Geri Dön
BursaDiyabet hastalarına arı sütüyle umut olacaklar

Diyabet hastalarına arı sütüyle umut olacaklar

Diyabet hastalarına arı sütüyle umut olacaklar

Mehmet İNAN/BURSA, (DHA)-BURSA Teknik Üniversitesi (BTÜ), uzuv kayıplarına kadar varan ciddi sorunlar doğuran diyabet hastalığı için arı sütü ile tedavi çalışması başlattı. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından da desteklenen projede, arı sütünden elde edilen ve hücrelerin birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan doğal nano yapıları özel bir hidrojel içerisine yerleştirilecek. Jel kıvamındaki örtü yara üzerine uygulandığında kontrollü şekilde iyileştirici maddeler salgılayacak. Bu sayede yaraların daha hızlı iyileşmesinin sağlanması, yeni damar oluşumunun desteklenmesi, enfeksiyon riskinin azaltması ve hücre yenilenmesinin hızlandırılması hedefleniyor.

BTÜ, diyabet hastalarının en önemli sağlık sorunlarından biri olan iyileşmeyen yaralar için yerli bir tedavi ürünü geliştirmeye hazırlanıyor. Diyabet hastalarında sık görülen ayak yaraları, zamanında tedavi edilmediğinde enfeksiyona neden olabiliyor, hatta uzuv kaybına kadar varan ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Bu soruna çözüm geliştirmek amacıyla BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gökçe Taner'in yürütücülüğünde önemli bir proje hayata geçirildi.

KALİTELİ ARI SÜTLERİ KULLANILACAK

Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından da desteklenen 'Diyabetik Ayak Ülseri Tedavisine Yönelik Arı Sütü Kaynaklı Ekstraselüler Vezikül (RJEV)-Yüklü Fotokürlenebilir GelMA Hidrojellerin Geliştirilmesi' başlıklı projede, Bursa'dan elde edilen kaliteli arı sütleri kullanılacak. Doç. Dr. Gökçe Taner'in yürütücülüğündeki projede araştırmacı olarak; Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi İmmünoloji Bölümü’nden: Prof. Dr. Haluk Barbaros Oral, Doç. Dr. Diğdem Yöğen Ermiş, Dr. Öğretim Üyesi Salih Haldun Bal, Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Sabire Güler yer alıyor. Projede genç bilim insanları Dr. Halime Serinçay doktora sonrası bursiyer ve Moleküler Biyolog Hilal Akar, Hilal Vardar ve İrem Özveri ise yardımcı personel olarak bulunuyor.

ELDE EDİLECEK JEL ÖRTÜ YARALARA UYGULANACAK

Araştırmacılar, arı sütünden elde edilen ve hücrelerin birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan doğal nano yapıları özel bir hidrojel içerisine yerleştirecek. Jel kıvamındaki örtü yara üzerine uygulandığında kontrollü şekilde iyileştirici maddeler salgılayacak. Geliştirilecek yerli yara örtüsünün; yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlaması, yeni damar oluşumunu desteklemesi, enfeksiyon riskini azaltması, hücre yenilenmesini hızlandırması hedefleniyor.

'DÜNYA NÜFUSUNUN YÜZDE 11'İ DİYABET HASTASI'

Türkiye'nin arı ürünleri bakımından zengin bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Proje Yürütücüsü Doç. Dr. Gökçe Taner, bu çalışmanın yalnızca diyabet hastalarının yaşam kalitesini artırmayı değil, aynı zamanda yüksek katma değerli yerli sağlık ürünlerinin geliştirilmesine ve sağlık alanında dışa bağımlılığın azaltılmasına da katkı sunacağını belirtti. Doç. Dr. Taner, "Biz bu projede, diyabetik ayak ülseri tedavisine yönelik arı sütü kaynaklı ekstrasellüler veziküllerin jel ve hidrojeller içerisine entegre edildiği yerli, biyoteknolojik, multifonksiyonel bir yara bakım ürünü geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu, özellikle diyabetik ayak yaraları için planlanıyor. Biliyorsunuz ki diyabet tüm dünyada önde gelen kronik hastalıklardan ve sağlık sorunlarından bir tanesi. Hatta dünyada 589 milyon kişi diyabet hastası ki bu yetişkin nüfusun yüzde 11'ine, her 9 kişiden birine tekabül eden bir sayı. Diyabet giderek artan bir hastalık. Fakat diyabet sadece bilinen şeker hastalığı, şekerin yüksekliği gibi bir hastalık değil, aynı zamanda ciddi komplikasyonlara sebep oluyor. Bu komplikasyonlardan bir tanesi de bu diyabetik ayak ülserleri denilen kronik, iyileşmeyen yaralar. Çünkü şeker hastalarında şekerin sürekli yüksek seyretmesi aynı zamanda damar ve sinir hasarına sebep oluyor. Dolayısıyla bir yara oluştuğunda, enfeksiyonla bir araya geldiğinde bazen uzuv kaybına kadar gidebilen çok ciddi bir sağlık sorununa dönüşüyor" diye konuştu.

'GELENEKSEL YARA BAKIM ÜRÜNLERİ İYİLEŞMEDE ETKİLİ OLMUYOR'

Proje sayesinde bu sağlık sorununa yönelik olarak doğal bir ürün olan arı sütünün yara iyileştirici etkisini kullanmayı hedeflediklerini dile getiren Doç. Dr. Taner, "Projemizin aslında diğer çalışmalardan farklı olan, özgün yönü ise arı sütünü doğrudan kullanmak yerine arı sütünün içerisinde yer alan veziküllere, ekstrasellüler veziküller denilen yapıları izole edip, kullanmak. Biz arı sütünden bu vezikülleri izole ettikten sonra yine projenin özgün taraflarından bir tanesi GelMA adı verilen hidrojel yapılar içerisine bu vezikülleri entegre etmeyi düşünüyoruz. Dolayısıyla bu jeller hem bu veziküllerin taşıyıcısı olacaklar hem bir yara ortamına uygulandıklarında kontrollü bir salım ortamı yaratacaklar. Diyabetik ülseratif yaralar oldukça derin yaralara dönüşüyorlar. Bu yaralar şekilsiz yaralar oldukları için geleneksel yara bakım ürünleri bu yaraların kapanmasında ve iyileşmesinde etkili olmuyor. Dolayısıyla bir hidrojel, hatta fotokürlenebilir bir yapı oluşturulduğunda bu yaraların içerisine, orada uygulandığı anda jelleşecek bir yara bakım ürününün yerleştirilmesi iyileşme sürecini de kontrollü bir hale dönüştürecek" dedi.

'YENİ NESİL ALTERNATİF ÜRÜNLER GELİŞTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ'

Gazlı bezler gibi geleneksel yara bakım ürünlerinin sadece yaranın üzerini kapattığını, iyileşme sürecine herhangi bir katkıda bulunmadığını dile getiren Taner, "Aslında geliştirmiş olduğumuz ürün herhangi bir şekilde yara bakım ürünü olarak kullanılabilir. Özellikle son yıllarda biyomühendislik bölümünde biz buna yönelik çok fazla çalışma üretiyoruz. Çünkü özellikle geleneksel yara bakım ürünleri dediğimiz gazlı bezler gibi ürünler sadece yaranın üzerini kapatıyorlar, iyileşme sürecine herhangi bir şekilde katkı sunmuyorlar. Oysa hidrojel malzeme teknolojisi dediğimiz yeni nesil biyomalzemelerle birlikte yara ortamında hem nemli bir ortam yaratılıyor hem oradaki hücrelerin çoğalmasını destekleyecek, damarlanmayla birlikte anjiyogenez denilen yeni damar oluşumuyla birlikte oradaki dokunun biyolojik olarak onarımına destek verecek bir damarlanma süreci, kan akışı sürecini de destekleyecek yapılara ihtiyaç duyuluyor. Dolayısıyla biz doğal ürün katkılı biyomalzemelerin geliştirilmesi ile birlikte aslında yara bakım ürünlerinde yeni nesil alternatif biyoteknolojik ürünler geliştirmeyi hedefliyoruz" dedi.

PROJENİN GELİŞTİRİLMESİNDE DENEY HAYVANLARI DA KULLANILACAK

Projede deney hayvanlarının da kullanılacağını söyleyen Taner, "Aynı zamanda projemizde oldukça ileri seviyede moleküler karakterizasyon çalışmaları, deney hayvanları çalışmaları da olacak. Bu sayede aslında biz geliştirdiğimiz, planladığımız ürünün üretimine yönelik olarak aslında çok kademeli, disiplinler arası bir çalışmayı hayata geçirmeyi hedeflemekteyiz" diye konuştu.

'ÜLKE EKONOMİSİNE ÖNEMLİ KATKI YAPACAĞINI DÜŞÜNÜYORUZ'

Projenin onaydan yeni geçtiğini belirten Doç. Dr. Gökçe Taner, "Şu an projeye başlama aşamasındayız. Fakat baktığımız zaman bu çalışmaların zaten bilimsel literatürde de oldukça güncel çalışmalar olduğunu görüyoruz. Hem vezikülleri elde edecek olmamız hem de bunu bir hidrojel malzemenin fotokürlenebilir özellikte biyo uyumlu, toksik olmayan, özellikle biyolojik aktif süreçleri destekleyecek malzemelere dönüştürülmesi günümüzde translasyonel tıp olarak bildiğimiz temel bilimdeki bütün araştırma bilgilerimizi medikal alana aktaracak bir yaklaşım olarak ortaya çıktı. Dolayısıyla biz proje başarıyla tamamlandığı takdirde gerçekten katma değeri yüksek, tedavilerde süreci kısaltabilecek bir yara bakım ürünü geliştirmeyi hedefliyoruz. Diyabet tüm dünyada her 9 kişiden birinde görülen ve önümüzdeki yıllarda katlanarak artacağı öngörülen hastalıklardan bir tanesi. Dolayısıyla bu kadar yüksek potansiyeli olan bir sağlık sorununun getireceği maddi yükü de düşündüğümüzde, enfeksiyonlarla seyreden, diyabetin komplikasyonlarından biri olan diyabetik kronik yaralarda böyle bir alternatif tedavi ürününün geliştirilmesinin ileride ülkemiz için önemli ekonomik bir katkı sağlayacağını da düşünüyoruz" dedi. (DHA)

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber