İletişim Başkanı ev sahipliğinde Londra’da ‘Jeopolitik Dalgalanmalar Ortasında Transatlantik Güvenliği’ toplantısı

Kadircan GÜLER/ ANKARA, (DHA)- CUMHURBAŞKANLIĞI İletişim Başkanlığı tarafından Londra’da Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS) ile iş birliği içerisinde ‘Temmuz 2026 Ankara NATO Zirvesi için Türkiye’nin Öncelikleri: Jeopolitik Dalgalanmalar Ortasında Transatlantik Güvenliği’ temalı yuvarlak masa toplantısı düzenlendi.
İletişim Başkanlığı, Türkiye’nin ev sahipliğinde 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi öncesinde müttefik ülkelerin başkentlerinde paneller serisi gerçekleştiriyor. Yakın zamanda İspanya’da Elcano Kraliyet Enstitüsü ve Fransa’da Uluslararası ve Stratejik İlişkiler Enstitüsü (IRIS) gibi ilgili ülkelerin önde gelen sivil toplum ve düşünce kuruluşlarıyla iş birliği içinde düzenlenen panellerin ardından bugün de Birleşik Krallık’ın başkenti Londra’da toplantı gerçekleştirildi. Türkiye’nin kuruluşundan bu yana büyük önem atfettiği ve aktif katkı sunduğu NATO’ya ilişkin yaklaşımı ve beklentilerinin ele alındığı toplantıda, Türkiye’nin İttifak’a sunduğu sivil ve askerî katkılar ile NATO içerisindeki rolü ve stratejik önemi değerlendirildi.
DURAN, VİDEO MESAJ YAYIMLADI
Toplantıda katılımcılara video mesajla hitap eden Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, NATO’nun kurulduğu 1949 yılından bu yana üye ülkelerin güvenliklerini korumayı hedefleyen uluslararası köklü bir kuruluş olduğunu ifade etti. Türkiye’nin 32 üye sayısına ulaşan NATO’ya kuruluşundan 3 yıl sonra üye olduğunu hatırlatan Duran, NATO’yla Türkiye’nin bu 74 yıllık yolculuğunda birçok meydan okumayla ve zorlukla karşılaştığını belirtti.
Her defasında karşılıklı vefa ilkesi gereği bu imtihanları aşmayı başardıklarını vurgulayan Duran, şunları kaydetti:
“Ülkemiz; jeostratejik konumu, askerî kapasitesi ve caydırıcılık unsurlarıyla, Soğuk Savaş’tan günümüze NATO’nun kolektif savunma mimarisinde vazgeçilmez bir merkez ülke ve jeopolitik denge unsurudur. Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle, NATO’nun kriz yönetimi, barışı destekleme ve istikrarı tesis etmeye yönelik misyonlarında etkin rol üstlenmiştir.”
‘NATO DAHA DİRENÇLİ, TEKNOLOJİK VE SİYASİ BİR İTTİFAK İNŞA ETMEYİ HEDEFLİYOR’
Bugün NATO’nun, klasik devletlerarası çatışma riskleri ile hibrit tehditlerin iç içe geçtiği çok katmanlı bir güvenlik perspektifiyle faaliyet gösterdiğinin altını çizen Duran, bölgesel ve küresel gelişmelerin, NATO’nun tehdit algısını genişletmesini ve karar alma mekanizmalarını daha çevikleştirmesini zorunlu kıldığına dikkati çekti. Duran, bu kapsamda İttifak’ın, 2030 vizyonu ile büyük bir değişim başlatarak; siber güvenlikten yapay zekâya, enerji güvenliğinden iklim değişikliğinin güvenlik boyutuna kadar uzanan yeni nesil riskleri resmî tehdit kapsamına aldığını dile getirdi.
NATO’nun bu vizyonuyla önümüzdeki süreçte daha dirençli, daha teknolojik ve daha siyasi bir İttifak inşa etmeyi hedeflediğine işaret eden Duran, sözlerine şöyle devam etti:
“Türkiye ise yeni savunma teknolojileri; insansız sistemler, hava savunma çözümleri ve deniz platformları gibi alanlarda artan kapasitesi ve yatırımları ile NATO’nun 360 derece güvenlik yaklaşımının sahadaki en güçlü uygulayıcılarından biridir. Bunların yanı sıra, Türkiye; yapay zekâ destekli dezenformasyon saldırıları, psikolojik harp faaliyetleri, kitlesel algı yönetimi ve manipülasyon girişimleri gibi yeni tehditlere karşı mücadelede proaktif bir yaklaşım benimsemekte, kurumsal kapasitesini her geçen gün artırmaktadır.”
‘TÜRKİYE, 7–8 TEMMUZ’DA NATO DEVLET VE HÜKÛMET BAŞKANLARI ZİRVESİ’NE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK’
İletişim Başkanlığının söz konusu tehditlere karşı kararlılıkla mücadele ettiğinin altını çizen Duran, bu süreçte NATO’nun dünya barışı ve istikrarı için önemi ile Türkiye’nin ittifak içerisindeki kritik konumunu ortaya koyan birçok pozitif iletişim kampanyası, panel, sempozyum ve yayın çalışmasını gerçekleştirdiklerini aktardı.
Türkiye’nin NATO içindeki kritik rolü ve konumunun, bağımsız karar alma kapasitesi ile ittifak sorumluluklarını bir arada yürüten dengeli bir anlayışa dayandığını ifade eden Duran, “Nitekim Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin NATO’ya yaklaşımını, ‘Biz kendi bağımsız dış politikamızı izlerken, müttefiklik ruhu içinde NATO’ya gerekli katkıları vermeye devam edeceğiz’ sözleriyle ifade etmiştir.” dedi.
Duran, “7–8 Temmuz 2026 tarihlerinde NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak olmamız, müttefiklik ruhunu ve Türkiye’nin ittifak içindeki ağırlığını yansıtması bakımından oldukça kıymetlidir.” değerlendirmesinde bulundu. İletişim Başkanı Duran, bu zirve ve 2026 yılı boyunca gerçekleştirilecek uluslararası etkinliklerin, Türkiye’nin yeni dönemdeki rolünü göstermesi açısından önem taşıdığını sözlerine ekledi.
Programın ilk gününde yuvarlak masa toplantısına Cumhurbaşkanı Güvenlik Başdanışmanı, Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç da katıldı. Toplantıya katılan çok sayıda uzmanın sorularını yanıtlayan Kılıç, Birleşik Krallık Türkiye ilişkileri, ABD – İsrail ile İran arasındaki savaş, NATO’nun güvenlik kapasitesi, Türkiye’nin İttifakın Güneydoğu kanadındaki katkıları ve genel olarak bölgedeki güncel gelişmelerle ilgili açıklamalarda bulundu.
Programın ikinci gününde ise Chatham House düşünce kuruluşunda bir grup uzman, akademisyen ve diplomatla yuvarlak masa toplantısına katılan Akif Çağatay Kılıç, burada da İran ve Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerin yanı sıra Türkiye’nin bölgesindeki krizlerde üstlendiği ara buluculuk rolü ve savunma kapasitesini güçlendirme hususundaki çabaları gibi konularla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç, Büyükelçi Osman Koray Ertaş’ın ev sahipliğinde Londra Büyükelçiliği Rezidansında önde gelen İngiliz basın kuruluşlarının mensuplarıyla da bir araya geldi. 2026 NATO Zirvesi’nin Türkiye’de gerçekleştirileceğini hatırlatan Kılıç, Türkiye’nin NATO ve diğer müttefikleriyle eşgüdüm halinde yürüttüğü çalışmalardan bahsetti ve basın mensuplarının bölgesel gelişmelerle ilgili soruları yanıtladı. (DHA)









