DHA İSTANBUL BÜLTENİ- 3

1 - BAKAN ERSOY 'MEHMED ŞEVKİ EFENDİ-MUSHAF-I ŞERİF' KİTAP TANITIM PROGRAMINA KATILDI
Gülseren KARAPINAR-Harun ŞAHBAZOĞLU/İSTANBUL, (DHA)-KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı tarafından düzenlenen 'Mehmed Şevki Efendi - Mushaf-ı Şerif' kitap tanıtım toplantısına katıdı. Bakan Ersoy, "Bizler, Şevki Efendi gibi sahasında çığır açan bir sanatkarımızın, bir tane eserinin dahi basılmamış olmasını ciddi bir eksiklik olarak gördük ve bunu gidermek adına çalışmalarımızı başlattık. Biz, Şevki Efendi'nin yazmış olduğu 25 Mushaf arasından 1878'de yazdığı Mushaf'ı seçerek basımını yaptık. Bu çalışma aynı zamanda TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığımızın neşrettiği ilk eser olarak da tarihe geçmiştir" dedi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) Türkiye Yazma Eserler Kurumu (TÜYEK) Yazma Mushaflar Dairesi'nin ilk yayını 'Mehmed Şevki Efendi- Mushaf-ı Şerif' kitap tanıtım programına katıldı. Programa Bakan Ersoy'un yanı sıra, İstanbul Valisi Davut Gül, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Coşkun Yılmaz, Hat Sanatçısı Mehmet Özçay ve davetliler katıldı. Burada bir konuşma yapan Ersoy, Kur'an-ı Kerim'in kitap haline getirilmiş şekli olan Mushaf yazımında Mehmet Şevki Efendi'nin önemli bir isim olduğuna vurgu yaptı.
'ŞEVKİ EFENDİ'NİN 1878'DE YAZDIĞI MUSHAF'I SEÇEREK BASIMINI YAPTIK'
Programda konuşma yapan Bakan Ersoy, "Şevki Efendi, hat tarihçilerimiz ve büyük hattatlarımız tarafından Osmanlı hat sanatında, sülüs ve nesih hatlarının zirvesi kabul edilmektedir. Bu büyük usta aynı zamanda Mushaf yazımında kendisinden sonraki hattatları derinden etkilemiş, günümüzde ise Mushaf yazımında hattatların tamamının takip ettiği yegane üslubun sahibi haline gelmiştir. Biz, Şevki Efendi’nin yazmış olduğu 25 Mushaf arasından 1878’de yazdığı Mushaf’ı seçerek basımını yaptık. Zira bu Mushaf yine alanının uzmanları tarafından mükemmelliğe örnek gösterilmekte; büyük sanatkarın nesih hattında ve hat tarihindeki konumunun şahidi olarak değerlendirilmektedir. Sultan Mehmed Reşat tarafından şehzadeliğinde hocasına yazdırdığı Mushaf’ın müzehhibi ise yine dönemin önde gelen sanatkarlarından Hüseyin Hüsnü Efendi’dir. Bizler, Şevki Efendi gibi sahasında çığır açan bir sanatkarımızın, bir tane eserinin dahi basılmamış olmasını ciddi bir eksiklik olarak gördük ve bunu gidermek adına çalışmalarımızı başlattık. Bu sadece bizim değil, hemen her hattatın ve önde gelen hat uzmanlarının bir beklentisi, arzusuydu. Öyle ki TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığımız tarafından Şevki Efendi Mushafı’nın basılacağı haberi ciddi bir heyecan vesilesi olmuş; aldığımız geri dönüşler, duyulan memnuniyet bizlerin de şevkini ve gayretini beslemiştir. Çalışmamızın her aşamasında son kararın, Mushaf’ı yayına hazırlayan ve günümüzde hat sanatımızın dünyadaki en önde gelen temsilcilerinden olan sayın Mehmet Özçay tarafından verildiğini burada vurgulamak isterim. Zira bu çalışmanın sancaktarı da odur. Hocamız, 2013’ün Ocak ayında Topkapı Sarayı’nda 1 hafta boyunca tarama yaparak bu yolu açmış, bugüne ulaşana kadar her menzilde emek sarfetmiştir. Çok şükür ehil ellerin bu emeğini, bu hasretini vuslata dönüştürmek bugüne nasip olmuştur." dedi.
'ÖZENLE ÇALIŞTIK'
Bakan Ersoy, "Bir Mushaf basmanın manevi hassasiyetine ve Şevki Efendi gibi çok önemli bir insan hazinemizin mirasını bugüne ve yarınlara taşımanın getirdiği sorumluluğa yakışır şekilde, özenle çalıştık. En gelişmiş baskı tekniklerini kullandık; kağıdından cildine, kutusuna ve rengine varıncaya kadar kaliteden, estetik ve zarafetten ödün vermedik. Arzu edilen baskı kalitesini yakalamak için tekrar tekrar baskı gerçekleştirdik. Hemen her sayfanın birden fazla basılmış olması, çalışmalarımızda gösterdiğimiz titizliğin bir sonucudur. Bu Mushaf sadece hattatı ve hattıyla değil, tezhibi ve cildiyle de muhteşem bir sanat eseridir. TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığı, bu neşriyle yaklaşık 150 senelik özlemi sonlandırmış, Şevki Efendi’ye olan vefa borcumuzun bir nebze olsun ödenmesine vesile olmuştur. Şevki Efendi’ye ve onun şahsında Türk milletinin milli ve manevi benliğini yaşatmak uğruna sanatını, ilmini, ömrünü vakfetmiş; eserler ve hizmetler üretmiş cümle geçmişlerimizi rahmetle, şükranla yad ediyorum. Bu çalışma aynı zamanda TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığımızın neşrettiği ilk eser olarak da tarihe geçmiştir" dedi.
'ÇEKİRDEK BİR İLİM HEYETİ OLUŞTURDUK'
Bakan Ersoy, "Unutmamak gerekir ki yazma eserler sözkonusu olduğunda çok fazla bilim dalı ve uzmanlık işe dahil olmaktadır. Kodikoloji, konservasyon ve restorasyon uygulamaları, Karbon-14 testiyle tarihlendirme, malzeme özelliklerinin tespiti, kataloglama ve veri tabanı oluşturma gibi başlıklarla uzayıp giden bir listeden bahsediyoruz. Hal böyle olunca bilimsel araştırma laboratuvarları, teknolojik ekipmanlar, Mushaf tarihi ve yazma eser uzmanları, restoratör, kimyager ve biyologlardan oluşan çalışma grupları da araştırmaların bilimselliği ve sürekliliği açısından belirleyici bir öneme sahip oluyor. Bütün bu zaruretlerin bir an önce yerine getirilmesi için gereken adımı atan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmuş, zatıalilerinin talimatlarıyla TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığı kurulmuştur. Bütün yazma eserlerin, doğal olarak Mushafların da TÜYEK çatısı altında toplanması gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum. Başkanlığımız bu konuda gerekli girişimleri başlatmıştır. Biz Bakanlık olarak müzelerimizdeki bütün yazma eserleri zaten TÜYEK’e devrettik. Aynı şekilde TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığımız da belirlenen program ve planlar doğrultusunda çalışmalarını başlatmıştır. Bu alanın önde gelen uzmanlarından Sayın Prof. Dr. Mehmet Emin Maşalı hocamızın başkanlığında, Diyanet İşleri Başkan Yardımcımız Sayın Hafız Osman Şahin ile değerli hocamız Hattat Mehmet Özçay’ın da yer aldığı çekirdek bir ilim heyeti oluşturduk. Başkanlığımız, TÜYEK’in yazma eserler konusundaki tecrübesini arkasına alarak, ülkemizdeki ve dünyadaki ilgili kurum ve kişilerin katkısıyla önemli hizmetlere imza atacaktır" ifadelerini kullandı.
'İSTANBUL'DA GÜZEL BİR ANA ŞAHİTLİK EDİYORUZ'
Programda bir konuşma yapan İstanbul Valisi Davut Gül ise, "İstanbul'da güzel bir ana şahitlik ediyoruz. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Daha da önemlisi bugün bu güzelliğe gelen her birinize, gelerek şahitlik eden her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İnşallah Coşkun Hocamızın gayretleriyle, çalışmasıyla, hocalarımızın destekleriyle bu çalışmalar daha da artar. İstanbulumuza bu anlamda değer kazandıran herkese tekrar teşekkür ediyor. Hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Program, Bakan Ersoy’a hediye takdimi ve fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. (DHA)
Görüntü Dökümü
-------
-Eserlerden görüntüler
-Katılımcılardan görüntüler
-Vali Gül’ün konuşması
-Bakan Ersoy’un konuşması
-Hediye takdimi
-Hatıra fotoğrafı çekimi
-Genel ve detay görüntüler
===========
2 - OKTAY KAYNARCA'NIN İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Ayşe GÜREL/İSTANBUL (DHA) - 'UYUŞTURUCU' soruşturması kapsamında gözaltına ve adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılan oyuncu Kaynarca’nın ifadesi ortaya çıktı.
Oktay Kaynarca savcılıkta verdiği ifadesinde, ‘İfademin başında belirtmek isterim ki ben her zaman uyuşturucu gibi yasaklı maddelere karşıyım. Sormuş olduğunuz Günyüzü Konakları’ndaki eve gittim. Orada Murat Gülibrahimoğlu bulunmaktaydı. Göstermiş olduğunuz fotoğraflardaki eğlence grubunun orada olduğuna tanık oldum. Rabia Karaca’nın ifade ettiği, 'Murat Gülibrahimoğlu ile Oktay Kaynarca’nın yeni havalimanı taraflarında Orta Doğululara hitap edecek inşaat projesi ile ilgili reklam yüzü teklifini kabul ettiği' şeklindeki beyanını kabul ediyorum. Murat Gülibrahimoğlu ile yakın arkadaşım. Fatih Keleş isimli kişiyi de Murat Gülibrahimoğlu’nun yanında gördüğüm için tanırım. Rabia Karaca’nın ifade ettiği, “Murat Gülibrahimoğlu ile Oktay Kaynarca’nın yakın arkadaş olduğu, uyuşturucu ve fuhuş partilerinde birbirlerine kadın hediye ettikleri' şeklindeki beyanını kabul etmiyorum. Murat yakın arkadaşımdır; ancak fuhuş gibi bir suçta aracılık yapmam söz konusu dahi olamaz. Rabia Karaca isimli şahsı kesinlikle tanımıyorum. Murat Gülibrahimoğlu’ndan tanıtım filmi için 100 bin dolar aldım. Sonradan bu proje hayata geçmediği için parasını iade ettim. Proje ile ilgili çekim yapıldı ancak hayata geçmedi" dedi. (DHA)
=========
İSTANBUL- YEŞİLAY GENEL BAŞKANI DİNÇ: KUMARLA ALAKALI 2019 YILINDA 37, 2025'TE İSE 5 BİN 748 BAŞVURU ALDIK
Tuğçe SEZER ODABAŞI- Fırat ALKIZ / İSTANBUL, (DHA)- TÜRKİYE Yeşilay Cemiyeti, kumar bağımlılığına ilişkin güncel veriler ve çözüm önerilerini paylaşmak amacıyla basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, kumar bağımlılığının Türkiye için 'afet' boyutuna ulaştığını belirterek " İlk oynama yaşları olarak gördüğümüz yaşlar yüzde 34'ü 18 yaşın altında. 2019 yılında kumarla alakalı 37 tane başvuru almışız. Bu 37 başvuru 2020 yılında 334'e çıkmış. Pandeminin yoğunlaşmasının ardından da 2021 yılında 2 bin 63'e, 2022 yılında 3 bin 201'e, 2023 yılında 3 bin 772'ye, 2024 yılında 4 bin 798'e ve nihayet bu sene 2025 yılında 5 bin 748'e çıkmış. Bize gelen danışanların yüzde 13'ü lisansüstü, Yüzde 11'i üniversite mezunu, lisans mezunu. Yüzde 11'i ön lisans mezunu. Yüzde 10'u lise mezunu, yüzde 9'u ortaokul mezunu, yüzde 8'i ilkokul mezunu, yüzde 3'ü okul bitirmemiş durumda" dedi.
Türkiye Yeşilay Cemiyeti, sanal kumarın yaygınlaşmasına dikkat çekmek ve kumar bağımlılığına ilişkin 2025 yılı verileri ile çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaşmak amacıyla bir basın toplantısı düzenledi. Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Merkezi'nde düzenlenen toplantıda Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç konuştu.
'YEDAM'A KUMAR BAŞVURULARI 37'DEN 5 BİN 748'E ÇIKTI'
Kumar bağımlılığının geldiği noktaya dikkat çekerek konuşmasına başlayan Doç. Dr. Dinç, "Kumarla alakalı bir problemimiz var. Ülkemizde yangın haline gelmiş, afet adını koyabileceğimiz büyük bir tehditle, tehlikeyle karşı karşıyayız. Yeşilay Danışmanlık Merkezlerimizde ücretsiz bir şekilde bağımlılara hizmet veriyoruz. Alkol, madde, tütün, internetle ilişkili bağımlılıklar ve kumar. 2019 yılında kumarla alakalı 37 tane başvuru almışız. Bu 37 başvuru 2020 yılında 334'e çıkmış. Pandeminin yoğunlaşmasının ardından da 2021 yılında 2 bin 63'e, 2022 yılında 3 bin 201'e, 2023 yılında 3 bin 772'ye, 2024 yılında 4 bin 798'e ve nihayet bu sene 2025 yılında 5 bin 748'e çıkmış. 37 ile başladığımız problem bugün 5 bin 748 tane bağımlı olduğunu kabul eden, itiraf eden, çok büyük kayıplar yaşamış insan olarak karşımıza çıktı. Bu buzdağının görünen kısmıdır. Bunun gerisinde bize gelmemiş, kumar bağımlılığından dolayı muzdarip, çok büyük problemler yaşamış çok daha büyük bir insan grubunun olduğunun bilincindeyiz, farkındayız" diye konuştu.
'KUMARA BAŞLAMA YAŞINDA EN RİSKLİ GRUP 18-25'
Kumar bağımlılığında yaş faktörüne dikkat çeken Dinç, "Yine baktığımızda kumar bağımlılarının ilk oynama yaşları olarak gördüğümüz yaşlar yüzde 34'ü 18 yaşın altında. Bu çok büyük bir tehdit, tehlike. Yani gelişim çağında, beyninin ve diğer fiziksel özelliklerinin halen gelişmeye devam ettiği bir dönemde, bağımlılığın gelişimsel nörolojik bir iz olarak insanın hayatında yer almasının uzun vadeli ne kadar kalıcı etkileri olduğunun çok çok farkındayız. İkinci grubumuz, en yaygın başlama yaşı anlamında, yüzde 42 ile 18-25 yaş arası gençlerimiz. Enerjilerinin en yüksek olduğu, zihinlerinin en açık olduğu, güçlerinin en fazla olduğu, en büyük başarıları kazanabilecekleri, en büyük atılımları yapacakları, hayatlarında en önemli adımları atacakları bir dönemde maalesef çocuklarımızın, gençlerimizin boş vaatlerle, yanlış hayallerle kumara bulaştıklarını görebiliyoruz. Bize gelen danışanların yüzde 42'si, büyük çoğunluğu 18-25 yaş arasında. 25 yaştan sonrası yine genç sayılır ama o daha düşük bir grup yüzde 22 oranında kumara başlama yaşı olarak ortaya çıkıyor. Kumara başlama ilerleyen yaşlarda daha da azalıyor. En riskli grup 18-25, ikinci riskli grup 18 yaş altı" ifadelerini kullandı.
'BAĞIMLILIK ENDÜSTRİSİ GENÇLERİ HEDEF ALIYOR'
Bağımlılık endüstrisinin özellikle gençleri hedef aldığını vurgulayan Dinç, "Bağımlılık nörolojik bir iz olarak ortaya çıksın, kurtulması çok daha zahmetli, çok daha uzun süreli olsun diye bağımlılık endüstrisi hususen çocuklarımızı, gençlerimizi hedef alan algoritmalarını, reklam politikalarını buna göre organize eden bir sistem gözeterek bu işi yürütüyorlar" dedi.
'TEDAVİ OLMAK İSTİYORUM DİYENLERİN YÜZDE 43,4'ü 30-40 YAŞLARI ARASI'
Tedavi olmak isteyenlerin yaş dağılımına ilişkin de verileri paylaşan Doç. Dr. Dinç, "Kurtulmak, tedavi olmak istiyorum diyenlerin yaşları en büyük oranımız yüzde 43,4 ile 30-40 yaşları arası. Yüzde 36 oranında 20-30 yaş arası danışanımız var. Ondan sonra 40-50 yaş arasında yüzde 15, 50-60 yaş arası yüzde 2, 20 yaş altı yüzde 1 ve 60 yaş üstü de yüzde 0,6" diye konuştu.
'EN YÜKSEK RAKAM LİSANSÜSTÜ, ÜNİVERSİTENİN ÜZERİNE YÜKSEK LİSANS,DOKTORA YAPMIŞ İNSANLARDA'
Doç. Dr. Dinç, "Yüzde 13'ü lisansüstü bize gelen danışanların. Yüzde 11'i üniversite mezunu, lisans mezunu. Yüzde 11'i ön lisans mezunu. Yüzde 10'u lise mezunu, yüzde 9'u ortaokul mezunu, yüzde 8'i ilkokul mezunu, yüzde 3'ü okul bitirmemiş durumda. Normalde eğitimle beraber bağımlılığın azalmasını bekleriz ama burada tam tersi bir çerçeve söz konusu. En yüksek rakam lisansüstü, üniversitenin üzerine yüksek lisans yapmış, doktora yapmış insanımızda olduğunu görüyoruz" dedi.
'10 KİŞİDEN 8'İ KURTULUYOR'
İnternet ve cep telefonlarının kumara erişimde rol oynadığını vurgulayan ve YEDAM'daki tedavi başarı oranlarından bahseden Dinç, "Kumara bulaşma anlamında internet çok önemli, cep telefonları çok önemli bir aracılık rolü oynuyor. Yeşilay Danışmanlık Merkezlerimizde, 105 tane noktada, Türkiye'nin her şehrinde ücretsiz bir şekilde hizmet veren merkezlerimizde, 3 ay tedaviye gelen danışanlarımızın yüzde 80'ini, 6 ay gelenlerin yüzde 83'ünü, 9 ay gelenlerin yüzde 83'ünü kurtarmış durumdayız. Yani bir insan bağımlı olduğunda Yeşilay Danışmanlık Merkezlerine gelir ve devam ederse 10 kişiden 8'ini kurtarmış oluyoruz. Bu çok büyük bir rakam. Bu çok ümit verici, heyecan arttırıcı bir rakam çünkü bağımlılıklar, diğer bütün psikopatolojilere kıyasla tedaviye çok daha dirençlidirler. Ve kumar bağımlılığı diğer bağımlılıklardan da daha da dirençlidir. Dolayısıyla kumar bağımlısı bir kardeşimizi devam etmesi halinde bu kadar istikrarlı bir şekilde, bu kadar yoğun ve üst düzeyde bir şekilde kurtarabiliyorsak bu işin mücadelesi mümkün, bu işin önüne geçmek mümkün. Bir çağrıda bulunmak istiyorum. Kumara bir şekilde bulaştıysak çaresi var." diye konuştu
'KUMAR KUMARDIR, MASUMLAŞTIRILMAMALI'
Doç. Dr. Dinç, "Çok hızlı, acil, hemen bugün, şimdi atılması gereken adımlar konusunda 5 tane öneriyi sizlerle paylaşmak istiyoruz. Kumar kumardır. Bahis değildir, şans değildir, talih değildir. Bahis diyerek, şans diyerek, talih diyerek meseleyi şansla ilişkilendirmek, beceriyle, kabiliyetle ilişkilendirmek, talihle ilişkilendirmek insanımızın algısını yanıltmaktır, kumarı masumlaştırmaktır, zararsız göstermektir, normalleştirmeye çalışmaktır. Kumar kumardır. Kavram birliğine gitmeden bu konuda doğru bir mücadele geliştirmek söz konusu olmaz. Yasal olan başka, yasadışı olan başka dersek bu konuda başarısız oluruz. Dolayısıyla kumar reklamlarının hemen bugün, vakit kaybetmeden yasaklanması gerektiğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
'BİR İNSAN ALIŞVERİŞ SİTESİNE GİRDİĞİNDE KUMAR OYNAMA İMKANI BULMAMASI LAZIM'
Kumara erişim kanallarının daraltılması gerektiğini belirten Dinç, "Bir diğer mesele kumara erişim kanallarının daraltılması gerektiği konusunda ısrarımızı tekrar ifade etmek istiyorum. Bir insan alışveriş sitesine girdiğinde kumar oynama imkanı bulmaması lazım. Telefon faturasını yatırmak ya da kampanyalardan faydalanmak için bir telefon sitesine girdiğinde, telekomünikasyon sitesine girdiğinde kumar oynama imkanının olmaması lazım. İnsanlara tuzak kurmamamız lazım. Danışanlarımıza destek oluyoruz, bir noktaya getiriyoruz fakat tetikleyici unsur olarak alışveriş sitesine girdiğinde kumar reklamı görüyor, bütün emeğimiz boşa gidiyor" dedi.
'TOPLU BİR MÜCADELEYLE BU ATEŞ SÖNDÜRÜLEBİLİR'
Çağrıda bulunan Doç. Dr. Dinç, "Çocuklarımıza bu hastalığın bulaşma kanallarını çok hızlı bir şekilde tıkamamız gerekiyor. Bunların başında kavram birliğine gitmemiz gerekiyor, reklamları yasaklamamız gerekiyor, erişim kanallarını daraltmamız gerekiyor, masumlaştıran, kolaylaştıran oyun gibi unsurları denetlememiz gerekiyor ve bunu özendiren kanalları, insanları ciddi bir yaptırımla karşı karşıya bırakmamız gerekiyor. Bu şekilde topyekün bir mücadele yaparsak bu ateşi söndürebileceğiz, bu problemin üstesinden gelebileceğiz" dedi.
Görüntü Dökümü:
------------------
-Mehmet Dinç açıklamaları
=======================
3- BAHÇELİEVLER'DE ÇALIŞTIĞI KUYUMCUDAN HIRSIZLIK YAPAN ŞÜPHELİ YAKALANDI
Ali AKSOYER / İSTANBUL, (DHA)- BAHÇELİEVLER'de 3 ay önce çalışmaya başladığı kuyumcunun kasasından 350 bin dolar ve 58 bin euro çalarak kaçan E.A. (20) ve parayı saklamasına yardım eden 6 arkadaşı yakalandı. Şüpheli E.A.'nın hırsızlık yaptıktan sonra otelde buluştuğu kadınlarla eğlendiği ardından kalan parayı saklamak için arkadaşlarına emanet ettiği belirlendi. Gözaltına alınan 7 şüpheliden 5'i tutuklanırken 2 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Kuyumcukent'te bulunan bir kuyumcuda 3 aydır çalışan E.A., iş yerinin kasasında bulunan 350 bin dolar ve 58 bin euro'yu 9 Ocak'ta çalarak kaçtı. Durumu fark eden 62 yaşındaki iş yeri sahibi C.D., polise giderek şikayetçi oldu. İhbarın ardından başlatılan çalışmalarda şüpheli E.A.'nın para dolu çantayla iş yerinden uzaklaştığı anların güvenlik kameralarına yansıdığı belirlendi.
OTELDE EĞLENMİŞ
Dolandırıcılık Büro Amirliği ekiplerinin olayla ilgili yürüttüğü çalışmalarda olayın ardından oturduğu mahalleye giden şüpheli E.A.'nın parayı bir süre evinin kömürlüğünde sakladığı ardından sanal medyada tanıştığı kadınları otele çağırarak eğlendiği tespit edildi. Yakalanma korkusuyla kalan parayı arkadaşlarına emanet eden şüphelinin kaçmayı sürdürdüğü tespit edildi.
5 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
Kalan paranın yakalanmaması için 6 kere el değiştirdiği belirlenirken kimlik tespiti yapılarak takibe alınan şüpheliler E.A.(20), T.Y.(20), Y.B.T.(19), E.A.(32), A.Z.(20), S.K.(33) ve M.A(33) gözaltına alındı. Evde yapılan aramalarda ele geçirilen 180 bin 650 dolar ile 34 bin 480 euro kuyumcuya teslim edildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 5'i çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanırken, 2'si adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. (DHA)
Görüntü Dökümü:
----------
(Güvenlik kamerası)
-Şüphelinin çantayla iş yerinden çıktığı anlar
-Sokakta yürümesi
(Aktüel)
-Şüphelinin adliyeye sevki
-Ele geçirilenler
========
4- BAKIRKÖY'DE 2 EVDEN 1 MİLYON LİRA DEĞERİNDE ZİYNET EŞYASI ÇALAN ŞÜPHELİLER YAKALANDI
Ali AKSOYER/İSTANBUL,(DHA)-BAKIRKÖY'de aynı gün girdikleri 2 evden toplamda 1 milyon lira değerinde ziynet eşyası çalan 2 şüpheli Kadıköy'de yakalandı. Daha önceden çok sayıda suç kaydı olduğu öğrenilen şüpheliler emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Yeşilköy Mahallesi, Hilmi Naili Sokak'ta bulunan eve 10 Ocak'ta giren hırsızlar yaklaşık 200 bin lira değerindeki ziynet eşyasını çaldı. Aynı gün aynı sokaktaki başka bir eve giren şüpheliler, içeride buldukları ziynet eşyalarını alarak kaçtı. İhbarların ardından iki evden yaklaşık 1 milyon lira değerinde ziynet eşyası çalındığı belirlendi.
BAĞDAT CADDESİ'NDE YAKALANDILAR
Hırsızlık Büro Amirliği tarafından başlatılan çalışmalarda, şüphelilerin binalara giriş ve çıkış anlarının güvenlik kameralarına yansıdığı tespit edildi. İncelenen güvenlik kamerası görüntüleriyle kimlik tespiti yapılan şüpheliler Damla Ç. (19) ve kuzeni Naz Ç. (22), teknik ve fiziki takibin ardından Kadıköy Caddebostan Mahallesi Bağdat Caddesi'nde yakalandı.
ÇOK SAYIDA SUÇ KAYITLARI ÇIKTI
Asayiş Şube Müdürlüğünde işlemleri yapılan şüphelilerin daha önceden de çok sayıda polis kaydı olduğu ortaya çıktı. Şüphelilerden Damla Ç'nin daha önce 31 evden hırsızlık, Naz Ç'nin ise çeşitli suçlardan 30 kaydı olduğu belirlendi. Şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
----------
(Güvenlik kamerası)
-Şüphelilerin binaya giriş-çıkış anları
(Aktüel)
-Şüphelilerin adliyeye sevki
===========
5- BÜYÜKÇEKMECE'DE SANAL MEDYADA CANLI YAYIN YAPARKEN DENİZE ATLAYAN KADINI KURTARDI
Derya EVREN KORKMAZ - Feridun AÇIKGÖZ / İSTANBUL, (DHA)- Büyükçekmece'de sanal medyada canlı yayın yapan Sinan Can Sakızlı, dün gece yayın sırasında denizde gördüğü kadını eşiyle birlikte kurtardı. Kadının hayatına son vermek için denize atladığı öğrenilirken, kurtarılma anları canlı yayında saniye saniye kaydedildi.
Olay, dün gece saat 01.00 sıralarında Büyükçekmece Albatros Sahili'nde meydana geldi. Sanal medyada canlı yayın yapan Sinan Can Sakızlı, eşiyle birlikte yürüyüş yaptığı sırada denizde bir kişinin olduğunu fark etti. Durumu anlayan çift, denizdeki denizdeki kişiyi kurtarmak için hemen yardıma koştu. Çevredekilerden yardım isteyen çift, durumu sağlık ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen 112 Acil Sağlık ekipleri, denizden çıkarılan kadına yaptıkları ilk müdahalenin ardından ambulansla hastaneye kaldırdı.
'EŞİM DENİZDE BİR İNSAN OLDUĞUNU SÖYLEDİ'
Olayı anlatan sanal medya yayıncısı Sinan Can Sakızlı, "Eşimle dışarı çıkmıştık ve canlı yayındaydık. Bir anda eşim denizde bir insan olduğunu söyledi. İlk başta inanamadım. Sonra vatandaşlık görevimi yaptım diyebilirim. Aslında herkesin yapabileceği bir şeydi. Canlı yayının da etkisiyle çevredekileri toplamak istedim. 'Gelin, kadını kurtaralım' dedim. Yaklaşık 15-20 dakikalık bir uğraşın ardından kadını kurtardık. Kadının bilinci kapalıydı. Videoda tam belli olmuyor ama elimi uzattığımda gözleri kayıyordu. Bu yüzden sürekli bağırarak kendine gelmesini istedik. Çevrede kimse yoktu. Eğer biz oradan geçmeseydik kimse fark etmeyecekti" dedi.
'NEDEN KAMERAYI AYARLIYORSUN DİYE TEPKİLER ALDIM'
Sinan Can Sakızlı, "Tepki almak için yapmadım ama hayatımda ilk kez bu kadar olumlu tepki aldım. Olumsuz tepkiler de oldu; 'Kadını neden bırakıyorsun, neden kamerayı ayarlıyorsun' diyenler oldu. Benim işim yayın yapmak ama o an ellerim donmuştu. Orada başka kişiler de vardı. Kısa süreliğine bırakıp ısındım. Üzerimdeki her şeyi çıkardım, çoraba kadar. Denize atlamayı düşünüyordum ancak eşim atlamamam gerektiğini söyledi. İki kişi daha 'atlama' dedi. Çünkü iyi bir yüzücü değilim. Ben de boğulabilirdim. Doğru olanı yaptığımızı düşünüyoruz. Aksi halde bu kez benimle uğraşacaklardı. Sonradan kadının durumunu sordum, şokta olduğunu söylediler. Son halini de merak ediyorumö dedi.
Olay çevredeki iş yerlerinin güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerde, kadının denize atladığı, yayıncı çiftin de durumu fark ederek hızla olay yerine koştuğu anlar yer aldı. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------
-Kadının denize atlaması güvenlik kamerası
-Yayın sırasında kadının kurtarılma anları
-Sinan Can Sakızlı röportaj
-Olay yerinden detay görüntüler
=======
6- BÜYÜKÇEKMECE İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ'NDEN CEP TELEFONU ÇALAN ŞÜPHELİ KAMERADA
Derya EVREN KORKMAZ / BÜYÜKÇEKMECE, (DHA)- BÜYÜKÇEKMECE İlçe Sağlık Müdürlüğü'nde görevli bir personelin cep telefonunu çalan şüpheli, polis ekiplerince yakalandı. Hırsızlık anları güvenlik kamerasına yansıdı.
Olay, Dizdariye Mahallesi'nde bulunan Büyükçekmece İlçe Sağlık Müdürlüğü'nde meydana geldi. Kurumda görev yapan Rayana Shrikı'ye ait cep telefonunun çalınması üzerine Büyükçekmece Polis Merkezi Amirliği'nce çalışma başlatıldı. Büyükçekmece Asayiş Büro Amirliği ekipleri, çevredeki güvenlik kamera görüntülerini inceleyerek hırsızlığı gerçekleştiren kişinin Ahmet Kocaoğlu (34) olduğunu tespit etti. Hakkında çok sayıda suç kaydı bulunduğu öğrenilen Kocaoğlu, 9 Ocak'ta Dizdariye Mahallesi'nde yapılan saha çalışması sonucu yakalandı. Şüphelinin çaldığı cep telefonuna ise ulaşılamadı. Gözaltına alınan Kocaoğlu, işlemlerinin tamamlanmasının ardından Büyükçekmece Polis Merkezi Amirliği'ne teslim edildi. Şüpheli, buradaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Öte yandan hırsızlık anları güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde şüphelinin cep telefonunu alarak kurumdan çıktığı anlar yer aldı. (DHA)
Görüntü Dökümü:
-----------
-Şüphelinin kuruma girişi
-Şüphelinin cep telefonunu alması
-Şüphelinin çıkışı
-Şüphelinin gözaltına alınması
===========================
7- BEYKOZ'DA KÖMÜRLÜKTE ÇIKAN YANGIN GECEKONDUYA SIÇRADI
Esra GÜNTEPE - Ulaşcan ÖZER /İSTANBUL, (DHA)- BEYKOZ'da gecekondunun kömürlük kısmında yangın çıktı. Alevler kısa sürede büyüyerek gecekonduya sıçradı. Yangın itfaiye ekipleri tarafından söndürüldü.
Yangın, saat 14.45 sıralarında Çavuşbaşı Mahallesi Fatih Caddesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, gecekondunun bahçesindeki kömürlükte bilinmeyen nedenle yangın çıktı. Alevler kısa sürede büyüyerek gecekonduya sıçradı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine acil sağlık, itfaiye ve polis ekipleri geldi. Alevler itfaiye ekipleri tarafından söndürüldü. Sağlık ekiplerinin kontrollerinde yangında yaralanan kimsenin olmadığı belirlendi. Hasarın oluştuğu gecekondu da, çıkan yangına ilişkin inceleme başlatıldı. (DHA)
Görüntü Dökümü:
-----------
-Yangından görüntüler
-Yanan kömürlük
-Ekiplerin çalışmaları
-Genel ve detaylar
========================
8- ETİYOPYA'DA SİLAHLI SALDIRIDA HAYATINI KAYBEDEN İŞ İNSANLARININ CENAZELERİ ADLİ TIP'TAN ALINDI
Canan İLARSLAN – Emir Efe BENLİOĞLU/ İSTANBUL,(DHA)- ETİYOPYA'da turistik gezi sırasında uğradıkları silahlı saldırıda hayatını kaybeden iş insanı Erdoğan Akbulak (68) ve Cengizhan Güngör'ün cenazeleri Türkiye'ye getirildi. Adli Tıp Kurumu'nda otopsi işlemleri tamamlanan Akbulak ve Güngör'ün cenazeleri aileleri ve iş arkadaşları tarafından alındı. Akbulak'ın iş arkadaşı Murat Türkoğlu " Omo Vadisi'ni görmek üzere yola çıktılar. Kaldıkları yerden başka bir yere intikal ederken iki araçla bir ateş altında kalıyorlar. Birinci araç önden kurtulup gidiyor, ikinci araçta da Cengizhan Bey, Erdoğan Bey ve şoför maalesef orada ateş altında kalıp vefat ediyorlar. Daha sonra da bugün ancak büyükelçiliğin büyük yardımlarıyla buraya getirebildik" dedi.
Etiyopya'ya turistik gezi amacıyla giden iş insanları Erdoğan Akbulak, Cengizhan Güngör ve 2 arkadaşı 12 Ocak günü sabah saatlerinde silahlı saldırıya uğradı. Saldırıda Akbulak, Güngör ve Etiyopyalı şoför hayatını kaybetti. Diğer 2 arkadaşları ise başka bir araçta olmaları sebebiyle saldırıdan yara almadan kurtuldu. Sabah saatlerinde Türkiye'ye getirilen Akbulak ve Güngör'ün cenazeleri Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.
'KALDIKLARI YERDEN BAŞKA BİR YERE İNTİKAL EDERKEN İKİ ARAÇLA ATEŞ ALTINDA KALIYORLAR'
Saldırıda hayatını kaybeden Erdoğan Akbulak'ın İş arkadaşı Murat Türkoğlu, "Kendisiyle beraber çalışıyoruz. Dört kişilik arkadaş grubu ile 8 Ocak 2026 Perşembe günü tamamen turistik bir seyahat için Omo Vadisi'ni görmek üzere yola çıktılar. Olay Pazartesi günü 12 Ocak günü meydana geldi. Kaldıkları yerden başka bir yere intikal ederken iki araçla bir ateş altında kalıyorlar. Birinci araç önden kurtulup gidiyor, ikinci araçta da Cengizhan Bey, Erdoğan Bey ve şoför maalesef orada ateş altında kalıp vefat ediyorlar. Daha sonra da bugün ancak büyükelçiliğin büyük yardımlarıyla buraya getirebildik. Güvenlik orada, getirmek için büyükelçilik güvenlik ile ilgili bayağı tedbirler aldı. Şu anda cenazeler Adli Tıp'a geldi. Diğer sağ kalan iki kişi de geldiler. Kendisi sektör mensuplarında bilinen bir insandır" dedi.
'BÜTÜN CAMİA TARAFINDAN SEVİLEN, İLERİ GÖRÜŞLÜ BİR İNSANDIR'
Murat Türkoğlu, "Kendisi çok iyi bir patrondur, iyi bir insandır. Bütün camia tarafından sevilen, ileri görüşlü bir insandır. Maalesef, böyle elim bir kazada kendisini kaybettik, hiç olacak iş değil. Söylenecek bir söz yok, hem Cengizhan Bey için hem Erdoğan Bey için Allah'tan rahmet diliyoruz, yakınlarına sabırlar diliyoruz. Etiyopya'da Omo Vadisi'ne yakın bir yerde, Jimma'ya yaklaşık 11 saatte araçla, büyükelçiliğin büyük çabasıyla döndüler" diye konuştu.
CENAZELER ADLİ TIP KURUMU’NDAN ALINDI
Hayatını kaybeden Erdoğan Akbulak ve Cengizhan Güngör’ün cenazeleri ailesi ve iş arkadaşları tarafından Adli Tıp Kurumu’ndan alındı. Erdoğan Akbulak’ın cenazesi yarın öğlen Karacaahmet Şakirin Camii’nde Karacaahmet Şakirin Camii'nde kılınacak cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilecek. Güngör'ün ise yarın öğlen Karacaahmet Şakirin Camii'nde kılınacak namazın ardından Cuma günü Balıkesir Gönen'de aile kabristanlığına defnedileceği öğrenildi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
-----------------------
-Akbulak ve Güngör'ün fotoğrafları
-Adli Tıp Kurumu'ndan görüntüler
-Murat Türkoğlu ile röportaj
-Genel ve detaylar
==========================
9- AVUKAT REZAN EPÖZDEMİR HAKKINDA TAHLİYE KARARI
Ayşe GÜREL/İSTANBUL (DHA) Avukat Rezan Epözdemir hakkında yargılandığı rüşvet davasında yurt dışı çıkış yasağıyla tahliye kararı verildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan iki ayrı soruşturma kapsamında, ‘rüşvet’, 'FETÖ'ye yardım’ ve 'siyasal ve askeri casusluk' suçlamalarıyla 10 Ağustos’ta gözaltına alınan Avukat Epözdemir, ‘rüşvete aracılık etmek’ iddiasıyla 14 Ağustos’ta tutuklanmıştı. Epözdemir hakkında Yargıtay 5’nci Ceza Dairesi’nde görülen ‘rüşvet’ davasında yurt dışı çıkış yasağıyla şeklinde adli kontrol tedbiri ile tahliye kararı verildi. Meslekten ihraç edilen Cumhuriyet Savcısı Cengiz Çallı’nın ise tutukluluğunun devamına karar verildi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
---------
ARŞİV








