Ankara - CHP’li Emre: Ülkeyi yönetmeye devam etmek istiyorsanız güvenoyu almanız gerekir

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Zeynel Emre, “Bizim Türkiye olarak ihtiyacımız olan yeni bir masal değil yeni bir hikaye. Türkiye'nin yeni bir hikayeye, yeni bir yetkiye, yeni yetkilere ihtiyacı var. Bizim ihtiyacımız olan makyajlı rakamlar değil, gerçekler. Bu kadar ağır bir geçim krizinin ortasında bu kadar büyük bir güven bunalımının içerisinde bu ülkeyi yönetmeye devam etmek istiyorsanız 2026'da sandığı getirip halkın karşısına çıkmanız, güvenoyu almanız gerekir" dedi.
CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında parti genel merkezinde toplandı. Yaklaşık 3 saat süren toplantının ardından CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Zeynel Emre, açıklama yaptı. Emre, Danimarka Başbakanının yılsonunda halka sesleniş konuşması yaptığını ve özeleştiride bulunup sorumluluk aldığını söyleyerek, "Biz ülkemize baktığımızda birçok alandaki olumsuzluklarda hep bahaneler üretildiğini görüyoruz. Biz dünyadaki en yüksek gıda enflasyonuna sahibiz. Burada kim suçlanıyor dediğinizde hükümet sorumluluk alıyor mu? Yeri geliyor market suçlanıyor, çiftçi suçlanıyor, yeni geliyor 'patates soğan örgütü' diye örgütler çıkartıyorlar, yeri geliyor ‘stokçular’ diyorlar. Ya da bakıyorsunuz bu ülkedeki en zengin yüzde 20'lik kesim, servetin yüzde 50'sine sahip ve buradaki eşitsizlikten ötürü kimsenin bir sorumluluk aldığı yok. Çünkü bizim yaşadığımız ekonomik krizlere adeta her seferinde bir 'doğal afet' muamelesi yapılıyor. Bu krizleri, yoksulun, asgari ücretlinin, memurun sırtına yükleyerek bu krizlerden çıkma eylemi gösteriyor” diye konuştu.
‘2026 ERKEN SEÇİM YILIDIR’
Emre, Türkiye’nin temel sorununun, kendi siyasi ikbalini milletin ikbalinin üzerinde gören bir anlayışla yönetiliyor olması olduğunu söyleyerek, “Geçmiş demokrasilerde siyasetçi şunu bilir. Koltuk milletin emanetidir. İşler kötü gidiyorsa o koltuktan kalkmasını bilir. İşler kötü gidiyorsa, halkın sofrası küçülüyorsa, eşitsizlik artıyorsa gerektiği yerde der ki; ‘Ben çıkarım halkın karşısına, derdimi anlatırım. Halkın hakemliğine razıyım’ der. Ancak Türkiye için kıyasladığımız zaman her başlıkta kötüye giden bir Türkiye görmemize rağmen sürekli bahane üreten bir siyasi anlayışla karşı karşıyayız. Bizim Türkiye olarak ihtiyacımız olan yeni bir masal değil, yeni bir hikaye. Türkiye'nin yeni bir hikayeye, yeni bir yetkiye, yeni yetkilere ihtiyacı var. Bizim ihtiyacımız olan makyajlı rakamlar değil, gerçekler. Bu kadar ağır bir geçim krizinin ortasında bu kadar büyük bir güven bunalımının içerisinde bu ülkeyi yönetmeye devam etmek istiyorsanız 2026'da sandığı getirip halkın karşısına çıkmanız, güvenoyu almanız gerekir. Çünkü bizim vatandaşlarımız bu durumda yaşamayı hak etmiyor. Biz o nedenle diyoruz ki 'geçim yoksa seçim var.' O nedenle 2026'nın bir erken seçim yılı olduğunu ifade ediyoruz" dedi.
‘GEÇİNMEYE İMKAN YOK’
TÜİK verilerine göre bugün açıklanan SGK emeklisi zammı oranının yüzde 12, memur ve memur emeklisi zammının ise yüzde 18 olduğunu belirten Emre, “Bu şekilde bir artışla, ilk 6 ayda bir emekliye 2600 lirayı bile bulmayan bir artış söz konusu oluyor. Şimdi ülkemizde bu halde insanlar nasıl yaşam sürebilir? TÜİK verilerine göre ülkemizdeki konutların yaklaşık yarısı kaloriferli, yüzde 35'i hala sobalı. Ve bir kısmında doğal gaz kullanılıyor. Önemli bir kısımda da hala kömür ve odun yakarak insanlar ısınıyor. Şimdi bırakın öyle cayır cayır ısınmayı, hafif düzeyde bir doğal gazla çalışan bir evde dahi 1500-2 binden aşağı doğal gaz faturası gelmez. Bugün 2 çocuğu olan bir aile gitse çocuklarına soğuk havadan korumak için mont kaban alayım dese 5-6 bin liradan aşağı alamaz. Mevcut asgari ücretli ile emekli maaşıyla vatandaşımız nasıl ısınacak, nasıl çocukların ihtiyacını giderecek, nasıl gıda malzemelerini alacak? Bugün bir büyükşehirde aşağı yukarı 30 bin liradan aşağı kiralık ev yok. Dolayısıyla buna fatura bedellerini ilave ettiğiniz zaman açıklanan rakamlarla vatandaşlarımızın geçinmesine imkan yok" diye konuştu.
‘DIŞ POLİTİKA RÜZGARA GÖRE DEĞİŞMEZ’
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşinin Amerika Birleşik Devletleri tarafından kaçırıldığını hatırlatan Emre, “Türkiye'nin dış politikası ilkesel bir şekilde ilerlemek durumundadır. Rüzgara göre değişemez. Kişisel ilişkilere göre, ahbap-dost ilişkilerine göre, 'dostum' kelimeleriyle ifade edilecek bir şey değildir. Özellikle Sayın Tayyip Erdoğan'ın bu konudaki sessizliği ibretliktir. Çünkü Maduro'nun geçmiş dönem yönetimde bulunduğu halkına zulmettiğinde, kötülük ettiğinde, yanlış yaptığında, biz itiraz ettiğimizde sahiplenen, ‘Dostum Maduro’ diyen Tayyip Erdoğan, şu anda o dostuna eşiyle birlikte uygulanan muameleye adeta gıkını çıkarmıyor. Çünkü Trump'tan çekiniyor. Trump'ın desteğine ihtiyacı var. Trump'ın meşruiyetine ihtiyacı var. Bu alanda da Sayın Genel Başkanımızın çok haklı bir şekilde ileri sürdüğü, söylediği sözlere de iktidar ve çevresindekilerin çok saldırgan bir tutumla karşılık verdiğini gözlemliyoruz. Ama bütün verdikleri cevaplar konunun özünün çok uzağında. Bugün kimse Adalet ve Kalkınma Partisi eleştirisini ve Tayyip Erdoğan eleştirisini, devlet ve Türkiye Cumhuriyeti eleştirisi olarak alıp topluma böyle sunmaya kalkmasın. Burada bizim söylediklerimiz, genel başkanın söylediği çok açık bugün yaşanan dünya açısından ibretlik bir olay ve herkesin bunu kınaması lazım” dedi.
TÜRKİYE’NİN HER TARAFINDA DOLAŞACAĞIZ’
Emre, MYK ardından genel merkezde yapılan TBMM kapalı grup toplantısının gündemine ilişkin de bilgi verdi. Emre, "Dedik ki 'dünyanın en uzun ve en yüksek katılımlı seçim kampanyasını yapacağız.' Geçtiğimiz sene 19 Mart'tan itibaren bu alanda 100'e yakın toplantı ve miting yaptık. Dolayısıyla milyonlarca insanla buluştuk. Bu yıl da ilk eylemi Çankırı'da 3 Ocak'ta yaptık. Bugünden itibaren de planlama yapacağız. Tabii gerek dış politika gerek ekonomi gerek Meclis’te yürüyen Milli Kardeşlik Komisyonundaki rapor yazma süreci ile alakalı olmak üzere hem bilgilendirmeler yapılmak üzere bu toplantılar planlandı, hem de bilgi alışverişi, bir şekilde görüşlerin alınması, bu alandaki politikanın oluşması açısından milletvekili grubu, parti meclisi, ondan sonra cumhurbaşkanı adayı heyetinde bir toplantı gerçekleşecek. Sonrasında cuma günü için önce Doğu ve Güneydoğu’dan gelecek 23 il başkanı ve getireceği bir kanaat önderi ile birlikte bir görüş alışverişi yapılacak. Cumartesi günü de tüm il başkanlarımızla birlikte bir il başkanları toplantısı olacak. Güvenlik politikaları, dış politika gibi birçok başlığın tartışılacağı ve ondan sonra da bütün bunların ışığında kampanyamıza başlayacağız ve Türkiye'nin her tarafında dolaşacağız” diye konuştu. (DHA)
Haber:Ayşenur DEMİRTAŞ GÜL/ANKARA, (DHA)









