Geri Dön
AnkaraEmine Erdoğan: Teknoloji şirketlerinin hesap verebilir olmaları zorunluluktur

Emine Erdoğan: Teknoloji şirketlerinin hesap verebilir olmaları zorunluluktur

Emine Erdoğan: Teknoloji şirketlerinin hesap verebilir olmaları zorunluluktur

Aybala MELEK- Emirhan YÜZÜGÜLDÜ/ ANKARA, (DHA)- CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, "Dijital dünyanın çocuklar için daha güvenli hale getirilmesi yalnızca ailelerin değil, kamu kurumlarının, teknoloji şirketlerinin, uluslararası kuruluşların ve medya endüstrisinin ortak sorumluluğudur. Özellikle teknoloji şirketlerinin hesap verebilir olmaları ve çocuk dostu tasarım yapmaları bir zorunluluktur" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile beraber, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliği Ofisi ve UNICEF iş birliğinde, Ankara'da düzenlenen 'Çocukların Dijital Ortamlarda Korunması: Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı' toplantısına katıldı. Emine Erdoğan, tehlikelerin çocukları sadece sokakta ya da dış dünyada değil, dijital dünyada da kuşattığını belirterek, dünya genelinde internet kullanıcılarının 3'te 1'ini oluşturan çocukların, karşı karşıya olduğu risklerin alarm verici boyuta ulaştığını vurguladı. Meselenin ülkelerin sınırlarını aşan, ortak çözümler üretmeyi ve birlikte hareket etmeyi zorunlu kılan küresel bir sorumluluk olduğuna dikkati çeken Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, UNICEF'e ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliği'ne iş birlikleri için teşekkür etti. Emine Erdoğan, günümüzde bilgi teknolojileri sayesinde çocukların yapay zeka destekli öğrenme araçları, çevrim içi eğitim platformları ve küresel bilgi ağları gibi önceki nesillerin sahip olmadığı ölçüde öğrenme ve gelişim fırsatına sahip olduklarını söyledi.

'300 MİLYONDAN FAZLA ÇOCUK ÇEVRİM İÇİ İSTİSMARA MARUZ KALIYOR'

Çocukların dijital dünyada bilgiye ve milyonlarca kaynağa bir tıkla ulaşabildiğini belirten Erdoğan, "Ancak ne yazık ki aynı dünyada her türlü istismar da çocuklara aynı hızda, yani bir tıkla ulaşıyor. Yapılan araştırmalar, küresel olarak yılda 300 milyondan fazla çocuğun çevrim içi istismar ve tacize maruz kaldığını gösteriyor. Bu vakaların sıklığının her 10 saniyede 1'e kadar düşmesi, aslında her ülkeyi, her haneyi, her okulu saran bu gizli salgının boyutlarını açıkça ortaya koyuyor" diye konuştu.

Erdoğan, bugün çocukların, dijital dünyada sadece vakit geçirmediğini, bu dünyada büyüdüğünü, sosyal ilişkilerini, değerlerini ve kimliğini burada inşa ettiğini belirterek, "Maalesef yetişkinler olarak bizler, üzerimize yapıştırılan dijital göçmen etiketiyle bu dünyanın dışına itilmiş durumdayız. Çocukların yerlisi ilan edildiği dijital dünyaya sınır çizme hakkımız elimizden alındığı gibi bugüne kadar bu çerçevede atılan her adım sansür iddiasıyla maalesef engellendi. Anne babalar ne zaman endişelerini dile getirse çağın gerisinde kalmakla itham edildiler. Dijital mecralara dair düzenlemeler sosyal politikaların konusu olduğunda hükümetler baskıcı olmakla suçlandılar. Maalesef bu işin sonu, çocuk ve gençlerin, siber zorbalık, dijital bağımlılık, kişisel verilerin kötüye kullanılması, şiddet içerikleri, ayrımcılık ve nefret söylemleri gibi risklerle çepeçevre kuşatılmasına neden oldu. Bugün bu sınırsızlığın bedelini, çocukların ruhsal, zihinsel, bilişsel, sosyal ve fiziksel gelişimlerinde ortaya çıkan hasarlarla ödüyoruz" dedi.

'TÜM PAYDAŞLARI DAVET EDİYORUM'

Çocukların uyanık oldukları sürenin yarısından fazlasını ekranlara gömülü olarak geçirdiklerine dikkat çeken Erdoğan, "Sosyal medyayla ve bilgisayar oyunlarıyla dolu 8,5 saate varan ekran süresi, dijital bir bitkisel hayat demek" dedi.

Emine Erdoğan, çocukları korumak için önemli adımlar attıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın hayata geçirdiği 'Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı' ile meseleye bütüncül bir stratejiyle yaklaşıyoruz. Ayrıca yine bakanlığımızın hazırladığı 'Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi', çocukların dijital ortamlarda korunmasını, desteklenmesini ve güçlendirilmesini hedefleyen, uluslararası ölçekte ortaya konmuş önemli bir çağrıdır. Bu vesileyle tüm paydaşları bu sözleşmeyi imzalamaya davet ediyorum. Unutmayalım ki dijital dünyanın çocuklar için daha güvenli hale getirilmesi yalnızca ailelerin değil, kamu kurumlarının, teknoloji şirketlerinin, uluslararası kuruluşların ve medya endüstrisinin ortak sorumluluğudur. Özellikle teknoloji şirketlerinin hesap verebilir olmaları ve çocuk dostu tasarım yapmaları bir zorunluluktur."

'KÜRESEL BİR UYANIŞ VAR'

Küçük çocukların sanal medya platformlarına erişimini kısıtlayan yasal düzenlemelerin Avusturalya, Fransa, Danimarka gibi birçok ülkenin gündeminde olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, "Ne mutlu ki bu konuda adeta küresel bir uyanış var. Ülkemizde de çocukların yaşlarına uygun sosyal medya ve oyun içeriklerine erişimini sağlayacak düzenlemeleri içeren kanun teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunuldu. Bu çerçevede, 15 yaşını doldurmamış çocuklarımızın sosyal medyaya erişiminin kısıtlanması, 15 yaşını doldurmuş gençlerimiz için ise yaşlarına uygun ayrıştırılmış hizmetler ile ebeveyn kontrol araçlarının sunulması planlanıyor" diye konuştu.

'SAĞLAM SINIRLARA İHTİYACIMIZ VAR'

Dijital ortamları çocuklar için güvenli ve onların eğitim hayatlarına katkı sunan faydalı bir mecra yapma hedeflerinde, aileleri en önemli paydaş olarak gördüğünü bildiren Erdoğan, "Eğer çocuklarımızı dijital dünyanın tekinsiz arka sokaklarından çekip çıkaracak ve onları geleceği omuzlayacak güçlü ve şuurlu gençler olarak yetiştireceksek, bunu ebeveynlerle el ele vererek yapmalıyız" dedi.

Emine Erdoğan, bu işin birkaç formülü olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunların ilki, dijitalleşmeyle yıkılan sınırların yeniden inşa edilmesidir. Zira, çağımızda insanlığın içinden çıkamadığı birçok sorunun temelinde, sınırsızlığın özgürlükle bir tutulması yatıyor. Halbuki gerçek özgürlük, başıboş bir istediğini yapabilme gücü değil, insanın her şeyden önce eleştirel düşünebilmesidir. Aklını, zihnini, ruhunu istila edecek unsurlara karşı sınır çizebilmesidir. Güzel bir sözde denir ki ilacı zehirden ayıran dozudur. Yani teknoloji, sağladığı faydalarla insanlığı ileri taşıma potansiyeline sahipken kontrolsüz bırakıldığı takdirde insanlığın geleceğini tehdit edebilir. Aynı şekilde dijitalleşme, iş süreçlerinden günlük yaşama kadar pek çok alanda verimliliği artırırken, eğer ipin ucu kaçarsa çocuklarımızın hayatı bir anda dijital dadılarla, dijital arkadaşlarla, dijital oyun parklarıyla istila edilebilir. İşte bu yüzden sağlam sınırlara ihtiyacımız var."

'AİLE YEGANE SIĞINAĞIMIZ'

Her anne babanın işin dinamiklerini, nerede sınır çizilmesi gerektiğini çok iyi bildiğinden emin olduğunu ifade eden Emine Erdoğan, "Çünkü ebeveynlik, dünyanın en eski mesleğidir. Bugün bir çocuk kalkıp gece yarısı tek başına sokağa çıkmak istese ona izin verir miyiz? Hiç tanımadığı birinin onu elinden tutup götürmesine göz yumar mıyız? Ya da kumar oynamasına, sapkın propagandalara maruz kalmasına, hayatını riske atacak bir işe kalkışmasına razı gelir miyiz? Bunların tümüne ortak cevabımız elbette ki 'Hayır' olacaktır. O halde çocuklarımızın dijital ortamlarda da aynı tehlikelerle karşı karşıya kalabileceğini unutmadan, onlara güvenli sınırlar çizelim. Keza eğitimcilerimiz de gerçek özgürlüğün teminatı olan sınırların mimarı ve koruyucularıdır. İnanıyorum ki ortak bir anlayış ve güçlü bir iş birliğiyle çocuklara dijital okuryazarlık becerisi kazandırarak, onları sınırlarla barıştırarak, mevcut gidişata yeni bir yön verebiliriz. Dijital ortamları çocuklar için güvenli hale getirecek bir diğer çözüm de güçlendirilmiş aile içi iletişimdir. O halde göz göze, gönül gönüle, yüz yüze iletişim kurmaktan, ailece birlikte vakit geçirmekten vazgeçmeyelim. Şu bir gerçek ki aile, dün olduğu gibi bugün de hayatın türlü fırtınaları karşısında yegane sığınağımızdır" açıklamasını yaptı.

Toplantıda gerçekleştirilecek fikir teatisini çok önemli bulduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, iyi uygulamaları paylaşacaklarını, ortak projeler geliştireceklerini ve teknoloji şirketlerini çocuk güvenliği konusunda daha yüksek standartlar uygulamaya teşvik edeceklerini söyledi. Emine Erdoğan, bu çabalarının, ebeveynlere yönelik küresel kampanyaların düzenlenmesi ve gençlerin dijital becerilerini artıracak programların desteklenmesi gibi çocuklar için çok hayırlı sonuçlar doğuracağına inandığını belirterek Türkiye olarak, bu ortak hedef doğrultusunda her türlü yapıcı girişime katkı sunmaya hazır olduklarını bildirdi.

‘ÇOCUKLARIMIZIN KORUNMASI ÖNCELİK’

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise dijital ortamları, sadece teknik bir gelişme alanı olarak değil, bir hukuk, etik, eğitim ve sosyal politika boyutlarıyla birlikte ele almak zorunda olduklarını kaydederek, "Çocuklarımızın dijital ortamlarda güvenliğini sağlamak; yalnızca ulusal değil, küresel bir sorumluluktur. Bu doğrultuda, güçlü ve sürdürülebilir bir uluslararası iş birliği zemini oluşturmayı hedefliyoruz. Biz Türkiye olarak, çocuklarımızın dijital dünyada güven içinde var olmasını, sosyal devlet anlayışımızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, çocuklarımızın dijital ortamlarda korunmasını, aileyi ve toplumu güvence altına alan stratejik bir öncelik olarak ele alıyoruz. Bu doğrultuda, aile odaklı sosyal hizmet modellerimizi her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Farkındalık çalışmaları, rehberlik hizmetleri, kurumlar arası iş birliği ve koruyucu sosyal politika araçlarıyla bu alandaki kapasitemizi geliştirmeye devam ediyoruz. Şubat ayında yayımlanan Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle yürürlüğe giren Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı, bu konuda attığımız güçlü bir adımdır. İlk imzacısı olduğumuz, Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi ile de çocukların dijital haklarının korunmasında ulusal ve uluslararası düzeyde öncülük ediyoruz. Bunun yanı sıra, çocuklarımıza daha güvenli bir dijital ortam sunmak amacıyla sosyal medya düzenlemesini önemli bir adım olarak görüyoruz. Ülkemize özgü bir model geliştirmek amacıyla bir yılı aşkın süredir yoğun bir çalışma yürüttük. Bu çalışmalar sonucunda, 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesinin temel çerçevesini oluşturduk. Bu yeni düzenlemeyle, sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan yükümlülükler getiriyoruz. Çocuk haklarının, dijital mecralarda korunması gerektiğinin çocuklarımız da farkında. Çocuk Hakları Komitelerimiz, kasım ayında hem yaşadıkları hem de beklentilerinden yola çıkarak bu konuda 17 maddelik bir bildiri hazırladı. Değerlendirmelerinde güvenli internetten sosyal medya kültürüne, aile desteğinden uluslararası iş birliklerine kadar pek çok başlık kapsamlı biçimde ele alınıyor. Bugün burada, çocuklarımızın dijital dünyaya dair sözünü doğrudan duymayı, bu programın en kıymetli kazanımlarından biri olarak görüyoruz. Çünkü çocukların sesi duyulmadan, onlar için tasarlanan hiçbir politikanın tam anlamıyla başarılı olmayacağına inanıyoruz" diye konuştu. (DHA)

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber