Destici: Kimse Venezuela'yla Türkiye'yi birbirine karıştırmasın
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, “Kimse Venezuela'yla Türkiye'yi birbirine karıştırmasın. Venezuela'yı küçümsemek için ifade etmiyorum. Ama Türkiye ve Türk milleti dünyada hiçbir milletle ya da devletle kıyaslanamayacak bir noktadadır, bir durumdadır. Biz Türk milleti, Kürşat’ın 40 adet çerisiyle Çin Sarayı'nı bastığı bir milletin ahfadıyız. Dolayısıyla bizim sarayımızı basacak daha anasından doğmamıştır. Buna yeltenen de mutlaka hesabını en ağır bir şekilde öder” dedi.

BBP lideri Mustafa Destici, partisinin genel merkez binasında düzenlediği basın toplantısında konuştu. Destici konuşmasında, “Venezuela'nın seçilmiş devlet başkanı ve eşini bir gece operasyonuyla alıp kendi ülkesine götürmesi ve orada yargılanması asla kabul edilemez. Uluslararası hukuka evvela bir de aykırıdır. Dolayısıyla da uluslararası hukuka aykırı bir şeyi bir hukuksuzluğa Amerika Birleşik Devletleri imza atmıştır. Hiçbir devletin başka bir devlete karşı böyle bir girişimde bulunma hakkı da haddi de ve bir hukuku da yoktur bu işin. Onun için Amerika Birleşik Devletleri'nin bu haydut girişimini bir kez daha şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz. Tabii gördüğümüz bu hadiseden geçen zamandan bugüne kadar yaşadıklarımız aslında Amerika Birleşik Devletleri'nin dünya devletleri üzerinde nasıl bir etki ve hegemonya kurduğunun da bir göstergesi olmuştur. Birkaç ülke dışında ciddi bir tepki verilmemiştir. Birleşmiş Milletler hala toplanmamıştır. Birleşmiş Milletler üyesi bir ülkenin devlet başkanı bir başka ülke tarafından gece yarısı operasyonla alınmış ve hiçbir uluslararası hukuk tanınmadan hemen iki gün içinde yargılaması başlamıştır. Amerika Birleşik Devletleri'nin bunu niye yaptığı çok açık ve nettir. Amerika Birleşik Devletleri Venezuela'ya iç barış, demokrasi, hukukun üstünlüğünü getirmek için bunu yapmamıştır. Her ne kadar görünürde görünür de böyle laflar edilse de işin aslı çok açık ve nettir. Daha sonra Trump da zaten bunu dillendirmiştir. Esas mesele Venezuela'nın sahip olduğu petrol rezervleri, altın başka olmak üzere değerli madenlerdir. Dolayısıyla Amerika Birleşik Devletleri Maduro döneminde bunları anlaşma yoluyla alamamıştır. Ve şimdi yeni bir devlet başkanı seçtirmiştir. Daha önceden anlaştığı öyle gözüküyor. Ve şu anda ilk hedefi Venezuela petrolleri ve altın başka olmak üzere diğer değerli madenleri olacaktır” dedi.
Destici, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gelişmeleri takip eden herkes bilmektedir ki, Venezuela'daki operasyonun tek nedeni çökme sinyalleri veren ABD ekonomisine nefes aldırmak için bu ülkenin yeraltı varlıklarına Amerika Birleşik Devletleri'ni el koymak istemesinden başka bir şey değildir. Bir yıl önce Kanada'ya ‘ABD'nin eyaleti ol’ diyen ve gördüğü tepki üzerine Kanada'ya ağır vergiler koyan, Danimarka'dan Grönland'ı alacağını son ifade şekliyle Grönland'ı ilhak edeceklerini deklere eden siyaset tarzının dünyaya barış ya da herhangi bir hayır getireceğini zannetmek ahmaklıktan başka bir şey değil. Amerika Birleşik Devletleri'nden ve onun haydut başkanı ve yönetiminden dünyaya hayır gelmez. Bunu bileceğiz. Buna göre hareket edeceğiz. Türk'ün Türk'ten başka dostu olmadığını bir kez daha görmüş olduk. Trump yönetimiyle ABD politikalarının değiştiği yorumlarını asla doğru ve gerçekçi bulmadığımızı daha önce de ifade etmiştik. Bugün de o ifadelerimizin doğruluğunu bir kez daha test edildiğini görüyoruz. ABD resmi ağızlardan paradigma değişikliği olarak tanımladıkları yeni politikalarını şu cümleyle zaten defalarca deklere ettiler. ‘Artık evrensel değerler üzerinden değil, ABD'nin çıkarların doğrultusunda müdahaleyle bulunacağız’ diye defaatle bunları dile getirdiler. Türkiye ve Türk milleti olarak biz ne yapacağız? Kimliğimize ve değerlerimize sarılacak, kimliğimizin ve değerlerimizin etrafında birlik olacağız. Ayakta kalmanın, var olmanın başka bir yolu yok. Büyük Birlik Partisi 1990’lı yıllarda giydiği gömleğinin markasını yeni dünya düzeni olarak duyuran küresel emperyalizme karşı Türkiye'de gösterilen en net duruşun kalesi olmuştur. İşte bu kale ayakta olduğu sürece Allah'ın izniyle Türkiye'yi kimseye yem etmeyeceğiz. Türk milletinin bölünmesine, parçalanmasına da fırsat vermeyeceğiz. Eğer güçlü değilseniz haklı olmanızın bu dünya düzeninde bir anlamı yok. Sizin haklılığınız hiçbir şey ifade etmiyor. Şimdi Amerika Venezuela ya da Amerika Danimarka konusunda ya da Kanada konusunda kim haklı? Amerika'nın karşısındakiler haklı. Ama kimin dediği oluyor? Güçlünün dediği oluyor. Yani Amerika Birleşik Devletleri'nin dediği oluyor. Onun için güçlü olmak zorundayız. Hakkı ve hukuku hâkim kılmak için güçlü olmak dışında bir seçeneğimiz yok. Allah'ın izni ve milletimizin gayretiyle daha da güçlü olacağız.”
Destici, “Kimse Venezuela'yla Türkiye'yi birbirine karıştırmasın. Venezuela'yı küçümsemek için ifade etmiyorum. Ama Türkiye ve Türk milleti dünyada hiçbir milletle ya da devletle kıyaslanamayacak bir noktadadır, bir durumdadır. Biz daha birkaç yüz yıl önce kurulmuş bir devlet değiliz. Biz toplama bir millet değiliz. Biz bu topraklarda yaşayan ve adına büyük Türk milleti dediğimiz Kürt'üyle, Türkmen'iyle, Arap'ıyla, Çerkez’iyle, Boşnak’ıyla, Arap’ıyla, Alevi’siyle, Sünni'siyle bin yıllık en az bin yıllık bir tarihi geçmişe sahibiz. Bakın 40 yıldır PKK saldırıyor ama Kürt’le Türk'ün arasına bırakın bölmeyi parçalamayı bir fitne dahil sokabilmiş değil. Onun için bizim mayamız sağlamdır. Dolayısıyla da bu benzetmeler bir aşağılıktan başka bir şey değil. Biz Türk milleti, Kürşat’ın 40 adet çerisiyle Çin Sarayı'nı bastığı bir milletin ahfadıyız. Dolayısıyla bizim sarayımızı basacak daha anasından doğmamıştır. Buna yeltenen de mutlaka hesabını en ağır bir şekilde öder. Biz ne Rus'a güvenebiliriz ne Çin'e güvenebiliriz ne ABD'ye güvenebiliriz ne Avrupa Birliği’ne güvenebiliriz. Bizim tek güveneceğimiz nedir? Soydaşlarımızdır, kardeşlerimizdir. Yani Türk dünyasıdır. Onun için bir kere daha altını sizlere söyleyeyim. Bu söz boş bir söz değildir. Sırf Süleyman olsun diye söylenmemiştir. Bu tarihin bir birikimidir bu söz. Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur. Onun için bunun gereği yapılmalı ve en kısa sürede Türk Devletleri Teşkilatları bir savunma alanında da tüm ülkelerin ve gözlemli ülkelerin katılımıyla ortak bir çalışma başlatmalı ve bunu hızlandırmalı ve çok genişletmelidir” diye konuştu.
Destici, açıklanan memur ve emekli zam oranı ile ilgili de, “Ocak 2023 yılına dönülsün, en düşük emekli maaşı, en düşük kamu işçisi ve kamu memuru maaşının yüzde 60’ına gelsin. ‘Bütçe buna imkân vermiyor’ deniliyor; verecek. Nereden bulunacaksa bulunacak, nereden artırılırsa artırılacak ve emeklinin hakkı verilecek. Emekli ömrünü vermiş çalışmış. Her yerde adalet diyoruz. Kademeli emeklilik ve kademeli emekli maaşlarını da başından veri savunuyoruz. 9 bin gün prim ödemiş, 3 bin 4 bin 500 prim ödemiş kişiye aynı ücreti bağlamakta doğru değildir. 16 milyon emeklinin hepsi aynı durumda değil. 5 milyon asgari ücretlinin hepsi aynı durumda değil. Biz fakirin, yoksulun tek maaş, düşük emekli maaşı olup, asgari ücretli olup evi de olmayan ve geçim sıkıntısını en şiddetli şekilde hisseden ailelerin ve vatandaşlarımızın yanında olup, onların ellerinden tutmak zorundayız. Sosyal devlet, hukuk devleti olmanın gereği budur” dedi.





