Uzman Doktor Merlin Bozkurt; 'Tek bir bağışcı 8 kişiye hayat verebilir"

Gökhan ÖZHANK/BURSA, (DHA)-ORGAN ve Doku Bağışı Haftası nedeniyle açıklama yapan Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Uzm. Dr. Merlin Bozkurt, "Sağlık Bakanlığı verilerine göre 32 bin 936 kişi organ nakli bekleme listesinde bulunuyor. Her rakamın arkasında bir yaşam mücadelesi var. Tek bir bağışçı, 8 kişiye kadar hayat verebilir" dedi. .
Bursa'da, Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi hekimlerinden, Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Uzm. Dr. Merlin Bozkurt, Türkiye'de binlerce hastanın organ nakli beklediğini, bağış konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasının büyük önem taşıdığını söyledi. “Sağlık Bakanlığımızın verilerine göre ülkemizde 32 bin 936 kişi organ nakli bekleme listesinde bulunuyor. Her rakamın arkasında bir yaşam mücadelesi var. Tek bir bağışçı organlarıyla sekiz kişiye kadar hayat verebilir, doku ve kornea bağışıyla da çok sayıda insana umut olabilir” dedi. Organ nakli alanında Türkiye'nin, önemli bir tıbbi altyapıya sahip olduğunu vurgulayan Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Uzm. Dr. Merlin Bozkurt, “Tıp dünyası organ nakli konusunda önemli başarılara imza atıyor. Ancak bu başarıların daha fazla hastaya ulaşabilmesi için organ bağışının yaygınlaşması gerekiyor. Bir bağış kararı, bir insanın yeniden yürüyebilmesi, görebilmesi ve sevdikleriyle daha uzun yıllar geçirebilmesi anlamına gelebilir” diye konuştu.
EN DOĞRU KARAR, ÖNCEDEN VERİLEN KARAR
Açıklamasında, organ bağışı kararının aileler açısından en zor zamanlarda verilmek zorunda kalınabildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Merlin Bozkurt, bu konunun önceden aile bireyleriyle konuşulmasının önemine işaret etti. Yoğun bakım süreçlerinde ailelerin yaşadığı zorluklara tanıklık ettiklerini belirten Uzm. Dr. Bozkurt, “Sevdiklerini kaybetmenin acısıyla yüzleşirken bir de organ bağışı kararı vermek zorunda kalabiliyorlar. Bu süreci kolaylaştırmanın en önemli yolu, bağış kararını önceden vermek ve aileyle paylaşmaktır. Böylece karar, zor bir anda verilen bir tercih olmaktan çıkarak kişinin isteğinin yerine getirilmesine dönüşür” ifadelerini kullandı.
BEYİN ÖLÜMÜ KESİN BİR TIBBİ TANIDIR
Organ bağışı konusunda toplumda doğru bilinen yanlışların bulunduğunu belirten Uzm. Dr. Merlin Bozkurt, özellikle beyin ölümünün koma veya bitkisel hayatla karıştırılmaması gerektiğini vurgulayıp, beyin ölümünün bağımsız uzman hekimlerden oluşan bir kurul tarafından bilimsel kriterlerle belirlenen, geri dönüşü olmayan bir ölüm tanısı olduğunu hatırlattı. Organ bağışı sürecinin büyük bir hassasiyetle yürütüldüğünü ifade eden Uzm. Dr. Merlin Bozkurt, “Beyin ölümü tanısı konulduktan sonra da hastamız bizim hastamızdır. Organların alınması süreci ameliyat titizliğiyle gerçekleştirilir, vefat eden kişinin beden bütünlüğüne ve ailesinin hassasiyetlerine saygı gösterilir. Organ bağışı, kaybedilen bir yakına duyulan sevgiyi azaltmaz; onun iyiliğinin başka hayatlarda sürmesine vesile olur” dedi.
ORGAN BAĞIŞI İÇİN BİR ADIM YETERLİ
Organ bağışının yaygınlaşmasında bireysel kararların ve aile içi iletişimin önem taşıdığını belirten Bozkurt, vatandaşları bağış konusunda bilinçlenmeye ve kararlarını yakınlarıyla paylaşmaya davet etti. 18 yaşını doldurmuş ve ayırt etme gücüne sahip bireylerin organ bağışı iradelerini e-Devlet üzerinden veya hastanelerin organ nakli koordinasyon birimlerine başvurarak beyan edebildiğini hatırlatan Uzm. Dr. Bozkurt, bağış kararından vazgeçmenin de mümkün olduğunu ifade etti. 3-9 Kasım Organ ve Doku Bağışı Haftası'nın önemli bir farkındalık fırsatı olduğunu kaydeden Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Bozkurt, “Organ bağışı, bir insanın hayatı sona ererken başka bir insanın yaşamına devam edebilmesi için sunabileceği en değerli armağanlardan biridir. Herkesi organ bağışı konusunda bilinçlenmeye, bu konuyu ailesiyle konuşmaya ve bağışçı olmayı değerlendirmeye davet ediyorum. Çünkü bir hayat sona erdiğinde sevgi bitmek zorunda değil” diye konuştu. (DHA)
FOTOĞRAFLI









