Geri Dön
Sağlık-Yaşam‘Kalp hastalıklarının önlenmesinde erken tanı önem taşıyor’

‘Kalp hastalıklarının önlenmesinde erken tanı önem taşıyor’

Dünya Kalp Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Medipol Sağlık Grubu’ndan uzmanlar, kalp hastalıklarının önlenmesi ve erken müdahalenin önemine dikkat çekti. Uzmanlar, kalp sağlığını korumanın yalnızca kalp hastalıklarına karşı önlem almakla sınırlı kalmadığını; damar sağlığından beslenmeye, düzenli hareketten uyku kalitesine ve sigaradan uzak durmaya kadar yaşam tarzının birçok unsurunun kalbin geleceğini doğrudan etkilediğini belirtti.

‘Kalp hastalıklarının önlenmesinde erken tanı önem taşıyor’

Dünya Kalp Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Medipol Sağlık Grubu’ndan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bilal Boztosun, Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Fethi Kılıçaslan, Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Okuyan ve Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal; damar sağlığının korunmasından kalp krizinin belirtilerine, kalp pillerinden modern kalp cerrahisindeki gelişmelere kadar kalp sağlığının farklı başlıklarına ilişkin önemli bilgiler verdi. Uzmanlar; sigaradan uzak durmanın, ideal kiloyu korumanın, düzenli hareket etmenin, sağlıklı beslenmenin, tansiyon, kan şekeri ve kolesterolü kontrol altında tutmanın kalp ve damar sağlığının korunmasında önem taşıdığını, kalp krizi belirtilerini bilmenin de erken müdahale açısından hayati rol oynadığını aktardı.

‘DAMARLARINIZ SİZİNLE BİRLİKTE YAŞLANSIN’

Damar sağlığının yalnızca kalbi değil, beyninden bacaklarına kadar tüm vücudu etkilediğini belirten Prof. Dr. Bilal Boztosun, sağlıklı yaşlanmanın temelinde damarların korunmasının bulunduğunu söyledi. Damarların yaşla birlikte yıpranmasının kaçınılmaz olmadığını ifade eden Prof. Dr. Boztosun, “Damar sağlığı vücudunuzun tamamının damar sağlığı demek. Genel sağlığınızı korumak istiyorsanız damar sağlığınız iyi olsun ki tüm vücudunuza sağlıklı bir şekilde kan gidebilsin. Damarlarınız sizinle birlikte yaşlanmasın, yaş alsın sadece” dedi.

Damar sağlığının korunması için yaşam tarzının değiştirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Boztosun, Akdeniz tipi beslenme, düzenli hareket, ideal kilonun korunması, kaliteli uyku ve sigaradan uzak durmanın önemine dikkat çekti. Tansiyon, kan şekeri ve kolesterol değerlerinin de kontrol altında tutulması gerektiğini belirtti.

‘KALP KRİZİNDE ŞİDDETLİ GÖĞÜS AĞRISI EN ÖNEMLİ BELİRTİLERDEN’

Kalp krizinin, kalbi besleyen koroner damarlardan birinin tamamen tıkanması sonucunda ortaya çıkabilen, hayatı tehdit eden bir durum olduğunu belirten Prof. Dr. Ertuğrul Okuyan, en sık karşılaşılan belirtilerin başında şiddetli göğüs ağrısının geldiğini söyledi.

Prof. Dr. Okuyan, “Çok şiddetli göğüs ağrısı olur genellikle. Buna çoğunlukla soğuk terleme eşlik eder. Hastada bir ölüm korkusu olabilir. Ağrı kollara, çeneye ve sırta vurabilir” ifadelerini kullandı.

Kalp krizinin her hastada aynı belirtilerle ortaya çıkmayabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Okuyan, bazı hastalarda göğüs ağrısı yerine yorgunluk, nefes darlığı veya huzursuzluk hissi görülebileceğini belirterek, “Her hastada göğüs ağrısı olacak diye bir kural yok. Bazı hastalar sadece bir yorgunluk, bazı hastalar nefes darlığı, bazı hastalar da huzursuzluk hissi tanımlayabilir. Tipik olan, daha önce deneyimlemediği kadar şiddetli göğüs ağrısıdır” dedi.

‘KALP PİLLERİ NABIZ DÜŞÜKLÜĞÜNÜ ÖNLÜYOR’

Kalp ritmindeki ciddi bozuklukların bazı hastalarda hayati risk oluşturabileceğini belirten Prof. Dr. Fethi Kılıçaslan, kalp pillerinin özellikle nabız düşüklüğü yaşayan hastalarda önemli bir tedavi seçeneği olduğunu söyledi.

Normal nabzın dakikada 60-100 arasında olduğunu belirten Prof. Dr. Kılıçaslan, bazı hastalıklara bağlı olarak nabızda ciddi düşüşler meydana gelebildiğini ifade ederek, “Kalp normal çalışıyorsa devreye girmiyor ancak nabız düştüğünde elektrik uyarısı çıkararak kalbin nabzının düşmesini engelliyor. Nabız düşüklüğü tehlikeli bir durumdur; bayılmaya, hatta ani kalp durmasına kadar giden ciddi sonuçları olabilir” diye konuştu.

Bazı hastalarda ise yalnızca nabız düşüklüğünü önlemek yerine, ciddi ritim bozukluklarında kalbe elektrik şoku vererek hastanın hayata döndürülmesini sağlayan cihazların kullanıldığını dile getirdi.

‘KALP AMELİYATLARINDA DAHA KONFORLU DÖNEM’

Kalp cerrahisinde teknolojinin gelişmesiyle birlikte ameliyatların daha küçük kesilerle ve hastaların iyileşme sürecini kolaylaştıracak yöntemlerle gerçekleştirilebildiğini belirten Prof. Dr. Cengiz Köksal, robot, kamera ve yapay zeka gibi teknolojilerin cerrahi süreçlerde giderek daha fazla kullanıldığını söyledi.

Prof. Dr. Köksal, “21. yüzyılda teknolojinin bize sunduğu imkanlarla robot, kamera ve yapay zekâ ile hastalarımıza daha konforlu bir yaşam vermek için uğraşıyoruz” dedi. Birçok kalp ameliyatında göğüs kafesinin önden tamamen açılmasına gerek kalmadan daha küçük kesilerle işlem yapılabildiğini, bazı ameliyatların ise kalp çalışırken ve suni dolaşım sistemine ihtiyaç duyulmadan gerçekleştirilebildiğini belirten Prof. Dr. Köksal, “Hastaların çoğunluğunun kalp ameliyatı olurken göğüslerini önden açmıyoruz. Çoğunlukla hastaların kalbini durdurmuyoruz, kalp çalışırken ameliyat yapıyoruz ve yine büyük bir kısmını suni dolaşım sistemine bağlamadan kalp ameliyatı yapıyoruz” diye konuştu.

Kalp ameliyatlarının geçmişe kıyasla farklı bir noktaya geldiğini söyleyen Prof. Dr. Köksal, “Kalp ameliyatı eskisi gibi korkulacak bir şey değil. Endişe etmenize gerek yok. Seçeneklerinizi doktorunuzla konuşun” ifadelerini kullandı.