Geri Dön
İstanbulBakan Gürlek: Asıl mesele uluslararası hukukun herkes için eşit uygulanıp uygulanmadığıdır

Bakan Gürlek: Asıl mesele uluslararası hukukun herkes için eşit uygulanıp uygulanmadığıdır

Bakan Gürlek: Asıl mesele uluslararası hukukun herkes için eşit uygulanıp uygulanmadığıdır

Gülseren KARAPINAR-Şevval CİNDİR/İSTANBUL,(DHA)- ADALET Bakanı Akın Gürlek, Uluslararası Adalet Zirvesi'nin açılış programında konuştu. Bakan Gürlek, "Asıl mesele, uluslararası hukukun gerçekten herkes için aynı şekilde uygulanıp uygulanmadığıdır. İhlal iddialarının etkili şekilde soruşturulması, sorumluların hesap verebilirliğinin sağlanması, delillerin korunması, mağdur haklarının gözetilmesi, bağımsız ve tarafsız yargı mekanizmalarının desteklenmesi bu açıdan büyük önem taşımaktadır" dedi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 'Adaletin Geleceği: İnsanlık İçin Ortak Sorumluluk' temasıyla düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi’ne katıldı. Programa Bakan Gürlek’in yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) hakimi Saadet Yüksel, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, çok sayıda ülkenin adalet bakanıyla hakim, savcı ve avukatlar katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Gürlek, "Türkiye olarak, dünyanın neresinde savaş varsa, dünyanın neresinde evrensel hukuk değerleri çiğneniyorsa; barıştan, hukuktan ve insan onurundan yana en güçlü sesi çıkarmayı köklü tarihimizin bize yüklediği bir sorumluluk olarak görüyoruz" dedi.

70'DEN FAZLA ÜLKE; YAKLAŞIK 600 KATILIMCI

Uluslararası Adalet Zirvesi, 8-9 Ekim'de Adalet Bakanlığının ev sahipliğinde Çırağan Sarayı'nda gerçekleştiriliyor. Yaklaşık 600 katılımcının yer alması öngörülen zirvede, Gazze'de hesap verebilirlik, insan hakları, uluslararası tahkim, yapay zeka ve siber suçlar başta olmak üzere dünya genelinde adalet gündeminin önemli konuları ele alınacak. Farklı ülkelerden adalet bakanları, yargı mensupları ve hukuk profesörlerini buluşturacak Zirve'de, küresel adalet sorunlarına ortak çözümler aranacak. Uluslararası Adalet Zirvesi'nde 70'den fazla ülke temsil edilecek, 8 ayrı oturumda 40 konuşmacı katılımcılara hitap edecek. 18 ülke barosu ve 30'dan fazla uluslararası kuruluşun zirvede yer alması planlanıyor.

'BİR ADALET BAKANININ ULUSLARARASI TOPLANTIYA KATILMASININ ENGELLENMESİ KAYGI VERİCİ'

Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Bugün uluslararası hukuk düzeninin karşı karşıya olduğu en önemli sınavlardan biri, güçlünün zayıf karşısında yaratmak istediği, yalanlarla süslenmiş hukuk tanımlarıdır. Hepimizin bildiği gibi, savaşlarda ilk ölen gerçektir. İşte o gerçekler, hukuk ve adaletin can damarlarıdır. Bunun en somut örneği bugün Gazze’de yaşananlardır. Sizlerle üzülerek öncelikle paylaşmak istediğim bir husus var. Zirvemize Filistin Adalet Bakanı Sayın Şerhabil El-Zaim de davet edilmişti; ancak kendisinin İsrail makamlarınca ülke dışına çıkışına izin verilmemesi nedeniyle zirvemize katılamayacağını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu salona baktığımda açıkça ifade etmek isterim ki; başta şahsım olmak üzere burada bulunan bütün adalet bakanlarının ve katılımcıların, Filistin Adalet Bakanı’nın yokluğunda Filistin halkının hukuk ve adalet talebine en güçlü şekilde sahip çıkacağına inanıyorum. Uluslararası işbirliğini, hukukun üstünlüğünü ve adaletin evrenselliğini konuşmak üzere bir araya geldiğimiz böyle bir platformda, bir Adalet Bakanının uluslararası bir toplantıya katılmasının engellenmesi son derece kaygı vericidir. Bu durum, Filistin halkının karşı karşıya kaldığı baskıların ve hak ihlallerinin bir başka çarpıcı örneği olarak değerlendirilmelidir." dedi.

'ULUSLARARASI TOPLUMUN GÖREVİ HALKLARIN İRADESİNE SAYGI GÖSTERİLMESİNİ SAVUNMAKTIR'

Bakan Gürlek “Uluslararası toplumun görevi, bu tür gelişmeler karşısında sessiz kalmak değil; hukuka, temel hak ve özgürlüklere ve halkların iradesine saygı gösterilmesini savunmaktır. Nitekim geçtiğimiz haftalarda Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a gitmek isteyen Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a Amerika Birleşik Devletleri tarafından vize verilmemesi de uluslararası toplumun üzerinde ciddiyetle durması gereken bir başka gelişmedir. Birleşmiş Milletler'in merkezinde gerçekleştirilen ve bütün dünyanın meselelerinin konuşulduğu bir toplantıda Filistin halkının en üst düzey temsilcisinin fiziken yer alamaması, uluslararası sistemin adalet ve eşitlik iddiasını haklı olarak tartışmaya açmaktadır. Daha da düşündürücü olan ise hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında tutuklama emri çıkartılmış bulunan İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun aynı Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna katılarak hitap edebilmesidir. Uluslararası hukukun inandırıcılığı bakımından ortaya çıkan bu tablo üzerinde hepimizin düşünmesi gerekmektedir. Adaletin evrenselliğini savunmak, yalnızca ilkelerimizi dile getirmekle değil, bu ilkeler sınandığında da onları kararlılıkla savunmakla mümkündür. Gazze’de yaşanan gelişmeler, uluslararası hukukun evrenselliği ve uluslararası toplumun adil duruşu karşısındaki sorumluluğu bakımından son derece ciddi sorular ortaya çıkarmaktadır. Türkiye olarak, dünyanın neresinde savaş varsa, dünyanın neresinde evrensel hukuk değerleri çiğneniyorsa; barıştan, hukuktan ve insan onurundan yana en güçlü sesi çıkarmayı köklü tarihimizin bize yüklediği bir sorumluluk olarak görüyoruz" diye konuştu.

'ASIL MESELE ULUSLARARASI HUKUKUN HERKES İÇİN AYNI ŞEKİLDE UYGULANIP UYGULANMADIĞIDIR'

Bakan Gürlek, "Petrolün, kıymetli madenlerin veya stratejik ekonomik değerlerin savaş ve işgal gerekçesi haline getirildiği bir dünya düzeni yerine; insan onurunun, yaşama hakkının ve evrensel hukuk değerlerinin esas alındığı bir düzeni inşa etmek zorundayız. Asıl mesele, uluslararası hukukun gerçekten herkes için aynı şekilde uygulanıp uygulanmadığıdır. İhlal iddialarının etkili şekilde soruşturulması, sorumluların hesap verebilirliğinin sağlanması, delillerin korunması, mağdur haklarının gözetilmesi, bağımsız ve tarafsız yargı mekanizmalarının desteklenmesi bu açıdan büyük önem taşımaktadır. Batı medeniyetinin en köklü ve en demokrat olarak tabir edilen üniversitelerinde dahi konu İsrail ve Filistin meselesi olunca; akademisyenler ve öğrenciler, 'Özgür dünyayı temsil ettiğini' ifade eden bu ilim yuvalarında İsrail vahşetlerini dile getirdiklerinde adeta psikolojik lince tabi tutuluyorlar. İşte tam da bu noktada, evrensel hukuk kurallarının gerçekten evrensel olup olmadığı ve küresel adaletin ne kadar adil işlediği zihinlerde haklı olarak sorgulanmaya başlıyor." dedi.

'HUKUK MESLEĞİ DE BU DÖNÜŞÜMÜN DIŞINDA DEĞİLDİR'

Bakan Gürlek, " Yapay zeka, hayatımızın ve çalışma biçimlerimizin her alanını dönüştürüyor. Hukuk mesleği de bu dönüşümün dışında değildir. Yapay zekanın hukuk hizmetlerinde kullanılması, karar alma süreçlerine etkisi, kişisel verilerin korunması, algoritmik şeffaflık, insan hakları ve insan onuru gibi konular, önümüzdeki dönemin temel hukuki meseleleri arasında yer alacaktır. Burada temel mesele, teknolojik gelişmeyle insan hakları arasında doğru dengenin kurulmasıdır. Teknoloji insan hayatını kolaylaştırırken, insanın hukuk karşısındaki konumunu zayıflatmamalıdır. Yapay zekanın sunduğu imkanlardan yararlanırken insan onurunu, temel hak ve özgürlükleri ve hukukun üstünlüğünü korumak zorundayız" dedi.

'ULUSLARARASI HUKUK HERKES İÇİN EŞİT OLMALIDIR'

Gürlek, "Savaş suçu, soykırım, toplumların huzur ve güvenini sarsan organize suç örgütleri, kara para ve uyuşturucu şebekeleriyle, sosyal medya ve siber suçlar konusunda; özellikle de terör tanımlarının net ve açık şekilde ortak bir mutabakata bağlanması, bu tanımların devletlerin stratejik çıkar ve menfaat ittifaklarının baskısından kurtarılması gerekmektedir. Siber suçların sınır aşan niteliği, devletler arasında daha güçlü adli işbirliğini, ortak standartları ve etkili uluslararası mekanizmaları gerekli kılmaktadır. Dijital dünyanın sunduğu imkanlardan yararlanırken, suçluların sınırlar arasındaki boşluklardan yararlanmasına izin vermemek zorundayız. Bu nedenle uluslararası siber suçlarla mücadele alanında işbirliği ve ortak kuralların geliştirilmesi, adaletin geleceği bakımından büyük önem taşımaktadır. Uluslararası ticaret ve yatırım ilişkilerinin gelişmesiyle birlikte uyuşmazlıkların etkin, bağımsız, şeffaf ve adil mekanizmalar aracılığıyla çözülmesi her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. Tahkim mekanizmalarının bağımsızlığı, şeffaflığı, hesap verebilirliği ve tarafların adil yargılanma güvencelerine sahip olması, uluslararası tahkime duyulan güvenin temel unsurlarıdır. Göç konusu da benzer şekilde yalnızca sınır yönetimi veya güvenlik meselesi değildir. Göç, insan onuru, insan hakları, uluslararası dayanışma ve sorumluluk paylaşımı meselelerini doğrudan ilgilendirmektedir. Özellikle geri göndermeme ilkesi, güvenli ülke standartları, uzun süreli yerinden edilme ve iklim kaynaklı göç gibi konular, uluslararası toplumun birlikte ele alması gereken en önemli meselelerdir. Dijital iletişim ve sosyal medya platformlarının yaygınlaşması, temel hakların korunması ve hukuki sorumluluğun belirlenmesi bakımından yeni meseleleri gündeme getirmektedir. İfade özgürlüğü ve nefret söylemi, dezenformasyon arasındaki dengenin kurulması; platformların sorumluluğu, içerik denetimi, algoritmaların şeffaflığı, kullanıcı haklarıyla, çocukların ve kırılgan grupların dijital ortamda korunması, önümüzdeki dönemin önemli hukuki tartışmaları arasında olacaktır. Uluslararası hukuk herkes için eşit olmalıdır" dedi. (DHA) ++++

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber