Geri Dön
AnkaraTBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu mağdur aileleri dinledi (3)

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu mağdur aileleri dinledi (3)

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu mağdur aileleri dinledi (3)

'SUÇU İŞLEYENİN YAŞINA GÖRE DEĞİL SUÇUN AĞIRLIĞINA GÖRE CEZA VERİLMELİ'

Mağdur ailelerin açıklamalarının ardından Başkan Durgut, avukat Şeyda Karayazgan'a söz verdi. Karayazgan hem suça sürüklenmeyi önleyen hem de suç işlendiğinde etkin karşılık verebilen dengeli bir sistem kurulması gerektiğini ve bu kapsamda kolluk birimlerinin senkronize çalışmasını kaydetti. Kolluk kuvvetlerinin risklere erken müdahale ederek aktif bir rol üstlenmesini, ayrıca üst arama yetkisi verilmesi gerektiğini belirten Karayazgan, "Ben, Türk Ceza Kanunu'nun 31'inci maddesinin ailelerin sözcüsü olarak değiştirilmesini talep ediyorum. Burada suçun ağırlığına göre yaşa göre değil, ceza verilmesi temel talebimizdir çünkü adam öldürenin yaşı değil fiilinin ağırlığı, aileler, insanlar hepimiz için önemli olan budur. Ayrıca, burada hakime indirim uygulamama yönünde takdir yetkisi tanınmalıdır. Özellikle 15-18 yaş grubundaki ağır suçlar bakımından indirim zorunluluğu kaldırılmalıdır, indirim uygulanmamalıdır. Sistem yaş merkezli yapıdan çıkarılmalı, fiilin niteliği, kastın yoğunluğu, işleniş biçimine odaklanmalıdır. Son olarak, yargılama süreciyle ilgili şunu söylemek istiyorum: Mağdur tarafın konumunun güçlendirilmesi de oldukça önem taşıyor. Mağdur vekillerinin talepleri gerekçesiz olarak reddediliyor. Söz gelimi, keşif isteniyor, reddediliyor. Bu ailelerin görülmeye ve anlaşılmaya ihtiyacı var, bu sadece psikolojik boyutta değil adalet boyutunda da. Dolayısıyla savcının veya hakimin kapısına gittiğinde talepleri gerekçesiz olarak reddedildiğinde bu sefer insanlarda yargıda taraflılık algısı başlıyor. Bu hususun da standardize edilmesi gerekiyor. Hakim ve savcıların mağdur tarafla iletişimine özen göstermesi ve saygı standardını yükseltmesi yargı sürecindeki şeffaflığı da sağlayacak, insanların yargıya olan güvenini de arttıracak" ifadelerini kullandı.

'SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK TERMİNOLOJİSİ BİR AN EVVEL BIRAKILMALI'

Denetimli serbestlik, koşulu salıverme uygulamalarının geniş kapsamlı olarak uygulanmasının cezanın fiilen önemli ölçüde kısalmasına yol açtığını söyleyen Karayazgan, "Bu durum toplumda adalet duygusunu ciddi anlamda sarsıyor. Bu çerçevede, cezanın yalnızca hüküm aşamasında değil, infaz süresinde etkili ve görünür olması önem taşıyor. Bu çerçevede, '5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Kanunu'nda yapılacak düzenlemelerle özellikle 107'nci madde başta olmak üzere, ağır suçlar bakımından infaz rejiminin çocuklar bakımından yeniden ele alınmalıdır. Tasarlayarak kasten öldürme başta olmak üzere ağır suçlarda cezanın tamamının yetişkinler gibi kapalı, yüksek güvenlikli kurumlarda infaz edilmesi ve denetimli serbestlikten yararlanamaması, ağır suç işleyen çocuklar bakımından infaz süreleri, fiilin niteliği, ağırlığı esas alınarak yeniden yapılandırılmasını talep etmekteyiz. İnfaz sistemi tabii ki sadece cezalandırma değil, aynı zamanda bir rehabilitasyon zorunlu hale getirilmelidir, bireyselleştirilmelidir. Tahliye sonrası dönem için de izleme ve denetim sistemi kurulmalıdır. Özellikle infaz sürecinden sonra tekrar suça yönelmeyle ilgili çocukların üzerinde denetim mekanizması oluşturulmalı, hızlı müdahale yapılmalı, yaptırım imkanları da hayata geçirilmelidir. Çok değerli mağdur ailelerinin aile sorumluluğu talepleri vardır. Yani her zaman söylediğimiz, 'Biz çocuklarımıza gözümüz gibi baktık ama karşı taraf nerede?' Biz kanuna eklenecek bir maddeyle ailelere sorumluluk yüklenmesi gerekirse ceza verilmesini talep ediyoruz. Özellikle yaslarını dahi yaşamadan adalet koşturması içerisine giren bu vatandaşlarımız için gerekli adımların atılması gerekiyor ve hepimizin nefretle karşıladığı 'SSÇ, suça sürüklenen çocuk' terminolojisinin bir an evvel bırakılması gerekiyor" diye konuştu.

'CEZALAR ARTIRILMALI'

Avukat Mehtap Yılmaz ise suça sürüklenen çocuklar ile ilgili şu ifadeleri kullandı;

"Bunların ne kadar kısa süre cezaevinde kalacaklarını bildikleri zaman mağdur aileleri üzülüyor. Bir de ödül olarak verilen izinlerimiz var. Yine, 'Ceza Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 51'inci maddesi, 'Çocuk eğitimevinde kalan hükümlünün hafta sonunda bir gün, kurum idaresinin uygun gördüğü süre kadar, kurum dışına çıkmasına izin verilebilir' hükmü. Tabii dediğiniz gibi, basit suçlarda bu öngörülebilir bir şey. Hepimizin çocuğu bir şekilde tedbirsizlik, dikkatsizlikle bir yaralamaya sebebiyet verebilir, bir şey olabilir yani o zaman tabii ki çocuk ıslah edilmeli. Ben iki taraflı da düşünüyorum, hiçbir şekilde tek taraflı düşünmüyorum ama bu ödülü alan, bu şekilde canice bir suç işleyen bir kişinin bu ödülü alarak dışarı çıktığı zaman mağdurun ailesinin, maktulün ailesinin yaşayacağı korkuyu ve yaşayacağı o duyguyu ben hissedebiliyorum ve bu duyguyu yaşatmayın lütfen diyorum. Kurum dışında çalıştırmayla da ilgili hükümler var. Bunun da aynı şekilde 'Ceza İnfaz Kanunu'nun 29'uncu ve 30'uncu maddesinde kurum dışı çalıştırmaya izin veriliyor. Çocuklar konusunda bu tabii ki eğitim amaçlı olarak yapılıyor, çalıştırma olarak yapılmıyor. Bunun da sakıncaları olduğunu düşünüyorum. Kanunda yapılacak değişiklikler sadece mağdur çocukları ve mağdur aileleri korumuyor. Ayrıca mutlaka bu cezaların da artırılması gerektiği kanaatindeyim."

Sunumların ardından komisyon toplantısı sona erdi. (DHA)

Ali Ekber METE/ ANKARA, (DHA)-

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber