Geri Dön
İstanbulDHA İSTANBUL BÜLTENİ -1

DHA İSTANBUL BÜLTENİ -1

DHA İSTANBUL BÜLTENİ -1

1- CHP KURULTAYI SORUŞTURMASI; 13 GÖZALTI

İSTANBUL, (DHA)- Cumhuriyet Halk Partisinin 38'inci Olağan Kurultayı'nda delegelerin oy kullanma iradesini etkilemeye yönelik müdahale edildiğine ilişkin iddialar hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 7 ilde operasyon düzenlendi. Operasyonlarda 13 şüpheli gözaltına alındı.

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü -Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün yaptığı çalışmalar neticesinde 'siyasi partiler kanuna muhalefet', 'rüşvet almak', 'suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak' suçlarını işlediği değerlendirilen şüphelilere yönelik sabah saatlerinde operasyon düzenlendi. İstanbul, Ankara, İzmir, Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Kilis ve Malatya'da eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda 13 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin adreslerinde arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildi. Soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.

==========================

2- CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, ‘ŞULE SENİN HİKAYEN’ DİZİSİNİN GALASINA KATILDI

Tuğçe SEZER ODABAŞI-Fırat ALKIZ/İSTANBUL,(DHA) - CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, TRT'nin uluslararası dijital platformu 'Tabii'de izleyiciyle buluşacak ‘Şule Senin Hikayen’ dizisinin gala programına katıldı.

TRT'nin uluslararası dijital platformu 'Tabii'de izleyiciyle buluşacak olan ve Şule Yüksel Şenler’in hayat hikayesine odaklanan ‘Şule Senin Hikayen’ dizisinin gala programı bu akşam Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın katılımı ile Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Dizinin ilk iki bölümünün katılımcılarla buluştuğu gala gösterimine ayrıca Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AK Parti Grup Başkanvekili ve Şule Yüksel Şenler Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Leyla Şahin Usta, TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ile dizi yapımcıları ve oyuncuları katıldı.

Gösterimi gerçekleşen ilk iki bölümün ardından kalan bölümlerin fragmanının izletildiği gala gecesinin sonunda İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’a Şule Yüksel Şenler’in fotoğrafının resmedildiği bir tablo hediye etti. Daha sonra dizinin yönetmen yapımcı ve oyuncuları ile toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi. Bu sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan dizinin çocuk oyuncularına bayram harçlığı verdi. Gece alkışlar eşliğinde son buldu.

‘HEPİMİZİN HİKAYESİ, TÜRKİYE’NİN HİKAYESİ’

Gala gösteriminin ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Öncelikle TRT’ye, TRT yönetimine ve bu muhteşem eseri birlikte sergileyen bütün oyuncu arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Biliyorsunuz Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle galasını yaptığımız bu film, bu dizi aslında Türkiye’nin hikayesi. Türkiye’de kadın olmanın, başörtü takmanın nasıl bir hikayesi olduğunu acılarıyla, sevinçleriyle bize gösteren çok önemli bir dizi. Şunu söylemem lazım, Türkiye’de özgürlüğün, hep birlikte yaşamanın, farklılıkların bir arada olmasının da sembolü bu hikaye. Hepimizin hikayesi, Türkiye’nin hikayesi. Dolayısıyla emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Açıkçası İstanbul’un fethinin yıl dönümüne yakın bir zamanda bu dizinin galasının yapılmasını da çok güzel bir tevafuk olarak nitelendiriyorum. Malum dizideki önemli kavramlardan bir tanesi de tevafuktu. İşte hem İstanbul’un fethi, Ayasofya’nın daha sonra özgürleşmesi ve başörtüsüne özgürlük, bunların hepsinin bir araya geldiği çok güzel bir semboller tevafuku oldu. Dolayısıyla TRT’yi ve bütün oyuncuları, hepsini tebrik ediyorum" diye konuştu.

‘BU TOPRAKLARIN BÜTÜN ZENGİNLİKLERİYLE HEP BERABERİZ’

Duran, "TRT ve aslında tüm Türk sinema sektörü çok başarılı işlere imza atıyor. Tüm dünyada, dünyanın değişik yerlerinde Türk sinema endüstrisinin, dizi endüstrisinin ürünleri çok ilgi görüyor. Bunların bir kısmı tarihle ilgili, bir kısmı İstanbul'la ilgili, bir kısmı Türkiye’mizin farklılıklarıyla ilgili, hepsi çok ilgi görüyor. Türkiye’nin hikayesi, bütün kıtaların birleştiği yerde, kendi medeniyet birikimine sahip çıkarak ama dünyayla da yüzleşerek, hem dünyaya Türkiye’de verilen mesajın iletilmesi açısından çok önemli. Biliyorsunuz Cumhurbaşkanımız 'Dünya 5’ten büyüktür' diyerek, 'Daha adil bir dünya mümkün' diyerek aslında bütün insanlığa sesleniyor. Biz de Türkiye’de böyle bir vizyonu gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bu çerçevede TRT’nin bu yapımı da buna işaret ediyor, buna hizmet ediyor. Biz bütün farklılıklarımızla, bu toprakların bütün zenginlikleriyle hep beraberiz, hep birlikteyiz. Bunu gösteren, aslında acılara yer olmadığını, birbiriyle kucaklaşarak ne kadar mutlu ve geleceği parlak bir ülke olduğumuzu gösteren çok önemli bir yapım oldu. Elbette bunlar mücadelelerle ortaya çıkıyor. Bir başörtüsü mücadelesi olarak bunun ne kadar değerli olduğunu dışlamadan, kucaklayarak kendi insanımıza neler söyleyebileceğimizi, bu ortak hikayemizi anlattığı için başarılı bir yapıt olarak görüyorum. Tekrar emeği geçenlere teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.

23 MAYIS’TAN İTİBAREN 'TABİİ' PLATFORMUNDA

Huzur Sokağı, Hidayet ve Bize Ne Oldu? gibi eserleriyle tanınan Şule Yüksel Şenler’in yaşamını konu alan dizi ‘Şule Senin Hikayen’ 23 Mayıs’tan itibaren 'Tabii' platformunda izleyiciyle buluşacak. (DHA)

Görüntü Dökümü:

-------------------

-Dizinin fragmanından detay

-Hediye takdimi

-Toplu fotoğraf

-Burhanettin Duran'ın açıklamaları

-Dizi oyuncularıyla fotoğraf çekimi

==========================

3- CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: ENERJİDE TAM BAĞIMSIZLIK, ÜLKEMİZİN KIZIL ELMASIDIR

Tuğçe SEZER ODABAŞI-Fırat ALKIZ/İSTANBUL,(DHA)-2'NCİ Doğal Kaynaklar Zirvesi'nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ufku ve vizyonu eski Türkiye'yi aşamayanlara rağmen dünyanın en büyük derin deniz filosuna sahip 4'üncü ülkesi olduk. Mersin Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile bu alanda yeni bir çığır açtık. Güneş ve rüzgar enerjisinden hidroelektrik santrallere, temiz enerji alanında tarihimizin en büyük projelerini hayata geçirdik. Bütün bunları da öncelikle ülkemizde tesis ettiğimiz güven ve huzur iklimi sayesinde başardık. Yere sağlam bastık, kararlı yürüdük. Altını çizerek ifade etmek isterim ki savunma sanayiinde olduğu gibi enerjide tam bağımsızlık, ülkemizin kızıl elmasıdır. Türkiye bu hedefine doğru emin adımlarla yürümektedir" dedi.

2'nci Doğal Kaynaklar Zirvesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde gerçekleşti. Programa Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanı sıra Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İstanbul Valisi Davut Gül, Demirören Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yıldırım Demirören, Limak Holding Onursal Başkanı Nihat Özdemir, Kalyon Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Kalyoncu, kamu ve özel sektör temsilcileriyle, akademisyenler katıldı. Zirvenin açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İstanbul'umuz enerji güvenliği, kaynak diplomasisi ve küresel iş birliğinin masaya yatırıldığı önemli bir buluşmaya ikinci kez ev sahipliği yapıyor. Zirve vesilesiyle Avrupa'dan Asya'ya, Afrika'dan Orta Doğu'ya uzanan coğrafyanın seçkin temsilcilerini ülkemizde ağırlıyoruz. İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'nin ikincisinde sizleri güzel İstanbul'umuzda misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyduğumu evvelemirde belirtmek istiyorum. INRES 2026'ya hepiniz hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Değişen küresel manzarada enerji güvenliği, bağlanabilirlik ve iş birliği temasıyla tertiplenen zirve boyunca düzenlenecek panel ve oturumların ülkelerimiz ve sektörümüz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. İlki geçen sene başarıyla gerçekleştirilen zirvenin bu sene daha farklı konularla ikinci kez tertiplenmesine öncülük eden Enerji Bakanlığı'mıza ve Turkuvaz Medya Grubu'muza teşekkür ediyorum. Enerji, madencilik, kritik mineraller ile hidrokarbon alanlarında güncel meseleler yanında tehdit ve fırsatların da ele alınacağı zirvenin ülkelerimiz arasındaki iş birliklerinin geliştirilmesine katkı yapacağına inanıyorum" diye konuştu.

'SADECE FİYATLAR UÇMADI, ENERJİ TEDARİKİ İLE İLGİLİ CİDDİ SIKINTILAR DA BAŞ GÖSTERDİ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Enerji arz güvenliğinin günlük hayattan uluslararası siyasete her alanda çok daha önem kazandığı bir süreçten geçiyoruz. Enerji; milli güvenliğin, kalkınmanın, bağımsızlığın ve bölgesel istikrarın merkezinde yer alan bir güç unsuru olma vasfını giderek perçinliyor. Petrol ve doğal gaz halen stratejik kaynaklar olmaya devam ediyor. Bu kaynaklara ulaşmak, bu kaynakları istikrarlı ve maliyet etkin şekilde temin etmek devletler için daha fazla önemli hale geliyor. Bölgemizde son yıllarda yaşanan olaylar, bir taraftan enerji arz güvenliğinin ne kadar mühim olduğunu ortaya koyarken diğer taraftan ülkeler arasındaki bağımlılık ilişkisinin ulaştığı seviyeyi de göstermektedir. Hatırlarsanız Rusya-Ukrayna savaşı patlak verdiğinde gündeme ilk gelen konulardan biri enerjiydi, enerji tedarikiydi, doğal gaz ve petrol hatlarının güvenliğiydi. Aynı şekilde 28 Şubat'ta İran'a karşı başlatılan hava saldırılarının olumsuz etkilediği alanların en başında enerji tedariki ve ticareti geliyor. Petrol ve doğal gaz fiyatlarında yüzde 50'leri bulan artışlar gördük. Sadece fiyatlar uçmadı, enerji tedariki ile ilgili ciddi sıkıntılar da baş gösterdi. Bu jeopolitik gerilimin artçı sarsıntıları günlük hayatı, üretimi, turizmi, hava ulaşımını ve ekonomiyi vurmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı.

'TÜRKİYE, ZENGİN ENERJİ KAYNAKLARINA SAHİP COĞRAFYALARLA BUNLARA İHTİYAÇ DUYAN ÜLKELER ARASINDAKİ EN GÜÇLÜ KÖPRÜDÜR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir defa şunu burada sizlerin dikkatine getirmek isterim. Türkiye, zengin enerji kaynaklarına sahip coğrafyalarla bunlara ihtiyaç duyan ülkeler arasındaki en güçlü köprüdür. Geçiş ve kavşak noktasıdır. Bölgemizde meydana gelen son krizler, Türkiye'nin bu özelliğini teyit ve tahkim etmiştir. Ülkemiz, tüm tahriklere rağmen, sağduyulu siyasetiyle savaşın dışında kalmış, diplomasiyi ve diyaloğu önceleyen girişimleriyle de sükunetin tesisine katkı sağlamıştır. Türkiye, hem enerji naklinde güvenilir bir ortak hem de barışın kilit aktörü olarak son süreçte öne çıkmıştır. Bunun olumlu tesirlerini orta ve uzun vadede daha fazla göreceğimize inanıyorum. Sizlerin de bildiği gibi, enerji kaynaklarının güvenli, istikrarlı ve düşük maliyetlerle geçişini temin etmek, en az bu kaynaklara sahip olmak kadar stratejik öneme de sahiptir. Türkiye'nin güvenilir enerji tedarikindeki vazgeçilmezliği bu süreçte bir kez daha anlaşılmıştır. Bunda elbette son 23 yılda hükümetimizin attığı adımların çok büyük payı vardır" dedi.

'“BULANLAR, ANCAK ARAYANLARDIR" ŞİARIYLA 10 YILDA BU ALANA ÇOK CİDDİ YATIRIM YAPTIK'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakınız, göreve geldiğimizde Türkiye'nin günlük doğal gaz giriş kapasitesi yaklaşık 90 milyon metreküptü. Bugün bu rakam 495 milyon metreküpe çıktı. Rusya'dan iki, Azerbaycan'dan iki ve İran'dan bir olmak üzere toplam 5 boru hattı ile doğal gaz temin ediyoruz. Türkiye artık 39 ülkeden, 50'den fazla şirketten doğal gaz tedarik eden dev bir enerji altyapısına sahiptir. LNG terminalleri, FSRU tesisleri, depolama yatırımları ve boru hatlarıyla Türkiye'yi Avrupa'nın en güçlü enerji merkezlerinden biri haline getirdik. Yapacağımız yeni yatırımlarla günlük LNG gazlaştırma kapasitemizi mevcut 161 milyon metreküpten 200 milyon metreküpe çıkartacağız. Kuşkusuz bir diğer kayda değer başarımız, 2016 yılında ilan ettiğimiz Milli Enerji ve Maden Politikası ile başlayan sondaj ve arama faaliyetlerimizdir. Burada kelimenin tam anlamıyla paradigmayı değiştirdik. "Bulanlar, ancak arayanlardır" şiarıyla 10 yılda bu alana çok ciddi yatırım yaptık. Kendi mühendislerimizle, kendi gemilerimizle, kendi ekipmanlarımızla mavi vatanda arama faaliyetleri yürüttük. Fatih sondaj gemimizle cumhuriyet tarihimizin en büyük doğal gaz keşfini gerçekleştirdik. Muhalefetin küçümsediği Sakarya Gaz Sahası'nda günlük üretimimiz bugün 9,5 milyon metreküpe ulaştı. Bu üretim miktarıyla milyonlarca hanemizin enerji ihtiyacını karşılıyoruz" diye konuştu.

'2026 YILINDA GÜNLÜK ÜRETİMİMİZİ 20 MİLYON METREKÜBE YÜKSELTECEĞİZ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Osman Gazi üretim platformumuzun devreye alınmasıyla birlikte 2026 yılında günlük üretimimizi 20 milyon metreküpe yükselteceğiz. Böylece inşallah 8 milyon hanenin ihtiyacını Karadeniz'den karşılamış olacağız. 2'nci yüzen üretim platformumuzun inşası sürüyor. 2028'de onun da hizmete girmesiyle üretim üçüncü fazda günlük 45 milyon metreküpe çıkacak ve 16-17 milyon haneye yerli gazımız ulaşacak. Tabii sadece Karadeniz'de değil Gabar'da da tarih yazdık. Şırnak Gabar'da gerçekleştirilen petrol keşfimiz Cumhuriyet tarihimizin en büyük petrol keşfi olarak kayıtlara geçti. On yıllar boyunca terörle ve terör eylemleriyle anılan bölgeler bugün üretimle, yatırımlarla, istihdamla anılıyor. Güvenlik tehdidi nedeniyle yıllarca atıl kalan yerlerde bugün turizm canlanıyor, istihdam artıyor, tarım gelişiyor, çiftçimizin, sanayicimizin, esnafımızın, vatandaşımızın yüzü gülüyor. Terörün karanlık gölgesi çekilip huzurun aydınlattığı alanlar genişledikçe yıllarca korkunun, göçün ve güvensizliğin sembolü olan şehirlerimiz hızla ayağa kalkıyor" ifadelerini kullandı.

'YURT İÇİ PETROL ÜRETİMİMİZİN YÜZDE 44'LÜK KISMI SADECE GABAR'DAKİ KUYULARIMIZDAN GELMEKTEDİR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakınız, bugün Gabar'dan elde edilen üretim Türkiye'nin enerji arz güvenliğine çok büyük katkı sağlamaktadır. Yurt içi petrol üretimimizin yüzde 44'lük kısmı sadece Gabar'daki kuyularımızdan gelmektedir. Terörsüz Türkiye sürecinin menziline ulaşmasıyla birlikte inşallah yeni bir hikaye yazılmaya başlanacak. Türkiye ekonomisine doğrudan ve dolaylı maliyeti 2 trilyon doları aşan ağır bir yükten kurtulurken terörle mücadeleye ayrılan kaynaklar daha verimli alanlara tahsis edilecek. Bunun da en büyük kazananı on yıllardır sıkıntı çeken bölge halkıyla birlikte 86 milyonun her bir ferdi olacak. Terörün sıfırlandığı bir atmosferin ülkemiz açısından ne manaya geldiğinin işaretlerine şimdiden şahit oluyoruz. Gabar'daki keşiften sonra Diyarbakır'da 4 saha belirlendi. Önümüzdeki 3 yıl içerisinde 24 kuyuda çalışma planlıyoruz. Bunların haricinde başka hazırlıklarımız da söz konusu. Türkiye Petrolleri'nin toplam 1 milyon varil petrol ve doğalgaz üreten bir şirket haline gelmesi için hem yurt içinde hem yurt dışında arama, sondaj ve üretim çalışmalarımızı artırarak sürdüreceğiz" dedi.

'SOMALİ AÇIKLARINDA YÜRÜTTÜĞÜMÜZ ÇALIŞMALAR TÜRKİYE'NİN YURT DIŞINDAKİ İLK DERİN DENİZ ARAMA SONDAJI OLMASI HASEBİYLE TARİHİ ÖNEMDEDİR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye kendi kaynaklarını geliştirirken aynı zamanda küresel enerji diplomasisinin en güvenilir ortaklarından biri olarak adından sıkça söz ettiriyor. Somali'deki sondaj faaliyetlerimiz, Pakistan'da planlanan çalışmalarımız, Libya'dan Orta Asya'ya uzanan iş birliklerimiz bunun en somut göstergesi. Somali açıklarında yürüttüğümüz çalışmalar Türkiye'nin yurt dışındaki ilk derin deniz arama sondajı olması hasebiyle tarihi önemdedir. İklim ve hava şartları elverirse sondaj operasyonunu 6 ila 9 ay arasında tamamlamayı öngörüyoruz. Arzumuz, uzun yıllar iç istikrarsızlıkla ve kıtlıkla boğuşan kardeş Somali halkına bekledikleri müjdeli haberi vermektir. Komşumuz Suriye'de de hem maden hem petrol tarafında yeni hükümetle ortak çalışmalarımız devam ediyor. Suriye'deki entegrasyon sürecinin tamamlanmasıyla yeni iş birliği fırsatları için zemin çok daha uygun olacaktır. Türkiye olarak sürecin suhuletle hitama ermesi için Suriye hükümetine gereken desteği veriyoruz" diye konuştu.

'ÜLKEMİZ, ETİ MADEN ARACILIĞIYLA DÜNYA BOR PAZARININ LİDERİDİR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Diğer taraftan madencilik alanında da büyük bir dönüşüm içindeyiz. Dünyada maden çeşitliliği bakımından 9'uncu sıradayız. 2025 yılında maden ihracatımız 6,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Dünya bor rezervlerinin yüzde 73'üne sahip olan ülkemiz, Eti Maden aracılığıyla dünya bor pazarının lideridir. Nadir toprak elementlerinden Eskişehir Beylikova'da keşfedilen dev rezerv, Türkiye'yi kritik madenler alanında küresel ölçekte şampiyonlar ligine taşımıştır. Eskişehir Kırka'da kurulan pilot tesisle lityum karbonat üretiminde ilk ürünü elde ettik. Aynı yerde yıllık 600 ton kapasiteli endüstriyel tesisin kurulumuna yönelik çalışmalarımız aralıksız sürüyor. Şu gerçeğin bir defa hepimiz farkındayız, enerji dönüşümünün hızlandığı yeni dönemde kritik madenler artık petrol kadar, doğalgaz kadar önemli hale gelmiştir. Savunma sanayiinden yüksek teknolojiye birçok sektörün geleceği bu kaynaklara bağlıdır. Türkiye bu yarışta seyirci değil, oyun kurucu olmayı hedeflemektedir" ifadelerini kullandı.

'TÜRKİYE BU HEDEFİNE DOĞRU EMİN ADIMLARLA YÜRÜMEKTEDİR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son 23 yılda bunun altyapısını çok sağlam bir şekilde zaten hazırladık. Ufku ve vizyonu eski Türkiye'yi aşamayanlara rağmen dünyanın en büyük derin deniz filosuna sahip 4'üncü ülkesi olduk. Mersin Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile bu alanda yeni bir çığır açtık. Güneş ve rüzgar enerjisinden hidroelektrik santrallere, temiz enerji alanında tarihimizin en büyük projelerini hayata geçirdik. Bütün bunları da öncelikle ülkemizde tesis ettiğimiz güven ve huzur iklimi sayesinde başardık. Yere sağlam bastık, kararlı yürüdük. Türkiye'nin önünü kesmek isteyenlere aldırmadan diğer alanlar gibi enerjide de tarihi bir başarıya imza attık. İnşallah enerjide, madencilikte ve doğal kaynaklarda çok daha büyük başarılarla ülkemizi buluşturmakta kararlıyız. Bunun için karada veya denizde hükümranlık alanlarımızda ne kadar tabii kaynağımız varsa işleyecek, bu kaynakların Türkiye'nin atılım sürecinde lokomotif vazifesi görmesini mutlaka sağlayacağız. Altını çizerek ifade etmek isterim ki savunma sanayiinde olduğu gibi enerjide tam bağımsızlık, ülkemizin kızıl elmasıdır. Türkiye bu hedefine doğru emin adımlarla yürümektedir. Bu yürüyüşün önünün kesilmesine de hiçbir surette müsaade etmeyecektir" dedi.

Konuşmaların ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hediye takdiminde bulundu. Program aile fotoğrafı çekimiyle son buldu. (DHA)

Görüntü Dökümü:

------------

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamaları -1

==============================

4- CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: İSTANBUL'U KÜRESEL BİR FİNANS MERKEZİ YAPMAK İÇİN YOĞUN BİR MESAİ HARCIYORUZ

Tuğçe SEZER ODABAŞI-Fırat ALKIZ/İSTANBUL,(DHA) - 22 Mayıs Finansal Okuryazarlık Günü Programı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Devlet olarak İstanbul'u küresel bir finans ve cazibe merkezi yapmak için yoğun bir mesai harcadık, harcıyoruz. Dört hafta önce İstanbul Finans Merkezi'nde tertiplediğimiz ‘Yatırımlar İçin Güçlü Merkez: Türkiye’ programıyla bu yöndeki kararlılığımızı bir kez daha ve güçlü bir şekilde ortaya koyduk. Bugün de İstanbul Finans Merkezi'ndeki yatırımcılara hizmet vermek üzere ‘Tek Durak Ofis’imizin açılışını gerçekleştirdik. Türkiye'nin küresel rekabet gücünü artıracak, finans ve yatırım ortamını iyileştirecek hukuki, idari, mali ve kurumsal düzenlemeleri yakın zamanda inşallah devreye almayı hedefliyoruz" dedi.

Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle 2025 yılında ilan edilen ‘22 Mayıs Finansal Okuryazarlık Günü’ kapsamında düzenlenen 22 Mayıs Finansal Okuryazarlık Günü Programı bugün Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde gerçekleşti. Programa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İstanbul Valisi Davut Gül, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Mahmut Sütçü ve çok sayıda davetli katıldı.

‘BAKANLIKLARIMIZ, KURUMLARIMIZ FİNANSAL FARKINDALIĞIN HER YAŞ GRUBUNDA OLUŞTURULMASINA KATKI SAĞLIYOR’

Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "22 Mayıs Türkiye Finansal Okuryazarlık Günü münasebetiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Programın tertiplenmesinde emeği geçenlere teşekkür ediyor, hepinize hoş geldiniz diyorum. Bu anlamlı buluşmanın, finans sektörümüz başta olmak üzere ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sözlerimin hemen başında, düzenlediği eğitim ve bilgilendirme faaliyetleriyle finansal okuryazarlığın ülke genelinde yaygınlaştırılmasında önemli payı olan Sermaye Piyasası Kurulumuzu tebrik ediyorum. Bakanlıklarımız, kurumlarımız ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde yürütülen bu çalışmalar, ilkokul çağındaki gençlerimizden hane halkına kadar finansal farkındalığın her yaş grubunda oluşturulmasına katkı sağlıyor. Bankacılıktan borsaya, bütçe yönetiminden krediye, yatırımlardan dijital varlıklara geniş bir yelpazeye yayılan bu çalışmaları kıymetli bulduğumu özellikle ifade etmek istiyorum" dedi.

‘BİR ÜLKENİN SERMAYE PİYASALARI NE KADAR GÜÇLÜ İSE REKABET GÜCÜ DE O KADAR KUVVETLİ OLUR’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizlerin de çok iyi bildiği gibi üretimden ihracata, yatırımdan istihdama ekonominin tüm bileşenleri, sermaye ve finans piyasalarındaki istikrara bağlıdır. Aynı şekilde milli gelir ve refah seviyesindeki artış da finansal sistemlerin sorunsuz ve öngörülebilir surette manipülasyon ve spekülasyonlardan arındırılmış bir şekilde çalışmasıyla doğru orantılıdır. Bir ülkenin sermaye piyasaları ne kadar güçlü ise üretim kapasitesi, teknoloji yatırımı, girişimcilik ruhu ve rekabet gücü de o kadar kuvvetli olur. Sermaye ve finans piyasalarının adil, şeffaf ve güvenli bir şekilde işlemesi, piyasadaki beklenti ve ihtiyaçların karşılanması bu bakımdan büyük önem arz ediyor. Bugün gelişmiş ülke ekonomilerine baktığımızda, hepsinin gerisinde derinleşmiş finansal yapılar ve güçlü sermaye piyasaları görüyoruz. Fakat şurası da bir hakikat ki dijital teknolojilerin ve yapay zekanın, diğer alanlar gibi finans piyasalarını da dönüştürdüğü bir önemi ve dönemi yaşıyoruz. Tasarruf alışkanlıklarından yatırım kararlarına, dijital ödeme sistemlerinden siber güvenliğe, sanal kumar ve yasa dışı bahisten dijital finans tehditlerine uzanan çok boyutlu bir tabloyla karşı karşıyayız" diye konuştu.

‘BİZ BU MESELEYE DİJİTAL GÜVENLİK VE FİNANSAL DAYANIKLILIK PERSPEKTİFİ İLE YAKLAŞIYORUZ’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Son yıllarda finansal sistemlerde yaşanan dijital dönüşüm, fırsatların yanı sıra tehditleri de beraberinde getirmektedir. Özellikle sosyal medya ve dijital iletişim platformları vasıtasıyla yayılan manipülatif içerikler, fiktif işlemler, kısa sürede yüksek kazanç vadeden yapılar dünya genelinde endişe verici seviyelere ulaşmıştır. Aynı şekilde sahte yatırım tavsiyeleri, dijital dolandırıcılık ve paravan hesap girişimleri ve daha nicesi, yalnızca bireyleri değil finansal sistemlerin itibarını da tehdit eden boyutlara varmıştır. Böyle bir konjonktürde, finansal okuryazarlık bireysel bütçe yönetim kapasitesinin çok çok ötesine geçmiş, güçlü, dirençli ve sürdürülebilir bir ekonominin gerek şartı haline gelmiştir. Biz bu meseleye daha geniş bir açıdan bakıyor, toplumsal farkındalık, dijital güvenlik ve finansal dayanıklılık perspektifi ile yaklaşıyoruz. Nitekim uluslararası çalışmalar da bizim bu hassasiyetimizi doğruluyor. OECD'nin 2023 yılında yaptığı bir araştırma, finansal okuryazarlığı yüksek toplumların tasarruflarını daha verimli alanlara yönlendirdiğini, borçlanma ve yatırım kararlarını daha sağlıklı verdiğini ortaya koyuyor. Aynı şekilde, manipülatif yönlendirmelere karşı daha uyanık olduklarını, uzun vadeli yatırım kültürünü benimsediklerini teyit ediyor. Bu da kuşkusuz sermaye piyasalarının derinleşmesine, finansal sistemin sağlıklı büyümesine ve ekonomide kaynakların daha etkin, verimli ve adil dağılımına çok ciddi katkı sağlıyor" ifadelerini kullandı.

'TÜRKİYE'NİN KÜRESEL REKABET GÜCÜNÜ ARTIRACAK DÜZENLEMELERİ YAKIN ZAMANDA DEVREYE ALMAYI HEDEFLİYORUZ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Devlet olarak İstanbul'u küresel bir finans ve cazibe merkezi yapmak için yoğun bir mesai harcadık, harcıyoruz. Dört hafta önce İstanbul Finans Merkezi'nde tertiplediğimiz ‘Yatırımlar İçin Güçlü Merkez: Türkiye’ programıyla bu yöndeki kararlılığımızı bir kez daha ve güçlü bir şekilde ortaya koyduk. Önceki gün meclisimizde kabul edilen yasa teklifimizle ülkemize yabancı kaynak girişini teşvik edecek bir düzenlemeyi hayata geçirmiş olduk. Bugün de İstanbul Finans Merkezi'ndeki yatırımcılara hizmet vermek üzere ‘Tek Durak Ofis’imizin açılışını gerçekleştirdik. Bütün bunları özellikle şunun için çok önemsiyoruz. Son dönemde bölgemizde yaşanan hadiseler, Türkiye'nin ekonomisiyle, savunmasıyla, diplomatik kapasitesiyle, toplumsal dayanışmasıyla ve yönetimde sağladığı istikrarıyla krizlere karşı dayanıklılığını ispat etmiştir. Ülkemizin, bölgesinin güvenli limanı olduğu bu süreçte bir kere daha görülmüştür. İktidar olarak, önümüzdeki dönemde ülkemizin bu müstesna yönünü daha da güçlendirmekte kararlıyız. Türkiye'nin küresel rekabet gücünü artıracak, finans ve yatırım ortamını iyileştirecek hukuki, idari, mali ve kurumsal düzenlemeleri yakın zamanda inşallah devreye almayı hedefliyoruz" dedi.

‘2014 YILINDA HAZIRLADIĞIMIZ STRATEJİ VE EYLEM PLANI İLE SEKTÖRE İLİŞKİN KAPSAMLI BİR YOL HARİTASI OLUŞTURDUK’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bununla birlikte hem vatandaşlarımızın hem firmalarımızın hem de ekonominin tüm paydaşlarının finansal farkındalıklarını artırmasına büyük önem atfediyoruz. 2014 yılında hazırladığımız strateji ve eylem planı ile sektöre ilişkin kapsamlı bir yol haritası oluşturduk. Geçtiğimiz sene yayımladığımız Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile 22 Mayıs'ı Finansal Okuryazarlık Günü ilan ettik. 24 Mart'ta ilkokul, ortaokul ve liselerimizin ilk dersi ‘Finansal Okuryazarlık’ başlığı ile işlendi. Yaklaşık 18 milyon öğrencimiz aynı anda kendi yaş gruplarına ve eğitim kademelerine göre özel olarak hazırlanan içeriklerden istifade etti. Finansal bilincin erken yaşta edinilmesiyle tasarruf kültürünün güçlendirilmesi bakımından iyi bir örnek olan uygulamayı hayata geçiren Milli Eğitim Bakanlığımızı ve kurulumuzu tebrik ediyorum" dedi.

‘REEL SEKTÖRLE BAĞINI KOPARMAYAN BİR FİNANS PİYASASININ TEMİNİNDE SPK'YA ÇOK ÖNEMLİ SORUMLULUKLAR DÜŞÜYOR’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tabii burada şu hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Finansal ürün ve hizmetlerden faydalanan yatırımcı ve tüketicilerimizin olası piyasa risklerine karşı korunabilmeleri bizim temel önceliğimizdir. Bu noktada, Sermaye Piyasası Kurulu'nun asli görevi olan düzenleme ve denetleme faaliyetlerini tam ve eksiksiz yerine getirmesi çok mühimdir. Reel sektörle bağını koparmayan, yalnızca refah değil değer de üreten, gelir ve servet adaletsizliğini gideren bir finans piyasasının temin edilmesinde SPK'ya çok önemli sorumluluklar düşüyor. Özellikle dişinden tırnağından artırdığıyla sermaye piyasalarında yatırım yapan vatandaşlarımızın istismar edilmesinin önüne geçilmesi, kurulun asli misyonlarından biri olmalıdır. Şu bir gerçek ki doğası itibarıyla sermaye piyasalarına yatırım veya işlem yapmak risklidir. Ama denetime, gözetime, düzenlemeye tabi alanlarda manipülasyon ve spekülasyona fırsat vermemek de düzenleyici kurumların vazifesidir" diye konuştu.

‘SERMAYE PİYASALARINA GÜVENİ ARTIRMAK ZORUNDAYIZ’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Eğer atıl vaziyette duran üretime, yatırıma, büyüme ve kalkınmaya hiçbir katkısı olmayan birikimlerin ekonomiye katma değer sağlayan alanlara yönelmesini istiyorsak sermaye piyasalarına güveni artırmak zorundayız. Bunun da yolu finansal okuryazarlığın artırılmasının yanı sıra yatırım ve tasarrufların güven veren bir kanaldan sisteme dahil edilmesinden geçiyor. Vatandaşımızın korku ve iyi niyetini istismar eden telefon dolandırıcılarıyla nasıl tavizsiz mücadele ediyorsak, dijital mecraları kullanarak insanımızın birikimine el uzatan açgözlülerle de aynı kararlılıkla mücadele etmemiz gerekiyor. Diğer türlü ortaya sadece ekonomik değil, toplumsal bir fatura da çıkmakta, bunun da yükünü siyaset kurumu çekmektedir. Sermaye Piyasası Kurulumuzun bu anlamda üzerine düşen görev ve sorumlulukları en etkin şekilde, doğru araç ve tedbirlerle hakkıyla yerine getireceğine yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı. (DHA)

Görüntü Dökümü:

-----

-Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşması

===========================

5-ÇAĞLA TUĞALTAY CİNAYETİNDE 3 KİŞİNİN DAHA MEZARI AÇILDI

Gülseren KARAPINAR- Canan İLARSLAN- Şevval CİNDİR- Ataberk KURT/İSTANBUL,(DHA)- ŞİŞLİ’de lise öğrencisi Çağla Tuğaltay'ın (15) 26 yıl önce öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında üçüncü fethi kabir işlemi, Feriköy Mezarlığı’nda yapıldı. Tuğaltay ailesinin talebi üzerine bugün Ahmet Baki Mertgenç, İsmail Hakkı Ç. ile Fehmi S.'nin mezarı açıldı. İsmail Hakkı Ç.'nin ailesinin avukatı Nur Meşe, "O bir kan örneği değil, o bir leke. Kan olmadığı da 2013 tarihli raporla sabit. Leke uyumlu çıkarsa cinayetle ilişiği olmadığı kesinleşecek. Çünkü o lekenin çocuğun tırnak altındaki lekeyle hiçbir şekilde uyuşmadığı, 2013 tarihli raporun 7'nci maddesinde raporla sabit" dedi.

Şişli Fulya’da 5 Haziran 2000'de okuldan döndüğü sırada evinde boğazı kesilerek öldürülen Çağla Tuğaltay cinayetine ilişkin soruşturma sürüyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, Tuğaltay ailesinin talebi üzerine ölen 4 kişi hakkında fethi kabir kararı alındı. Soruşturma kapsamında ilk olarak, o dönem Tuğaltay ailesinin komşusu olduğu belirtilen Lütfi Şerbetçi’nin mezarı açıldı. Devam eden çalışmalarda fethi kabir işlemleri Feriköy Mezarlığı ve Ayazağa Mezarlığı'nda yapıldı. Ahmet Baki Mertgenç'in mezarı açılarak DNA örneği alındı. Alınan DNA örneklerinin dosyada bulunan biyolojik bulgularla karşılaştırılacağı öğrenildi. Fethi kabir sırasında Cinayet Büro Amirliği ekipleri, Kriminal ekipleri, Adli Tıp doktoru ve savcı mezarlıkta bulunurken, Mertgenç'in aile yakınlarından kimsenin mezarlığa gelmediği görüldü.

'BAKANLIKÇA ÖZEL BİRİM KURULDUKTAN SONRA DOSYA CİDDİ BİR İVME KAZANDI'

Ailenin talebi üzerine İsmail Hakkı Ç.'nin de mezarı açıldı. Ailenin avukatı Nur Meşe, "Bizim bu dosyaya müdahil olma sebebimiz, 2024 yılının sonunda faili meçhul suçlarla ilgili Bakanlığın devreye girmesini talep eden pek çok avukat bu dosyaya müdahil olduk. Bakanlığa ve Meclise başvurularımız olmuştu. Bu başvurularımız akabinde Bakanımızın sesimizi duyması çok güzel. Müvekkillerim, komşular, biliyorsunuz. Komşuların yakınlarının da fethi kabir talep ediliyordu. İki yıldır bu talepler kabul edilmiyordu, fakat dosya bakanlıkça özel birim kurulduktan sonra ciddi bir ivme kazandı. Bu kapsamda fethi kabir talepleri kabul edildi savcılıkça. Müvekkillerim, o apartmanda yaşayanlar olarak, biz bu süreç boyunca iş birliği yapmaya karar verdik. Fethi kabir kararlarının hiçbirine itiraz etmedik. Zaten müvekkillerim 26 yıl boyunca ellerinden gelen her türlü yardımı yaptılar. İş bu kapsamda da hiçbir şekilde itiraz etmeyerek, süreci hızlandırarak destek olmaya karar verdik. Faili meçhul bir dosya var, bir kız çocuğunun cinayeti var. Umarız en kısa sürede aydınlanır, bunu umuyoruz. Müvekkillerim de bu süreçte tam iş birliği yapacaklar" dedi.

'ELBETTE BU KANIN KİME AİT OLDUĞUNUN TESPİTİ GEREKLİ'

Meşe, "Burada İsmail Hakkı Bey yatıyor. Bina dışında bir leke var, kan olmayan bir leke. Bu lekenin kimliğini tespit etmek istiyor aslında Savcılık. Orası bir aile apartmanı. Bulunan lekenin kimliği tespit edilse bile, olay mahallinde yani daire içinde olmadığı için, olayla herhangi bir ilişiği olmadığı için cinayetle doğrudan bağlantılı sayılamayacak. Fakat şöyle bir husus var dosyada bir leke var, aile apartmanının bina girişinde bulunan ve kan olmayan bir leke. Elbette bu lekenin kime ait olduğunun tespiti gerekli. Çünkü eliminasyon da savcılığın işlem yapabilmesi için önemli bir yöntemdir. Hatta biz bu kapsamda fethi kabir taleplerini öğrendiğimiz zaman, komşuların bir erkek akrabası var o dönemde 6 yaşında olan bir bey var şu an 30'lu yaşlarında, ilk önce ondan DNA alınmasını talep ettik. Çünkü fethi kabire gerek kalmasın istedik. Savcılık bu talebimizi de kabul etti ve biz o kişinin de DNA'sının alınmasına vesile olduk. Böylece komşular olarak süreci hızlandırmak adına en hızlı yolları denemiş bulunduk" diye konuştu.

'KAN LEKESİ UYUMLU ÇIKARSA CİNAYETLE İLİŞİĞİ OLMADIĞI KESİNLEŞECEK'

Meşe, "Bina girişindeki kan içermeyen leke, aile apartmanı olduğu için İsmail Bey'e de ait çıkabilir, herhangi bir erkek akrabaya da ait çıkabilir. Bu, cinayetle bağlantılı olduğunu göstermeyecektir, biraz önce de açıkladım. Bu yüzden aslında dosyanın muhteviyatı açısından sadece elenmeye yarayacak bir şüpheli. Bu yüzden uyuşması yahut uyuşmaması dosyanın akıbetini çok değiştirmeyecek açıkçası. Umarız uyuşur, çünkü nihayetinde dosyadaki bir eksiklik tamamlanacak, eksik bir husus tamamlanacak. En azından İsmail Bey, yani fethi kabir yapılan kişiyle dosyanın bir ilişiği olmadığı, elendiği anlaşılır. Çünkü şöyle bir husus var, 2013 yılında bir ATK raporu giriyor dosyaya ve bu ATK raporuna göre bina girişinde, yani şu an fethi kabir yapılan kişiyle çocuğun tırnağının arasındaki DNA uyuşmuyor zaten halihazırda. Uyuşmadığı da 2013'ten beri raporla sabit olduğu için biz şu an bu fethi kabir eşleşmesi halinde dosyayla, yani cinayetle bir bağlantı kuramayacağız. Umarım anlatabilmişimdir, bu bilimsel bir açıklama. O bir kan örneği değil, o bir leke. Kan olmadığı da 2013 tarihli raporla sabit. Leke uyumlu çıkarsa cinayetle ilişiği olmadığı kesinleşecek. Çünkü o lekenin çocuğun tırnak altındaki lekeyle hiçbir şekilde uyuşmadığı, 2013 tarihli raporun 7'nci maddesinde raporla sabit" dedi.

TOPLAM 4 KİŞİNİN MEZARI AÇILDI

Mezarı açılan ilk kişi Tuğaltay ailesinin evinin ilerisindeki gecekonduda yaşayan Lütfi Şerbetçi oldu. Şerbetçi'nin 2023'de hayatını kayhbettiği, mezar taşında isim ve soyisminin yazmadığı, kimsesiz olarak defnedildiği öğrenildi. Şerbetçi'nin mezar numarasının 376 olduğu görülmüştü. Feriköy Mezarlığı'nda Ahmet Baki Mertgenç, İsmail Hakkı Ç. ve Fehmi S.'nin mezarının açılıp DNA örnekleri alınmasının ardından 3 fethi kabir işlemi tamamlanmış oldu. Yapılan toplam fethi kabir işlemi sayısı ise 4'e yükseldi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

--------

-Ayazağa Mezarlığı'ndan görüntü

-Genel ve detaylar

========================

6-EMİNE ERDOĞAN'DAN ‘ŞULE SENİN HİKAYEN’ DİZİSİNİN GALASINA İLİŞKİN PAYLAŞIM

İSTANBUL,(DHA)- CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, TRT'nin uluslararası dijital platformu 'Tabii'de izleyiciyle buluşacak ‘Şule Senin Hikayen’ dizisinin gala programına ilişkin sanal medya hesabından açıklamada bulundu.

Emine Erdoğan sanal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımda, "TRT Tabii’nin, kalemi, fikirleri ve cesaretiyle gönüllerde müstesna bir yere sahip olan Şule Yüksel Şenler’in hayatını konu edindiği 'Şule: Senin Hikâyen' dizisinin tanıtım programına katılmaktan memnuniyet duyduk. Bu değerli yapım ile inanıyorum ki, özellikle genç kuşaklar onu daha yakından tanıyacak, güçlü duruşundan ilham alacaktır. Ömrünü inandığı değerlere adayan Şule Yüksel Şenler’i rahmetle yâd ediyor; TRT ailesini ve projede emeği geçen herkesi gönülden tebrik ediyorum" dedi. (DHA)

=========================

7- CHP İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI BAHÇELİEVLER'DE YÜRÜYÜŞ DÜZENLEDİ

Baran AKKAYA-Emre KURT/İSTANBUL,(DHA)- BAHÇELİEVLER'de CHP İstanbul İl Başkanlığı tarafından yürüyüş düzenlendi. Haznedar'da başlayan yürüyüş, Bakırköy Özgürlük Meydanı'nda son buldu.

CHP İstanbul İl Başkanlığı tarafından Bahçelievler'de yürüyüş düzenlendi. Yürüyüşe Özgür Çelik, parti ilçe başkanları ile üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Haznedar'da başlayan yürüyüş Bakırköy Özgürlük Meydanı'nda son buldu. Yürüyüşlerin İstanbul'un 39 ilçesinde de yapılacağı öğrenildi.

'ATATÜRK'ÜN İZİNDE BİR YÜRÜYÜŞÜ HEP BİRLİKTE GERÇEKLEŞTİRDİK'

Yürüyüşte açıklamalarda bulunan Özgür Çelik, "Bugün İstanbul’un 39 ilçesinde bir yürüyüş gerçekleştirdik. 'Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır ve o satıh bütün vatandır' diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde bir yürüyüşü hep birlikte gerçekleştirdik. Anayasal düzene sahip çıkmak için, demokrasiye sahip çıkmak için bu yürüyüşe katılan bütün yurttaşlarımıza ve tüm kurumlara yürekten teşekkür ediyorum. Bir şey söylemiştik; demiştik ki: 'Bu mesele Cumhuriyet Halk Partisi meselesi değildir, bu mesele memleket meselesi, demokrasi meselesidir'. Ve dünden beri burada, Türkiye’nin dört bir yanından siyasi partiler, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları genel merkezimize, il başkanlığımıza ve ilçe başkanlıklarımıza ziyaretlerde bulundular. Onlar da şunu söylediler: 'Bu mesele demokrasiye yapılmış bir darbedir ve biz bu darbenin karşısındayız" dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü

-------------

-Yürüyüşten görüntüler

-Bakırköy Meydanına gelen kalabalık

-Özgür Çelik'in konuşması

-Genel ve detaylar

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber