği meselelere siyasetçiler bulaşmasın

Dervişoğlu: Mahkemelerin karar vereceği meselelere siyasetçiler bulaşmasın

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 'Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir' açıklamasıyla ilgili, "Bir caniye umut vermeye ya da onun adına bir umut yeşertmeye kalkışmak siyasilerin görevi değildir. Dolayısıyla mahkemelerin karar vereceği meselelere artık siyasetçiler böyle ellerinin hamuruyla bulaşmasınlar diye istiyor ve umut ediyorum" dedi.

Dervişoğlu: Mahkemelerin karar vereceği meselelere siyasetçiler bulaşmasın

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Dervişoğlu, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremleri hatırlatarak, 2011 yılında yürürlüğe giren 'Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı'nın 2023 yılında sona erdiğini söyledi. Dervişoğlu, "Bugün itibarıyla, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yürürlükte olan yeni bir 'Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı' dahi yoktur. Bu, basit bir bürokratik gecikme değildir. Bu, devletin deprem meselesini gündeminden düşürmesidir. Bu bir bilgi eksikliği değildir. Bu bir kaynak yokluğu değildir. Bu bir kader değildir. Bu, yönetim sorumluluğunun terk edilmesidir. Bugün İstanbul ve Marmara Bölgesi için beklenen deprem, bir söylenti değildir, bir kehanet değildir. Bilimsel olarak öngörülen, sonuçları hesaplanmış, olacağı bilinen bir risktir. Ve bu risk karşısında, devletin hala güncel bir eylem planı yoksa bu artık ihmaldir. Ve bu ihmalkarlığın bedeli ise enkaz altında ödenmektedir. Buradan açıkça söylüyorum; bu iktidar başta olmak üzere hiçbir kişi ve kurum bir sonraki büyük depremde, 'kader' deme lüksüne sahip değildir. Çünkü kader, bilinmeyene denir. Oysa burada her şey bilinmektedir. Risk, bilinmektedir. Tehlike, bilinmektedir. Yapılması gerekenler bilinmektedir ama yapılmamaktadır" dedi.

'SURİYE'DE YAPILMASI GEREKEN BELLİDİR'

Dervişoğlu, Suriye'deki gelişmelere ilişkin de "Suriye konusunda bugün gelinen noktada bir gerçeği açıkça teslim edelim; devlet, bizim dediğimize gelmiştir. Sahadaki gelişmeler; aylardır, yıllardır uyardığımız bir hakikati bütün çıplaklığıyla ortaya koymuştur. Şunu artık herkes görmüştür: Suriye’de sonuç üreten şey laf cambazlığı, komisyon tiyatrosu ya da kişilere atfedilen hayali roller değildir. 1,5 yıldan fazla zamandır yaptığımız uyarılar ortadadır. 'Mesele terör olunca, sonuç üretecek şey askeri kararlılıktır, devlet ciddiyetidir ve sahayı okuyabilen güvenlik aklıdır' dedik. İşte durum ortadadır. Ancak, bugün Şam yönetimiyle YPG arasında varılan mutabakatı da doğru okumalıyız. Eğer alınan bir mesafe de varsa bu ne Öcalan’la kurulan muhataplığın ne de iç siyasete malzeme yapılan, akla ziyan söylemlerin ürünüdür. Bu, Türk güvenlik bürokrasisinin kararlılığı ve askeri seçeneklerin masada tutulması sayesindedir. Öcalan’ı muhatap almanın, onu bir pazarlık unsuru gibi sunmanın, ona siyasi bir rol atfetmenin ne kadar akıl dışı ne kadar ahlaksız ne kadar devlet ciddiyetine aykırı olduğu bizzat sahada görülmüştür. Türkiye’nin bekası adına, elde edilen ve edilebilecek kazanımların, teröristbaşının yahut yeni yetme Apocuların dahliyle elde edilmediği ve edilemeyeceği açıktır. PKK’nın ve YPG’nin geri adımı, askeri baskı sonucu gelmiştir. Gerisi sonradan yazılmış masallardır. Şimdi soruyorum; madem devlet aklı buraya gelebiliyor, madem sahadaki gerçek bu kadar net; şimdi ne yapılacaktır? Aynı ihanet korosunun bu sefer de YPG’ye mi kredi açması söz konusu olacaktır? PKK'yı, Suriye'de siyasal makyajla yeniden üretmeye çalışan hiçbir modele ve açılıma göz yummayın, PKK'yı tam ve kalıcı biçimde ezecekken, onu dolaylı yollarla yeniden ayağa kaldıracak hiçbir siyasal manevraya izin vermeyin. Suriye’de yapılması gereken bellidir, terör örgütünün askeri ve siyasi kapasitesi bir daha dirilemeyecek şekilde tasfiye edilmelidir" diye konuştu.

'HİÇBİR ASKERİ MÜDAHALE BARIŞ GETİRMEMİŞTİR'

Dervişoğlu, Amerika'nın İran'a yönelik olası müdahalesiyle ilgili tartışmalarla ilgili de "Orta Doğu’ya dışarıdan yapılan hiçbir askeri müdahale; istikrar, barış ve refah getirmemiştir. Aksine bu müdahaleler; iç savaş, yoksulluk, yozlaşma ve kitlesel göç dalgaları üretmiştir. İran’daki mevcut rejim ciddi bir meşruiyet krizi yaşamaktadır. İran halkının itirazları haklıdır. Ancak bu gerçekler, uluslararası hukuku ve bölgesel güvenliği tehlikeye atan hiçbir dış müdahaleyi meşru kılmaz" ifadelerini kullandı.

'TERÖRİSTİ KUTSAMAK ŞEYTANLIĞIN TA KENDİSİDİR'

Dervişoğlu, "Dünya’da olup bitenleri, saatlerce konuşabiliriz. Önümüze düşen iğrençlikleri, şeytanlıkları günlerce lanetleyebiliriz. Ancak sözler eylemlerle desteklendiğinde anlam ifade eder. 6 Şubat depremlerinden sonra İYİ Parti olarak, kaybolan vatandaşlarımızın ve özellikle çocukların tespit edilmesi için TBMM’ye bir önerge vererek araştırılmasını istedik. Sonuç? AKP ve MHP oylarıyla önergemiz reddedildi. Medyada günlerdir boca edilen şeytani belgeleri, resimleri, videoları düşünürken bunu da unutmayalım. Şeytanı, komplolarda aramaya gerek yok. Depremde kaybolan çocuklarımızı araştırmayan bir zihniyetin kime ve neye hizmet ettiği malumdur. Gazze’de, Doğu Türkistan’da bebeklerin, masumların öldürülmesi şeytanlığın ta kendisidir. İmralı’daki bebek katilini 'barış güvercini' yapmak şeytanlığın ta kendisidir. Al bayrağa el uzatmak, terörü, teröristi kutsamak şeytanlığın ta kendisidir. Tüm bunlar, gizli-saklı adalarda, ayinlerde yaşanmadı. Gözümüzün önünde gerçekleşti. Şeytan, ayrıntıda gizli değil, ayan beyan açıktadır. Şeytan Orta Doğu’da, şeytan İmralı’da, şeytanlar aramızdadır" dedi.

SORULARI YANITLADI

Toplantı çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Dervişoğlu, bir basın mensubunun, 'MHP lideri Devlet Bahçeli dün Öcalan'a bir kez daha umut hakkı istedi. Aynı zamandan 'Demirtaş'ın yuvaya dönmesinde kararımız nettir' ifadesini kullandı. Nasıl değerlendirirsiniz?' sorusu üzerine şöyle dedi:

"Siyasete başladığımdan beri hukukun üstünlüğüne, anayasaya uyulmasına dair görüşlerimi sergiliyorum. Avrupa İnsan Hakkari Mahkemesi'nin kararlarının uygulanması, Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının uygulanması gecikmiş bir durumdur. Bu zamana kadar söylediklerimiz, olaya bakışımızın kefaleti altındadır. Ama bir caniye umut vermeye ya da onun adına bir umut yeşertmeye kalkışmak siyasilerin görevi değildir. Dolayısıyla mahkemelerin karar vereceği meselelere artık siyasetçiler böyle ellerinin hamuruyla bulaşmasınlar diye istiyor ve umut ediyorum."