Tanju Özcan: Bütün bu davanın objesi, ana yemeği benim

Mutlu YUCA-Zübeyde ÖZMEN/BOLU, (DHA)- BOLU Belediyesi'ne yönelik soruşturma kapsamında tutuklanarak belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Tanju Özcan'ın da aralarında bulunduğu 6'sı tutuklu 19 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması, 3’üncü gününde devam ediyor. Duruşmada Tanju Özcan, "Bütün bu davanın objesi, ana yemeği benim. Arkadaşlar benim yüzümden mağdur oldular" dedi.
Bolu Belediyesi'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 28 Şubat sonrası farklı tarihlerde düzenlenen operasyonlarda, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, Belediye Başkan Yardımcıları Süleyman Can ve Leyla Beykoz, BOLSEV Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız, BOLSEV Yönetim Kurulu Üyesi Aydan Özdemir, Belediye Meclis Üyesi Cihan Tutal, belediyenin Mali Hizmetler Müdürü Naim Ayhan ve Bolu Manavlar Odası Başkanı Mustafa Altındal tutuklandı. Avukatlarının itirazı sonrası Leyla Beykoz’un tutukluluk hali ev hapsine ve Aydan Ö’nün ise tahliyesine karar verildi.
6'SI TUTUKLU 19 SANIKLI DAVA
Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma kapsamında Tanju Özcan’ın da aralarında olduğu 6’sı tutuklu 19 sanık hakkında iddianame hazırlandı. 41 mağdur ve 3 müştekinin yer aldığı 178 sayfalık iddianamede sanıklara yönelik ‘İrtikap’, ‘İrtikaba teşebbüs’, ‘Rüşvet alma’, ‘Nitelikli dolandırıcılık’, ‘Vakıf ve Dernekler Kanunu’na muhalefet’, ‘İrtikaba yardım’, ‘Rüşvete aracılık’, ‘Yalan tanıklık’ ve ‘Suçluyu kayırma’ suçlarından ceza istendi. İddianame, Bolu 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunuldu. Davanın ilk duruşması pazartesi günü başladı. Bolu Sosyal Bilimler Lisesi'nin spor salonunda görülen duruşmada sanıklar üzerlerine atılı suçlamalar hakkında savunmalarını yaptı. Duruşmanın görüldüğü spor salonu çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı. Tanju Özcan'ın da aralarında bulunduğu 6'sı tutuklu 19 sanık, duruşma salonunda hazır bulundu.
KURBAN BAĞIŞI OLAYI
BOLSEV Vakfı’na Kurban Bayramı’nda 34 bağışçıdan 845 bin TL kurban bağışı toplanması ve belgelerde kurbanların kesilmediğinin tespit edilmesi üzerine ‘Nitelikli dolandırıcılık’ suçu kapsamında açılan dava kapsamında BOLSEV Yönetim Kurulu üyesi Ali Sarıyıldız savunmasını yaptı. Savcılıkta verdiği ifadeye ekleme yapmak istediğini belirten Sarıyıldız, “Belediye, kurban kesmek amacıyla bağış topladı. Kurbanları nerede tutacağımız konusunda anlayarak kurban kesmekten vazgeçtik. Kurban kesemeyeceğimizi izin alamayacağımızı anladık. Reklamları sosyal medyadan yayınladık ama sonradan kaldırdık. Belediye Başkanı Tanju Özcan vakıf olarak biz de kurban keselim, dedi. Kurban keselim, diye yola çıktık. Süreç böyle ilerledi. Belediye sitesinde ve billboardlarda kurban ilanları yayınlandı. Kurban bağışı tedariki açısından sıkıntı yaşayacağımızı düşündük ve ilanlardan kaldırdık. O arada bağışçılar paralarını yatırmıştı. Paraya dokunmayalım hesapta kalsın, dedik. Bu parayla çocuklara yardım yapalım, dedik bununla ilgili sıkıntı olacağını düşünerek bunu da yapmadık. Kurban bağışı toplanması için valilikten ve bakanlıktan izin alınması gerekiyormuş biz bunu da bilmiyorduk” dedi.
‘BÜTÜN BU DAVANIN OBJESİ ANA YEMEĞİ BENİM’
Kurban bağışına ilişkin savunmasını yapan Tanju Özcan, BOLSEV Vakfının yönetim kurulu başkanı olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Yetkili arkadaşlar ‘Başkanım vatandaşlar sizin isminizi ilanda görmeleri lazım’ dediler. O nedenle ilanlarda ismim vardı. Vakıfla ilgili sorumluluğu da Ali Sarıyıldız’a vermiştim. Bu konuda zaman zaman istişare ettik. Buradaki karışıklık belediyenin yaptığı bağış kampanyası vardı. Eski belediye başkanı zamanında başlayan kurban bağışı toplanması işi var. Daha önceki yıllarda valilik ilanları da toplamış. Valilikten izin alınması gerekiyormuş. Biz valilikten izin alarak yapmaya başladık. Belediye açısından kurban bağışı güzel bir iş. Belediye her gün ihtiyaç sahibi vatandaşlara yemek dağıtıyor. Göreve geldiğimden bu yana kırmızı et alımı ile ilgili ihale yapmadık. Bağışlar sayesinde bir yıllık kırmızı et ihtiyacı karşılanıyordu. Ali Sarıyıldız, belediyeye kurban bağışı konusunu vakıfla ilgili olduğunu düşünmüş olabilir. Vakfın amaçları arasında kurban bağışı toplamak yok ve valilikten izin alınması gerekiyor. İzin konusunun kısa sürede alınamayacağını biliyorum. Vakıf kurbanı alacak vatandaştan 13 bin TL toplayacak ve bu paraya kurban bulamayacaksınız. Kurbanı alsanız bunun kesimi var bu da bir maliyet. Sonra soğuk zinciri bozmadan bunları vatandaşlara ulaştıracaksınız. Vakfın para kazanamayacağı işe kesinlikle izin vermem. Siz parayı toplayıp dolandırıcılık yaptınız, diyorlar. Buradaki para harcanmamış savcılık para toplanmış, demiş. İyi niyetle kurban bağışı için çalışma yapalım denilmiş. Vakıf üzerine vazife edinip belediyenin ilanını kopyalayıp kurban bağışı ilanına çıkmış. Sonradan ne olduysa ilanını geri çekmişler. Bütün bu davanın objesi ana yemeği benim. Arkadaşlar benim yüzümden mağdur oldular. Ben kimsenin dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğini düşünmüyorum. Ali Sarıyıldız’ın kardeşi, mali hizmetler müdürümüzün eşi, oğlumun en yakın arkadaşı ve belediye meclis üyemiz bağış yapmış. Biz şimdi bunları mı dolandıracağız. Bu paradan bir kuruş harcanmadı.”
‘BEN BİRİSİNİN SÖZLÜ İFADESİYLE TUTUKLANMAMAMI ANLAMIYORUM’
Belediye meclis üyesi ve tutuksuz sanık Aydan Özdemir, böyle bir suç içerisinde bulunmadığını ifade ederek, “Bütün savunmalarımın arkasındayım. Yöneticilerin soyut çelişkili yönlendirmeleri yüzünden ben tutuklandım. Çok sinirliyim ve öfkeliyim. Gerçekten çok eksik soruşturmayla iddianame hazırlanmış. Ben birisinin sözlü ifadesiyle tutuklanmamamı anlamıyorum. 10 yılı aşkın süredir Bolu barosuna kayıtlı avukatım. Nitelikli dolandırıcılık suçundan karşınızdayım. Her şeyde yetkili etkili olan kişinin sözleriyle tutuklanıyorum. Samimiyetle söylüyorum maddi gerçeğin ortaya çıkması için en çok çalışanlardan biriyim. Bağış toplama ve mağdur beyanlarını bile kendilerine sordum. Belediye işleyişi dediler. Üzerime atılı suçları kabul etmiyorum. Başından bu yana Ali Sarıyıldız yetkili. Sonuçta işlemler ortada. Bir öyle bir böyle diyerek insanları zan altında bırakmaya hakkı yok. Ben yetkili etkili insan değilim, maddi gerçeği ortaya çıkarmaya çalışıyorum. Hileli bir davranışım ve kastıma dair tek bir delil yok. Bağışla ilgili icrai bir görevim bile yok. Hesapların kontrol yetkilisi Ali Sarıyıldız’dadır. Beraatime karar verilmesini talep ediyorum” dedi.
‘SÖYLESELER GELİRDİM’
Bolu Belediye Başkan Yardımcısı tutuksuz sanık Leyla Beykoz, BOLSEV Vakfının kurulacağını, öğrencilere burs ve yaşlılara yardım yapılacağı söylenerek kendisinden sekreter olmasının istendiğini söyleyerek, “Kurban bağışı ile ilgili herhangi bir toplantıya katılmadım. Karar defterinde karar olmamasına ve imzan olmamasına rağmen tutuklandım. Ben sadece sekreterim, ben niye buradayım bilmiyorum. Gecenin ikisinde tek başına yaşayan kadının evine jandarmaların gelip beni Bolu’dan götürmelerini içime sindiremiyorum. Söyleseler ben gelirdim. Benim bu işlerden soruşturmalardan sonra haberim oldu. Ev hapsimin kaldırılmasını ve beraatimi talep ediyorum” ifadelerini kullandı.
KURBAN BAĞIŞI YAPANLAR İFADE VERDİ
BOLSEV’E kurban bağışı yapan mağdurlardan Orhan Özpolat, vakfın kuruluş lansmanına gittiğini, Ali Sarıyıldız’ı tanıdığını ve özgür iradesiyle kurban bağışında bulunduğunu belirterek, “Kurbanın kesileceğini bilgilendirme için beni arayacaklarını söylediler. Hatta bana paket içinde et getirdiler onu da bir arkadaşa verdim. Sanıklardan şikayetçi değilim” dedi.
Kurban bağışı yapan Tuğba Çufaoğlu, sosyal medyadan kurban bağışı ilanını gördüğünü ve 13 bin TL kurban bağışı için para yatırdığını, kurban bağışı için verdiği ücretin de kendisine ödendiğini ve şikayetçi olmadığını söyledi.
Halil İbrahim Yıldıran da belediyeye sürekli bağış yaptığını dile getirerek, “Gönderilen paranın nereye gittiğini soruşturma ile öğrendim. 13 bin TL ödeme yaptım. Kurbanın kesilmeyeceğinden haberim yoktu ama bana et geldi. Yaptığım ödeme de geri iade edildi. Şikayetçi değilim” dedi.
VAKFA KURBAN BAĞIŞI YAPANLAR ŞİKAYETÇİ OLMADI
BOLSEV Vakfı’na kurban bağışı yapan mağdurlardan tutuklu sanık Ali Sarıyıldız’ın kardeşi Cihan Sarıyıldız, billboard reklamlarından kurban bağışı ilanı gördüğünü belirterek “13 bin TL kurban bağışı yaptım. Kurban bağışı dışında kendim de kurban kestim. Vekalet almak için beni arayan olmadı. Posta yoluyla kurban ücretim tarafıma iade edildi. Şikayetçi değilim” dedi.
Mehmet Öztürk, kurban ilanları billboardlardan gördüğünü ve 13 bin TL gönderdiğini kurbanla ilgili kendisine bilgilendirme yapılmadığını ve bu olaydan ifadeye çağrıldığında haberinin olduğunu ve şikayetçi olmadığını ifade etti.
Tutuklu sanık Belediye Mali Hizmetler Müdürü Naim Ayhan’ın eşi Filiz Ayhan, vakfa 13 bin TL bağış yaptığını ve ilanı sanal medyadan gördüğünü, şikayetçi olmadığını söyledi.
Başka suçtan tutuklu bulunan eski belediye başkan yardımcısı Sedat Gülener’in eşi Gülten Sezer Gülener ise “Kurban kampanyasından nasıl haberim olduğunu hatırlamıyorum. Kurban bağışı için çocuklara yardım gitsin diye para gönderdim. Kendim de kurban kesmiştim. Kurbanın kesilmeyeceğini de bilseydim bu parayı gönderirdim” diye konuştu.
Uğur Özcan ise “Ben bu bağış olayını sosyal medya üzerinden gördüm. Kurban bedeli olarak para gönderdim. Kurbanımın kesilmeyeceğinden haberim yoktu. Haberim olsaydı bu parayı yardım maksatlı gönderebilirdim. Vekalet istemek için beni arayan olmadı. Kesim için bilgilendiren de olmadı ve et teslim edilmedi. İfademde hakkımı helal etmediğimi söylemiştim. Ali Sarıyıldız’a kızdığım için bunu söylemiştim. Ama şimdi şikayetçi değilim” dedi.
BETON SANTRALİ KURMAK İSTEYEN MÜTEAHHİT: TANJU ÖZCAN BİZE ‘SİZE BETON SANTRALİ KURDURTMAM” DEDİ
Bolu’da inşaatı devam eden devlet hastanesinin inşaatını yapan ve beton santrali kurmak istemesi, sonrasında da belediye ekiplerinin yaptırımları ile karşı karşıya kaldığı öne sürülen müteahhit Cenk Erşerbetçi, duruşmada mağdur olarak ifade verdi. Erşerbetçi, “Bolu Bel A.Ş. ile uzun süre beton ile ilgili pazarlık yaptıklarını belirterek, “Bizim şirket bünyesinde hazır beton santralimiz olduğu için bu sektöre yabancı değiliz. C30 ve C50 beton sınıflarının maliyetleri açısından pazarlıkları sürdürdük. Bize belediyeden çok afaki bir fiyat geldi. Biz Tanju Özcan’ı arayarak fiyatla ilgili sıkıntı olduğunu söyledim ve kendisiyle görüştük. Bu fiyatlarla beton alamayız dedik. Tanju Özcan bize ‘Size beton santrali kurdurtmam’ dedi. İki gün sonra tekrar bir görüşmemiz oldu. İkinci teklifte de yüksek bir rakam verdiler. İşverenimiz ‘Adıyaman’dan santrali sök getir Bolu’ya kur’ dedi. Santralimiz kurduk. Kaçak su kullandığımızı iddia ederek suyumuz kesildi, şantiyemiz mühürlendi. Mobbing uygulandı. Zabıta ekipleri tarafından nöbet tutuldu, giriş- çıkış yaptırılmadı. Valilik zabıtaların gönderilmesi için polis ekipleri gönderdi. Tutanaklar tutulup cezalar yazılmak istendi. Bu yapılanlar nedeniyle hastane inşaatının tamamlanması aşaması yaklaşık 2 ay gecikti. Bolu’da 3 hastane tek hastaneye düştü. Biz bunu Bolu halkı için yapıyoruz. Bunlar bizim için üzücü olaylar. Bunu Tanju Özcan bize niye yaptı anlamış değiliz. Şikayetçi değilim” diye konuştu.
MARKET YETKİLİLERİNE ZARFLAR İÇERİSİNDE FİYAT TEKLİFLERİ VERİLDİ
Zincir marketlerden BOLSEV’e para istenildiği iddiasıyla BİM A.Ş. Mağaza Geliştirme Müdürü Saffet Karadağ mahkemede ifade verdi. Karadağ, Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can’ın kendisini görüşmeye davet ettiğini sonrasında ise Tanju Özcan’ın reklamla alakalı bir görüşme yapmak istediği söylendiğini ifade ederek, “Tanju Özcan ve Süleyman Can ile belediye binasındaki toplantı salonunda, diğer market yetkilileriyle birlikte toplantı yaptık. Süleyman Can, toplantı öncesinde cep telefonlarımızı bırakmamız gerektiğini söyledi. Tanju Özcan, bana reklamla alakalı bir aksiyonlarının olduğunu ve bu konuda yardımcı olmamızı istediğini belirtti. Toplantı, BOLSEV Vakfı ile ilgili sunumla geçti. Bize de destek amacıyla yardım talebinde bulunacaklarını söylediler. Tanju Özcan, toplantıda herkese karşı, ‘Ya seve seve vereceksiniz ya da seve seve’ şeklinde bir ifade kullandı. Ben de bölgesel reklam veremeyeceğimizi, ancak konuyu üstlerimle görüşeceğimi söyledim. Para vermeyeceğimizi söyleyince Tanju Özcan, ‘Üstlerinizle görüşün, kararı siz verirsiniz’ dedi. Toplantının sonunda bize zarflar verildi. Zarfların içerisinde fiyat rakamları yer alıyordu. Şirketimizle görüştük. Şirket de inisiyatifi bize bıraktı. Biz de reklam sözleşmesi imzalamayı kabul ettik. Reklam sözleşmelerinin yüksek olduğunu söyledik. 10 bin TL olması durumunda sözleşme imzalayacağımızı belirttik. Daha sonra sözleşme imzalamayı kabul ettik. Denetimlerde NACE kodu ile ilgili bir sorunumuz vardı. Ancak tüm mağazalarımızda bu eksikliği giderdik. Bunun dışında kayda değer bir eksiklik yoktu” diye konuştu.
‘BELEDİYE İLE REKLAM SÖZLEŞMESİ İMZALADIK, ŞİKAYETİM YOK’
N1 ve Nuhmar Market Genel Müdürü Harun Reşit Kayar ise patronunun belediye ile reklam sözleşmesini imzaladığını açıklayarak, şunları söyledi:
“Ben toplantıya katılmadım. Ben sadece reklam anlaşması olduğunu duydum. O gün davet edildik ama bizzat katılmadım. Reklam sözleşmesini ben imzalamadım. İmza yetkim yok. Patronumuz kendisi imzaladı. Bu süreçte öncesinde ve sonrasında ara ara denetimler yapılıyordu. Ama sıklığında artış oldu mu onu bilmiyorum. Ceza aldığımız şeyler de oldu zaten. Zabıtalar geldikleri zaman yönetici grubumuza bize bilgili geliyordu. 2024 yılı Eylül ayında NACE 2 kodu olup olmadığını o zaman bilmiyordum. Daha sonra NACE 2 kodunu aldık. Reklam sözleşmemiz halen devam ediyor. Davayla ilgili herhangi bir şikayetim yok.”
Duruşmaya yarın sabaha kadar ara verildi.
(DHA)







