Mecnun Otyakmaz: İki takımın da yöneticisi gelsin VAR odasında otursunlar
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) 1’inci Başkan Vekili Mecnun Otyakmaz, “Gayet olgun, mantıklı, olayları soğukkanlılıkla karşılayabilecek iki takımın da yöneticisi gelsin VAR odasında otursunlar, bu maçları beraber izleyelim. Baksınlar ne oluyor. Yani bu kadar karanlık bir şeymiş gibi gölge düşürmeye gerek yok. Bizim güvene ihtiyacımız var” dedi.

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) 1’inci Başkan Vekili Mecnun Otyakmaz, Ziraat Türkiye Kupası’nda çeyrek ve yarı final eşleşmelerinin belirlendiği kura çekiminin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
İstanbul Finans Merkezi’nde bulunan Ziraat Bankası Oditoryumu’nda gerçekleştirilen kura çekimi sonrası Otyakmaz, organizasyona ev sahipliği yapan kuruma da teşekkür etti. Etkinliğin güzel bir atmosferde gerçekleştiğini ifade eden TFF yöneticisi, kura çekiminin kulüpler için hayırlı olmasını diledi.
Sezon ilerledikçe rekabetin daha sert bir hale geldiğini dile getiren Otyakmaz, “Ben de uzun zaman kulüp başkanlığı yaptığım için Kulüpler Birliği toplantılarında da dostça, kardeşçe bir sezon açılışı yapılır, herkes barıştan, kardeşlikten, dostluktan bahseder. Ancak sezon sonu yaklaştıkça bütün dertler ortaya çıkar, vahşi rekabet ortaya çıkar ve bazı kırgınlıklar olur. Yine öyle bir sürece giriyoruz. Sezon sonu yaklaştıkça biraz kırıcı olmaya başladık. Maalesef bu artık rekabetin bir gerçeği olarak karşımızda, her sene bunu yaşıyoruz” şeklinde konuştu.
‘KURALLAR DA HAKEMLERİMİZ TARAFINDAN EN İYİ ŞEKİLDE UYGULANMAYA ÇALIŞILIYOR’
Geçtiğimiz günlerde oynanan Beşiktaş - Galatasaray derbisinde tribünde bulunduğunu aktaran Otyakmaz, “Geçen Beşiktaş - Galatasaray derbisine gittim, ben de stattaydım. Bir tarafımda Serdal başkanımız, bir yanımda Metin Öztürk başkanımızla beraber oturuyorduk. Osimhen’in pozisyonunda Serdal başkan 'kırmızı kart' diye ısrar ediyordu, beni sıkıştırıyordu. Barış Alper’in pozisyonunda Metin Öztürk beni sıkıştırıyordu 'penaltı' diye. Yani böyle geçiyor. Aslında bu hakemin ne gördüyse onu çaldığının en büyük göstergesi olduğunu söylemek istiyorum. Kimse de pek memnun olmuyor ama bu oyunun bazı kuralları var. Bu kurallar da hakemlerimiz tarafından en iyi şekilde uygulanmaya çalışılıyor. Bunun mücadelesi veriliyor. Kimseyi memnun etmek için değil, kurallar çerçevesinde bunu yapmaya gayret ediyoruz. En büyük hedefimiz bu” açıklamasında bulundu.
‘KİMSE GÖREVİNİN BAŞINDAKİ İYİ BİR VAR HAKEMİNİ DE TUTUP TÜRKİYE’YE GÖNDERMEZ’
Kulüplerin zaman zaman gündeme getirdiği yabancı VAR hakemi talebi hakkında da değerlendirmelerde bulunan Otyakmaz, “Evet, bugün öyle bir yazı da benim elime ulaştı. Tabii ki bu benim tek başıma vereceğim bir karar değil. Yönetim kurulu arkadaşlarımızla konuşup bir karar verilebilir. Ancak hakemlerimize güvenmemiz lazım, onları desteklememiz lazım, onlara huzurlu bir iklim sağlamamız lazım ki onlar doğru kararı vermekte zorlanmasınlar. Aynı iklimi VAR hakemlerimize de tanıdığımız zaman, onları programlarda, dışarıda basın-yayın yoluyla boğmadığımız takdirde onların çok daha rahat karar verebileceğini düşünüyorum. Ama ligin daha doğru devam etmesi açısından eğer gerçekten yabancı VAR hakemine ihtiyaç olursa bunu da değerlendirmek lazım. Ama kimse görevinin başındaki iyi bir VAR hakemini de tutup Türkiye’ye göndermez diye düşünüyorum. İyi bir VAR hakemi bulmakta da zorluk çekilebilir. Ama kendi düşüncem Türk hakemlerimize görev verelim, onlara huzurlu bir iklim sağlayalım, ondan sonra onlardan performans bekleyelim” sözlerini sarf etti.
‘BAZI DUYUMLARLA BİRAZ KAFASI KARIŞMIŞ SERDAL BAŞKANIMIZIN’
Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı’nın son dönemde yaptığı açıklamalara da değinen Otyakmaz, Portekizli eğitmenler hakkında bazı yanlış duyumların dolaştığını ifade etti. UEFA’nın resmi eğitmenleri olan bu isimlerin Riva’da görev yaptığını ve çalışmaların kayıt altında yürütüldüğünü belirten Otyakmaz, “Serdal Adalı benim çok yakın bir dostum. Yıllardır hem kulüp başkanlığı yaptığımız dönemde hem dışarıda çok sevdiğim dostlarımdan bir tanesi. Beşiktaş gibi çok değerli bir camianın da başında kendisi. Bu konudan bana bahsetti. Ancak bazı duyumlarla biraz kafası karışmış Serdal başkanımızın. Birileri bir zehir akıtmışlar Portekizli hocalarımız hakkında. Portekizli eğitmenlerimiz UEFA’nın resmi eğitmenleri. Bunlar bize de hizmet veriyorlar ve 7/24 neredeyse görevlerinin başındalar ve Riva’dalar. Onların çalışmasından da memnunuz biz kendi adımıza. Şöyle memnunuz; aslında tam olarak bu eğitimlerin karşılığını aldık mı diye sorarsanız benim birtakım tereddütlerim var. Belki orada bir yenilik söz konusu olabilir ilerleyen dönemlerde. Sorun o değil. Biz eğer bu çalışmalardan verim alıyorsak, Türk futboluna artı değeri olduğunu düşünüyorsak onlarla devam ederiz. Ama yeterli bulmuyorsak da başka bir eğitmen konusu da söz konusu olabilir. Orada bir sorun yok. Ama Serdal başkanımızdan böyle bir teklif gelince bunu da yabana atamıyorsunuz tabii. Çok önemli bir kulübün değerli bir başkanı bir şeyler söylüyor, onu da ciddiye almak zorundasınız. Şahsen ben de kendisine gerekli açıklamaları yaptım oradaki çalışma sistemiyle ilgili. Maçlar oynanırken Portekizli'nin değil, hiç kimsenin, MHK Başkanı da dahil, gerçi MHK Başkanı'nın o alana girme izni var, protokolü var ama kendisi bunu tercih etmiyor. Hiç kimsenin oraya müdahale etme şansı yok. Her şey, görüntüler kayıt altında. 'Çıt' sesi dahi kayıt altında. O yüzden öyle bir şey olması mümkün değil. Biz de bunu zaten yakından takip ediyoruz; hem hakemler hem teknisyenler hem de federasyon çalışanlarımızın olduğu 20 kişilik bir ortam. Departmanlar var. Her maçın kendi ekibi ve departmanı parçalar halinde o maçları yönetiyor. Biliyorsunuz aynı anda birden fazla maç oluyor, oralarda var. Ortada bir teknisyen grubu var, onlar teknik elemanlar ve arkada köşede, sırtları da oraya dönük hatta, ekranlara bakan bir eğitmen grubumuz, Portekizli eğitmen grubumuz var. Burada aslında şüpheye düşecek herhangi bir şey yok. Bizden görüntü talebi var Beşiktaş'ımızın ama bizim işleyişimizde görüntüleri dışarı vermek gibi bir durumumuz söz konusu değil. Yani biz bunu vermeyeceğimiz için Beşiktaş ve Serdal başkan bize kırılacaksa, biraz sert konuşacaksa canı sağ olsun. Veremeyiz o görüntüleri ama kapımız her zaman açık, kendisine de açık. Buyursunlar gelsinler, içeride orada izleyelim” dedi.
‘MAÇLARDA HANGİ TAKIMLA OYNANIYORSA O TAKIMDAN BİRER TEMSİLCİ GELSİN’
VAR sürecinin şeffaf bir şekilde yürütüldüğünü savunan Otyakmaz şöyle konuştu:
“Ben bir el daha yükseltiyorum. Bundan sonraki maçlarda hangi takımla oynanıyorsa o takımdan birer temsilci gelsin, oraya otursunlar. Tabii ki olaylara müdahale edecek agresif bir yöneticiden falan bahsetmiyorum. Gayet olgun, mantıklı, olayları soğukkanlılıkla karşılayabilecek iki takımın da yöneticisi gelsin VAR odasında otursunlar, bu maçları beraber izleyelim. Baksınlar ne oluyor. Yani bu kadar karanlık bir şeymiş gibi gölge düşürmeye gerek yok. Bizim güvene ihtiyacımız var. Ben 20 sene kulüp başkanlığı yaptım, 7 tane kulüp başkanlığı yapan arkadaşımız var. Yani biz olmasak onlarmış gibi de düşünsünler, kendileri oradaymış gibi düşünsünler. Böyle bir şey olabilir mi? Bu kadar insanı ilgilendiren bir şeyde bu kadar aymazlık yapabilir miyiz biz? Söz konusu olabilir mi? Görevimizi yapıyoruz, elimizden gelen itinayı da gösteriyoruz. Lütfen bize güvensinler. Güvenmiyorlarsa da görüntü ama dışarıya biz görüntü falan veremeyiz. Beşiktaş'ın yazısını da yok farz edemeyiz, asla böyle bir şey olamaz. Tabii ki onlara uygun bir lisanla cevap da vereceğiz. Gelsinler, kim görmek istiyorsa kapımız açık politikamız var dedik bütün başkanlara, bütün yöneticilere; dedik ki buyurun gelin yerinde görün. Aynısı VAR için de geçerli. Buyurun gelin gösterelim neler yaşandığını. Tekrar diyorum el de yükselttik. Buyursunlar, çok önemli bir maçta iki kulüp anlaşsın, iki kulüp birer temsilci göndersin, orada VAR'da beraber izlesinler. Bunun önünde bir engel yok yani, biz izin verdiğimiz takdirde VAR protokolüne aykırı bir şey yok.”
‘TEK KARŞILAŞMA, KİM KİMLE DENK GELİRSE ORADA OYNASIN’
Öte yandan Türkiye Kupası’nın formatıyla ilgili de konuşan Otyakmaz, “Ben de kulüp başkanıyken bu işten çok muzdarip oluyordum. Artık elemeli eski sistem. Tek karşılaşma, kim kimle denk gelirse orada oynasın, birer birer geçelim. Sadece yarı final 'bir oldu bittiye gelmesin' diye yönetim kurulu arkadaşlarımızla karar verdik. Çift aşamalı olsun. Çünkü orada çok sürpriz olaylar olmasın yarı finalde. Onu çift aşamalı, diğerleri tek maç kararı verdik. Evet, gelecek sezon için. Kulüpler Birliği’nin de kararı bu. Mesela bir şeyi unutmayalım. Bu alınan cezaların yaz aylarında işlemesi durduruluyordu daha önce. Sonra sezon başladığında tekrar devam ediyordu. Biz bunu kaldırdık. Yaz aylarında da ceza sürecinin devamına karar verdik. Bunu bizden Kulüpler Birliği istedi. Ben de bir kulüp başkanı olarak aşağı yukarı onlarla aynı paralelde düşündüğüm için bunu kaldırdık. Eskiden neden konmuştu? Ligin son haftalarında gerginlikler oluyordu, yönetici ileri geri konuşmalar yapıyordu, 3 ay ceza alıyordu onu da tatilde çekip yeni sezona sıfırdan başlıyordu. Şimdi burada bu yönden eleştiriliyorsa, artık bu alınan cezalar birikiyor ve üstüne konduğu zaman onların yöneticiliğine, kulüp başkanlığına etki ediyor. Dolayısıyla o hüküm, yani boşa giden bir 3 ay hükmü ortadan kalkmış oluyor. Dolayısıyla biz bunu kaldırdık. Evet, belki o 3 ayı böyle bir şey yaparsa, tabii yapmalarını tasvip etmiyoruz, artı bunun bir de para cezası da var. Bunu yaparlarsa bu 3 ay içinde bu sayılacak ancak o 3 ayda onun üzerinde ceza duracak, daha sonraki alabileceği bir cezayla da yöneticiliği etkilenecek" açıklamalarını yaptı.
‘YANİ DİKENSİZ GÜL BAHÇESİ YOK MAALESEF’
Son olarak Anadolu kulüplerinin ekonomik zorluklarına değinen TFF yöneticisi konuşmasını şöyle sonlandırdı:
“Bu ekonomik şartlarda Sivasspor gibi Anadolu kulüplerinin idare edilebilmesi çok zor. Mutlaka ve mutlaka yayın gelirlerinin arttırılması, kulüplerin geleceği paraların arttırılması, sponsorlukların arttırılması lazım. Bu da biraz da tabii ekonomiyle de alakalı. Dünyada bir savaş ortamı var, bir şeyler var. İnşallah dünyada da ekonomi düzelir, Türk futbolunda da bu ekonomi kulüplerimize yansır. Yeni aldığımız bir kararla bunu daha önce hiçbir federasyon pek cesaret edememişti. Şampiyonluklar payını Anadolu kulüplerine dağıtma kararı aldık. Burada İbrahim Hacıosmanoğlu başkanımıza da teşekkür ediyorum, ancak öyle birisi bu kararı alabilirdi. Bütün Avrupa'da yayın gelirlerinin yaklaşık yüzde 50'si takımlara eşit olarak dağıtılıyor. Bizde yüzde 37'si gibi bir bölümü dağıtılıyordu. Şimdi artık hepsi cem edildi, bütün kulüplerimize eşit şekilde dağıtılacak. Olabilir tepkiler. Yani dikensiz gül bahçesi yok maalesef.”





