Geri Dön
İstanbulDHA İSTANBUL BÜLTENİ- 2

DHA İSTANBUL BÜLTENİ- 2

DHA İSTANBUL BÜLTENİ- 2

1- 15 TEMMUZ HAİN DARBE GİRİŞİMİNDE İLK GÖZALTI TALİMATLARINI VEREN DÖNEMİN BAŞSAVCIVEKİLİ ÖMER FARUK AYDINER O GECEYİ ANLATTI

Gülseren KARAPINAR-Hadican EROL/İSTANBUL, (DHA)- FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcı vekili iken ilk gözaltı talimatlarını veren Ömer Faruk Aydıner o gece yaşananları anlattı. Eşini arayıp, helallik istedikten sonra görevinin başına geçtiğini belirten Aydıner, “Adliyede terörle savaşımıza hukuk nezdinde başladık. Sabaha kadar gözaltılar, talimatlar... Daha önce hiç yaşamadığımız olaylar... Emniyet Müdürlüğü arıyor; savcım, tankı ele geçirdik, ne yapalım?' diye. Hayatımızda daha önce 'Tankı alın, getirin' de söyleyemedik, nereye koyacağımızı bilemedik. 'Bir minibüs dolusu patlayıcı ele geçirildi, ne yapalım?' deniliyor, talimatlar vermek zorunda kaldık. Allah bize o gece bu terör örgütüyle savaşma fırsatını verdiği için şükrediyoruz. Onurlu bir şekilde ölme arzusuyla o kararı verdik" dedi.

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyelerinin kalkıştığı hain darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. O gece Bakırköy Cumhuriyet Başsavcı vekili olarak görev yapan Ömer Faruk Aydıner yaşadıklarını anlattı. Hafta sonu için Çatalca'daki evine giden Aydıner, kalkışmadan burada haberdar oldu. Boğaziçi Köprüsü'ne tankların çıktığını öğrenen Aydıner darbe girişimi olduğunu düşündü. Daha önce çalıştığı Çatalca Adliyesi'nin başsavcısını aradı. İzin alarak adliyeyi kullanacağını söyledi. Daha önce birlikte çalıştığı zabıt katibini de arayan Aydıner, ilk gözaltı talimatlarını İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne buradan yazdı. O yazıda " ‘15/07/2016 tarihinde saat 21.00 sıralarında haber bültenlerinde silahlı kuvvetler içerisinde bir kısım cuntacının, Türk Silahlı Kuvvetleri dahil olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti kurumlarını ele geçirmeye, demokratik seçimlerle gelen hükümeti düşürmeye teşebbüs ettikleri anlaşılmakta, Türk milletine karşı harekete geçen cuntacıların gözaltına alınması rica olunur’ ifadeleri yer aldı.

‘TÜRKİYE'NİN YAKLAŞIK 40 YIL BOYUNCA YETİŞEN NESLİNİ YOK ETTİ’

Halen Yargıtay Üyesi olarak görevini sürdürmekte olan Ömer Faruk Aydıner, "Tam 10 yıl geçti. Ama dün gibi aklımızda. O gece hayatını bu ülke için veren 251 şehidimizi rahmetle anmak istiyorum. Gazilerimize sağlık diliyorum. Yaklaşık 40 yıl boyunca ülkenin içerisine girmiş, birçok kurumunu zapt etmiş, uluslararası boyutu olan bir terör örgütünden bahsediyoruz. Bu terör örgütü öyle bir terör örgütü ki Türkiye'nin yaklaşık 40 yıl boyunca yetişen neslini yok etmiş. Bu neslin muhakeme yeteneğini ortadan kaldırmış. Büyük bir kült örgütü, büyük bir terörize örgüt. Bugün 10 yıl geçti, Türkiye gerek savunma sanayinde gerek eğitiminde gerek adaletinde bağımlı bir şekilden çıkıp özgür bir ülke olma yolunda hedefine çok daha hızlı bir şekilde yürümekte” dedi.

‘DARBE GECESİNE KADAR 245 ŞEHİT VERDİK’

Aydıner, “ Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, onun dik duruşuyla, onun bu ülkeye vermiş olduğu milli duruş bakışıyla bu hale geldik. 17 Aralık'la birlikte başlayan saldırı, 2016'da en tavan seviyesine ulaştı ve ülke insanlarının canına kıyıldı. Demokrasiyle gelen hükümetimizi yargı yoluyla düşürmeye çalıştı FETÖ terör örgütü. 25 Aralık soruşturmalarıyla, Selam Tevhid soruşturmalarıyla hükümeti halk nezdinde itibarını düşürüp, Cumhurbaşkanımızın itibarını halk nezdinde düşürüp, bir yerde post modern bir darbeyle hükümeti alaşağı etmek istediler. Bürokrasiyle, siyasetin ve halkımızın desteğiyle o saldırılar bertaraf edildi. Bunlar bertaraf edilince farklı bir metot uygulamaya başladılar. Hemen hatırlatmak istiyorum, 2015 Ekim'inden itibaren Türkiye çok ciddi terör saldırılarına muhatap oldu. Bu terör saldırıları nelerdi? Önce Ankara Gar patlaması; o zaman DEAŞ terör örgütü üstlendi bunu. Sultanahmet'te patlamalar meydana getirildi. İstanbul Vezneciler'de patlamalar oldu. Ankara Güvenpark'ta patlamalar oldu. Beyoğlu'nda patlamalar oldu. 2015 Ekim ile 15 Temmuz 2016'da, son olarak da İstanbul Havalimanı'na DEAŞ saldırısı, DEAŞ ve PKK'nın gerçekleştirdiği yaklaşık 10 terör eylemine Türkiye maruz kaldı. Bu olaylarda kaç kişi öldü, kaç kişiyi kaybettik? Bir sürü askerimiz ve polisimiz şehit oldu, vatandaşımız şehit oldu. 245 kişi şehit verdik. Aslında bu çok kez de atlanan bir olay. Darbe gecesine kadar yaklaşık 7-8 ay içerisinde biz 245 şehit verdik, yaklaşık bin 130 tane de kişimiz, askerimiz, polisimiz yaralandı" dedi.

‘17 GÜN ÖNCEKİ İSTANBUL HAVALİMANI'NA SALDIRISI, DARBE İÇİN ÖN HAZIRLIKTI’

Ömer Faruk Aydıner, “ Geçmiş darbeler de benzer şekilde yapıldı bu ülkede. Önce ülke bir kaotik duruma sokuldu, sonra darbeciler kurtarıcı olarak kendilerini lanse ettiler. Halka bu şekilde gözüktüler ve ülkeyi ele geçirdiler. 15 Temmuz darbesi de bu şekilde gerçekleştirildi. Darbeden önce yaklaşık bu ülkede 10-12 tane terör saldırısı düzenletildi ve bunlar DEAŞ ve PKK'ya yaptırıldı. Sonrasında 15 Temmuz'da FETÖ terör örgütü bizzat kendisi darbeye kalkıştı ve ülkeyi ele geçirmeye çalıştı. İstanbul Havalimanı patlaması soruşturmasını da ben yapmıştım; o zaman Bakırköy Başsavcı Vekiliydim. Yaklaşık, 45 kişi vefat etmişti, 236 kişi de yaralanmıştı. Darbenin ertesi günü, Florya Hava Harp Okulu'nun soruşturmasını yaptığımda oradaki erler bana şunu söylediler: ‘Savcım, bizi kışladan çıkartırken komutanlarımız şunu söyledi: 'İstanbul Havalimanı'nı tekrar DEAŞ bastı, biz onları kurtarmaya gidiyoruz’ 17 gün evvel İstanbul Havalimanı'na saldırılmanın gerekçesi, 17 gün sonra yapılacak darbe için bir ön hazırlıktı. Askeri kışladan çıkartmak için, ‘Tekrar DEAŞ İstanbul Havalimanı'na saldırdı’ gerekçesini oluşturmak için 45 kişiyi öldürdüler. Buradan şunu çıkartmak lazım. Terör örgütlerinin hepsi aynı merkezden besleniyor. Çünkü Türkiye'yi kaotik duruma her üçü birden götürdüler. Her üçü birden 15 Temmuz'u kaotik durumunu hazırladılar. O gece evet, mücadele yaptık. O gece halkımızla birlikte mücadele yaptık. O gece Cumhurbaşkanımız olmak üzere, açıklamalarıyla halkı sokağa çağırmasıyla evet, büyük bir devrim o gece başladı. Şükür ki halkımız o gece sokaklara çıktı. O terör örgütüne karşı dik durdu, cesurca hareket etti ve biz saldırıyı defetmeyi sağlayabildik, ülkemizi kurtarabildik” dedi.

‘FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜNÜN CİDDİ SALDIRILARINA MARUZ KALDIM’

Aydıner, “15 Temmuz gecesinden birazcık daha geriye gittiğimiz zaman ben 17 Aralık - 25 Aralık ve Selam Tevhid yargı yoluyla hükümeti devirmeye çalıştıkları soruşturmaların hakim, savcı kanadının soruşturmasını yaptım. Allah bunu bana nasip eyledi. Ben Çatalca Başsavcısıyken o zaman ‘cemaat’ diye adlandırılan ve sonrasında da gerçek yüzü ortaya çıkan bu FETÖ terör örgütünün ciddi saldırılarına maruz kaldım. Bakırköy'e savcı olarak verdiler, başsavcılıktan ettiler, soruşturmalar üzerine soruşturmalar geçirdim, meslekten ihraç noktasına getirdiler. Bunların zulümlerine ben 2007'den itibaren maruz kalan bir kişiyim ve bu zulüm bana aslında bunların gerçek yüzlerini anlamamıza, gerçek yüzlerini tanımamıza fırsat verdi. 17 Aralık 2014'ten itibaren yaptığımız çalışmalardan bu terör örgütünün az çok gücünü öğrenme fırsatımız olmuştu " dedi.

‘BU İŞİN BİR DARBE OLDUĞUNU BİZ ALGILAMIŞTIK’

Aydıner, “15 Temmuz gecesi Bakırköy'de Başsavcı vekiliydim, teröre bakıyordum. O gece Çatalca'ya gittim. Çatalca Başsavcılığım döneminde orada bir ev almıştım. Hafta sonları da Çatalca'ya ara sıra giden biriydim. O gece de gittim. Akşam saat 20.00 gibiydi Çatalca'ya vardım. Eve girdim. Bir arkadaşım aradı, 21.00 civarıydı. Boğaziçi Köprüsü'ne tank çıktığını ve bir terör saldırısı olabileceğinden bahsetti. Tankın Boğaziçi Köprüsü'nde olduğunu duyunca şaşırdım. Teröre karşı tankla mücadele edilemez. Bunun darbe olduğunu emin olun o ilk haberle algıladım. Sonra orada bir komşuma gittim. Onunla bir fikir alışverişinde bulunduk. Arkadaşlarımızla telefon görüşmeleri yaptık. Artık bu işin bir darbe olduğunu algılamıştık” dedi.

'ÇATALCA ADLİYESİ'NİN BAŞSAVCISININ ARADIM ADLİYENİ KULLANACAĞIM DEDİM'

Aydıner, “Saat 23.00'a geldiği vakit o dönemki Başbakanımız Binali Yıldırım açıklama yaptı. Ben o süreçte, öncesinde başsavcılığını yaptığım Çatalca Adliyesi'ne doğru yola çıktım, 22.30 gibi. O dönem Çatalca Başsavcısı'nı aradım. Dedim ki: 'Başsavcım, adliyene giriyorum, adliyeni kullanacağım, bilgin olsun.' Ondan izin aldım. Benim eski katibim Turgay Narin'i çağırdım. Adliyeye geldi. Saat 23.00 sıralarıydı, darbeciler hakkındaki gözaltı kararımızı yazdık. O süreçte İstanbul Emniyeti'nde görevli Kaçakçılık Şube Müdürü Feramuz Çetin'i aradım. Ondan faks numarası istedim ve bu faksa gözaltı talimatını gönderdik. Akabinde adliyeden çıktım. Çatalca Meydanı'nda biraz halk toplanmaya başlamıştı, saat 00.00'a geliyordu. Halka da bir konuşma yaptım. Cesur olmalarını, bu darbeyi hep birlikte püskürtebileceğimizi, bunların milli olmadıklarını, bu askerin bizim askerimiz olmadığını anlattım. Yaklaşık bir 15 dakikalık konuşma yaptım"

‘ONURLU BİR ŞEKİLDE ÖLME ARZUSUYLA O KARARI VERDİK’

Aydıner, "Çatalca Emniyeti'nden bir araç istedim ve oradan Sefaköy'e kadar araçla geldik. Sefaköy'de insanlar dışarıya çıkmaya başlamışlardı. Yoğun bir trafik vardı. Sefaköy'de indim. Yaklaşık herhalde oradan Bakırköy Adliyesine, bir saate yakın bir süreçte yürüdüm. Çoluk çocuk Ataköy'deydi. Eşimi aradım, eve gelemeyeceğimi bildirdim. Darbenin başarılı olması durumunda haklarını helal etmelerini söyledim, helallik istedim. Çoluk çocuğumu da görmedim, eve de gitmedim, doğrudan Bakırköy Adliyesine gittim. Bakırköy Adliyesinde de o süreçte savaşımıza başladık. Terörle savaşımıza hukuk nezdinde başladık. Sabaha kadar gözaltılar, sabaha kadar talimatlar, daha önce hiç yaşamadığımız savcılık olayları. Tankı ele geçiriyoruz, Emniyet Müdürlüğü arıyor: ' Savcım, tankı ele geçirdik, ne yapalım?' diye. Hayatımızda daha önce 'Tankı alın, getirin' de söyleyemedik, nereye koyacağımızı bilemedik. ‘Bir minibüs dolusu patlayıcı ele geçirildi, ne yapalım?' şeklinde talimatlar vermek zorunda kaldık. Hayatımızın hiçbir evresinde, savcılık yaptığımız hiçbir evresinde yapmadığımız talimatları verdik. Allah bize o gece bu terör örgütüyle savaşma fırsatını verdiği için Rabbimize binlerce şükür ediyoruz. Onurlu bir şekilde ölme arzusuyla o kararı verdik. Eğer başarılı olsalardı bizi ya canımızdan ya hürriyetimizden edeceklerdi, bunun farkındaydık. Ama en azından savaşarak, en azından mücadele ederek bunun sonunu görmek istedik. Beni bu gözaltı talimatını o gece yazılı şekilde İstanbul Emniyet Müdürlüğüne göndermeye sevk eden bu duruştur” ifadelerini kullandı.

‘HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULUNUN YAPISINI FETÖ'CÜ UNSURLARA TESLİM ETMEDİK’

Aynı zamanda Yargıda Birlik Derneği Başkanı olan Aydıner, “Yargıda Birlik Derneği, Türk yargısındaki, ülkemiz yargısındaki FETÖ'cü hakim ve savcılarla mücadele etmek için 2014 yılında, o dönemki milli duyguları yüksek, beynini herhangi bir gruba, külte kiralamamış hakim ve savcılardan müteşekkil oluşan bir dernek. Yaklaşık 10 bin civarında hakim ve savcının kayıtlı olduğu, üye olduğu bir dernek. O dönemde Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunun yapısının oluşmasında ciddi mücadeleler verdi derneğimiz. 2014 yılında Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu, hakim ve savcıların verdikleri oylarla belirleniyordu üyeler. O dönemde yargının içerisinde yaklaşık 5 bin civarında FETÖ'cü hakim ve savcı vardı. Toplam yargı hakim ve savcı sayısı 12 bin olan bir teşkilatta 5 bin kişinin FETÖ terör örgütüne mensup olduğunu düşünün; çok ciddi, korkunç bir rakam bu. Bir arada hareket eden, aynı merkezden beslenen ve aynı şekilde hareket eden bir topluluktan bahsediyoruz. Diğer geriye kalan 7 bin kişi ise bağımsız şekilde hareket etmeyi benimsemiş bir yargı mensuplarından bahsediyoruz. Bu 7 bin kişiyi organize etmek ve bu 5 bin kişilik terör örgütüne karşı savaşmak için biz bir dernek kurduk. Şükürler olsun bu dernek vazifesini yerine getirdi. Onların Hakimler Savcılar Yüksek Kuruluna göstermiş olduğu adaylara oy verilmemesini sağladık. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısını FETÖ'cü unsurlara teslim etmedik. Eğer o zaman teslim etmiş olsaydık birçok başsavcılık, birçok ehemmiyetli yerlere FETÖ'cü hakim ve savcılar getirilecekti. 17 Aralık'tan daha kötü ya da 25 Aralık'taki soruşturmalardan çok daha kötü soruşturmalara Cumhurbaşkanımız ve seçilmiş hükümetimiz maruz kalma olasılığı yüksek olacaktı. Önümüzdeki perşembe 16 Temmuz'da Fırat Üniversitesinde, kendi memleketimde gençlerle bir arada olacağız. Buradaki tabii amacımız gençlere unutturmamak, 15 Temmuz'u unutturmamak. Ne tür bir tehlikeyle Türkiye'nin karşı karşıya geldiğini onlara hatırlatmak" dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

------------

-Aydıner’in konuşması

-Yazılı talimatın görüntüsü

================================

2- 15 TEMMUZ ŞEHİDİ ONUR’UN BABASI: EVLATSIZ YAŞANIR AMA VATANSIZ YAŞANMAZ

Canan İLARSLAN- Mehmet ALA/İSTANBUL, (DHA)- İSTANBUL’da 15 Temmuz 2016’da darbecilerin kontrolündeki tankı durdurmak isteyen Onur Kılıç (23), keskin nişancı ateşiyle şehit oldu. Şehadet haberini, oğlu Onur Kılıç'ın nişanı için bir gün önce gittikleri Rize'de aldıklarını söyleyen Yüksel Kılıç, "15 Temmuz'dan iki gün önce, kız istemeye memlekete gidecektik. Rahmetli gelmedi, 'Ben cuma günü geleceğim' dedi. Onur, o gün ilk defa bana karşı çıktı. Ben de 'Niye gelmiyorsun, biz senin için gidiyoruz' diye kızdım. Onur, o gün ilk defa bana karşı çıktı, gelmedi” dedi. 15 Temmuz gecesi oğluyla telefonda konuştuklarını belirten Kılıç, “Onur'a koru kolla kendini, uzak dur diye nasihat verdik. ‘Baba vatan mı, ben mi? Ben vatanım için buraya geldim' dedi. Oğlum çok cesurdu. Evlatsız yaşanır ama vatansız yaşanmaz” ifadelerini kullandı.

Ümraniye'de ailesiyle yaşayan Onur Kılıç, 15 Temmuz 2016'dan birkaç gün sonra Rize'de nişanlanacaktı. Nişan öncesi hazırlıklar için ailesi memlekete giderken, Kılıç, "Ben nişan günü gelirim" diyerek İstanbul'da kaldı. Darbe girişimi gecesi evde televizyon izlerken Boğaziçi Köprüsü'ndeki tankları gören Kılıç, önce Kısıklı'ya, ardından köprüye gitti. Askerliğini tank şoförü olarak yapan Kılıç, tanktaki askerlere müdahale ettiği sırada köprüde bulunan keskin nişancıların açtığı ateş sonucu şehit oldu. Şehadet haberi ise Rize'de bulunan ailesine sabah saatlerinde ulaştı.

‘KIZ İSTEMEYE MEMLEKETE GİDECEKTİK, RAHMETLİ GELMEDİ’

Şehit Onur Kılıç'ın babası Yüksel Kılıç, “Onur'um çok cesur bir evlattı. Bana çok düşkündü ama annesine daha da düşkündü. Onur'u kaybettik ama bin Onur kazandık. Onur, birçok gence vatanı için örnek oldu. 15 Temmuz'dan önce, çarşamba akşamı kız istemek için memlekete gidecektik. Rahmetli gelmedi. 'Ben cuma günü geleceğim' dedi. Onur, o gün ilk defa bana karşı çıktı, gelmedi. Ben de ona, 'Niye gelmiyorsun? Biz senin için gidiyoruz.' diye kızdım. Cuma günü de böyle oldu. Sanki ecel çağırmış gibi bir durum oldu ya da öyle hissetti. Biz onun için memleketimiz Rize'ye gittik. 15 Temmuz Cuma günü Onur gelecek diye hazırlıkları yaptık. Biz geri geldik. Onur gelecekti, ona söz yapacaktık. Kız arkadaşının gözü yollardaydı. O da, biz de hep bekliyorduk" dedi.

‘BEN VATANIM İÇİN NE GEREKİRSE YAPACAĞIM’ DEDİ’

15 Temmuz akşamı oğluyla son konuşmasını yapan Yüksel Kılıç, "O arada 'Olağanüstü hal oluyor' dediler. Biz, Rize’ye merkeze indik. Gece akşam 11 sıralarında telefonla görüştük. Onur'a koru kolla kendini, uzak dur diye nasihat verdik. ‘Baba vatan mı, ben mi? Ben vatanım için buraya geldim.’ dedi. O da biraz sitem eder gibi bize ders verdi. ‘Ben vatanım için ne gerekirse yapacağım, merak etmene gerek yok’ dedi, yaptı. 15 Temmuz akşamı 22.30- 23.00 sıralarında son konuşmamız oldu. Bir daha da konuşamadık” ifadelerini kullandı.

'ONUR'UN VURULDUĞUNU ÖĞRENDİĞİMDE SANKİ BANA HANÇER SAPLANDI'

Kılıç, “Şehit haberi bize 04.00-04.30 arasında geldi. Bizde 25-30 kişi köyden Rize merkeze inmiştik. Onur'un vurulduğunu öğrendiğimde sanki bana hançer saplandı. Benim oğlum, 15 Temmuz akşamı köprüdeki ilk şehitlerden biriydi. Acı haber gelince hepimiz perişan olduk ama yapacak bir şey yok. Vatanımız işin içinde olduğu için Allah'a hamd ettik, şükrettik. Yollar, havaalanları hep kapalı olduğu için Rize'den, İstanbul'a bir tane minibüs tuttuk. 11-12 saatte İstanbul'a geldik. Onur’un sözleneceği kız arkadaşı bizden daha çok ağladı. Cenazeye geldi. Cenazeden sonra da bırakmadı. Ama yapacak bir şey yok, görevini yaptı” diye konuştu.

‘ÜMRANİYE'DEN KISIKLI'YA GİTTİLER'

Oğlunun askerde tank şoförü olduğunu söyleyen Kılıç, “Oğlum Diyarbakır'da askerdi, çok cesurdu. Akşam saat 19.45’de veya 20.00'da Onur’u aradım. ‘Oğlum neredesin?' dedim. 'Baba şu anda Ümraniye karakolunun önündeyiz’ dedi. ‘Ne yapıyorsun orada?’ dedim. Kalkışma var, herhalde ihtilal olacak. Tanklar köprüde, biz karakolun önünde toplandık’ dedi. Burada karakolda bir tane komiser arkadaşı vardı. Onunla beraberdi, onlar ‘Bizi bırakıp gitmeyin, burayı vurmaya gelecekler’ demişler. Sonra da saat 20.00-21.00'a geliyordu. ‘Köprüdeki tanklar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın evini vurmaya gelecek’ diye karakola haber geliyor. Bunlar hemen, hızlı bir şekilde Kısıklı’ya gittiler. Tank başarı belgesi olduğu için Kısıklı’daki karakolda belgeyi gösterince köprüye gitmesine izin verdiler" ifadelerini kullandı.

'KESKİN NİŞANCININ AÇTIĞI ATEŞ SONUCU KALBİNDEN VURULUYOR'

Kılıç, "Arkadaşlarının anlattığına göre Onur, tankın içindeki askere askerlikte aldığı tank şoförlüğü belgesini göstererek, 'Ben de askerde tank şoförüydüm' diyerek ikna edip dışarı çıkarıyor. Ardından tankın içine girmek istediği sırada keskin nişancının açtığı ateş sonucu kalbinden vuruluyor. Onur vurulduğunda arkadaşları ona kelime-i şehadet getirtiyor. Daha sonra motosikletle Altunizade'deki özel bir hastaneye götürüyorlar. Oğlum köprüde şehit oldu. Ancak arkadaşları yine de hastaneye götürdü" dedi.

'15 TEMMUZ'DA İKİNCİ BİR ÇANAKKALE ZAFERİ KAZANDIK'

Onur Kılıç'ın babası, aradan geçen 10 yıla rağmen acılarının ilk günkü gibi taze olduğunu belirterek, "Eşim ancak 3 yıl sonra kendine gelebildi. Ben yine sokaklarda köşe bucak ağlarım ama eşim hep içine attı. Onur'u hatırlamadığımız bir saat, bir gün olmuyor. Tesellimiz, Onur'un vatanı için görevini yapmış olması. 15 Temmuz'un üzerinden 10 yıl geçti ama acımız dinmedi. Dün gibi, unutamıyorsunuz. 15 Temmuz'da ikinci bir Çanakkale Zaferi kazandık. Vatan her şeyden güzeldir. Evlatsız yaşanır ama vatansız yaşanmaz. Onur esnaftı. Araba alım satımı yapıyordu, galerisi vardı. Akşam üniversitesine yazılmıştı. Elektrik-elektronik bölümünde eğitimine başlamıştı ama okumak nasip olmadı. Şehit olduğunda 23 yaşındaydı. Yaşasaydı bugün 33 yaşında olacaktı. Aradan 10 yıl geçti. Bütün şehitlerimizin ruhları şad olsun" ifadelerini kullandı. (DHA)

Görüntü Dökümü:

----------

-Şehit Onur Kılıç’ın askerlik fotoğrafları

-Şehidin evinden görüntü

-Yüksek Kılıç ile röp

-Genel ve detay görüntüler

==============================

3- 15 TEMMUZ’DA 649 MAĞDURA YÖNELİK GERÇEKLEŞTİRİLEN EYLEMLERLE İLGİLİ İDDİANAME HAZIRLANDI

Ayşe GÜREL/İSTANBUL, (DHA)- 15 Temmuz 2016’da, FETÖ terör örgütü tarafından gerçekleştirilen darbe girişiminde 'Yurtta Sulh Konseyi'nin talimatlarıyla İstanbul ayağını organize eden 21 sanıkla ilgili 649 gaziye yönelik gerçekleştirilen eylemler hakkında iddianame hazırlandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişiminde, 'Yurtta Sulh Konseyi'nin talimatları doğrultusunda İstanbul ayağını organize eden ve yönlendiren, İstanbul’da gerçekleştirilen eylemlerin azmettiricisi oldukları öne sürülen 8’i firari, 13’ü ise başka dosyalardan hükümlü olarak cezaevinde bulunan toplam 21 şüpheli hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. İddianamede, İstanbul’da 649 gaziye yönelik gerçekleştirilen eylemler nedeniyle şüphelilerin 'kasten öldürmeye teşebbüse azmettirme' suçundan cezalandırılmaları talep edildi. (DHA)

=============================

4- AHBAP DERNEĞİ SORUŞTURMASINDA 14 KİŞİ DAHA GÖZALTINA ALINDI; 4 ŞİRKETE KAYYIM ATANDI

Ayşe GÜREL/İSTANBUL (DHA) - Şile Belediyesi soruşturmasında tutuklu bulunan Haluk Levent'in kardeşi Berkant Acil'in, 35. Uluslararası Şile Bezi Festivali ihalesini Sur Müzik Yapım Şirketi’ni paravan olarak kullanarak doğrudan temin yöntemiyle aldığı, giderleri sahte faturalarla yüksek gösterdiği belirlendi. Ahbap Derneği'ne yapılan 125 milyon 765 bin lira bağışın Berkant Acil ve bağlantılı olduğu kişilerin hesaplarına aktırıldığı tespit edildi. Ahbap Derneği soruşturmasında, 14 kişi gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen Ahbap Derneği soruşturması kapsamında, Haluk Levent’in kardeşi, halihazırda Şile Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında tutuklu bulunan şüpheli Berkant Acil’in, Şile Belediyesi tarafından düzenlenen 35. Uluslararası Şile Bezi Festivali’ni Sur Müzik Yapım Şirketi’ni paravan olarak kullanmak suretiyle doğrudan temin yöntemiyle aldığı, doğrudan temin ihalesinin usulsüz olduğu, şüphelilerin sahne, ışık ve ses düzeni gibi giderleri sahte fatura almak suretiyle yüksek gösterdiği, mali bilirkişi raporuyla yapılan yolsuzlukların tespit edildiği ve Ahbap Derneği’ne yapılan bağışların bir kısmının Haluk Levent’in asistanı Yeliz Kaya’nın kişisel hesabına aktarıldığı, ardından 125 milyon 765 bin TL’nin Berkant Acil ve bağlantılı olduğu şüphelilerin ve şirketlerin hesaplarına aktarıldığı, bu şekilde haksız kazanç elde edilerek bağışların amacı dışında kullanıldığı tespit edildi.

14 GÖZALTI

Şüphelilere yönelik İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Muğla illerinde düzenlenen operasyonlarda 17 şüpheliden 14'ü gözaltına alındı. Aralarında Berkant Acil'in de bulunduğu 3 kişinin tutuklu olduğu öğrenildi. 4 şirkete ise kayyım atandı. Gözaltına alınan şüphelilerin, Berkant Acil (Tutuklu), Mehmet Sait Köse (Tutuklu), Arif Sevik (Tutuklu), Çiğdem Acil, Gözde Aktı, Sedat Konca, Batuhan Coşkundeniz, Alev Tohumcu, Burak Özcan, Ali Sungur Ariç, Muzaffer Köse, Aytaç Köse, Ceyda Köse, Güney Köse, Berk Ulu, Mert Ulu ve Erkin Köse olduğu öğrenildi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

-----------------

-Operasyondan görüntüler

-Adreste yapılan aramalar

-Genel görüntüler

===========================

5- HALUK LEVENT’İN GÖZALTINA ALINMADAN ÖNCEKİ GÖRÜNTÜSÜ

Derya EVREN KORKMAZ / İSTANBUL, (DHA)- Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonda dernek başkanı şarkıcı Haluk Levent gözaltına alındı. Levent’in gözaltına alınmadan önceki görüntüleri ortaya çıktı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneği'ne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında dernek başkanı Haluk Levent 'Dernekler kanununa muhalefet', 'Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama', 'Örgüt üyeliği' suçlarından İstanbul Emniyeti Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından Bursa'da gözaltına alındı. Levent’in 2020-2026 yılları arasında 990 milyon lira bahis oynadığı ve 390 milyon lira kaybettiği belirlendi. Ayrıca Ahbap Derneği'nin hesabından asistanı Yeliz Kaya'nın hesabına ise 120 milyon lira para aktarıldığı tespit edildi. Levent, ifade işlemleri için İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne getirildi. Haluk Levent’in gözaltına alınmadan önce İstanbul İzmir yolundaki bir dinlenme tesisi önünden araca bindiği görüntüler ortaya çıktı.

Görüntü Dökümü:

-------------------

-Haluk Levent’in görüntüsü

- Haluk Levent’in araca binmesi

==========================

6- ‘YASA DIŞI BAHİS’ SORUŞTURMASINDA TURUNCU HOLDİNG A.Ş.’YE KAYYUM ATANDI

Ayşe GÜREL/İSTANBUL (DHA) - İstanbul merkezli 3 ilde, yasa dışı bahis ve suç gelirlerinin aklanmasına yönelik soruşturma kapsamında 25 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi. Operasyonda çok sayıda dijital materyale el konulurken, Turuncu Holding A.Ş. ve bağlı 25 şirket ve şubesine kayyum atandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce yasa dışı bahis suçunun önlenmesi ve suça karışanların tespit edilmesine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, Türk Elektronik Para A.Ş. başta olmak üzere Turuncu Holding A.Ş. merkezli grup şirket yapılanması, bağlantılı şirketler ile bunlara ait şubeler hakkında MASAK raporları, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dış denetim ve inceleme raporları, TÖDEB yazı bildirimleri, açık kaynak araştırma raporları ve şirket kayıtlarında inceleme yapıldı. İncelemelerde yüksek hacimli çok sayıda finansal işlemin gerçekleştirildiği, bazı hesapların yasa dışı bahis ve dolandırıcılık faaliyetleriyle bağlantılı kişilere yöneldiği, suçtan elde edilen gelirlerin aklanarak farklı hesaplara aktarıldığı ve devamında çeşitli finansal kanallar üzerinden kaynağından uzaklaştırıldığının tespit edilmesi üzerine operasyon düzenlendi.

25 ŞÜPHELİYE OPERASYON

25 şüpheliye ve şubeye yönelik, İstanbul merkezli Ankara ve İzmir İl Jandarma Komutanlıklarınca eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda çok sayıda dijital materyale el konuldu. Öte yandan Turuncu Holding A.Ş.'ye ve bağlı bulunan 25 şirket ve şubesine kayyum atandı. (DHA)

Görüntü Dökümü:

----------------

-Operasyondan görüntüler

-Aramalar

-Şüphelilerin gözaltına alınması

===========================

7- NİHAT KAHVECİ GÖZALTINA ALINDI

Ayşe GÜREL / İSTANBUL, (DHA)- ESKİ futbolcu Nihat Kahveci, eşini darbettiği iddiasıyla gözaltına alındı. İstanbul Adalet Sarayı'na getirilen Kahveci, savcılıktaki ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

Eski milli futbolcu Nihat Kahveci, eşini darbettiği iddiasıyla gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından İstanbul Adalet Sarayı'na getirilen Kahveci, savcılıkta ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldı. Soruşturma kapsamında Kahveci’nin eşinin şikayetçi olmadığı, darp raporu almak istemediği ve ifade vermeyi de reddettiği öğrenildi. (DHA)

=============================

8- TUBA ULU’YA 5 AY HAPİS CEZASI

Ayşe GÜREL / İSTANBUL, (DHA)- Bir gösterisinde Kanuni Sultan Süleyman'a yönelik sözleri nedeniyle 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçundan yargılanan sanal medya ünlüsü Tuba Ulu hakkında 5 ay hapis cezası verildi.

Sanal medyada ünlüsü Tuba Ulu, bir gösteride Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman hakkındaki sözleri nedeniyle 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçlamasıyla üçüncü kez hakim karşısına çıktı. Savcılık önceki celsede sunduğu mütalaasında, Ulu’nun 3 yıla kadar cezalandırılmasını talep etmişti. Bugün İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuksuz sanık Tuba Ulu ve avukatları katıldı.

'BÖYLE BİR EYLEMİ KESİNLİKLE GERÇEKLEŞTİRMEDİM'

Mütalaaya karşı savunma yapan Ulu, "İddianameden farklı olarak mütalaada kadınlara aşağılamaya yönelik eylemim olduğu yönündeki iddiaları kabul etmiyorum. Türkiye’de yaşayan bir kadın olarak her alanda mücadele ettiğimi düşünerek bu suçu işlemem mümkün değildir. Böyle bir eylemi kesinlikle gerçekleştirmedim. Beraatımı talep ederim. Gösterilerimde de kadınlara yönelik pozitif ayrıcalıklı gösteriler gerçekleştirdim. Söz konusu söylemlerimin kesinlikle ne bir toplumun kesimini ne de cinsiyeti aşağılamak amacıyla olmadığını düşünüyorum ve söylemlerimin ayrıştırıcı değil birleştirici olduğunu düşünüyorum. Suç işleme kastım yoktur" dedi.

5 AY HAPİS CEZASI

Mahkeme kararında, Tuba Ulu’nun 'Halkın bir kesimini alenen aşağılama' suçundan 5 ay hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. Mahkeme , hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. (DHA)

==============================

9- BAHÇELİEVLER'DE ARIZALI KAMYON İÇİN YOLU BIRAKILAN TUĞLA ZİNCİRLEME KAZAYA NEDEN OLDU: 1 ÖLÜ

Derya EVREN KORKMAZ-Emir Efe BENLİOĞLU /İSTANBUL, (DHA)-BAHÇELİEVLER, Basın Ekspres Yolu'nda arızalanan hafriyat kamyonu için yola bırakılan tuğlaya çarpan hafif ticari araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi üzerine kazaya karıştı. Hafriyat kamyonuna çarpan araca arkadan gelen başka bir hafif ticari aracın da çarpması sonucu meydana gelen zincirleme kazada sürücü Metin Sayılı hayatını kaybetti.

Kaza, saat 06.40 sıralarında Yenibosna Merkez Mahallesi Mahmutbey-Atatürk Havalimanı Bağlantı Yolu Basın Ekspres mevkisinde meydana geldi. İddiaya göre, arıza nedeniyle emniyet şeridinde duran hafriyat kamyonunun şoförü, aracın fark edilmesi amacıyla yola tedbir olarak tuğla bıraktı. Aynı yönde seyreden Metin Sayılı yönetimindeki 19 AY 611 plakalı hafif ticari araç tuğlaya çarptı. Çarpmanın ardından sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği araç, emniyet şeridinde bekleyen hafriyat kamyonuna çarptı. Çarpmanın etkisiyle savrulan hafif ticari araca, arkadan gelen Fatih D. yönetimindeki 34 NNI 676 plakalı hafif ticari araç da çarptı. İhbar üzerine olay yerine polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Metin Sayılı'nın olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken, kaza nedeniyle trafik bir süre tek şeritten sağlandı. Cumhuriyet savcısının olay yerindeki incelemesinin ardından Sayılı'nın cenazesi, otopsi işlemleri için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı. (DHA)

Görüntü Dökümü:

------------

-Kaza yapan araçlardan görüntü

-Olay yerinden görüntü

-Polis ekiplerinden görüntü

-Olay yeri inceleme ekipleri

-Savcının olay yeri çalışması

-Detay görüntüler

=============================

10- BAHÇELİEVLER’DE 6 KATLI BİNA TAHLİYE EDİLDİ; 'İKİ KAÇAK KAT İLAVE EDİLMİŞ'

Derya EVREN KORKMAZ / İSTANBUL, (DHA)- BAHÇELİEVLER’de devam eden inşaat çalışması sırasında bitişikte bulunan 6 katlı apartmanın istinat duvarında hasar oluştu. Kolonlarından sesler gelen bina dün gece tedbir amacıyla tahliye edildi. 15 daireli binanın müteahhidi Vefa Kuşener,"Çalışmalar projeye uygun gerçekleştirildi. Kazı tamamlanıp iş makinesi sahadan çıkarıldıktan sonra iki parsel arasındaki boşlukta bir çökme meydana geldi. Yan binanın eski ruhsatlı projesinde 3 bodrum kat bulunuyor. Ancak bina 1 bodrum kat seviyesinde bırakılmış, üst kısımlarına ise iki kaçak kat ilave edilmiş" dedi.

Bahçelievler Hürriyet Mahallesi Polat Sokak’ta devam eden inşaat çalışması sırasında bitişikte bulunan 6 katlı apartmanın istinat duvarında hasar oluştu ve kolonlarından sesler geldi. İhbar üzerine olay yerine belediye ekipleri sevk edildi. Yapılan incelemelerin ardından 15 dairenin bulunduğu bina tedbir amacıyla tahliye edilerek geçici olarak mühürlendi.

'RİSK NEDENİYLE TAHLİYE EDİLDİ'

İnşaatın müteahhidi Vefa Kuşener, kazı çalışmalarının belediyenin onayladığı statik proje ile zemin etüt raporuna uygun şekilde yürütüldüğünü belirterek, "Bize verilen kazı kotu eksi 4.90’dı. Çalışmalar tamamen bu kotta ve projeye uygun şekilde gerçekleştirildi. Kazı sırasında gerekli şevlendirme çalışmaları yapıldı. Kazı tamamlanıp iş makinesi sahadan çıkarıldıktan sonra iki parsel arasındaki boşlukta bir çökme meydana geldi. Olası bir risk nedeniyle belediyenin teknik ekipleri olay yerine gelerek tedbir amacıyla binayı tahliye etti” dedi.

'TEDBİRLER ALINDI'

Yan taraftaki binanın ruhsatına uygun inşa edilmediğini iddia eden Kuşener, "Yan binanın eski ruhsatlı projesinde 3 bodrum kat bulunuyor. Ancak bina 1 bodrum kat seviyesinde bırakılmış, üst kısımlarına ise iki kaçak kat ilave edilmiş. Bu nedenle temel kotu olması gerekenden yukarıda kalmış. Biz belediyenin onayladığı proje gereği eksi 4.90 kotuna indiğimizde komşu binanın temel kotunun altına inmiş olduk. Oluşan risk nedeniyle belediye ekipleri gerekli tedbirleri aldı" ifadelerini kullandı.

Görüntü Dökümü

------------------

-İnşaat alanından görüntü

-Çalışma yapılmasından görüntü

-Çöken kısımlardan görüntü

-Detay görüntüler

-Vefa Kuşener açıklama

==============================

11- BAYRAMPAŞA'DA 12 YIL ÖNCE SERVİS ŞOFÖRÜNÜ ÖLDÜREN ŞÜPHELİ MUĞLA'DA YAKALANDI

Ali AKSOYER / İSTANBUL, (DHA)- BAYRAMPAŞA’da 12 yıl önce öldürülen servis şoförü Gültekin Yıldırım cinayeti, olay yerinden yıllar önce alınan DNA örneklerinin yeniden incelenmesiyle aydınlatıldı. Elde edilen DNA bilgileriyle eşleşen M.Ö. Muğla’nın Datça ilçesinde bir minibüsün içinde yakalandı.

Bayrampaşa’da otogarın bulunduğu alana yakın yeşil alanda 24 Haziran 2014 saat 14.30 sıralarında meydana gelen olayda servis şoförü olan Gültekin Yıldırım bıçaklanarak öldürülmüş halde bulunmuştu. Olayla ilgili başlatılan soruşturmada bir ilerleme kaydedilemeyince olay faili meçhul olarak kalmıştı. Asayiş şube müdürlüğü, Cinayet Büro Amirliği tarafından faili meçhul cinayet dosyalarının aydınlatılmasına yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında olay yerinde bulunan bazı materyaller üzerinde tekrar DNA incelemesi yapıldı. Gelişen teknoloji ile yapılan çalışmalarda elde edilen DNA bilgilerinin M.Ö. adlı şüpheliyle eşleştiği tespit edildi. Yapılan incelemede M.Ö.'nün olayın olduğu gün ve saatte aynı bölgede olduğu belirlendi. Bu gelişme üzerine harekete geçen Cinayet Büro Amirliğine bağlı ekipler şüpheli M.Ö.’yü Muğla’nın Datça ilçesinde bir minibüsün içinde yakaladı. Şüphelinin Datça’daki işlemlerinin tamamlanmasının ardından İstanbul, Cinayet Büro Amirliğine getirilerek sorgulanacağı belirtildi.

Görüntü Dökümü:

-----------------

-Şüphelinin yakalandığı anlar

===========================

12- EYÜPSULTAN'DA DURDURULAN MOTOSİKLETTE UZUN NAMLULU SİLAH VE EL YAPIMI BOMBA ELE GEÇİRİLDİ: 3 TUTUKLAMA

Ali AKSOYER/İSTANBUL,(DHA)-EYÜPSULTAN'da polisin şüphe üzerine durdurduğu motosiklette AK-47 otomatik silah ile el yapımı 2 bomba ele geçirildi. Gözaltına alınan şüphelinin verdiği bilgiler doğrultusunda 5 ilçede 10 adrese düzenlenen operasyonlarda 6 kişi daha yakalandı. Operasyonlarda ayrıca 2 ruhsatsız tabanca, çok sayıda mermi ve saldırıda kullanılacağı değerlendirilen ikiz plaka ele geçirildi. Gözaltına alınan 7 şüpheliden 3'ü tutuklandı.

Eyüpsultan İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 8 Temmuz'da Göktürk Mahallesi'nde yaptıkları uygulama sırasında şüphe üzerine bir motosikleti durdurdu. Motosiklette yapılan aramada AK-47 otomatik silah, bu silaha ait mermiler ile el yapımı 2 bomba ele geçirildi. Motosiklet sürücüsü B.Ş. gözaltına alındı. Şüphelinin ifadesi üzerine Gasp Büro Amirliği ekiplerince yürütülen çalışmalarda 5 ilçede belirlenen 10 eve eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda 6 şüpheli daha gözaltına alınırken, yapılan aramalarda 2 ruhsatsız tabanca, çok sayıda mermi ve saldırıda kullanılacağı değerlendirilen ikiz plaka ele geçirildi.

BOMBALARIN İNTERNETTEKİ TARİFLERLE HAZIRLANDIĞI BELİRLENDİ

Gasp Büro Amirliği tarafından yürütülen soruşturmada, ele geçirilen el yapımı bombaların internet üzerinden ulaşılan tarifler kullanılarak hazırlandığı tespit edildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından B.Ş. ile bağlantılı oldukları belirlenen M.A.K. ve M.K. çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Diğer 4 şüpheli hakkındaki adli işlemlerin sürdüğü öğrenildi. Ele geçirilen silah ve bombaların hangi amaçla kullanılacağının belirlenmesine yönelik incelemelerin çok yönlü olarak devam ettiğini bildirildi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

------------

(Polis kamerası)

-Operasyondan görüntüler

-Şüphelilerin yakalanması

-Adliyeye sevk

-Ele geçirilenler

=============================

13- MALTEPE'DE ZİNCİRLEME KAZA: TANKERDEN İNEN YOLCU YARALANDI

İsa ALMAÇAYIR/İSTANBUL, (DHA)- MALTEPE'de yağış nedeniyle kayganlaşan yolda kaza yapan doğal gaz tankerinden inen yolcuya çarpmamak için yavaşlayan otomobile arkadan gelen hafif ticari araç çarptı. Çarpmanın etkisiyle savrulan otomobili fark eden kişi, refüjün arkasına atlayarak yaralandı.

Kaza, saat 11.20 sıralarında Başıbüyük Mahallesi Büyükbakkalköy Yolu'nda meydana geldi. İddiaya göre, seyir halindeki doğal gaz tankeri, yağış nedeniyle kayganlaşan yolda şoförünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu bariyerlere çarparak kaza yaptı. Tankerde bulunan yolcu, başka bir kazanın yaşanmaması için araçtan inerek trafiği yavaşlatmak istedi. Bu sırada seyir halindeki otomobilin kadın sürücüsü, yoldaki kişiye çarpmamak için frene bastı. Arkadan gelen hafif ticari araç ise otomobile çarptı. Trafiği yavaşlatmaya çalışan tanker yolcusu, otomobilin altında kalmamak için son anda kendisini refüjdeki bariyerlerin arkasına attı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan yaralı, sağlık ekiplerince ambulansla hastaneye kaldırıldı. Polis ekipleri, kaza nedeniyle trafiği tek şeritten kontrollü olarak sağlarken, Sancaktepe istikametinde trafik yoğunluğu oluştu. Polis ekipleri, kazayla ilgili inceleme başlattı.

'OTOMOBİL DURAMAYINCA KONTROLÜ KAYBETTİK'

Kazaya karışan hafif ticari aracın sürücüsü Kadir Karataş, "Başıbüyük yolunda seyir halindeydik. TIR daha önce burada kaza yapmıştı. Yoldaki yayayı görünce önümüzdeki otomobil durdu. Yaya da bariyerlere sıkışmamak için kendisini diğer tarafa attı. Biz de polis ve itfaiyeye haber verdik. Önümüzdeki otomobil yağış nedeniyle ıslanan yolda durunca aracımızın kontrolünü kaybettik ve otomobile çarptık. Yaya da bu sırada kendisini diğer tarafa attı" dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

-----------

Olay yerinden görüntü

Ekiplerden görüntü

Kaza yapan araçlardan görüntü

Kadir Karataş ile röp

Genel ve detay görüntüler

==========================

14- ATAŞEHİR'DE KIRMIZI IŞIKTA GEÇEN MOTOSİKLETE OTOMOBİLİN ÇARPTIĞI KAZA KAMERADA

İsa ALMAÇAYIR-Hiba HAKBİLİR/İSTANBUL, (DHA)- ATAŞEHİR'de kırmızı ışıkta geçen motosiklete caddeye çıkan otomobil çarptı. Kaza, başka bir otomobilin araç kamerasına yansıdı.

Kaza, saat 06.50 sıralarında İçerenköy Mahallesi Kayışdağı Caddesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, seyir halindeki motosiklet sürücüsü, trafik ışığının kırmızı yandığı sırada durmayarak kavşağa girdi. Bu sırada caddeye çıkan otomobil motosiklete çarptı. Çarpmanın etkisiyle yola savrulan motosiklet sürücüsü, kazayı yara almadan atlattı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde sürücünün yaralanmadığı belirlendi. Kaza anı ise başka bir otomobilin araç kamerasınca kaydedildi. Polis ekipleri kazayla ilgili inceleme başlattı. (DHA)

Görüntü Dökümü:

---------

(Araç kamerası)

Kaza anı

=============================

15- İSTANBUL İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ'NDEN 15 TEMMUZ FOTOĞRAF SERGİSİ

Gülseren KARAPINAR-Şevval CİNDİR/İSTANBUL, (DHA)-15 Temmuz darbe girişiminin 10'uncu yılı dolayısıyla hazırlanan 15 Temmuz fotoğraf sergisi İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nde açıldı.

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında hazırlanan 15 Temmuz fotoğraf sergisi ziyarete açıldı. Serginin açılışına İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Kaya, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Medet Ekşi, kurum yöneticileri, öğrenciler ve davetliler katıldı. 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan olayları belgeleyen fotoğraflar aracılığıyla Türk milletinin demokrasiye, milli iradeye ve bağımsızlığa sahip çıkma kararlılığının gelecek nesillere aktarılmasının amaçlandığı belirtildi. Açılışa katılanlar, kurdele kesimi ve müzik dinletisinin ardından sergiyi gezerek darbe girişimi sırasında çekilen fotoğrafları inceledi.

'TÜRKİYE AŞKIYLA DONANMIŞ NESİLLER YETİŞTİRME SORUMLULUĞUMUZU ASLA UNUTMAYACAĞIZ'

İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Medet Ekşi, “15 Temmuz, milletimizin bu ruh hâliyle meydanlara çıkıp birlik ve beraberlik içinde şer odaklarının planlarını paramparça ettiği tarihtir. 15 Temmuz, yeniden dirilişin miladıdır. Diriliş ruhunu canlı tutma noktasında biz eğitimcilere büyük görevler düşmektedir. Şehitlerimizin ve gazilerimizin şerefli hayatlarını, örnek hatıralarını yeni nesillere aktarmaya, tanıtmaya devam edeceğiz. Millet olma bilincini diri tutmak için işgale direnen kahramanları unutmamak ve unutturmamak gibi bir ödevimiz var. 15 Temmuz ruhunu geleceğe taşımak için sadece bir günü değil, yılın her gününü sosyal ve kültürel faaliyetlerle değerlendireceğiz. Ülkemizin parçalanması için işgal girişimine yeltenen hain örgütün mankurtlaştırdığı kişilere istedikleri bütün kötülükleri yaptırabildiklerini gördük. Vatanımıza göz dikenler öncelikle zihinleri işgal ettiler. Akıllarını kiraya verenlerin memleketimize verdiği zarar ortadadır. Bizler; soran, sorgulayan, Türkiye merkezli düşünen, Türkiye uğruna ter döken, Türkiye aşkıyla donanmış nesiller yetiştirme sorumluluğumuzu asla unutmayacağız. İradesi çalınan insanlarla memleketimizin geleceğini çalmaya çalışanlar asla başarılı olamayacaklar. İstiklal bilinciyle istikbale emin adımlarla yürüyüşümüzü sürdürerek yarınlarımız uğruna aşkla, şevkle çalışmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nü kutluyor, şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyorum” dedi.

'MİLLET İRADESİNE SAHİP ÇIKTI, MEMLEKETİNE SAHİP ÇIKTI, LİDERİNE SAHİP ÇIKTI'

Serginin açılış kurdelesini keserken konuşan Vali Yardımcısı Mustafa Kaya, "Ülkemizin, milletimizin en önemli tarihlerinden biri olan 15 Temmuz, bu milletin milli iradesine sahip çıktığının en önemli göstergelerinden bir tanesiydi. Büyük ve hain bir kalkışma gerçekleşti. Bu kalkışmayı da bizim kendi içimizden yetiştirdiğimiz insanlar yaptı. Aklını ve iradesini başka yerlere teslim etmiş, onların yönlendirmesiyle kendi topumuzla, kendi tüfeğimizle, kendi uçağımızla, kendi tankımızla Meclis'imizi bombaladılar, insanlarımızı öldürdüler. Belki de bu milletin hiçbir zaman aklına gelmeyecek, bu milletin içinden bu kadar hain çıkacağını hiçbirimizin düşünmeyeceği bir geceyi yaşadık. Millet iradesine sahip çıktı, memleketine sahip çıktı, liderine sahip çıktı, demokrasisine sahip çıktı ve müthiş bir kahramanlık örneği göstererek 253 şehit verdi, büyük bir mücadele ortaya koydu. Bu milletin başkalarının yönlendirmesiyle bir yerlere ulaşamayacağını, bu milletin alt edilemeyeceğini bir kez daha gösterdi; her zaman gösterdiği gibi. İnşallah bir daha böyle bir şey göstermesi gerekmez ama gerektiğinde göstereceğini de hep birlikte gördük. Bu sergiyle bunun 10'uncu yılını anacağız ve unutmamamız gerekiyor. Bu milli hafızamızı genç nesillere sürekli aktarmak gerekiyor; her milli mücadelede, her kahramanlık örneğinde olduğu gibi. Bundan dolayı emeği geçen, bu serginin hazırlanmasına katkı sunan tüm öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi ve milli eğitim camiasını tebrik ediyorum. Cenab-ı Allah bir daha milletimize bu tür sıkıntıları yaşatmadan, birlik ve beraberlik içinde güzelliklerle yaşamayı nasip eylesin diyorum. Hayırlı, uğurlu olsun" diye konuştu. (DHA)

Görüntü Dökümü:

------------

- İl Milli Eğitim Müdür yardımcısı Medet Ekşi’nin konuşması

-İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Kaya’nın konuşması

-Kurdele kesimi

-Sergi alanın gezilmesi

-Genel ve detay görüntüler

===============================

16- SABİHA GÖKÇEN HAVA TRAFİK KONTROL KULESİ, 15 TEMMUZ’DA KIRMIZI BEYAZA BÜRÜNECEK

İbrahim YILDIZ/İSTANBUL, (DHA) - 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü nedeniyle Sabiha Gökçen Havalimanı Hava Trafik Kontrol Kulesi, akşam saatlerinden itibaren kırmızı ve beyaz renklerle ışıklandırılacak.

Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün 10 yıl dönümü nedeniyle havalimanının hava trafik kontrol kulesinde akşam saatlerinden itibaren başlayacak olan görsel anma, gece boyunca devam edecek ve havalimanını kullanan yerli ile yabancı binlerce yolcuya görsel bir şölen sunacak.

Konuyla ilgili olarak bir açıklama yapan Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Meydan Otoritesi HEAŞ Genel Müdürü Faruk Kacır, “15 Temmuz, aziz milletimizin vatanına, bayrağına ve milli iradesine sahip çıktığı eşsiz bir demokrasi destanıdır. FETÖ başta olmak üzere, ülkemizin bekasına ve birliğine kasteden tüm terör örgütlerine karşı milletçe yürüttüğümüz kararlı mücadeleden asla ödün vermeyeceğiz. Bu destanın 10. yıl dönümünde, aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, kahraman gazilerimize şükran ve saygılarımı sunuyorum. 15 Temmuz’u unutmayacak, unutturmayacağız” ifadelerini kullandı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber