Geri Dön
AnkaraDestici: Seçim yasasıyla ilgili birtakım değişiklikler olacaktır

Destici: Seçim yasasıyla ilgili birtakım değişiklikler olacaktır

Destici: Seçim yasasıyla ilgili birtakım değişiklikler olacaktır

Gizem KARADAĞ-Batuhan DURNAOĞLU/ANKARA, (DHA)- BÜYÜK Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, “2026, yani bu yıl içerisinde belki bir anayasa değişikliği gündeme gelebilir. Belki mecliste bir anayasa değişikliği gerçekleşebilir. Bütün bu süreçlerin yaşanması gerektiğini düşünüyorum. Bir de 50 artı 1 devam edecek mi? 40 artı 1'e mi inecek? Mutlaka seçim yasasıyla ilgili birtakım değişiklikler olacaktır. Çok köklü olmasa da bu tür bazı değişikliklerin olacağı ihtimalin yüksek olarak görüyorum” dedi.

BBP lideri Mustafa Destici, Türkiye Basın Federasyonu’nun ‘Anadolu Sohbetleri’ programında basın mensuplarıyla bir araya geldi. Destici, konuşmasında Suriye’deki gelişmeler ile ilgili, “İç barışını tesis etmiş bir Suriye göremiyoruz. Türkiye bu konuda en samimi ülke fakat Türkiye buradan hep uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) İsrail’in baskısıyla Türkiye’yi Suriye masasından da uzak tutmaya çalışıyoruz. Ama tabii ki biz sahada çok güçlüyüz. Dolayısıyla sahada olan gücümüz mutlaka masaya da yansımalı ve biz sahada kazandıklarımızı masa başında kaybedecek noktaya getirmeye çalışıyorlar. Ama hem son dönemde Dışişleri Bakanımızın ve diğer yetkililerimizin hükümet ve parti sözcümüzün yaptığı açıklamalar Türkiye'nin buna müsaade etmeyeceği şeklinde. Biz de bu duruşu sonuna kadar doğru buluyoruz ve destekliyoruz. Tabii şunu görelim ki bu bir gerçek SDG, Amerika'nın desteği olduğu sürece kendini feshetmeyecek gözüküyor. Yani burada direnecek çünkü Amerika Birleşik Devletleri şu anda onun feshini kendi çıkarları açısından doğru bir zamanlama olarak görmüyor. Onun için de kendini feshetmeyecek ve işin başından beri görüyorsunuz bir oyalama taktiği var. Ve bulunduğu yerlerde kontrol ettiği noktalardan da geri çekilme gibi bir niyeti yok. Silah bırakma gibi bir niyeti yok. Suriye Merkezi Hükümeti tam entegrasyon gibi bir niyeti, bir düşüncesi yok. Yani bir ileri bir geri yapıyor, bir adım atıyor, sonra geri çekiliyor ve zamana yayıyor, bunu görüyoruz” diye konuştu.

Destici, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özgür Suriye Ordusu biliyorsunuz, Suriye Merkezi Hükümeti ile Türkiye'nin de telkiniyle hemen entegre oldu. Belki o zaman SDG'nin de silah bırakması ya da entegre olması koşulu belki ortaya konsaydı, bugün belki bu noktada Türkiye'nin ya da Suriye'nin, şimdiki Suriye Hükümeti'nin de SDG karşısındaki güçlerin de eli daha güçlü olurdu diye düşünüyorum. Ama tabii ben yine ABD desteği sürdüğü sürece SDG'nin ne Apo’nun çağrısına ne de başka birisinin çağrısına tam anlamıyla uymayacağını ve orada varlığını devam ettirip, Irak'taki bölgesel yönetim gibi bir yönetim hayali kurduğunu düşünüyorum. Bölücü Kürtçü unsurların da dört ülkeden parçalarını birleştirerek bir büyük Kürdistan hayali var. Bu hayalden vazgeçmiş değiller. Ben bu hayalin peşinde koştuklarını düşünüyorum. Ama şuna da inanıyorum, Türkiye güçlü bir devlettir, büyük bir devlettir. Başında çok tecrübeli bir Cumhurbaşkanı vardır, kadroları tecrübelidir. Güçlü bir ittifak vardır. Gün geçtikçe de herkes biliyorsunuz, bazı kesimleri hayal kırıklığına uğratarak, bazı kesimleri yanıltarak güçlenmeye de devam etmektedir. Gücünü de perçinlemektedir. Dolayısıyla da zamanı geldiğinde, Türkiye'nin gerekli müdahalede bulunacağından da hiç kimsenin şüphesi olmasın.”

‘EMEKLİYLE İLGİLİ BİR DÜZENLEME YAPILMASI LAZIM’

Destici, emekliyle ilgili bir düzenlemenin yapılması gerektiğini belirterek “Her şeyden önce devlete düşen ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ diyoruz. Vatandaş öncelikli. Dolayısıyla burada mutlaka ama mutlaka ne edip ne yapıp artık nereden kesilecekse, nereden arttırılacaksa, nereden bir kaynak bulunacaksa mutlaka emekliyle ilgili bir düzenleme yapılması lazım. Maaşların en az 30 bin lira seviyesine çıkartılması lazım. Böyle bir 1-2 bin liralık bir iyileştirmenin derde deva olmayacağını düşünüyorum. Burada da bizim aslında başka bir önerimiz daha oldu. Bunu bu sefer yapmıyoruz. 2-3 sene öncesinde yaptık, bir proje olarak da kurumlarımızın ilgili bütün noktalarıyla paylaştık. O da şudur. Biz dedik ki madem komple hepsine birden bir artış yapılamıyor. Bu asgari ücretli, emekli için de geçerli. Asgari Ücret Tespit Komisyonu gibi bir Asgari Hane Geçim Rakamı Tespit Komisyonu kurusun. Bölgesel olarak örneğin Türkiye'de hane ortalaması Ankara'da 3,5'a düştü. Çocuk sayısı 1,4. Diyelim ki işte 3,5 kişilik bir aile asgari kaç liraya geçinebilir? Evi de yok. Yani evi olmayanlar için konuşuyorum. Diyelim ki 40 bin liraya geçinebilir. Ne veriyor? Asgari ücret 28 bin lira. İşte o arada farkı devlet o ihtiyacı olana verecek. Asgari ücretli var. Sadece kendisi çalışıyor. Tek asgari ücret. Evi kira, hanımı da çalışmıyor. Bizim esas sahip çıkmamız gereken ‘kira yardımı mı vereceğiz, çocuk yardımı mı vereceğiz’ ne adı altında verilirse onu desteklememiz lazım. Yani eğer komple bir maaş artışı bu seviyede yapılamıyorsa. Şu anda da böyle bir çalışma olduğunu biliyorum. Şu anda da böyle bir çalışma yürütülüyor. Bir an önce bu çalışmana tamamlanıp hayata geçmesi lazım. Biz zaten bununla ilgili görüşlerimizi, projelerimizi de paylaştık. İlgili kurumlarla da kuruluşlarla da paylaştık. Normalde yani Ocak 2023’ü kıyasladığımızda maaşlarının 3'te 2. Yani çalışan 3'te 2'sine geldiğinde 40 bin liralarda olması lazım. Ama en azından bence 30 bin liranın üzerinde olmalı” dedi.

‘SEÇİM YASASIYLA İLGİLİ BİRTAKIM DEĞİŞİKLİKLER OLACAKTIR’

Destici, sözlerine şöyle devam etti:

“Cumhur İttifakı'nın ortağıyız. Tabii ki bu duruşumuzu muhafaza ediyoruz, koruyoruz. Ve Türkiye'nin Cumhur İttifakı'na olan ihtiyacının da sürdüğünü görüyoruz. 15 Temmuz gecesi başlayan süreç. Bugün de hala devam ediyor. Diğer tarafa baktığınız zaman, özellikle 6’lı masanın bugün ne hale geldiğini, artık ortada masa falan kalmadığını, tamamen ayaklarının kırıldığını, koptuğunu ve masanın çöktüğünü görüyoruz. Şimdi tabii ki biz Milliyetçi Hareket Partisi ve Büyük Birlik Partisi olarak Türkiye'deki iki büyük milliyetçi partisi, Cumhur İttifakı’ndadır. Aslında milliyetçi tabanında yüzde 90'a yakın kısmı da Cumhur İttifakı'ndadır. Önemli bir kısmıdır. Dolayısıyla zaten bizim ittifakımız milliyetçi, muhafazakâr, maneviyatçı, demokrat kimliğe sahip bir ittifaktır. Şimdi diğer taraftaki partilere baktığınız zaman, Türk Milliyetçiliği tanımına uyan partiler vardır, uymayan partiler vardır. Çünkü bizim mesela Milliyetçilik anlayışımız şudur. Biz bir kere İslami hassasiyeti olmayan kavmiyetçiliği ve ırkçılığı reddediyoruz. Orada bir birliktelik olur mu, ortak bir aday, farklı bir aday çıkarabilirler mi? Bunu tabii ki böyle bir çalışma, böyle bir niyet, böyle bir arzu olduğunu görüyoruz. Bunu görüyoruz, bunu siz de yakından takip ediyorsunuz. Ama daha ben bu köprünün altından çok sular akacağını düşünüyorum. 2026, yani bu yıl içerisinde belki bir anayasa değişikliği gündeme gelebilir. Belki mecliste bir anayasa değişikliği gerçekleşebilir. Bütün bu süreçlerin yaşanması gerektiğini düşünüyorum. Bir de 50 artı 1 devam edecek mi? 40 artı 1'e mi inecek? Bir kere şunu bekliyorum. Mutlaka seçim yasasıyla ilgili birtakım değişiklikler olacaktır. Çünkü 2023 öncesi de oldu biliyorsunuz. 2018'e ayrı seçim yasasıyla gittik. Genelde aynı olsa da farklılıklar vardı. 2018 seçimlerinde ittifak edilen partilerin oyları bir bütün olarak sayılıyordu. Ve diğer partiler bundan faydalanıyordu. Ama 2023'e gittiğinizde ittifakta olsa bile her partinin oyu ayrı. Yani artık oylar ortadan kalktı. Yani çok köklü olmasa da bu tür bazı değişikliklerin olacağı ihtimalin yüksek olarak görüyorum. Bir de tabii Mansur Yavaş profilindeki siyasetçilerin ya da belediye başkanı ya da şu anda aday adayı olarak ya da birilerinin Cumhurbaşkanı adayı görmek istediği kişilerin elbette baktıkları bir nokta vardır. O da şudur. Seçimde yarışabilecek yani birinci yarışmacı olmak. Cumhur İttifak adayı Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın karşısında birinci yarışmacı olabilecek. Eğer ikinci yarışmacı pozisyona düşüyorsa ben o topa gireceğini düşünmüyorum. Yani açıkça şunu söyleyeyim. Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayı olmadığı sürece Cumhurbaşkanı adayı olma ihtimalini çok düşük görüyorum. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayı yapılırsa o zaman aday olabileceğini, o zaman da diğer adı geçen partilerin onu destekleyeceğini düşünüyorum.”

Destici, terörsüz Türkiye süreci ile ilgili, “Başarıdan neyi murad ettiğinize bağlı birincisi. İkincisi başarı diye nitelendireceğimiz şey PKK'nın tamamen bütün unsurlarıyla bir silah bırakıp kendini feshetmesini diyorsanız, bu olmayacak. Yani ben bunun olmayacağını düşünüyorum. Keşke olsa. Yani bunun sebebinin de PKK ve onun da ötesinde Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail olduğunu düşünüyorum. Yoksa daha önce de söyledim. Benim devletimden şüphem yok” diye konuştu.

‘SİLAHI BIRAK, GEL KONUŞALIM’

Destici, “İyi niyetinden, çıktığı yoldan, Cumhur İttifakı üyelerimizden şüphemiz yok. Sürekli görüşüyoruz ama ben karşıdakilere asla güvenmiyorum. Çünkü ipleri Amerika'nın elinde, kendi kullanabilecekleri inisiyatif alanı çok dar karar verme yetileri, Abdullah Öcalan öyle lanse edilmeye çalışıldığı gibi örgüt üzerinde özellikle Suriye kanadında çok etkili değil. Orası tamamen Amerikan kontrolünde. CENTCOM kontrolünde. Çok net. Besleyip büyüten, bütün silahları veren onlar dolayısıyla da tabiri caizse parayı veren emri de verir. Oradaki yapıyı mutlaka muhafaza etmek isteyecekler ama Türkiye'nin şartını ya da devletin, hükümetin ‘bütün unsurlarınla’ diyor. Pes edeceksin, silahı bırakacaksın. Yani Türkiye'deki zaten Türkiye'de yok ki, Türkiye’de zaten kalmadı. Biz her yere gidiyoruz. Irak'taki de bırakacak, Kandil'deki de Sincar'daki de İran'daki de bırakacak, Suriye'deki de bırakacak. Kendini feshedecek. Türkiye'deki de feshedecek. Ben bunun en azından bugün için böyle kısa sürede mümkün olmayacağını düşünüyorum. Ve bunların bu mücadeleden vazgeçmeyeceklerini düşünüyorum. Emellerine ulaşana kadar. Bakın neticede ne oldu şu anda? Ne diyor? Biz diyoruz ki yani bizim taraf devlet tarafı silahı bırak. Kendini feshet. Gel konuşalım. Biz de onu diyoruz. Herkes ne isterse konuşulabilir. Sadece onlara has bir şey değil. Bu ülkede herkes her parti, her siyasi grup, her sivil toplum örgütü fikrini, düşüncesini söyleyebilir. Kırmızı çizgimiz terör. Bunu terör örgütünü arkasını alarak ya da eline silah alarak silah muhalefetiyle yapamaz. Bizim karşı çıktığımız net tavır koyduğumuz mesele bu. Silahı bırak, gel konuşalım” ifadelerini kullandı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber