Ankara- Özgür Özel: 'Bırak saraylara mermer olmayı, toprak ol bağrında güller yetişsin'

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Maaş alarak yandaş basına çıkanlara, her akşam ücreti karşılığında partisini tartıştıranlara, umudunu butlana, şutlana koyanlara söylüyorum. Hepinize söylüyorum; 'İstiyorsan hakka varmayı, meslek edin gönül almayı. Bırak saraylara mermer olmayı, toprak ol bağrında güller yetişsin'" dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, dün itibarıyla 81 ilde 973 ilçede sahaya çıktıklarını söyleyerek, "Büyük seferberliği başlattık. Bugün Yenimahalle ilçe örgütümüz anons edildi. Tahmin ediyorum ki öğleden önceki çalışmalarda yoruldular, buraya nefes almaya geldiler. Öğleden sonra Yenimahalle örgütünü sahada görmeye devam edelim. Bugünlerde Ankara’da il-ilçe örgütü ağırlamak yerine örgütlerimizin illerde, ilçelerde, beldelerde, köylerde çaldıkları kapılar tarafından nasıl ağırlandıklarını ve iktidar yürüyüşümüzü nasıl anlattıklarını görmek istiyoruz" diye konuştu.
'MİLLETİN HALİNDEN HABERİ YOK'
Özel, nisan ayında aylık enflasyonun yüzde 4,18 olarak ilan edildiğini belirterek, "Dünyada enflasyon Türkiye’de anlandığı anlamda bir sorun olmaktan çıktı. Pandemi ile birlikte yüzde 3 olan enflasyonlar yüzde 5 oldu, faizi yüzde 7 yapıp çevirdiler de yüzde 3-3,5'de duruyor şimdi. Yüzde 2 olan enflasyon yüzde 4 oldu, döndürdüler de yüzde 2’de duruyor şimdi. Dünyada enflasyonda 100 ülke var, bir yıllık enflasyonu yüzde 5’in altında olan. Türkiye bir aylık enflasyonda neredeyse yüzde 5’i yakalamış durumda. Çıkmış, ‘Küresel krizleri yönetme kapasitemiz teyit edildi’ diyor. Öyle bir noktada ki ya gerçekten milletin halinden ve rakamlardan haberi yok ya da gerçeklikten kopmuş, saraylara hapsolmuş bir iktidar görüntüsü; fil dişi kulelerinden vatandaşı karınca gibi görüyor, vatandaşı küçük görüyor, vatandaşın aklıyla, vicdanıyla, yaşadıkları ile dalga geçiyor. Buradan Erdoğan’a söyleyeceğim şudur; o karıncanın kardeşi var, o karıncayı sana ezdirmeyiz, o karıncanın kardeşi Cumhuriyet Halk Partisi’dir" ifadelerini kullandı.
'VERGİ ADI ALTINDA SOYGUN VAR'
Özel, dünyanın en adaletsiz vergisinin dolaylı vergi olduğunu söyleyerek, "Türkiye’de toplam vergilerin neredeyse yüzde 65’i. Ne demek o? En zenginle en fakirin eşit ödediği vergi. Elektriği, milyarder ve asgari ücretli yakıyor, aynı vergiyi veriyor. Sudan, toplu taşımadan, giyim kuşamdan alınan dolaylı vergilerinin tamamı. En zengin de en fakir de evladına süt aldığında, çocuk bezi aldığında aynı vergiyi ödüyor memlekette. Ve bu vergilerin toplam vergideki payı yüzde 65. Bunun üstüne bir de yüzde 23-24 Gelir Vergisi var. O ne; maaşı bankamatikten çekiyorsun ya çekmeden içinden kesilen vergi. Bir de bankada bir mevduatın varsa, o mevduatın ay sonunda çekmeden içinden kesilen vergi. Bu da yüzde 23-24, yüzde 88-89'a geliyor. Geriye kalan yüzde 11 Kurumlar Vergisi. Yani esas kazananın, kar etmiş olanın Kurumlar Vergisi kardan veriliyor. Ettiği kardan vereceği vergi yüzde 11, geri kalan hepimizin verdiği vergi yüzde 89. Bunun adı vergide AK Parti’nin kara düzenidir. Bunu alaşağı etmeden ne emekli kurtulur ne emekçi kurtulur. Ne esnaf kurtulur ne köylü kurtulur. O yüzden ülkede bir vergi düzeni yok, vergi adı altında bir soygun düzeni var" ifadelerini kullandı.
'ALGI OPERASYONU YAPMAYA ÇALIŞIYORLAR'
Özel, milletin algı operasyonlarına karnının tok olduğunu belirterek, "Ülkeyi çok büyük borçlandırıyorlar. Varlıkları yok pahasına satıyorlar. 25 yıllık köprünün gelirini 3 yıllığını peşin verene, 25 yıllığına veriyorlar. Yarınları düşünmüyorlar. Bir yandan da dış politikada berbat işler yapıp, Türkiye’yi bir yalnızlığa, bir itilmişliğe, bir çıkmazın içine sokup onarılması güç zararlar veriyorlar. Bir yandan da bir algı operasyonuyla, ‘Efendim millet yoksul ama dış politikada iyiyiz. Erdoğan bizi güvende tutar’, yok efendim ‘Savaşın dışında tutar’ gibi algı operasyonu yapmaya çalışıyorlar. İkinci Dünya Savaşı’na girmemenin ne kadar önemli olduğu söylendiğinde o günlerde orduya harp stoku diye ayrılan buğdayı bildikleri halde, ‘Efendim ekmekte karne vardı’ diyenler, yıllarca bu siyaseti yapanlar şimdi ‘Açsın, yoksulsun, işsizsin, güvencesizsin ama bak İran’da savaş var' diye algı operasyonu yapmaya çalışıyor. Şimdi televizyonlarda 24 saat dış politika yayını yaptırıp, onunla millete açlığını unutturmaya çalışıyorlar. Önce herkes şunu bilsin; bu iktidarın dış politikada ilkesi yoktur, prensibi yoktur. Tek amaçları bir şahsi çıkar meselesi, iktidarın devamı için birilerinden destek alma meselesidir. Bugün ülkeyi yönetenler, önce şahsını, ailesini, sonra partisini, en son Türkiye’yi düşünmektedirler" dedi.
Türkiye’nin yeni küresel sistemden dışlandığını söyleyen Özel, "Güçlü ülkeler, çok kutuplu dış politikaya yönelirken; ülkemiz Erdoğan’ın hataları, umutları, tercihleri yüzünden tek bir kutba bağımlı hale gelmiştir. O tek kutup Trump yönetiminden ibarettir. O Trump ki Türkiye’ye yolladığı büyükelçisinin, ‘Çok akıllı adam, Erdoğan’da olmayanı veriyor ve ondan her istediğini alıyor’ dediği Trump’tır. Bu sözü söyleyen Amerika’da bir meczup ya da şımarık bir köşe yazarı değil; Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’deki resmi temsilcisi, büyükelçisidir" dedi.
'AK PARTİ GİDİNCE GERİ VERMEYECEKLER'
Türkiye’nin dış politikasının hiç kimsenin lehine olmadığını söyleyen Özel, "Bir bütün olarak ülke kaybetmektedir. Ayrıca bu bir satranç tahtasıysa, Yunanistan Ege’de ilerleyince AK Parti seçimi kaybettiğinde hamleler geriye gitmeyecekti. Alınmış alınmıştır, kaptırılmış kale kaptırılmıştır. Yaklaşmış tehdit yaklaşmıştır. Kimse uluslararası alanda Güney Kıbrıs’ın edindiklerini, AK Parti döneminde ediniyor diye AK Parti gidince geri vermeyecektir. Oradan başlayacaksınız çalışmaya, oradan başlayacaksınız müzakereye, oradan başlayacaksınız tekrar bir şeyler kazanmaya çalışmaya" ifadelerini kullandı.
'REKABET ALANI DEĞİLDİR'
Özel, 'Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin, "Dış politikaya ilişkin ki ne güvenlikten bağımsızdır ne iç politikadan ne Türkiye’nin ortak geleceğinden. Önemli bir hususu da terörsüz ve demokratik Türkiye konusuyla ilgili açıkça söyleyeyim; 'Terörsüz Türkiye', PKK'nın silah bırakması, demokratikleşme adımlarının atılması, altına hep birlikte imza attığımız raporun 6'ncı ve 7'nci kısımları, bu mesele bir rekabet alanı değildir. Bir husumet alanı olamaz. Bir muhalefet alanı olarak da görmüyoruz. Bu mesele hepimiz için tarihi bir sorumluluk alanıdır. O yüzden Cumhuriyet Halk Partisi olarak, hem katıldığımız komisyon, hem altına imzamızı koyduğumuz, hem barışı savunan hem demokrasiyi savunan, hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını, AYM kararlarını, demokratikleşmeyi, yargıyla ilgili sorunları çözen, hem PKK’yı silahsızlandıran, Türkiye’de içerideki sorunu bitiren, Türkiye için Suriye için İran için Irak için bütün Kürtler için ülkelerinde ülkelerinin birlik ve beraberliği içinde en eşit şekilde yaşayacakları bir yarın için inisiyatif koyan yaklaşımımızı bir kez daha teyit ediyoruz, altına bir kez daha imza atıyoruz. Biz hem Türkiye’nin komşularıyla ilişkilerini hem dünya ile ilişkilerini hem de Türkiye’nin iç cephesinin en kuvvetli olması gerektiği zamanda durması gerektiği yeri bilen bir partiyiz" ifadelerini kullandı.
'TEMEL SEBEP ADALET VE DEMOKRASİDEKİ ÇÖKÜŞTÜR'
Dış politikadaki durumun ve ekonomideki ağır tablonun temel sebebinin adalet ve demokrasideki çöküş olduğunu belirten Özel, "Cumhurbaşkanı adayını hapse atan, 30 yıl önceki verdiği diplomayı inkar eden, milletin verdiği mazbatayı siyaseten gasbeden, 60 yıllık, 80 yıllık aile şirketlerine son üç yıllık faaliyetten sonra çöken, başkasına ait olan suçun şahsiliği ilkesini de masumiyet ilkesini de gözetmeyen, muhalif televizyonlara çöken, TMSF’den haraç mezat satan bir iktidarın olduğu ülkeye maalesef kimse güvenmiyor. Kendileri siyaseten kaybedecekler ama Türkiye’ye büyük itibar, büyük güç kaybettiriyorlar. Maalesef zarar gören ülkemiz ve milletimiz oluyor. Türkiye’de bir ikili hukuk sistemi işliyor. Bu sistemde AK Parti'liysen, hatta başka partiliysen ama suçu işleyince AK Parti’ye gittiysen yargıdan, sorgudan, hapisten muafsın. Ama eğer muhalifsen işlemediğin suçlardan, her türlü iftiradan sorumlusun. Sana atılan her türlü iftiranın gerçek muamelesi görmesi ile karşı karşıyasın. İBB’de 37, Ankara Büyükşehir’de 97 yolsuzluk davası savcılıklara suç duyurusunda bulunulup, üzerine dönemin İçişleri Bakanının gelip alıp çöktüğü ve zaman aşımına zorladığı ya da kendi iktidarları sırasından Ankara Büyükşehir’de Melih Gökçek’in yaptığı 97 büyük yolsuzluğun üstünün örtüldüğü, Melih Gökçek’e soru sorulamadığı ama dürüst, namuslu, temiz, şeffaf, hesap verebilir siyasetin iftiralarla hedef alınmaya çalıştığı bir sürecin içindeyiz" diye konuştu.
‘GÖRÜNTÜLERDE ALNIMIZ AÇIK, BAŞIMIZ DİK’
Cumhuriyet tarihinde hukukun bu kadar ayaklar altına alınmadığını söyleyen Özel, "Öyle bir yozlaşmışlık var ki sudan sebeplerle gözaltı yapıp, gözaltına alınan kişilerin özgüveninden yararlanıp, cep telefonlarının şifrelerini kapıp, elde ettikleri içerikleri yandaş basına servis ediyorlar. Cumhuriyet savcısısın sen. Orada dünyanın en mahrem bilgileri senin namusuna, senin namusun üzerinden devlete emanet; ettiğin yemin üzerinden. Ali Mahir Başarır’ın çocukluk arkadaşını yalan yere gözaltına aldılar. Çocuk demiş ‘Bende bir şey yok.’ Cep telefonu şifresini vermiş. Oradan buldukları, o kadar şeyin içinden buldukları bir videoyla insanları, eşleriyle, çocuklarıyla bir oldukları ortamı ifşa edip bir de utanmadan; 'Alem görüntüleri çıktı, bilmem ne görüntüleri çıktı.' Alemin de alasını bilirsiniz, günahın da alasını bilirsiniz. O görüntülerde alnımız açık, başımız dik. Veremeyeceğimiz tek bir hesap yok; ne ailemize ne milletimize. Yanımızdaki eşlerimize 'alem' diyerek, 'bilmem ne' yaftası vurmaya çalışanın alnını ben değil, millet karışlayacak. Şahsiyetsiz, karaktersiz, utanmazların hesabını sandıkta millet görecek, defterini millet dürecek" ifadelerini kullandı.
‘MİLLETİ SARACAĞIZ’
Özel devamında şöyle konuştu:
"Maaş alarak yandaş basına çıkanlara, her akşam ücreti karşılığında partisini tartıştıranlara, umudunu butlana, şutlana koyanlara söylüyorum. Hepinize söylüyorum; ‘İstiyorsan hakka varmayı, meslek edin gönül almayı. Bırak saraylara mermer olmayı, toprak ol bağrında güller yetişsin.’ Sarayın mermerlerinde oturanlara söylüyorum. Saraydan medet umanlara söylüyorum. Milletin vermediğini, delegenin vermediğini, saraydan dilenenlere söylüyorum. Onun için bu salona ve bütün örgüte söylüyorum. Ayağa kalktınız, yok artık oturmak. Hedef iktidar, hiçbir gün yok durmak. Hep beraber gidiyoruz. Alınacak iktidar; millet korkmasın, milleti saracağız, haysiyetsizlerin defterini düreceğiz." (DHA)








