Bakırhan: Yargıtay derhal toplanarak bu garabete bir son vermeli

ANKARA, (DHA)- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, CHP'deki 'mutlak butlan' kararına ilişkin, "Bu kararla birlikte siyasi partilerin ve sivil toplumun hiçbir güvencesi kalmamıştır. Yargıtay derhal toplanarak bu garabete bir son vermeli, Türkiye'de demokratik ve sivil yaşamın önünü açmalıdır. Hukuksuzluk adrese teslim ile başlar ama hiçbir zaman yerinde kalmaz. Bugün bir partinin kapısını kıran anlayış, yarın bütün siyasetin kapısına dayanır" dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Bakırhan, CHP'deki 'mutlak butlan' kararına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, "Türkiye, tarihinin en uzun ekonomik krizini yaşarken bir yandan da en sert siyasi krizlerinden birini yaşıyor. Ana muhalefet partisi CHP’ye karşı istinaf mahkemesinin verdiği 'mutlak butlan' kararı ve parti genel merkezinin kolluk şiddetiyle basılması bu krizin en çıplak yüzü oldu. 'Mutlak butlan' kararı hukuki bir meselenin çok ötesindedir. Bu karar, demokratik siyaseti dışarıdan zorla şekillendirme girişimidir. Demokratik siyaset, dışarıdan bir hukuk müdahalesiyle şekillendirilmek isteniyor. Siyaseti yargı kararnamesiyle şekillendirmektir. Demokrasiyi prosedürün arkasına saklanarak etkisizleştirmektir. 'Bu bir yargı kararıdır' diyerek kimse 86 milyona 'Cambaza bak' oyunu da oynamasın. Türkiye'de bu rejimin en yakın tanığı, sanığı ve şahidi bizleriz, bu gelenektir. Biz hiçbir zaman cambaza bakmadık, bundan böyle de bakmayacağız" ifadelerini kullandı.
'KARAR, DEMOKRATİK YAŞAMI DERİNDEN TEHDİT ETMEKTEDİR'
Bakırhan, sandığın iradesinin yargı kararnamesiyle iptal edilmesini hiçbir zaman kabul etmeyeceklerini söyleyerek, "İstinaf mahkemesinin verdiği karar yalnızca bir siyasi partiyi değil, tüm siyaset ve sivil toplum alanını, örgütleme hakkını, demokratik yaşamı derinden tehdit etmektedir. Bu kararla birlikte siyasi partilerin ve sivil toplumun hiçbir güvencesi kalmamıştır. Yargıtay derhal toplanarak bu garabete bir son vermeli, Türkiye'de demokratik ve sivil yaşamın önünü açmalıdır. Hukuksuzluk adrese teslim ile başlar ama hiçbir zaman yerinde kalmaz. Bugün bir partinin kapısını kıran anlayış, yarın bütün siyasetin kapısına dayanır. Biz bunu geçmişte çok gördük, deneyimledik. Bugün CHP’ye giden kolluk, yarın AKP'ye gider; öbür gün MHP'ye, DEVA’ya, Gelecek’e, Saadet’e gider. Bize zaten hep geldi. Biz o hukuksuzluğu çok iyi tanıyoruz" dedi.
'BİR PARTİNİN KAPISI KIRILDIĞINDA ASLINDA SİYASETİN KAPISI KIRILIR'
Bakırhan, "Siyasi rekabet başkalarının sözlüğüyle yapılmaz. Maalesef birileri başkalarının sözlüğüyle rekabet etmeye çalışıyor. Bu yanlıştır. İftiralar, damgalamalar, etiketler, ahlaki mahkumiyet hükümleri, tüm bunlar operasyonun siyasi tarafını perdelemenin en kestirme ve ucuz yoludur. Özellikle vurguluyoruz: Türkiye’nin siyasi tarihinde bazı etiketler başka hiçbir suçlamayla kıyaslanmayacak bir yıkım gücü taşır. Hangi niyetle söylenirse söylensin bu tür ithamlar siyasi operasyonlara kapı aralar. Bu yüzden CHP içindeki her aktörü söylediği her sözün sonuçlarını düşünmeye davet ediyoruz. Onun için samimiyetle uyarıyoruz. Bugün rakibine yapıştırdığın etiket, yarın senin yakanı tutacak elin provasıdır. Siyaset bugünün öfkesiyle değil, yarının yüzleşmesiyle yapılır. Unutmayalım ki bir partinin kapısı kırıldığında aslında siyasetin kapısı kırılır. Toplumun siyaset kurumuna dair umut ve güveni aşınır. Tarafların buna uygun hareket etmesini bekliyoruz. CHP'nin bu fırtınadan bütünlüklü çıkarak gemiyi limana yanaştırmasını temenni ediyoruz" diye konuştu.
'BU YAŞANANLAR, BARIŞ SÜRECİNDE HER TÜRLÜ İÇ GERİLİMİ YARATIR'
Bakırhan, CHP'ye yönelik yargı kararının barış süreci konusundaki kaygılarını artırdığını vurgulayarak, "Barış sürecinin hedefi, eşitliğin ve adaletin en yüce değer olduğu demokratik bir Türkiye'yi inşa etmektir. İşte bu süreci başarıya ulaştırabilirsek belki de bu yaşadığımız şeyler yaşanmayacak. Onun için diyoruz ki bu süreç sadece Kürt meselesinin çözümü için değildir. Bu süreç aslında Türkiye'nin demokratikleşme sorunu içindir de. Dolayısıyla muhalefetiyle, sivil toplumuyla, demokratik kitle örgütüyle; Adanalısı, Sinoplusu, Edirnelisi, Karslısıyla birlikte bu sürece sahip çıkarak Türkiye'yi yeni bir zemine, yeni bir noktaya taşıyabiliriz. Bu temelde bir uyarı da yapmak istiyoruz; bu yaşananlar, barış sürecinde atılması gereken adımları gölgeleyecek her türlü iç gerilimi yaratır. Bu da yarar değil zarar verir. Topluma zarar verir, sürece zarar verir, ülkenin geleceğine zarar verir” dedi. (DHA)









