Geri Dön
AnkaraBakan Fidan: Gazze'de kalıcı ateşkes dışında seçenek yoktur

Bakan Fidan: Gazze'de kalıcı ateşkes dışında seçenek yoktur

Bakan Fidan: Gazze'de kalıcı ateşkes dışında seçenek yoktur

Nisa MİĞAL/ANKARA, (DHA)- DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile bir araya geldi. Bakan Fidan, İsrail'in, Filistinlileri Gazze'den koparma hedefinin değişmediğini söyleyerek, "Ancak Netanyahu bu politikasında başarılı olamayacak; Gazzeliler Gazze'de yaşamaya, geleceklerini inşa etmeye devam edecekler. Nitekim işgalci İsrail'in karşısında, ana yurtlarına sahip çıkan cesur Filistinliler ve gerçekleri giderek daha iyi anlayan uluslararası toplum bulunmakta. Gelinen noktada Gazze'de ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, barış planının 2’nci aşamasına geçilmesi ve yeniden imar sürecinin başlatılması dışında bir seçenek yoktur" dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile bakanlıkta bir araya geldi. Bakan Fidan, görüşmenin ardından Şeybani ile ortak basın toplantısı düzenledi. Bakan Fidan, Suriye’nin giderek daha istikrarlı hale geldiğini ve 2 ülke arasındaki iş birliğinin derinleştiğini izlemekte olduklarını ifade ederek, "Bu durum bölgemizin ve ülkelerimizin geleceği bakımından da bizlere umut vermekte. Suriye’deki olumlu tablo bölgesel sahiplenme anlayışıyla, hep beraber hayata geçirdiğimiz müşterek gayretlerimiz neticesinde olmuştur. Türkiye ile Suriye’nin refah ve istikrarını birbirinden ayrı görmemiz mümkün değil. Suriye daha güvenli olduğunda bunu hemen hissediyoruz. Aynı şekilde Suriye’deki istikrar bozucu faaliyetler Türkiye için de bir tehdit teşkil etmekte. Bu anlayışla terörle mücadele, savunma ve güvenlik alanlarında yürüttüğümüz iş birliğini ve eş güdümü daha da derinleştireceğiz. Suriye’de devam eden entegrasyon sürecinin kesintiye uğramadan nihayete erdirilmesi ülkemiz açısından önem ve önceliğini korumaktadır. Bütün silahlı unsurların ve sözde yapılanmaların merkezi ve meşru bir ulusal yapı altında bütünleşmesi Suriye’nin birliği ve bölgemizin istikrarı bakımından zaruridir" dedi.

‘BÖLGESEL PROJELERİN ÖNEMLİ ROL OYNAYACAĞINI DEĞERLENDİRİYORUZ’

Bakan Fidan, Suriye ile ekonomik ilişkilerin yeni dönemin ihtiyaçlarına uygun şekilde gelişmekte olduğunu belirterek, “Ticaret hacmimizi artırmak gayesiyle gümrük süreçlerinin kolaylaştırılması, sınır kapılarının kapasitesinin artırılması, bankacılık kanallarını işletilmeye başlanması ve ulaştırma altyapılarımızın birbiriyle uyum hale getirilmesi şu anda önceliklerimiz arasında. Bunlarla ilgili ekiplerimiz çalışıyor. Kamu kurumlarımız, özel sektörümüz Suriye’nin yeniden imarına, enerji altyapısının geliştirilmesine ve ulaştırma sisteminin rehabilitasyonuna katkı sunmak için çalışmaktalar. Bölgesel projelerin de bu hususta önemli rol oynayacağını değerlendiriyoruz. Bu kapsamda somut bir örnek vermek gerekirse Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan arasında başlattığımız kara yolu ve demir yolu bağlantısı ve fevkalade önemli bu stratejik girişimin en kısa zamanda hayata geçilmesi için çalışmalara başladık. İkili ilişkilerimizde çok sayıda somut proje hızla ilerlemekte. Şam’da ‘Türk okulu’ açılmasına ilişkin izin süreçlerini tamamladılar. Bu okulun yeni öğretim yılına yetişmesini hedefliyoruz. Türkiye-Suriye ortak üniversitesinin kurulması için de çalışmalar hızlandı. Yine sağlık sektörü de Suriye ile en yoğun çalışma yürüttüğümüz alanlardan biri. Çok sayıda hastane projesinin yanı sıra Suriye’nin sağlık altyapısını inşa etmek için çalışmaktayız. Bu alandaki mutabakat muhtırası Sağlık Bakanımızın haziran ayındaki Suriye ziyareti esnasında bildiğiniz gibi imzalanmıştı. Aynı zamanda Suriye’nin küresel finans sistemine entegrasyonuna da katkı sağlamaya çalışıyoruz. Suriye Merkez Bankası’nın Merkez Bankamız nezdinde Türk lirası hesabı açmasına imkan tanınması bu bakımdan çok önemli bir adım teşkil etmiştir. Önümüzdeki dönemde de Türkiye-Suriye ilişkilerini daha ileri taşıma hedefi doğrultusunda yeni projeleri hayata geçireceğiz” diye konuştu.

'GÖRÜŞMELERİ DESTEKLEMEYİ SÜRDÜRÜYORUZ'

Bakan Fidan, Amerika ile İran arasında müzakerelere geri dönülebileceğine ilişkin açıklamalardan memnuniyet duyduklarını belirterek, "Bir an önce ateşkesin yeniden sağlanmasını ve Hürmüz Boğazı'nın açılmasını ümit ediyoruz. Bu konudaki katkılarımız da devam ediyor. Gelinen noktada görüşmeleri desteklemeyi sürdürüyoruz. Bu vesileyle bir hususun altını çizmek isteriz; Suriye savaş boyunca bölgemizde istikrarın korunmasına katkı sunan bir ülke olarak ortaya çıkmıştır; özellikle bunu not etmek gerekiyor. Dolayısıyla Suriye'nin güvenliğinin ve huzurunun korunması, bölge ülkeleri olarak hepimizin ortak sorumluluğudur. Diğer taraftan İsrail'in Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan saldırıları, ülkenin istikrarına yönelik en ciddi tehditlerden biridir. Uluslararası toplum, İsrail'in işgalci zihniyeti karşısında tepkisini daha güçlü şekilde ortaya koymalıdır. 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'na riayet edilmesi ve Suriye'nin egemenliğine saygı gösterilmesi için gerekli baskıyı uygulamalıdır” ifadelerini kullandı.

‘GAZZE'DE KALICI ATEŞKES DIŞINDA BİR SEÇENEK YOK’

Filistin ve Lübnan'daki durumu da kapsamlı olarak ele aldıklarını ifade eden Bakan Fidan, “Biliyorsunuz Lübnan kendilerinin sınır komşusu; orada olan her şey kendilerini de yakından ilgilendirmekte, bizi de ilgilendirmekte. Barış planının ikinci aşamasının yol haritası üzerinde mutabık kalındığı ABD Başkanı Sayın Trump tarafından duyurulmuştu. İsrail'in buna rağmen saldırılarını sürdürmesi, Netanyahu'nun barış istemediğini bir kez daha ortaya koymuştur. İsrail hükümeti barış çabalarını sabote etmeyi ve Filistinlileri Gazze'den koparmayı hedeflemekte; bu hedefi de değişmedi. Mümkünse Gazze'yi Filistinsiz bir yer haline, onların yaşayamayacağı bir yer haline getirmeye çalışmakta. Ancak Netanyahu bu politikasında başarılı olamayacak; Gazzeliler Gazze'de yaşamaya, geleceklerini inşa etmeye devam edecekler. Nitekim işgalci İsrail'in karşısında ana yurtlarına sahip çıkan cesur Filistinliler ve gerçekleri giderek daha iyi anlayan uluslararası toplum bulunmakta. Gelinen noktada Gazze'de ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, barış planının 2’nci aşamasına geçilmesi ve yeniden imar sürecinin başlatılması dışında bir seçenek yoktur. Öte yandan, Netanyahu hükümetinin Batı Şeria ve Kudüs'te de terör eylemlerini yoğunlaştırdığını görmekteyiz” açıklamasını yaptı.

‘İŞ BİRLİĞİ MASALARINDA SURİYE'NİN YER ALMASI GURUR’

Bakan Fidan, dün Amman'da gerçekleştirilen toplantıya da değinerek, “Burada İslam dünyasından 20'ye yakın ülkenin katılımıyla İsrail'in Mescid-i Aksa'yı hedef alan mütecaviz eylemlerine karşı kolektif olarak alınabilecek tedbirleri görüştük. Aynı zamanda Kudüs'te Müslümanlara ait kutsal mekanların tarihi statükosunun ihlal edilmesine yönelik güçlü tepkimizi gösterdik ve bu mekanların yasal hamisi konumundaki Ürdün'e desteğimizi vurguladık. Diğer taraftan bölgemizin içinde bulunduğu sınamalardan biri de Lübnan'dır. İsrail'in saldırgan ve yayılmacı emellerini tatbik ettiği Lübnan'da binlerce masum katledilmiş, 1 milyonu aşkın sivil yerlerinden, evlerinden olmuştur. Bölgemizin huzuru için Lübnan'daki güvenlik ve istikrar ortamının tesisi kritik önem taşımaktadır. Bu kapsamda Lübnan ve Suriye ilişkilerinin normalleşmesi ve iş birliği alanlarının değerlendirilmesi adına atılan adımları da memnuniyetle karşılıyoruz; bu konuyu da detayıyla konuştuk. Yeni dönemde Suriye artık sorunların değil, çözümlerin kaynağı olan bir ülkeye dönüşmekte. Bölgedeki kardeşlerimizle beraber tesis ettiğimiz iş birliği masalarında Suriye'nin de yer alması bizlere açıkçası gurur vermekte. Önümüzdeki dönemde de hem ikili ilişkilerimizi hem de bölgesel barış ve güvenliği daha ileri noktalara taşımak için birlikte çalışmaya kardeşimle beraber devam edeceğiz” dedi.

‘ATILMASI GEREKEN DİPLOMATİK ADIMLARI KARARA BAĞLADIK’

Gazze barış planının uygulanmasına yönelik çalışmalarının devam ettiğini belirten Bakan Fidan, “Dışişleri Bakanlığımız, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığımız bu konuda ortak bir şekilde çalışmaktayız. Hem taraflarla yapılan görüşmeler, hem hazırlanması gereken stratejik açılımlar ciddi bir gayret gerektirmekte. Çok şükür bugüne kadar biz ara bulucu sıfatımızla yapmamız gereken ve imkansız gibi gözüken birçok konuyu açıkçası yoğun bir gayret içerisinde yaptık. Biz ne kadar imkansız görünse de bazı konuların çözüme bağlanması, kabul edilmesi, özellikle Filistin tarafında, bu ilerletilirken İsrail'in bundan her zaman kaçacağını, zihnindeki asıl hedefi değiştirmediğini, dolayısıyla uluslararası toplumun ve ilgili aktörlerin bu konuda tetikte olması gerektiğini hep biliyorduk ve altını da çiziyorduk. Şimdi geldiğimiz noktada, özellikle 2’nci aşamaya geçişte İsrail'in ayak sürüdüğünü görüyoruz. Çünkü hiçbir şekilde kendisini belli bir sürecin neticesinde Filistin'den çekilmeye, Gazze'den çekilmeye itecek ve Gazze'nin tekrar Gazzeliler tarafından yönetileceği bir durumu görmek istemiyorlar. Halbuki barış planı tamamıyla belli şartlar karşılandığında bunun olmasını öngören bir plandı. Şimdi bunun uygulanmasında ortaya çıkan sorunlar ve buna ilişkin alınması gereken tedbirler konusunda dün Amman'da hem geniş katılımlı toplantıda hem de artık 'bölgesel dörtlü' olarak bilinen grubumuzla yaptığımız toplantıda; Pakistan, Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan toplantısında da bu konuyu çok detaylı bir şekilde ele aldık. Burada atılması gereken, Eylül'e kadar bir dizi adım var diplomatik adım, onları karara bağladık. İnşallah onları atacağız. Eylülde de tekrar belki bu konuda geniş kapsamlı bir liderler düzeyinde toplantı olabilir. Geçtiğimiz 1 yıl içerisinde barış planının uygulanmasına yönelik atılan adımlar, buradaki ihlaller ve buna yönelik uluslararası toplum ve bu anlaşmaya destek veren aktörler ne yapabilir, bunun çok detaylı bir şekilde görüşülmesi gerekiyor” diye konuştu.

‘BOĞAZLA İLGİLİ SORUNUN HALLEDİLMESİ LAZIM’

Bakan Fidan, Gazze'de yürüyen süreçle ilgili dezavantajın Körfez'de devam eden çatışma konusu ve Hürmüz Boğazı'ndaki küresel etki gösteren durum olduğunu söyleyerek, "İran'la Amerika arasındaki müzakerelerin bir sonuca bağlanamamış olması da açıkçası hem bölge ülkelerinin hem uluslararası toplumun dikkatinin bir noktada Gazze'ye yoğunlaşmasını engelliyor. Ama biz Türkiye olarak bütün platformlarda oraya yönelik dikkatimizi de olabilecek en yüksek düzeyde tutmaya devam ediyoruz. 60 günlük bir süreç konuşuluyor. 60 günlük süreç içerisinde de eğer iyi çalışılırsa taraflar arasında kalıcı bir anlaşmaya ulaşılır. Boğaz dışındaki diğer konularda prensipte, özellikle nükleerle ilgili belli prensip anlaşmalarının olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla her iki taraf da bu konuda samimi irade koydukları takdirde kalıcı bir anlaşmaya ulaşılabilir. Ama öncelikle şu boğazla ilgili sorunun halledilmesi lazım, o konudaki katkılarımızı da devam ettiriyoruz. Bölgede bütün sorunlar birbiriyle ilişkili hale geldi. Biz Türkiye olarak diplomasimizi hayata geçirirken de bu sorunlar arasındaki bağlantıyı görüp bölgesel sahiplenme mekanizmasını yine bölgesel müttefiklerimizle, dostlarımızla hayata geçirerek sorunlarımıza sahici manada sahip çıkıyoruz. Tabii ki bunu yaparken uluslararası toplumla, uluslararası müttefiklerimizle, uluslararası organizasyonlarla gerekli olan dayanışmayı göstereceğiz. Tabii burada istikrarın düşmanı olan, barışın düşmanı olan, yayılmacı emellerini başta İsrail olmak üzere gerçekleştirmek isteyen aktörlerin olduğunu da görüyoruz. Orada da yeterince gözümüz açık. Atılması gereken adımlar, yapılması gereken tespitler onlar da yapılıyor” dedi. (DHA)

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber