Geri Dön
BakırköyMusiki Vakfı'nın olağan genel kurulunda 'Usulsüzlük' iddiası: Adaletsizlik var; 41 yıllık başkan olmaz

Musiki Vakfı'nın olağan genel kurulunda 'Usulsüzlük' iddiası: Adaletsizlik var; 41 yıllık başkan olmaz

Musiki Vakfı'nın olağan genel kurulunda 'Usulsüzlük' iddiası: Adaletsizlik var; 41 yıllık başkan olmaz

Tuğçe SEZER ODABAŞI-Harun ŞAHBAZOĞLU/İSTANBUL, (DHA)- BAKIRKÖY' de 1985 yılında dernek olarak kurulan ve 1999 yılından bu yana vakıf statüsünde faaliyet gösteren Bakırköy Musiki Konservatuarı Vakfı'nın (BMKV), 28 Şubat'taki olağan genel kurulu 'Usulsüzlük' iddiasıyla yargıya taşındı. Yönetim kurulu üyesi Zafer Yılmaz vakıfta 41 yıldır başkanlık yapan Hikmet Özkahraman'ın, kurumu ticarethanesi gibi yönettiğini iddia etti. Olağan Genel Kurul'da Özkahraman'a karşı aday olan Yılmaz "Kapalı oy olarak yapılması gereken kongre açık oyla yapıldı. Kongre salonuna girmemesi gereken kişiler kongre salonu içerisine girdi. Vekaletlerimiz kabul edilmedi. Burada hukuksuzluk var, adaletsizlik var; 41 yıllık başkan olmaz burası bir vakıf. Bu şekilde yönetilemez. Biz buna 'dur' dedik elimizden geleni yaptık" dedi.

Bakırköy'de 1985 yılında dernek olarak kurulan ve 1999'dan bu yana vakıf statüsünde tarihi İspirtohane binasında faaliyet gösteren Bakırköy Musiki Konservatuarı Vakfı'nda olağan genel kurul tartışması yaşanıyor. Vakfın yönetim kurulu üyelerinden Zafer Yılmaz ve Ayşe Aksoy, 28 Şubat'taki vakfın olağan genel kurulunda usulsüzlük yapıldığını ileri sürdü. Bazı vakıf üyeleri bu durumu gerekçe göstererek konuyu yargıya taşıdı. Vakıfta geçmiş dönemlerde denetim kurulu başkanlığı yapan Ayşe Aksoy, "Yeterince konuşturulmadık rapor da sunamadık ve kendimizi tanıtamadık. Üyelere verilmesi gereken mali bilgiler verilmedi. Denetim kuruluna da hiçbir bilgi verilmedi." diye konuştu.

'KAPALI OY YERİNE AÇIK OYLAMA YAPILDI FOTOKOPİ VEKALETLER VARDI'

Kongre sürecini anlatan vakıf yönetim kurulu üyelerinden, olağan genel kurulda başkanlığa aday olan Zafer Yılmaz, "28 Şubat'ta olağan kongremiz oldu. Bu kongremizde usulsüz bazı durumlar söz konusu oldu. Bununla ilgili mahkemelere bir şikayette bulunduk. Kapalı oy olarak yapılması gereken kongre açık oyla yapıldı. Kongre salonuna girmemesi gereken kişiler kongre salonu içerisine girdi. Vekaletlerimiz kabul edilmedi. Tabii üye olan 2 tane vekaletimizi Divan Başkanı kabul etmedi. Buna karşın 4 tane fotokopi vekalet tespit ettik, Divan Başkanı'na bunların incelenmesi gerektiğini söyledik ama incelenmedi ve bir karara bağlandı. 28 oya karşı 38 oyla bir karar verildi. Bu kongrede şahsım ve bazı arkadaşlarımın da haberi olmadan bir yönetim kurulu kararı alınmış, 4 kişi üye yapılmış. Bu arkadaşlar genel kurulda oy kullandılar. Bundan bizim haberimiz yok. Bazı üyeler oy kullanırken, kendilerine fişler bile verildi. Tüm bu meseleler kamera kayıtlarında mevcuttur" dedi.

'41 YILDIR BAŞKANLIK GÖREVİNİ SÜRDÜRÜYOR'

Vakıf başkanı Hikmet Özkahraman'ın 41 yıllık görev süresince vakfı kendi ticarethanesi gibi yönettiğini öne süren Yılmaz, "Başkanımız Hikmet Özkahraman 41 yıldan beri başkanlık görevini sürdürüyor. Bugüne kadar vakfımızda başka başkan adaylığı dahi konuşulmamıştı. Yönetim biçimini gördükten sonra denetim kurulundaki arkadaşlarımızın da bu konularda muzdarip olduğunu görünce olayların üstüne gittik. Büyük sıkıntılar olduğunu tespit ettik. Başkanımız kendisi de matbaacı olduğu için bazı kitap neşriyat işlerinde basım işlerini kendi yapıyor. Biz kendisini defalarca bu konuda uyardık. Yönetim kurullarında teklif getirilir; bir teklif alınır birkaç teklif arasından bir tanesi seçlir. Bizde hiç böyle bir durum olmadı. Kendisi tek bir teklife bunları kabul ettirdi. Açıkçası burayı bir rant kapısı gibi görüyor. Aşağı yukarı 1,5 yıldan beri kendisiyle tartışıyoruz, bunun etik olmadığını. Bir vakıfta, bir başkanın burada ticari bir faaliyet yapamayacağını kendisine defalarca söylememize rağmen; başkanımız ısrarlı bir şekilde bunlara devam ediyor. Başka vakıfların ve derneklerin kitap işlerini, diyelim ki başka bir vakfın bir kitabı basılacak; bizim vakfımız, üyelerimiz para toplayarak o vakfa bunu resmi olarak vermiş oluyor. Bağış yapıldığını iddia ediyor, karar defterinde böyle bir karar alıyor ama bu vakfın çıkarları ve menfaatleriyle alakalı bir durum değil. Kendi çıkarları ve ticari faaliyetlerinden dolayı vakfın ticari itibarını ve maddi imkanlarını kullanıyor. Kendi şahsi bir ticarethanesi gibi kullanıyor. Vakıf hepimizin ortak malıdır, vakıf hepimizi ilgilendirir" ifadelerini kullandı.

'HESAPLARIN ANLALIŞAMADIĞINA DAİR CEZALAR ALDIK'

Yılmaz, "Aynı zamanda Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün bu konuda da vakfımıza kesmiş olduğu cezalar var. Faaliyet alanlarında, hesaplarında müzik ve sanatsal faaliyetlere ayrılan payın belli olmadığına dair, hesapların net olarak anlaşılamadığına ilişkin cezalar aldık. Vakfımız, Vakıflar Genel Müdürlüğünden gelen raporda maddi cezalara hükmedildi.

'DURUMU YARGIYA TAŞIDIK'

28 Şubat'taki olağan genel kurulda yaşananları anlatan Yılmaz, "Divan Kurulu üç kişiden teşekkül etti; Doktor Adnan Çoban başkanlığında, katip Suat Güney ve üye İsmail Bey ile beraber. Bu konularda kendilerine defalarca bu kongrenin, bu divanın bu hukuksuzluğa müsaade etmemesi gerektiğini, bunları bir şekilde burada 4 tane fotokopi oy dediğimiz, ıslak imza olmayan bu oyların kabul edilmemesi gerektiğini kendilerine söyledik. Aynı zamanda bir konuşma imkanı da bulamadık, bir dakika bize müsaade edildi. O 1 dakika bile konuşturulmadık. Burada hukuksuzluk var, burada adaletsizlik var. Zaten 41 yıllık başkan olmaz, burası bir vakıf. Bu şekilde yönetilemez. Biz buna 'dur' dedik, elimizden geleni yaptık, durumu hukuki bir mecraya da taşıdık. Buradaki bu olumsuzluklara kanunun 'dur' diyeceğini bekliyoruz açıkçası" diye konuştu.

'20'YE YAKIN ÜYE NEDENSİZCE ATILDI'

Üyelerin vakıftan habersizce ihraç edildiğini iddia eden Yılmaz, "Yıllar önce vakfa üye olan, vakıf olmadan önce dernek olduğu dönemde ve vakıf olduktan sonra da üye olan üyelerin hiçbir neden olmadan, hiçbir şekilde kendilerine bilgi verilmeden üyelikten atıldığına şahit olduk. 'Ben size tebligat yaptım, sizi çıkardım; sizin elinize bu evrak ulaşıp ulaşmamış o beni ilgilendirmez' gibi cümlelerle kendini savundu. Bununla ilgili de bazı arkadaşlarımız Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne müracaatlarını yaptılar. Bir de, 'Mahkemeye gitsinler, mahkemede aklan gel' diyor. Bakın bunun hukuki ve adaletli birşey olmadığını, bu konuda 20'ye yakın arkadaşımızın bu şekilde mağdur olduğunu da aynı zamanda belirtmek isterim" ifadelerini kullandı.

'OLAĞAN GENEL KURULDA KONUŞTURULMADIK'

Vakıfta geçmiş dönemde denetim kurulu başkanlığı görevini yürüten Ayşe Aksoy ise, "Geçmiş dönemlerde birçok konuda tutarsızlık, hukuksuzluk ve usule uygun olmayan işler gördüğümüz için, bazı yönetim kurulu üyelerimizle ve denetim kurulundaki arkadaşımla birlikte bu duruma itiraz ettik. Bu yanlışların düzeltilmesi gerektiğini ifade etti. Bu uyarılarımız dikkate alınmadığı için konuyu yargıya taşıdık. İlk olarak mali kongrede itiraz ettik arkasından olağanüstü genel kurul yapıldı. Orada Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün onaylamadığı bir durum oluştu. Üye olmayan kişilerden bir divan heyeti oluşturuldu. Ona da itirazımızı yaptık. 28 Şubat'ta olağan genel kurul yapıldı. Burada da usulsüzlükler devam etti. Kapalı oylama yapılacak diye karar alındı o yapılmadı. Yeterince konuşturulmadık rapor da sunamadık ve kendimizi tanıtamadık. Üyelere verilmesi gereken mali bilgiler verilmedi. Denetim kuruluna da hiçbir bilgi verilmedi. Biz bu detayları yargıya taşıdık. Adalete güvenimiz tam. İnşallah 42 yıldır tek elden yönetilen bir vakıf daha iyi konumlara gelecek çünkü sanatla ilgileniyoruz. Sanata destek vermek istiyoruz." diye konuştu. Vakıf yöneticileri konuyla ilgili açıklama yapmadı. (DHA)

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber