Geri Dön
İstanbulDHA İSTANBUL BÜLTENİ - 2

DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 2

DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 2

1- FUTBOLCU KUBİLAY KAAN KUNDAKÇI CİNAYETİ; RAPÇİ VAHAP CANBAY'IN İFADESİ ORTAYA ÇIKTI

İSTANBUL, (DHA)- ÜMRANİYE'de silahlı saldırıda öldürülen futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı cinayetinde ilişkin aralarında Aleyna Kalaycıoğlu, Alaattin Kadayıfçıoğlu ve İzzet Yıldızhan'ın da bulunduğu 7 şüpheli tutuklandı. Vahap Canbay'ın emniyetteki ifadesi ortaya çıktı. Canbay'ın ifadesinde, "Beyaz giyinimli şahıs benim olduğum kısma gelerek belinden tam rengini hatırlamadığım bir silah çıkartıp cama vurdu sonra kapıyı açtı 'Sizi bir daha görmeyeceğim' diyerek araç içine ateş etti. Biz irkilip kendimizi koruduk. Ateş eden şahıs bir el ateş edip uzaklaştı. Bu sırada Kubilay inlemeye başladı. Ben Kubilay'ın karın kısmından vurulduğunu gördüm" dedi.

Olay, 19 Mart gecesi Ümraniye Sıddık Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, rapçi Canbay & Wolker grubundan Vahap Canbay, bir süre önce ayrıldığı şarkıcı Aleyna Kalaycıoğlu ile yeniden barışmak istedi. Canbay, araları iyi olduğu öğrenilen arkadaşı Kubilay Kundakçı'dan (21) yardım istedi. Kubilay Kundakçı, Vahap Canbay ve arkadaşlarıyla birlikte, Aleyna Kalaycıoğlu'nun bulunduğu stüdyonun önüne gitti. Grup araç içerisinde beklediği sırada, iddiaya göre olay yerine çakarlı lüks araçlarla gelen şüpheliler saldırı gerçekleştirdi. Kurşunların hedefi olan futbolcu Kubilay Kundakçı ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan genç, yapılan tüm müdahalelere hayatını kaybetti.

'MESAJ ATARAK BENDEN AYRILDI'

Vahap Canbay, "Kubilay Kaan Kundakçı, benim 4 yıllık arkadaşımdır. Kendisi futbolcudur. 16 BAM 14 plaka sayılı araç arkadaşımız Efe Türk'e aittir. Bu aracı Kubilay Kaan Kundakçı kendisinden ödünç almıştı ve Kubilay'ın kullanımındaydı. Aleyna Kalaycıoğlu benim eski kız arkadaşımdır. Kendisi ile yaklaşık 1.5 yıllık bir ilişkimiz vardır. Kendisi ses sanatçısıdır. Yaklaşık 13 gün kadar önce Aleyna ile ayrıldık. Bu ayrılıkta bir konuşma şeklinde değil bana bir mesaj atarak benden ayrıldı. Bu süreçte kendisi ile ne sözlü nede fiziki bir tartışma yaşamadık. Aramızda herhangi bir husumet veya alacak verecek meselesi yoktur. Bundan 3 ay kadar önce ben, Yalçınay Yıldız ve Aleyna Kalaycıoğlu, Kemerburgaz'da birlikte ikamet etmeye başladık. Yalçınay, ben ve Aleyna'nın müzik prodüktörlüğünü yapmaktadır. 2 hafta kadar önce Aleyna ile ayrılınca bizim yanımızdan ayrıldı. Şuan nerede ikamete eder bilmiyorum. Ben 19.03.2026 günü Aleyna'nın eşyalarını almaya eve bir temizlikçi geldi. Bu gelen kadını tanımıyorum bende numarası da yoktur. Bu kadın yabancı uyrukluydu. Bu eşyaları almaya gelen kadın bana Aleyna'nın Alaattin Kadayıfçıoğlu ile ilişkisi olduğunu söyledi. Daha sonra eşyaları alarak evden ayrıldı. Ben bu temizlikçiyi görsem teşhis edemem" dedi.

'ALEYNA İLE BARIŞMAK İÇİN ORADA BEKLEDİM'

Canbay, "Sonrasında Yalçınay Yıldız'ın, Aleyna ile Ümraniye'de ses kaydı işlemi vardı. Bende bu duyduğum ilişkiyi sormak adına Yalçınay'a 'Bende seninle geleyim, konuşalım' dedim. Bu sırada yanımıza bayram için gelen Kubilay Kaan Kundakçı'da bulunuyordu. Oda Aleyna'yı tanır, 'Bende sizinle geleyim' dedi. 'Hem de Aleyna abla ile konuşurum' dedi. Bunun üzerine Kubilay Kaan Kundakçı'nın kullanımında olan 16

BAM 14 plaka sayılı araçla yola çıkarak 19 Mart saat:18.30-19.00 sıralarında Tatlısu Mahallesi, Sıddık Sokak No:5'in önüne geldik. Aracın şoför mahallinde Kubilay Kaan Kundakçı, sağ ön yolcu koltuğunda ben, arka koltukta ise Yalçınay Yıldız vardı. Biz stüdyo önüne geldik, Yalçınay kapıyı çaldı ancak Aleyna orada değilmiş. Temizlikçi Yalçınay'ı içeriye almamış akabinde benim köpeğim Mocha'yı içeride görmüş, Aleyna benden ayrılınca benim köpeğimi de alarak gitmişti,. Bende hem köpeği almak hem de Aleyna ile konuşup barışmak için orada beklemeye başladım. Aleyna, köpeği almak için gelince orada konuşmayı düşündüm. Uzun bir müddet bekledik. Bu süreçte Aleyna ile Yalçınay görüntülü konuştu. Burada Aleyna 'Kaydı yüklemedin mi?' diye sordu. Oda 'yüklüyorum' dedi. Bu sırada konuşmaya Aleyna'nın annesi dahil olarak 'Herkes haddini bilecek, Yalçınay herkes haddini bilecek. Sen anladın ne dediğimi' dedi. Burada beni kast ediyordu. Çünkü sevgililik zamanımız da Aleyna'nın annesi beni pek sevmiyordu. Bu konuşmadan sonra bir müddet daha bekledik" dedi.

"SİZİ BİR DAHA GÖRMEYECEM' DİYEREK ARAÇ İÇİNE ATEŞ ETTİ'

Vahap Canbay, "Bu sırada aracımız önüne biri VIP olmak üzere iki araç geldi. Mercedes'ten tahminen sol taraftan inen beyaz giyinimli şahıs benim olduğum kısma gelerek belinden tam rengini hatırlamadığım bir silah çıkartıp cama vurdu sonra kapıyı açtı 'Sizi bir daha görmeyeceğim' diyerek araç içine ateş etti. Biz irkilip kendimizi koruduk. Ateş eden şahıs bir el ateş edip uzaklaştı. Bu sırada Kubilay inlemeye başladı. Ben

Kubilay'ın karın kısmından vurulduğunu gördüm. Hemen kendimce müdahale etmeye başladım. Yalçınay, yardım aramaya başladı. Ben ateş eden şahsı tanımıyorum. Daha önce görmedim ancak görsem teşhis edebilirim. Şüpheliler ateş ettikten sonra geldikleri araçlarla uzaklaştılar. Ben bu araçların plakalarını 34 AK olarak gördüm. Sonunda 4 haneli rakam grubu vardı ancak onu hatırlamıyorum. Sonrasında yanımıza polis ve ambulans ekipleri geldi. Kubilayı ambulans alıp götürdü. Bizi de ifade için büronuza getirdiler. Benim husumetli olduğum veya alacak verecek meselemin olduğu bir kimse yoktur. Alaattin Kadayıfçıoğlu'nu daha önce görmedim. Bu olayda önümüze gelen araçların yanında olaydan sonra şüphelilerin arkasından bakarken ben arkası dönük bir bayan gördüm. Siyah giyinimliydi ve fiziki olarak Aleyna Kalaycıoğlu'na benziyordu. Konu ile alakalı bildiklerim ve diyeceklerim bundan ibarettir" dedi. (DHA)

===========

2- KARADENİZ AÇIKLARINDA VURULAN TÜRK PETROL TANKERİ TELSİZDEN YARDIM İSTEDİ

İSTANBUL (DHA)-RUSYA'dan yola çıkan Sierra Leon bayraklı Türk ham petrol tankeri Altura'nın kaptanı İstanbul Boğazı'na 14 mil mesafede İnsansız Hava Aracı (İHA) veya İnsansız Deniz Aracı (İDA) ile saldırıya uğradıklarını telsiz ile bildirdi. Saldırının telsiz konuşmaları ortaya çıktı. Patlamaya ilişkin açıklama yapan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Dron saldırısı değil insansız deniz aracı ile yapıldığını düşünüyoruz. Dış kaynaklı bir patlama, özellikle makine dairesine gemiyi devre dışı bırakma amaçlı bilerek yapılan bir saldırı. Türk 27 personelin sağlık problemi yok, yaralanma yok" dedi.

Pergamon Denizcilik isimli Türk şirketine ait 'Altura' isimli ham petrol tanker, Rusya'nın Novorossiysk kentinden hareket ettikten sonra saat 00.30 sıralarında saldırıya uğradığı öğrenildi. 140 bin ton ham petrol taşıdığı öğrenilen tankerden yapılan yardım çağrısında İnsansız Hava Aracı (İHA) ve İnsansız Deniz Aracı (İDA) ile saldırıya uğradıkları bildirildi. Telsiz konuşmalarında geminin üst güvertesinde ve makine dairesinde hasar oluştuğu ve geminin su aldığı belirtildi. Telsiz kayıtlarında ayrıca mürettebattan kimsenin yaralanmadığı, su aldığı ve acil yardım beklediği duyuldu. Altura'ya en yakın gemi olan Erdek gemisi çağrıya cevap verirken, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'ne ait Kurtarma 11 ve Kurtarma 12 gemileri ile hızlı bot Kıyı Emniyeti 5 de olay yerine yönlendirildi. Ekiplerin bölgede güvenlik ve müdahale çalışmalarını sürdürdüğü, geminin durumu ile ilgili incelemelerin devam ettiği bildirildi. Olayda can kaybı ya da yaralanma olup olmadığına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. (DHA)

'SALDIRININ İDA İLE YAPILDIĞINI DÜŞÜNÜYORUZ'

Bir televizyon programında patlamaya ilişkin açıklama yapan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Özellikle makine dairesinin hedef alındığını düşünüyoruz. Bunun dron saldırısı değil insansız deniz aracı ile yapıldığını düşünüyoruz. Teknik ekiplerimiz olay yerine yönlendirildi. Dış kaynaklı bir patlama, özellikle makine dairesine gemiyi devre dışı bırakma amaçlı bilerek yapılan bir saldırı. Türk işletenli, sahibini bilmiyoruz. Mürettebatın tamamı Türk 27 personelin sağlık problemi yok, yaralanma yok" dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

--------

-Tanker'in konumu

-Kaptan'ın yardım istediği telsiz konuşmaları

-Tankerin içinin suyla dolması

-Genel ce detay görüntüler

==========

3- ATLAS ÇAĞLAYAN’IN ÖLÜMÜNE İLİŞKİN SORUŞTURMADA İDDİANAME HAZIRLANDI

Ceyda YEŞİLOĞLU/İSTANBUL,(DHA)- ATLAS Çağlayan'ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Şüpheli E.Ç. (16) hakkında ‘Çocuğa karşı kasten öldürme’, ‘6136 sayılı yasaya muhalefet etme’ ve ‘Zincirleme şekilde silahla tehdit’ suçlarından toplam 13 yıl 6 aydan 21 yıl 7 ay 15 güne kadar hapis cezası istendi.

Güngören'de 14 Ocak'ta meydana gelen bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma tamamlandı.

İddianamede, Cüneyt Çağlayan, Gülhan Ünlü ve Burhan Oran müşteki, D.Ç., R.O., T.U.A., ve Y.O.O. ise mağdur çocuk olarak yer aldı. Şüpheli E.Ç.,’nin savcılık ifadesinde "Olay günü maktul ve arkadaşlarıyla kafede karşılaştık, karşı tarafı daha önceden tanımıyorduk, sürekli bize bakıyorlardı ve kafeden çıktıktan sonra arkamızdan geldiler, Atlas bana "ne bakıyorsun" diyerek küfür etti ve üzerime yürüdü, bu nedenle bıçağı 1 kez karnına vurdum, 2 kez de isabet etmeyecek şekilde bıçağı salladım. Olaydan sonra kaçtım ancak Ada'nın teslim ol demesi üzerine kendi irademle olay yerine geri geldim. Bıçağı kaçtığım sırada Ada H. Benden aldı" dedi. E.Ç., bıçağı olay günü aldığını kendisine ait olduğunu, ancak kimseyi tehdit etmediğini söyledi.

‘E.Ç. SÜREKLİ KAVGA EDELİM DEDİ’

Tanık Ada Hotiç ifadesinde, E.Ç.’nin çocukluk arkadaşı olduğunu, karşı tarafı ilk kez olay günü gördüklerini, kafeye gittikten daha sonra Atlas ve arkadaşlarının geldiğini, E.Ç.’nin sürekli "niye bakıyorlar kavga edelim" dediğini, kendisinin sadece bir kez Atlas'ın olduğu masaya dönüp baktığını söyledi. Hotiç ifadesinin devamında, Atlas ve arkadaşlarının hiç bakmadığını, telefonla oynadıklarını, E.Ç.’nin ısrarla "kavga edelim" demesi üzerine kavga çıkacağını anlayarak kafeden kalkmak istediğini kendileri çıktıktan sonra Atlas ve arkadaşlarının arkalarından çıktığını, karşı taraftan bir kişinin Y.M.’ye küfür ettiğini söyledi. Hotiç, o sırada tartışma yaşandığını ve bir anda E.Ç:’nin elinde bıçağı gördüğünü ancak Atlas'a bıçakla nasıl vurduğunu görmediğini, bıçaklamadan önce E.Ç.’nin bıçak doğrultarak "Seni vururum" "Sizi vururum" dediğini söyledi.

ÖLÜM NEDENİ BELİRLENDİ

Adli Tıp Kurumu’ndan alınan otopsi raporunda, Atlas Çağlayan’ın vücudunda 2 adet kesici delici alet yarası tespit edildi. Yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu, diğer yaralanmanın öldürücü nitelikte olmadığı ölümünün kesici delici alet yaralanmasına bağlı kot kesisi ile birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğunun belirtildi.

ŞÜPHELİ VE MAKTULÜN DAHA ÖNCE TANIŞMADIĞI TESPİT EDİLDİ

Görüntü inceleme tutanağında, şüpheli ve arkadaşlarının kafede oturduğu, daha sonra Atlas'ın arkadaşlarının yanına oturmak için geldiği, E.Ç.’nin kafeden çıkarken Atlas ile bakıştığı, Atlas ve arkadaşlarının arkasından gittiği, E.Ç.’nin cebinden bıçak çıkarttığı, şüphelinin itildiği anın ardından elinde bulunan bıçağı maktul Atlas Çağlayan’a 2-3 defa sallayarak yaraladığı, maktulü bıçakladıktan sonra arkadaşları ile kaçtığı belirtildi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü Parmak izi geliştirme Laboratuvar Büro Amirliği’nden alınan raporda, şüpheli ve maktule ait geriye dönük 3 aylık arama-aranma-baz kayıtları incelendiği, taraflar arasında ortak herhangi bir arama-aranma-mesaj-baz kaydına rastlanılmadığının belirtildi. Öte yandan Atlas Çağlayan’ın telefonunda yapılan incelemede maktul ve şüphelinin daha önceden tanıştığı ve husumetleri bulunduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığı iddianamede yer aldı.

21 YIL 7 AY 15 GÜNE KADAR HAPSİ İSTENDİ

Şüpheli E.Ç. hakkında ‘Çocuğa karşı kasten öldürme’, ‘6136 sayılı yasaya muhalefet etme’ ve ‘Zincirleme şekilde silahla tehdit’ suçlarından toplam 13 yıl 6 aydan 21 yıl 7 ay 15 güne kadar hapis cezasına çarptırılması istendi. İddianame değerlendirilmek üzere Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. (DHA)

Görüntü Dökümü

----

ARŞİV

===========

4- ÜNLÜLERE YÖNELİK UYUŞTURUCU SORUŞTURMASI; İFADE İŞLEMİ BAŞLADI

Tuçe GÖLCÜ ARMUTLU/İSTANBUL,(DHA)- ÜNLÜLERE yönelik 'Uyuşturucu' soruşturması kapsamında dün gözaltına alınan 16 şüpheliden aralarında eski Beşiktaş Başkanı ve iş insanı Fikret Orman ile eski Galatasaray Başkanı Burak Elmas, model Didem Soydan ve sunucu Güzide Duran'ında bulunduğu 14 kişi emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüphelilerin savcılıktaki ifade işlemleri başladı. İfade işlemleri için 4 savcı görevlendirildi.

İstanbul'da düzenlenen uyuşturucu soruşturmasında gözaltına alınan ve aralarında eski Beşiktaş Başkanı ve iş insanı Fikret Orman ile eski Galatasaray Başkanı Burak Elmas, model Didem Soydan ve sunucu Güzide Duran'ında bulunduğu 14 kişi emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüphelilerin savcılıkta ifade işlemleri başladı. İfade işlemleri için 4 cumhuriyet savcısının görevlendirildiği öğrenildi.(dha)

Görüntü Dökümü

----

ARŞİV

-Şüphelilerin Adli Tıp Kurumu'na getirilmesi

============

5- İBB'YE YÖNELİK 'YOLSUZLUK' DAVASINDA 11'İNCİ DURUŞMA - 2 / Ek bilgilerle

Ayşe GÜREL/İSTANBUL (DHA) - İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 107’si tutuklu 407 sanık duruşmanın üçüncü haftasında hakim karşısına çıkıyor. Görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık'ın savunmasıyla başlayan duruşmaya saat 12.00 sıralarında ara verildi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede 'Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

DURUŞMALARDA ÜÇÜNCÜ HAFTA

İlk duruşma 9 Mart Pazartesi günü görüldü. Davanın ilk duruşmasından bugüne kadar 13 kişinin savunması alındı. Cuma günü duruşma görülmezken, haftanın 4 günü devam eden duruşmalarda üçüncü hafta 23 Mart Pazartesi günü başladı.

SAAT 22.00’YE KADAR DEVAM EDECEK

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’de bulunan Marmara Açık Cezaevi Yerleşkesi'ndeki binada görülecek 11’inci celsede, sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilecek. Öte yandan Mahkeme Başkanı saat 22.00’ye kadar duruşmaların devam edebileceğini belirtti.

BASIN KARTI OLMAYANLAR SALONA ALINMIYOR

Diğer yandan, dün duruşma salonuna sahte basın kartıyla girmeye çalışan 1 kişi gözaltına alındı. Bunun üzerine alınan yeni önlemlere göre görevli jandarma personeli duruşma salonu girişinde basın mensuplarının turkuaz basın kartı üzerindeki QR kodunu okutarak kartların geçerliliğini kontrol ediyor. Turkuaz basın kartı olmayan kişiler duruşma salonuna alınmıyor.

ARA VERİLDİ

Duruşma görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık'ın savunmasının alınmasıyla saat 10.25'te başladı. 11'inci duruşmaya saat 12.00 sıralarında da ara verildi. (DHA)

===========

6- MURAT ÇALIK: İMAMOĞLU'NUN BANA HERHANGİ BİR TALİMATI OLMAMIŞTIR - 1

Ayşe GÜREL/İSTANBUL (DHA)- İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 107’si tutuklu 407 sanık duruşmanın üçüncü haftasında hakim karşısına çıktı. 11'inci duruşma görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık'ın savunmasıyla başladı. Çalık, Ekrem İmamoğlu'nun sorduğu "2019'da aday oldunuz Mehmet Murat Çalık Başkanım. O dönem ilçe başkanıyla oturup çalıştınız, örgütle çalıştınız ve bir meclis üyesi listesi yaptınız. Benim size bir kişi dahi 'Şunu meclis üyesi yapacaksınız' veya 'Şuna şöyle bir görev vereceksiniz' diye bir telkinim, ısrarım, talimatım olmuş mudur.Zorlamam olmuş mudur' sorusuna cevaben, "Herhangi bir zorlamanız olmadı kıymetli başkanım" diye yanıt verdi.

İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 107’si tutuklu 407 sanık duruşmanın üçüncü haftasında hakim karşısına çıktı. 11'inci duruşma görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık'ın savunmasıyla başladı.

'SOYTEKİN'E "ŞUNU VERİN BUNU VERİN" GİBİ BİR TALİMATIM OLMADI'

Duruşma görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın savunmasıyla başladı. Çalık, Adem Soytekin ile bağlantısını anlatarak, "Adem Soytekin’i 2014 yılında Beylikdüzü Belediyesi’nde danışman olarak göreve başladığım dönemde tanıdım. Bana kollukta veya savcılıkta Adem Soytekin ile ilgili birşey sorulmadığı için ben herhangi birşey söylemedim ama kendi söyledikleri doğrudur. Bir toplantıda kendisiyle tanıştım. Adem Soytekin, Beylikdüzü’nde 2014 yılından itibaren tanıdığım bir iş insanıdır. Tanımadığım bir insan değil Adem Soytekin. O bölgede de birçok müteahhitin taşeronluğunu da yapmıştı. İşini de iyi yapar bu arada. '11. mahalle' özelinde 2020 tarihinden itibaren hukuki bir sürecin içerisindeyiz. O hukuki sürecin içerisinde Adem Soytekin var, Ali Gül var, Zafer Gül var, ben varım. Büyükçekmece Cumhuriyet Savcılığı’nın benim hakkımda vermiş olduğu takipsizlik kararında o dönem Adem Soytekin de vardı. Dolayısıyla sadece Adem Soytekin ile 11. mahalle özelinde konuştuk. Birisi hakkımızda suç duyurusunda bulunmuş, devamlı ifadelerini değiştirmiş, ona da beyanlarımı verdim. Adem Soytekin’e 'Şunu verin bunu verin' şeklinde bir beyanım olmadı" dedi.

İMAMOĞLU SÖZ ALDI ÇALIK’A SORDU

Çalık'ın savunması sırasında İmamoğlu söz alarak, "Yaklaşık 35 yıl önce bir yatırımla adım attığımız, çocuklarımın doğup büyüdüğü ve hayatımın; yani bir doğduğum köy ve sonrasında Beylikdüzü desem yeridir. Dolayısıyla benim için de Beylikdüzü çok önemli. Elbette burada şu anda savunmasını yapan değerli kardeşim Mehmet Murat Çalık da bu anlamda değerlidir. İddianame denilen, benim 'İftiraname' diye adlandırdığım bu belgenin bu diyaloğu şart koştuğunu düşünüyorum. Zira diyor ki, 'Ekrem İmamoğlu bir suç örgütü kurdu. Bu suç örgütü 2014 yılı itibariyle kuruldu. Önce Beylikdüzü’nü ele geçirmek, sonra İstanbul’u ele geçirmek, sonra Cumhurbaşkanı olup Türkiye’yi ele geçirmekti' Bu yüz yıl düşünsem aklıma gelmeyecek bir tarif. Bu çok acı bir tarif. Bu tarifi yapan zihniyet, ancak 'Kişi kendinden bilir işi' misali bir tutum ve tavırdır. Burada 'Özel vasıflı üye' diye tanımlanan arkadaşlarım var. İmamoğlu’na bağlı çalışan, sanki bir suç örgütünün bir neferiymiş gibi gösterilerek onları da zan altında bırakan bir süreçle karşı karşıyayız. Kıymetli Mehmet Murat Çalık Başkanım, şuradan başlamak istiyorum. 2018’in Aralık ayında benim Büyükşehir Belediye Başkan adaylığım kesinleşti. Daha doğrusu bana yapılan teklifi kabul ettim. Bunu o dönem Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu’na ifade ettim. O güne kadar Beylikdüzü Belediye Başkan aday adayıydım. Ancak o tarih itibarıyla artık yeni bir yol çizildi. Benim adaylığım belli olduktan sonra şu kısım önemli: Ben kendisine 'Beylikdüzü’ne belediye başkan adayı olmanı istiyorum, sen ne dersin' diye teklif ilettim. Bana ilk cevabı da açıkçası olumsuz oldu. Çok düşünmediğini, doğru olur mu şeklinde bir yaklaşımı oldu. Önce bunu bir daha sorayım Sayın Başkanım, bu şekilde oldu değil mi diyaloğumuz' şeklinde bir soru yöneltti. Çalık ise, "Evet Sayın Başkanım" şeklinde yanıt verdi.

'HERHANGİ BİR ZORLAMANIZ OLMADI'

İmamoğlu konuşmasının devamında, "2019’da aday oldunuz Mehmet Murat Çalık Başkanım. O dönem ilçe başkanıyla oturup çalıştınız, örgütle çalıştınız ve bir meclis üyesi listesi yaptınız. Benim size bir kişi dahi 'Şunu meclis üyesi yapacaksınız' veya 'Şuna şöyle bir görev vereceksiniz’ diye bir telkinim, ısrarım, talimatım olmuş mudur.Zorlamam olmuş mudur' şeklinde soru sordu. Çalık ise cevaben, "Herhangi bir zorlamanız olmadı kıymetli başkanım" dedi. İmamoğlu, "2024’te aynı şekilde size herhangi bir meclis üyesi için 'Şunu yaz şunu al' vesaire bir telkinim olmuş mudur' sorusunu yöneltti. Çalık, "Yok Başkanım, öyle birşey. 2024’te de olmadı Sayın başkanım kesinlikle olmamıştır. Hatta Beylikdüzü’nde şöyle bir zorluğu da sırtımda taşıyarak iş yaptım. Beylikdüzü’nde 2019 yılında Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiğinizde bütün bürokrat arkadaşlar, hiç tereddütsüz hepsi Büyükşehir Belediyesi’ne gitme arzusu içerisindeydiler. İmamoğlu’yla birlikte Büyükşehir’de görev alan arkadaşlarımız oldu ama gitmeyenlerin de aklı, emin olun başkanım sizinle birlikte Büyükşehir’e gitti. Ben bu insanlara yeniden Beylikdüzü’ndeki motivasyonu sağlamakta o ilk aylarda çok zorlandım. Sizin bana herhangi bir müdür, şef ya da başkan yardımcısı öneriniz olmadığı gibi, ben bir de böyle bir zorluğu yaşadım. Diğer ilçeler yaşamamıştır, ben Beylikdüzü olarak yaşadım. Herkes 'Büyükşehir’de ben bir şef olurum' duygusuyla hareket ediyordu" dedi.(DHA)

===========

7- 'SİYAH ŞAPKALI HACKER' YAKALANDI

İSTANBUL (DHA)- BİLİŞİM suçlarına yönelik yürütülen soruşturma kapasmında 'siyah şapkalı hacker' olarak bilinen G.C.G.'nin liderliğindeki örgüte operasyon yapıldı.Şüphelilerin, yurt dışında bulunan bankalardaki 'uyuyan hesap' olarak tabir edilen banka hesaplarında bulunan paraları bilişim sistemlerini kullnarak kendi kontrolünde bulunan hesaplara aktardıkları tespit edildi. Şüphelilerin ayrıca sosyal medya platformlarının veri tabanlarına sızarak yaklaşık 19 milyon 800 bin kişiye ait kişisel verileri ele geçirdiği, 10 bin 768 kişiye ait sosyal medya ve e-posta hesap bilgilerinin depolandığı belirlendi. 7 şüpheli gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada bilişim sistemleri dünyasında 'siyah şapkalı hacker' (black hat hacker) olarak bilinen G.C.G.'nin liderliğinde hareket eden örgütün çeşitli suç faaliyetlerinde bulunduğu belirlendi. Şüphelilerin, yurt dışında bulunan bankalardaki 'uyuyan hesap' olarak tabir edilen banka hesaplarında bulunan paraları bilişim sistemlerini kullnarak kendi kontrolünde bulunan hesaplara aktardıkları, yurt dışında bulunan kişilere ait ele geçirilen banka ve kart bilgileri kullanılarak kart kopyalama işlemi yaptıkları belirlendi. Ayrıca şüphelilerin, sosyal medya platformlarının veri tabanlarına sızarak yaklaşık 19 milyon 800 bin kişiye ait kişisel verileri ele geçirdiği, 10 bin 768 kişiye ait sosyal medya ve e-posta hesap bilgilerinin depolandığı tespit edildi. Çok sayıda internet sitesi ile bazı kamu kurumlarına ait veri tabanlarına da erişim sağladıkları, elde edilen verilerle sorgu panelleri oluşturdukları ve bu bilgileri ücret karşılığı sattıkları ortaya çıktı.

Örgütün bir sigorta şirketine ait veri tabanına girerek 5 bin 500 kaza poliçesini ele geçirdiği, yasa dışı yayın platformu kurmak amacıyla çevrim içi toplantılar yaptığı, çok sayıda kişiye ait kimlik fotoğraflarını depolayarak bunları mesajlaşma uygulamaları üzerinden sattığı tespit edildi. Şüphelilerin suç faaliyetlerinde kullanmak üzere casus yazılımlar bulundurdukları ve bu yöntemlere ilişkin eğitim videoları hazırladıkları da belirlendi. Yapılan çalışmalar sonucunda kimlikleri tespit edilen 7 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi. Operasyonda çok sayıda dijital materyale el konuldu. Aralarında örgüt lideri olduğu öne sürülen G.C.G.’nin de bulunduğu 7 şüpheli gözaltına alındı. (DHA)

=========

8- BOĞAZINA ŞEKER KAÇAN SÜRÜCÜYÜ KURTARAN POLİS: GÖREVİMİZ SADECE TRAFİĞİ YÖNETMEK DEĞİL, CAN GÜVENLİĞİNİ DE SAĞLAMAK

Gülseren KARAPINAR-Ataberk KURT / İSTANBUL, (DHA)-BAĞCILAR TEM Otoyolu'nda boğazına şeker kaçan sürücüyü Heimlich manevrasıyla kurtaran polis memuru Hamza Avci, "En kritik an Emniyet Müdürlüğümüzce aldığımız ilk yardım eğitimini uygulamaktı, onda da başarılı olduk. Bizim görevimiz sadece trafiği yönetmek değil, halkın can güvenliğini de sağlamak. Bu yüzden ilk yardım eğitiminin ne kadar hayati olduğunu bu olayda bir kez daha görmüş olduk" dedi.

Olay, 22 Mart saat 16.00 sıralarında TEM Otoyolu İSTOÇ mevkiinde meydana geldi. Küçükçekmece'de yaşayan Ekrem Özpınar, bayram ziyareti sonrası Edirne istikametinde aracıyla seyir halindeyken torpidodan aldığı şekeri yemeye başladı. Şekerin boğazına kaçmasıyla nefessiz kalan sürücü fenalaştı. Trafikte ilerlemeye devam eden Özpınar, uygulama noktasındaki polis ekiplerini görünce aracını durdurarak kornaya basıp yardım istedi. O sırada görevli polis memuru Hamza Avci'nin yaptığı Heimlich manevrasıyla sürücü kurtarıldı. Yaşananlar araç içi kamerasına yansıdı.

'BOĞAZINA BİR CİSMİN KAÇTIĞINI FARK ETTİM'

Polis memuru Hamza Avci, "Olay bayramın üçüncü günü saat iki - dört arası görevimi ifa ederken saat üç civarında meydana geldi. İSTOÇ Yan Yol'da uygulama yaptığımız sırada bir tane beyefendinin emniyet şeridinden hızlı bir şekilde dörtlülerini yakarak ve kornaya basarak geldiğini gördüm. Araç hızlı bir şekilde üzerimize doğru geldi. Bir sıkıntı olduğunu fark ettik ekip arkadaşımla beraber. Biz de beyefendiye doğru yöneldik. O ara beyefendi de yanımıza doğru geldi, bir derdini anlatmaya çalıştı bize. Eliyle sırtını göstererek beni bilgilendirmek istedi. Ondan sonra durumu anlayınca boğazına bir cismin kaçtığını fark ettim" dedi.

'EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜMÜZCE VERİLEN İLK YARDIM EĞİTİMİ AKLIMA GELDİ'

Sürücünün boğazına cisim kaçtığını fark ettiğini belirten Avcı, "İki ay önce Emniyet Müdürlüğümüzce verilen ilk yardım eğitimi aklıma geldi. O esnada hemen Heimlich manevrası yaptım. İlk iki denememde başarısız oldum, cisim çıkmadı. Üçüncüde beyefendiye, 'Aynı anda sen öksür, ben de manevra yapacağım' dedim. Cisim böylelikle çıktı" diye konuştu.

'GÖREVİMİZ SADECE TRAFİĞİ YÖNETMEK DEĞİL HALKIN CAN GÜVENLİĞİNİ DE SAĞLAMAK'

Avcı, "İlk başta olayın şokundan ben bir şey hissetmedim. Vatandaş bana sarılınca ben de mutlu oldum. Sonra vedalaştık. En kritik an emniyet müdürlüğümüzce aldığımız ilk yardım eğitimini uygulamaktı, onda da başarılı olduk. Bizim görevimiz sadece trafiği yönetmek değil, halkın can güvenliğini de sağlamak. Bu yüzden ilk yardım eğitiminin ne kadar hayati olduğunu bu olayda bir kez daha görmüş oldum" ifadelerini kullandı. (DHA)

Görüntü Dökümü:

------------------

(Aktüel)

-Araç içi kamera görüntüsü

-Polislerden görüntüler

-Polis Memuru Hamza Avci röp.

(ARŞİV)

(Araç Kamerası)

-Sürücünün emniyet şeridinde seyretmesi

-Polislerin sürücüyü kurtarması

-Polislerin müdahalesi

-Polislere sarılması

============

9- FİL HASTALIĞIYLA MÜCADELE EDİYORDU; TEDAVİYLE 2 HAFTADA AYAĞA KALKTI

Gülseren KARAPINAR-Harun ŞAHBAZOĞLU/İSTANBUL,(DHA)- GÜNGÖREN Merter’de fil hastalığı nedeniyle yürüyemez hale gelen ve "Bacağım bu haldeyken nereye gideceğim" diyerek yardım isteyen Hava Mutlu (77), DHA'nın yaptığı haberin ardından tedaviye alındı. Tedavi sonrası 2 haftada ayağa kalkan Mutlu’nun tüm masrafları karşılanırken, kendisi için tedavi merkezine yakın bir ev de tutuldu. Mutlu'un tedavisini üstlenen Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doktor Orhan Rodoplu, "Ciddi bir ödemi, ciddi bir şişliği vardı; neredeyse bacağının kilosu, vücudunun yarısının kilosunu geçmiş durumdaydı. Biz burada 'kesmeden kurtarma ve yerinde iyileştirme' metotlarını uyguluyoruz. Hava teyzemiz 1 aylık bir tedavide bizde. Buraya getirdiğimiz günden itibaren bilfiil her gün yoğun bir şekilde tedavilerini gerçekleştiriyoruz; ancak 2 haftalık bir süreç içerisinde ayağa kalkıp kendi başına yürümesini sağladık. " dedi.

Merter’de 10 yıldır fil hastalığıyla (lenfödem) mücadele eden, yürüyemez hale geldiği için evinden çıkamayan ve oturduğu binanın Mart ayında yıkılacağını öğrenince "Bacağım bu haldeyken nereye gideceğim" diyerek yardım isteyen Hava Mutlu tedavi görmeye ardından da yürümeye başladı. DHA'nın haberinin ardından Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Orhan Rodoplu tarafından tedavi altına alınan Mutlu’nun tüm masrafları karşılandı. İki haftalık yoğun tedavi sürecinde ayağa kalkan Mutlu için tedavi gördüğü merkeze yakın bir ev tutuldu. Hem eşini hem de bir oğlunu kaybeden, kirasını ödeyemediğini ve hastaneye gidecek imkanı olmadığını söyleyen Hava Mutlu, "Devletimden yardım istiyorum" çağrısında bulundu. Yapılan haber sonrası harekete geçen Dr. Rodoplu ve ekibi, Mutlu’yu merkezlerine getirerek tedavi sürecini başlattı.

'ÇOK İYİ HİSSEDİYORUM'

Hava Mutlu, "Senin sayende ben burayı buldum, sen olmasan ben buraları bulamazdım. Sen bana hayat verdin ben yeni doğdum; senin saynede. Evim yuvam yıkıldı ama unuttum; sen geldin bana dünyayı yaşattın, ben yeni doğdum yavrum senin sayende. Orhan Hoca çok iyi bakıyor, Allah'tan korkarım. İlk gün geldim buraya, aşağıda çekim yeri vardı, oraya aldılar beni, muayene ettiler. Bacaklarım hiç kalkmıyordu, kalkıyor. Ağrı kesildi, eski ağrım yok; ama tabii ki birden iyileşecek değil bu hastalık. Benim de evim yıkıldı, ortada kaldım. Şimdi nereye gideceğimi de bilmiyorum" diye konuştu.

Mutlu, "Orhan Hoca çok güzel bakıyor, ilgileniyor. Benim kimsem de yok. Ben şimdi oteldeyim, bana özel oda ayırttı. Haftada 2 kere hemşireleri banyo yaptırıyor yavrum. Yatıp kalkmam, yeme içmem de otele ait, ben birşey harcamıyorum; zaten neyim var da harcayayım. Yürüyorum evladım, hiç kalkamıyordum. Sen geldiğinde gördün ya; sen bana 'İyileşeceksin' derken ben inanmadım sana ama önce Allah, sonra senin sayende beni kaldırdın ayağa. Orhan Hoca da sebep oldu, Allah ondan da razı olsun. Burada çok güzel bakıyorlar evladım; yeme içme bol, hizmet çok. O iki hemşire haftada iki kere beni banyoya götürüyor. Çok sahiplendiler beni. Buraya gelen bana, 'Televizyonda gördük' diyorlar, gelen benimle resim çekiliyor burada. Çok iyi hissediyorum evladım. Bir de hayırlısıyla bir evim olup oturursam. 'Bir sene beş kuruş almadan tedavi edeceğim, seni yürütmeden göndermem' diyor doktor da. Ben daha ne yapayım. Sana da dua ediyorum, ona da. Sen sebep oldun, hoca da bakıyor" dedi.

'BU BACAKLA KALKAMIYORDUM; ŞİMDİ YÜRÜYORUM'

Mutlu, "Hoca çok iyi yavrum, Allah'tan korkarım. 'Bir ihtiyacın var mı' diye karısı soruyor, kendisi soruyor. Hemşireler gelip yıkıyor beni. Bir gün evvel yıkandım, bugün oruç tutacağım diye hemen iki tane hemşire gönderdi. Herşeyimi soruyor 'Bir ihtiyacın var mı' diyor o doktor, hanımı soruyor. Bakım çok güzel yavrum. Kral otelde yatıyorum evladım, çayım önüme geliyor, yemeğim önüme geliyor. Orhan Hoca bunları yaptı. Ben çok mutluyum ama senin sayende oldu. Sen beni tanımasan ben buraları nerede bulacağım. Buraya geldim, ayaklarım düzelmeye başladı. Hocam moral veriyor. Sonra yürüyorum evladım bak; ben geleli bir ay olmadı, bu bacakla hiç kalkamıyordum. Ben şimdi yürüyorum evlat. Şu bir değnekle ve bir de elimden tutsa biri gidiyorum. Gitmese de abdestimi alıp namazımı kılıyorum, hiç kalkamıyordum. Biliyorsun yerden kalkamazdım, paspasın altında anahtar yerde kapıyı açardım; ama sen beni ayağa diktin. Hocam da sağolsun bakıyor. Benim bakımım çok güzel yavrum. Hoca benden bir lira almıyor, 'Seni yürütene kadar da bırakmayacağım' diyor" ifadelerini kullandı.

'BACAĞININ KESİLMESİNE MÜSAADE EDEMEZDİK'

Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Orhan Rodoplu, "Hava Teyze'yi aslında sizlerin sayesinde bulduk; çünkü ilk haberi yapan ve sosyal medyada bunun yayılmasını sağlayan sizlerdiniz. Biz de Hava Teyze'den haberdar olduk. Hemen hızlı bir şekilde aksiyon aldık çünkü bizim yıllardır onun durumunda birçok tedavi ettiğimiz hastamız vardı. Fil hastalığıydı hastalığı; zaten bundan muzdarip olup artık yürüyemiyordu, dışarı bile çıkamıyordu evinden ve giderek de sorunları artıyordu. Aynı zamanda tabii ki bacağı hakkında kesilme kararı verilmişti. Hemen aksiyon almak istedik çünkü fil hastalığı gerçekten bizim çok uğraştığımız, hastaların tedavilerinde yıllardır çok emek verdiğimiz ve birçok hastayı iyileştirdiğimiz ve halihazırda bilimin bu yönde çok geliştiği, özelllikle bugünkü modern teknolojide, yapay zekayla gelişen teknolojilerle artık bu hastaların tedavi imkanının daha da ilerlediği bir dönemdeyiz. Tabii ki Hava teyzemizin de bacağının kesilmesine müsaade edemezdik. Durumunu görünce hemen elimizi taşın altına koymak istedik ve hızlı bir şekilde merkezimize getirtip tedavisine başlattık" dedi.

'İKİ HAFTALIK SÜREÇTE AYAĞA KALKIP KENDİ BAŞINA YÜRÜMESİNİ SAĞLADIK'

Rodoplu, "Durumu bayağı bir kötüydü; gerçekten yürüyemez haldeydi, ayağını bacağını hiç hareket ettiremiyordu. Hem enfeksiyon sorunu vardı damar iltihaplanmaları diyoruz biz bunlara. Özellikle lenf damarlarında, lenf kanallarında ve bütün damar sistemini kapsayan, vücuduna hızlı bir şekilde yayılma ihtimali olan bir enfeksiyon sorunu vardı. Ciddi damar tıkanıklıkları vardı, bacağını bu yüzden hareket ettiremez hale gelmişti. Ciddi bir ödemi, ciddi bir şişliği vardı; neredeyse bacağının kilosu, vücudunun yarısının kilosunu geçmiş durumdaydı. Biz burada 'kesmeden kurtarma ve yerinde iyileştirme' metotlarını uyguluyoruz. Hava teyzemiz 1 aylık bir tedavi için bizde. Buraya getirdiğimiz günden itibaren bilfiil her gün yoğun bir şekilde tedavilerini gerçekleştiriyoruz; 2 haftalık bir süreç içerisinde ayağa kalkıp kendi başına yürümesini sağladık. Şu an desteği de bırakmak üzere; önce destekli yürümekle başladı ama yanında kimse olmadan rahatlıkla yürüyebiliyordu. Bu da demektir ki normal hayata dönebiliyor ve aynı zamanda kendi öz bakım ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabiliyor. Zaten Hava teyzemizle ilgili en önemli durumlardan biri, sizin de haberde yaptığınız kimsesinin olmamasıydı. Kimsesiz olması, kendisine bakamaması, tedavi ihtiyaçlarını giderememesi çok ayrı bir sorundu. Ben, eşim ve buradaki bütün ekip arkadaşlarım, onun tedavisinde elimizi taşın altına koyduk. Bütün tedavi masrafları dahil, merkezimizde ileri teknolojik sistemlerle yapılan tedavileri, fizyoterapileri, fizik tedavi egzersizleri ve uzmanlarımızla yaptığımız tüm tedavilerin masraflarını merkez olarak biz karşıladık. Bundan da çok memnunuz; yaptığınız bu haber bizim böyle güzel bir sonuca ulaşmamıza vesile oldu" diye konuştu.

'KLİNİĞİMİZİN YANINDA BİR EV TUTTUK'

Rodoplu, "Bu iyileşmeyi sağladıktan sonra takip ve kontrol süreçleri var tabii ki. Takip ve kontrol süreçlerinde biz hastanın olabildiği kadar bize yakın temasta olmasını istiyoruz ki, herhangi bir yeni enfeksiyon kapmasın. Yeni bir başka problemle karşı karşıya kalmasın ya da farklı bir sağlık sorunu yaşarsa diye. Çünkü fil hastalığı dediğimiz hastalıkta bu işin uzmanı çok önemli. Fil hastalığı uzmanının bu hastanın mutlaka danışmanı olması gerekiyor. Mutlaka hastanın muayenelerini yapıp, takiplerini gerçekleştirmesi gerekiyor. O yüzden bizim yakınımızda olmasını istiyoruz ve tedavi süreci bittikten sonraki bu takip süreçleri için ona burada, hemen yanımızda bir ev tuttuk. O evde konaklamasını sağlayıp yakınen takipleri devam ettireceğiz. Hem kliniğimize gelmesini sağlayacağız tedavi ve takiplerini sağlayacağız hem de biz bilfiil gidip kendisini yeni evinde ziyaret edeceğiz inşallah" dedi. (DHA)

=============

10- YÜZDE 60 ENGELLİ RAPORU OLAN GAZİYE 'ENGELLİ PARKI' CEZASI

Canan İLARSLAN/İSTANBUL (DHA)- İSTANBUL’ da yaşayan harp malulü gazi Nejdet Diğa’ya Balıkesir Edremit'te engelli otoparkını ihlal ettiği gerekçesiyle trafik cezası kesildi. Yüzde 60 engelli raporu bulunan Diğa, "Engelli park yeri ihlalinden dolayı engelli otoparkında ceza kesilmiş, sonradan geldi. 21 Şubat'ta kesilmiş olan ceza, 11 Mart 2026 günü elime ulaştı. Sürekli engelli parklarına park ediyorum, mecbur kalmadıkça başka yere park etmiyorum. Türkiye Cumhuriyeti'nin kanunlarını hiçe sayarak trafik cezası kesilmiş. Bu cezanın haksız olduğunu düşünüyorum. 2 bin 492 lira kesilmiş cezaya yargıda itiraz etmeyi düşünüyorum" dedi.

İstanbul'da yaşayan harp malulü gazi Necdet Diğa'ya, yazlığında vakit geçirmek için gittiği Balıkesir Edremit'te engelli otopark alanını ihlal ettiği gerekçesiyle trafik cezası kesildi. Aracının engelli statüsünde olduğunu ve buna rağmen ceza kesildiğini belirten Diğa'ya, 21 Şubat 2026'ta engelli otoparkını ihlal ettiği gerekçesiyle 2 bin 492 lira trafik cezası uygulandı. Cezanın kendisine 11 Mart 2026'da ulaştığını söyleyen Diğa, 2028 yılına kadar geçerli engelli park kartı olduğunu da belirterek, "Bu ülke için görev yapmış, vurulmuş bir gazi olarak bu durum beni çok derinden üzdü. Hakkımı aramak için elimden gelen herşeyi yapacağım" ifadelerini kullandı.

'ENGELLİ PARK YERİNİ İHLALDEN TRAFİK CEZASI YAZILMIŞ'

Engelli park yeri ihlali nedeniyle kendisine trafik cezası kesildiğini belirten Diğa, "Kıbrıs'ta Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) harp malulüyüm. 1974'te vuruldum, tedavilerden sonra engelli kaldım. Şu anda sol kolum biyonik. Yüzde 70 de karın bölgesinden darbe aldım, iç organlarım yok. 1974'te vuruldum; 1976'da malulen ayrıldım. 21 Şubat 2026'da Balıkesir Edremit'teki bir AVM'nin önüne aracımı engelli park yerine park ettim. Edremit'te işim bitince evime İstanbul'a döndüm. Döndüğümde muhtarlıktan sabah 'Evrağınız var' diye bir mesaj geldi. Onu almaya gittim. Baktım ki engelli park yerini ihlalden trafik cezası yazılmış" dedi.

'2028'E KADAR GEÇERLİ ENGELLİ PARK KARTIM VAR'

Harp Malulü Gazi Diğa, "Edremit Trafik Şube Müdürü'nü aradım, 'Biz yapmadık jandarma yapmış' dediler. Jandarmayı aradım; 'Biz yaptık' dedi ama sudan bahaneler uydurdular. Çeşitli yerlere başvurdum, kimse ilgilenmedi. Emniyet Trafik Şube Müdürlüklerinden engelli aracı araca tescil etmiyorlar, engelli park kartı veriyorlar. 2017'de aracımı aldım, 2028 yılına kadar geçerli engelli park kartım var. Balıkesir Emniyet Müdürlüğü, Edremit İlçe Trafik Şube Müdürlüğü ve e-Devlet üzerinden verilmiş olan engelli park kartlarım var. Park ettiğim yerlerde, belediye hizmetlerinden ücretsiz faydalanma hakkım var" ifadelerini kullandı.

'2 BİN 492 LİRA CEZA KESİLMİŞ'

Cezanın haksız olduğunu belirten Diğa, "Engelli park yeri ihlalinden dolayı engelli otoparkında ceza kesilmiş, sonradan geldi. 21 Şubat'ta kesilmiş olan ceza, 11 Mart 2026 günü elime ulaştı. Sürekli engelli parklarına park ediyorum, mecbur kalmadıkça başka yere park etmiyorum. Türkiye Cumhuriyeti'nin kanunlarını hiçe sayarak şahsıma trafik cezası kesilmiş. Bu cezanın haksız olduğunu düşünüyorum. 2 bin 492 lira kesilmiş cezaya yargıda itiraz etmeyi düşünüyorum. Bu cezayı yazanların tamamı hakkında Cumhuriyet Savcılığında suç duyurusunda bulunmayı düşünüyorum" diye konuştu.

'KANUN VAR UYGULAYAN YOK'

Diğa, "Bu ülke için görev yapmış, vurulmuş bir gazi olarak bu durumlar beni çok derinden üzdü. Refüze etti, çok üzgünüm. Hakkımı aramak için elimden gelen herşeyi yapacağım. Engelli hak, engelli hakları ve gazilerin haklarını korumak için bir sürü kanun var ama bunları uygulayıcı kişiler, mecralar yok. Edremit'e gittiğimde ilk işim yargıya başvurmak ve bu cezayı yazanlar hakkında Cumhuriyet Savcılığına davacı olmak. Ben görevimi ölümüne, canım pahasına yaptım. Beni ölmek üzereyken buldular; ama buradakiler görevlerini ihmal ediyorlar. Görevlerini yapmayanları göndersinler, görevlerini temiz yapanlar gelsin" dedi.

'BÖYLE BİRŞEYLE HİÇ KARŞILAŞMADIM'

Diğa, "Cezayı ödemek için yasal olarak 1 ay süresi olduğunu biliyorum. Bu cezayı ödemeyi düşünmüyorum. Eğer bir çözüm bulamazsam mecbur ödeyeceğim. Yapacak birşeyim yok, elimiz kolumuz bağlı. Bu kanunu tanımayanlara, görevini yapmayanlara mahkum oluyoruz. Daha önce sık sık gittiğim bir AVM olmasına rağmen hiç böyle birşeyle karşılaşmadım ama bu sefer böyle yaptılar. Aynı yere gittiğimde bir daha da böyle bir durumla karşılaşır mıyım, karşılaşmaz mıyım bilmiyorum" ifadelerini de kullandı.(DHA)

===========

11- İSTANBUL'DA SAHTE İÇKİ OPERASYONU: 32 GÖZALTI

Derya EVREN KORKMAZ / İSTANBUL, (DHA)- İSTANBUL'da yılbaşından bu yana sahte içki üretimi ve satışına yönelik düzenlenen 19 operasyonda 32 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerden 7'si tutuklandı. Operasyonlarda ele geçirilen malzemelerle yaklaşık 130 bin şişe sahte içki üretiminin engellendiği belirtildi.

İstanbul emniyeti Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü, kentte sahte içki imalatı yapan kişilerin tespit edilerek yakalanması için çalışma başlattı. Yapılan çalışmaların ardından Beylikdüzü, Arnavutköy, Büyükçekmece, Gaziosmanpaşa, Sultangazi, Bağcılar, Başakşehir, Şişli, Pendik, Maltepe, Esenyurt ve Avcılar'da belirlenen 15 iş yeri, 3 araç ve 2 adrese operasyon düzenlendi. Yılbaşından bu yana gerçekleştirilen 19 operasyonda toplam 32 kişi gözaltına alındı. Adreslerde yapılan aramalarda 28 bin 168 litre sahte içki yapımında kullanılan etil ve metil alkol, bin 845 şişe sahte içki ile 9 karbon filtreleme cihazı ele geçirildi. Ele geçirilen malzemelerle yaklaşık 130 bin şişe sahte içki üretilebileceği tespit edilirken, bu ürünlerin piyasaya sürülmesi engellendi.

7 KİŞİ TUTUKLANDI

Gözaltına alınan 32 kişiden 17'si hakkında dosyaları ikmalen gönderilmek üzere adli işlem başlatıldı. Adliyeye sevk edilen 8 kişi hakkında adli kontrol uygulanırken, 7 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi.(DHA)

============

12- KAĞITHANE’DE YANGINDAN SON ANDA KURTULAN KADIN 'EVİM GİTTİ' DİYEREK AĞLADI

Doğan Can CESUR / İSTANBUL (DHA) - KAĞITHANE’de bir gecekonduda iddiaya göre elektrikli ısıtıcının devrilmesi sonucu yangın çıktı. Kadın ve 2 çocuğu vatandaşlar tarafından evden çıkarılarak son anda kurtarıldı. Komşuları tarafından sakinleiştirilmeye çalışılan kadın 'Gitti evim, evim yandı' diyerek uzun süre ağladı. Komşuları ise kadını 'Size birşey olmasın' diyerek sakinleştirmeye çalıştı. Yaşananlar cep telefonu kamerasına yansıdı.

Olay, dün saat 14.30 sıralarında Hürriyet Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre sokaktaki gecekonduda elektrikli ısıtıcının devrilmesi sonucu yangın çıktı. Bu sırada evde bulunan anne ve 2 çocuğu çevredekilerden yardım istedi. Dumanları gören vatandaşlar gecekonduya gelerek kadın ve çocuklarını içeriden çıkardı. İhbar üzerine olay yerine itfaiye ve sağlık ekibi sevk edildi.

'EVİM YANDI' DİYEREK AĞLADI

Yangın devam ettiği sırada sokakta bekleyen kadın yanan evini gözyaşları içerisinde izledi. Kadın 'Gitti evim, evim yandı' sözleriyle ağlarken, komşuları ise 'Size birşey olmasın' diyerek kadını uzun süre teselli etmeye çalıştı. Olay yerine gelen itfaiye ekiplerinin müdahalesinin ardından yangın söndürüldü. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken, evdeki eşyalar kullanılamaz hale geldi. Polis ekipleri yangınla ilgili soruşturma başlattı. (DHA)

Görüntü Dökümü:

----------------

(Cep telefonu)

-Yangın anları

-Kadının ağlaması

-Müdahale edilmesi

-Farklı açılardan yangın

============

13- GAZİOSMANPAŞA VE SULTANGAZİ’DE İKİ AYRI HIRSIZLIK GİRİŞİMİ KAMERADA

Emin YEŞİL / İSTANBUL, (DHA) -GAZİOSMANPAŞA ve Sultangazi’de meydana gelen iki ayrı hırsızlık olayı güvenlik kameralarına yansıdı. Her iki olayda da şüpheliler, fark edilmelerinin ardından olay yerinden kaçtı.

İlk olay, dün saat 17.30 sıralarında Gaziosmanpaşa, Merkez Mahallesi’nde yaşandı. Bir binaya giren iki kadın şüpheli, güvenlik kameralarına yakalanmamak için yüzlerini elleriyle gizledi. Binadaki katları tek tek dolaşan şüpheliler, iddiaya göre bir dairede kimsenin olmadığını anlayınca kapıyı manyetik kartla açmaya çalıştı. Durumu fark eden bir bina sakininin bağırması üzerine iki kadın koşarak binadan uzaklaştı. O anlar güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Görüntülerde, şüphelilerden birinin dikkat çekmemek için engelli numarası yaptığı görüldü.

MARKET ÇALIŞANINI GÖRÜNCE KAÇTILAR

İkinci olay ise dün gece saatlerinde Sultangazi, Yayla Mahallesi’nde meydana geldi. Bir marketin önüne araçla gelen şüpheliler, iş yerinin önünde bulunan paletleri çalmak istedi. Araçtan inen şüphelilerden biri bir süre çevreyi kontrol ettikten sonra paletleri araca yüklemeye başladı. Durumu fark eden market çalışanının müdahale etmek istemesi üzerine şüpheliler hızla araçla olay yerinden kaçtı. Bu anlar da güvenlik kameralarına yansıdı. (DHA)

Görüntü Dökümü:

-----------

(Güvenlik kamerası)

-Hırsızların yüzlerini kapatarak apartmana girmesi

-Merdivenlerden koşarak aşağı inip kaçmaları

-İkinci olayda hırsızların market paletlerini çalması

-Çalışanın dışarı çıkması üzerine kaçmas

===========

14- AVCILAR’DA AŞIRI YÜK TAŞITILAN ATA SOPA VE KEMERLİ ŞİDDET KAMERADA

İhsan DÖRTKARDEŞ / İSTANBUL, (DHA) – AVCILAR’da geri dönüşüm malzemeleri toplamak için kullanılan at arabasına aşırı yük yükleyen kişiler, yürümekte zorlanan ata sopa ve kemerle vurdu. Aldığı darbeler nedeniyle yere yığılan atın zorla kaldırıldığı ve darbedildiği anlar cep telefonu kamerasına yansıdı.

Olay, Mustafa Kemal Paşa Mahallesi İstiklal Caddesi’nde meydana geldi. Sokaklardan geri dönüşüm malzemesi topladığı öğrenilen iki kişi, pencere, kapı ve çeşitli eşyalarla doldurdukları at arabasını ilerletmekte güçlük çekti. Yürüyemeyecek duruma gelen ata, sopa ve kemerle defalarca vuruldu. Yönü değiştirilmeye çalışılan at, aldığı darbelerin etkisiyle bir süre sonra asfalta yığıldı. Kadınların yardımıyla güçlükle ayağa kaldırılan atın, daha sonra yürümeye devam ettiği görüldü. Kendilerini uyaran çevredekilere tepki gösteren şüpheliler, at arabasıyla olay yerinden uzaklaştı. Yaşananları çevrede bulunanlar cep telefonu kamerasıyla kaydetti. (DHA)

Görüntü Dökümü:

------------

(Cep telefonu)

-İki kadın ve at arabası

-Ata dayak görüntüleri

-At yere yığılması ve kaldırılması

-Genel ve detay görüntüler

=============

15- AVCILAR D-100’DE BARİYERLERE ÇARPIP KAZA YAPTI; ARACINI BIRAKIP KAÇTI

İhsan DÖRTKARDEŞ/İSTANBUL, (DHA)- AVCILAR'da sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobil bariyerlere çarptı. Araç yaklaşık 20 metre sürüklendikten sonra durabildi. İddiaya göre araçta bulunan sürücü ve yanındaki arkadaşı kazanın ardından koşarak olay yerinden kaçtı. Polis 2 kişiyi yakalamak için çalışma başlattı.

Kaza, saat 01.30 sıralarında Gümüşpala Mahallesi'nde meydana geçti. Devlet Hastanesi üst geçidi mevkiinde sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği 16 ANT 633 plakalı otomobil hızla bariyerlere çarptı.Aracın ön kısmında hasar meydana gelirken, çarpmanın şiddetiyle otomobilin hava yastıkları açıldı.Araçta bulunan 2 kişi kazanın ardından yan yola girerek gözden kayboldu. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Otoyolda trafik akışı kaza nedeniyle bir süre durdu. Araç çağrılan çekici yardımıyla olay yerinden kaldırılırken, yolda temizlik çalışması yapıldı. Polis, alkollü oldukları iddia edilen ve olay yerinden kaçan 2 kişiyi yakalamak için çalışma başlattı. (DHA)

Görüntü Dökümü:

------------------------------

-Kaza yerinin görüntüleri

-Ön tarafı hasar gören otomobilden görüntüler

-Ekipler kaza yerinde

-Otomobil çekiciyle götürülmesi

-Yoldaki araç yoğunluğu

-Genel ve detay görüntüler

=======

16- 11 UÇAK 26 GÜNDÜR İSTANBUL HAVALİMANI'NDA BEKLİYOR

İbrahim YILDIZ/İSTANBUL, (DHA)- ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş ve Ortadoğu'daki gelişmeler nedeniyle ülke hava sahalarının kapanmasının ardından bazı ülke havayollarına ait 11 uçak 26 gündür İstanbul Havalimanı apronunda bekliyor. Uçakların ülkelerin hava sahalarının açılmasının ardından buradan ayrılması bekleniyor.

28 Şubat Cumartesi günü başlayan ABD-İsrail ve İran arasındaki gerilim ve Ortadoğu'daki güvenlik sorunları nedeniyle bu güne kadar uçuşlarda sıkıntılar devam ediyor. Olası saldırılar nedeniyle başta Türk şirketleri olmak üzere birçok havayolu şirketi başta İran olmak üzere Kuveyt, Bahreyn, Doha, Dammam, Dubai, Abu Dabi, Sharjah, Amman ve Beyrut'a olan seferlerini iptal etti. Ülke hava sahalarının kapanması nedeniyle başta Katar Havayolları olmak üzere birçok havayolu şirketi uçaklarını İstanbul Havalimanı'na yönlendirdi. Savaşın 26'ncı gününde Qatar Airways'e ait 7, Emirates Airlines'ye ait 2, Kuwait Airways'e ait 1 ve Gulf Air'e ait 1 uçak olmak üzere toplam 11 uçak havalimanında bekliyor. Uçakların ülke hava sahalarının açılmasının ardından İstanbul Havalimanı'ndan ayrılacağı öğrenildi.(DHA)

Görüntü Dökümü

----------

-Park pozisyonunda bekleyen uçaklardan görüntüler

-Havalimanından görüntüler

===============

17- 'EDUSA-BİR ANADOLU HİKAYESİ' NİN DÜNYA PRÖMİYERİ 28 MART'TA AKM'DE

Yılmaz OKUR - Hadican EROL/İSTANBUL (DHA)- İSTANBUL Devlet Opera ve Balesi, Edusa Operası’nın dünya prömiyerini Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Türk Telekom Opera Sahnesi’nde sanatseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor. Edusa bir Türk kadınının yazdığı ve sahnelenen ilk opera eseri olma özelliğiyle öne çıkıyor. Türk kadın Besteci Güldiyar Tanrıdağlı’nın bestelediği, Prof.Dr. İskender Pala’nın librettosunu kaleme aldığı eser, tarih boyunca medeniyetlerin kesişme noktası olmuş coğrafyada, Lidya’nın zenginliği, siyasi gerilimleri ve insan hikâyeleriyle örülü dünyasını anlatıyor. Eserde geçen olaylar, yalnızca bir dönemin değil, Anadolu’nun binlerce yıllık hafızasının sahneye taşınmış hali. 28 Mart’ta sahnelenecek prömiyer öncesi son provalar yapıldı.

Anadolu, tarih boyunca Hititler, Frigler, Urartular ve İyonlar gibi güçlü uygarlıklara ev sahipliği yapmış ve zengin bir kültürel miras biriktirdi. Lidya Krallığı, M.Ö. 6. yüzyılda ekonomik gücü ve siyasal etkisiyle öne çıkmış; başkenti Sard (Manisa'nın Salihli ilçesi) ticaret yollarının kesiştiği, canlı ve zengin bir kent olarak dikkat çekti. Krallığın doğu sınırı, dönemin önemli doğal ve siyasal sınırı olan Kızılırmak Nehri'ne kadar uzanıyordu.Prof. Dr. İskender Pala, Edusa eserinde bir toplumun gerçek gücünün toprak ya da maddi zenginlikten değil, kuşaktan kuşağa aktarılan kültüründen doğduğunu vurguluyor. Tarih boyunca altın, para ve iktidar el değiştirmiş; imparatorluklar yıkılmış, sınırlar değişti. Ancak kültürünü koruyan toplumlar varlıklarını sürdürmeyi başardı. Kalıcı adalet ise yalnızca güç sahiplerinin iradesine değil; kültürel değerler, etik anlayış ve toplumsal hafızaya dayanıyor. Edusa’da anlatılan ise, bu gerçeği geçmişten bugüne hatırlatan güçlü bir anlatı olarak öne çıkıyor.

'KÜLTÜRÜMÜZÜ KENDİ ÜRETTİĞİMİZ ESERLERLE İLERİYE TAŞIYABİLİRİZ'

'Gilgameş' ile opera sahnelerinde yenilikçi yaklaşımıyla öne çıkan rejisör Caner Akın, yeni bir dünya prömiyeriyle izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. ‘EDUSA hem günümüze ışık tutuyor hem de geleceğe bir ayna tutuyor’ diyen Akın; "EDUSA operası hem konu itibariyle hem de bu kadar güncel olması itibariyle çok önemli bir konumda. Sayın Prof. Dr. İskender Pala’nın librettosunu yazdığı esesri Güldiyar Tanrıdağlı besteledi. Eserin burada önemli noktaları var. Anadolu coğrafyasında binlerce yıldır, on binlerce yıldır ciddi bir kültür birikimi var. Şu an bile içinde bulunduğumuz ortamda toprağı kazsanız katman katman, her medeniyete ait, her topluma ait kültürel varlıklar, kalıntılar bulabilirsiniz. Bu tabi çok değerli çünkü bizim şu anda üzerinde yaşadığımız toprak, bu kültürle beraber bizi çok fazla besliyor ve dünyada ayrıcalıklı bir yere koyuyor Anadolu topraklarında. EDUSA da tabii ki bu bağlamda opera konusu olarak çok önemli ve değerli bir yere sahip. Eserimizin verdiği en önemli mesaj sayın İskender Pala'nın verdiği mesajı çok değerli buluyorum. 'Kültürü olmayan medeniyetler yok olmaya mahkumdur. Kültürünüz varsa bir savaşı kaybetseniz dahi, yenilmezsiniz. Siz sonsuza kadar yaşamaya devam edersiniz.’ EDUSA aslında bütün bu aşk, savaş, çekişme, hırslar ve her türlü insani olgunun içerisinde bu değerli mesajı barındırıyor. Provalarımız artık son noktaya geldi ve bu provalarda dünya prömiyeri yapmak çok kolay birşey değil. Varolan eserlerin matematiği belli, prodüksiyonda yapabilecekleriniz, sınırlarınız belli ama şu anda yeni bir bebek doğuyor. İlk kez dünyaya bir opera armağan ediyoruz ve Türk operası. Aslında biz bunu özellikle güncel 2026 yılında nasıl yapılması gerektiğiyle ilgili ciddi bir emek sarf ediyoruz. İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin bu noktadaki genç bestecilerimize yeni Türk bestecilerine bu fırsatı yaratmasını çok önemli ve değerli buluyorum. Çünkü, biz ancak milli kültürümüzü, yerli kültürümüzü kendi ürettiğimiz sanat eserleriyle ileriye taşıyabiliriz ve dünyaya böylece açılabiliriz. Bunun önemini bence her jenerasyon fark etmeli.. Edusa hem günümüze bir ışık tutuyor hem de geleceğimize bir ayna tutuyor" şeklinde konuştu.

İBRAHİM YAZICI YÖNETİYOR

İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrasını İbrahim Yazıcı’nın yöneteceği eserin dekor ve görsel tasarımı Efter Tunç’a, kostüm tasarımı Olcay Engin Kaymaz’a, ışık tasarımı Cem Yılmazer’e, video tasarımı Aisha Hajiyeva’ya, koreografisi Berk Sarıbay’a ait. İDOB korosunun şefi ise Anıl Aydın. Operada Edusa rolünde Gülbin Günay, Evren Işık Yasemin, Halludas rolünde Mert Süngü, Ufuk Toker, Krezüs rolünde Göktuğ Alpaşar, Gökhan Ürben, Namirek rolünde Nesrin Gönüldağ, Asude Karayavuz. Kyros rolünde Yoel Keşap, Hüseyin Likos, Solon rolünde Caner Akgün, Kevork Tavityan, Karuna rolünde Barbora Hitay, Deniz Likos, Kufu rolünde Berk Dalkılıç, Bülent Külekçi, Aryan rolünde Alper Göçeri, Murat Güney, Nakata rolünde Kenan Dağaşan, Emre Güngör, Mehte rolünde Erencan Karadi, Burak Kul, Sandanis rolünde Arda Durgut, Ufuk Karakoç, Aryenis rolünde Efe Doğrukul, Bahadır Özkoca, soytarı rolünde Uğur Etiler, Okan Fidan, muhafız rolünde Mehmet Tükel Acar, Talip Savranbaşı, ulak rolünde Kılıç Aslan, Emre Parlar dönüşümlü olarak sahnede olacak.

DÜNYA PRÖMİYERİ 28 MART’TA AKM'DE

Eserin dünya prömiyerinin 28 Mart Cumartesi günü Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Türk Telekom Bale Sahnesi’nde yapılacak. EDUSA dünya prömiyerinin ardından 2, 4, 11, 18 ve 30 Nisan'da yine Atatürk Kültür Merkezi - Türk Telekom Opera Sahnesi’nde olacak. (DHA)

Görüntü Dökümü:

-----------------------

-Prova öncesi hazırlıklar

-Sahne ve hazırlanan kostümler

-Prömiyer öncesi son prova

-Rejisör Caner Akın ile röportaj

-Genel ve detay görüntüler

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber