DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 3

1- CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: KATILIM FİNANS, TÜM DÜNYA İÇİN DAHA ADİL VE GÜVENLİ BİR MODELDİR
Tuğçe SEZER ODABAŞI-Fırat ALKIZ/İSTANBUL,(DHA) - 3’üncü Küresel İslami Ekonomi Zirvesi’nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Faizin olduğu yerde bereket olmaz. Sömürünün, haksızlığın, etik ve ahlak dışı rekabetin olduğu yerde bereket bulunmaz. Yalnızca kar maksimizasyonu ve tüketim hırsının dikkate alınıp toplumsal refah ve adaletin dışlandığı bir ortamda bereket kendisine yer bulamaz. İslam iktisadının ayrılmaz bir parçası olan katılım finans, sadece Müslümanlar için değil tüm dünya için daha adil ve güvenli bir modeldir" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, “Emlak Katılımı halka arz etmeyi hedefliyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde milletimizin de güçlü büyümeye doğrudan ortak olmasına imkan sağlayacağız. Bir diğer hamlemiz, Ziraat, Vakıf ve Halk Katılımın birleştirilmesi olacaktır. Bu üç katılım bankamızın güçlerini birleştirmesiyle ortaya büyük bir sinerji çıkacak, inşallah sektör farklı bir ivme kazanacaktır. Ben her iki kararımızın da şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Demirören Medya'nın 'Global İletişim Ortağı' olduğu, Cumhurbaşkanlığı himayesinde ve AlBaraka Zirve Serisi kapsamında İstanbul Finans Merkezi (İFM) Halkbank Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen 3’üncü Küresel İslami Ekonomi Zirvesi’nde konuştu. Programa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, Demirören Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Demirören ile çok sayıda davetli de katıldı. Program, Mısır El-Ezher Camii İmam Hatibi Şeyh Mohammed Salem Amer’in Kuran-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından Albaraka Forum Mütevelli Heyeti Başkanı Abdullah Saleh Kamel ve Masjid al-Haram imamı, Uluslararası İslam Fıkıh Akademisi Başkanı, Suudi Kraliyet Divanı Danışmanı ve Kıdemli Âlimler Konseyi Üyesi Dr. Saleh bin Abdullah bin Humaid, birer konuşma gerçekleştirdi. What Capital Builds-Sermayenin Ürettiği Değer isimli film gösterisinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan katılımcılara hitap etti.
‘ZİRVE KAPSAMINDAKİ PANEL, OTURUM VE ETKİNLİKLERİN, HAYIRLARA VESİLE OLMASINI DİLİYORUM’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kıtaları, kültürleri ve kalpleri birbirine bağlayan bu aziz şehirde, 3’üncü İslam Dünya Ekonomi Zirvesi vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Türkiye'nin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden bu önemli zirveye iştirak eden tüm misafirlerimize, tüm katılımcılarımıza hoş geldiniz, safalar getirdiniz diyorum. Zirve kapsamındaki panel, oturum ve etkinliklerin, burada yapılacak tespit ve teşhislerin, ortaya konulacak teklif ve tenkitlerin ülkelerimiz, İslam alemi ve tüm insanlık için şimdiden hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bugün bir kez daha Albaraka Grubu'nun banisi ve İslami finansın öncü şahsiyeti Şeyh Salih Abdullah Kamil'i rahmetle yad ediyor, Rabbim mekanını inşallah cennet eylesin diyorum. Merhum Şeyh Salih'in fikir ve ideallerini bugüne taşıyan, onun inşa ettiği bu binayı yeni yapılarla güçlendiren Abdullah Salih Kamil kardeşime ayrıca teşekkür ediyorum" diye konuştu.
‘ZİRVEDE, ULUSAL VE BÖLGESEL TECRÜBELERDEN ÇIKARILAN DERSLER DE MERCEK ALTINA ALINACAK’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İslam ekonomisinde sermaye, sürdürülebilir kalkınma için servetin yapılandırılması temasıyla tertip edilen zirvede fevkalade nitelikli tartışmalar yapıldı ve yapılacak. Akademisyenlerimiz, politika üreticilerimiz, alanında uzman isimler sermayenin İslam ekonomisindeki rolünü, fikri, stratejik, etik, sektör bazlı ve pratik boyutlarıyla etraflıca değerlendirecek. Dijital dönüşüm ve yönetişim gibi çağımızın yeni gerçekliklerinin de masaya yatırıldığı zirvede, ulusal ve bölgesel tecrübelerden çıkarılan dersler de mercek altına alınacak. Uluslararası yatırımlar ve bölgesel finans entegrasyonundan dijital İslami bankacılığa, sermaye oluşumu ve finansal aracılık mekanizmalarından İslami sermayenin makro ve mikro ekonomik düzeylerdeki rolüne, yapay zeka araçlarının kullanımından üretken sermaye olarak vakıfların güçlendirilmesine, farklı konular özelinde yapılacak fikir alışverişlerinin hepimiz için ufuk açıcı, faydalı ve müşahhas neticelere vesile olmasını diliyorum" dedi.
DEMİRÖREN MEDYA’YA TEBRİK
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Mevcut engellerin aşılması, alternatif çözümlerin geliştirilmesi noktasında zirveyi yeni bir kilometre taşı olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum. Al Baraka Forum başta olmak üzere zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisimize, Türkiye Varlık Fonu'na, İstanbul Finans Merkezi'ne, İslam İşbirliği Gençlik Forumu'na ve İbn Haldun Üniversitemize yürekten teşekkür ediyorum. Aynı şekilde organizasyonun partnerleri olan Halkbank'ımızı, Türk Hava Yolları'mızı, Anadolu Ajansı'mızı ve Demirören Medya'yı tebrik ediyorum" diye konuştu.
‘COĞRAFYAMIZDAKİ GÜVEN VE İSTİKRAR İKLİMİ, SAVAŞ VE KRİZLERLE GİDEREK DAHA DA FAZLA TAHRİP EDİLİYOR’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şurası bir gerçek ki, İslam alemi olarak son yıllarda farklı cephelerde pek çok krizle aynı anda mücadele ediyoruz. Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki İsrail mezalimi ateşkese rağmen hala devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi pervasızca yürüttüğü işgal ve istila politikasını Lübnan'ın güneyinden Beyrut'un içlerine doğru günden güne genişletiyor. İran merkezli savaş, Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerin durma noktasına gelmesiyle birlikte yalnızca Körfez'deki kardeş ülkelerimizi değil, tüm dünyayı olumsuz etkiliyor. Coğrafyamızdaki güven ve istikrar iklimi, savaş, kriz, kardeş kavgası ve belirsizliklerin tesiriyle maalesef giderek daha da fazla tahrip ediliyor. Özellikle ekonomi ve finans alanında küresel bir kırılmanın meydana geldiği, gelişmişlik düzeyinden bağımsız olarak sarsıntıların neredeyse her ülkede hissedildiği günleri yaşıyoruz" dedi.
‘KÜRESEL BORÇLULUĞUN 2026'NIN İLK ÇEYREĞİNDE 350 TRİLYON DOLARA ULAŞTIĞINI GÖSTERMEKTEDİR’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bakınız, burada endişe verici bir rakamı sizlerle paylaşmak istiyorum. Uluslararası Finans Enstitüsü tarafından kısa süre önce yayınlanan bir rapor, küresel borçluluğun 2026'nın ilk çeyreğinde 350 trilyon dolara ulaştığını göstermektedir. Bu borç yükünün ne kadar sürdürülebilir olduğu, küresel ekonominin geleceği açısından cevaplandırılması gereken ciddi bir sorundur. Şunu açık ve net ifade etmek durumundayım. Ameliyat gerektiren rahatsızlıkları pansumanla tedavi edemezsiniz. Cari küresel sistem, geride bıraktığımız son 20 yılda ne yazık ki birçok fırsatı sorumsuzca heba etmiştir. Borca ve faize dayalı küresel finans mimarisi, 2008 krizi sonrasında krizin kök sebeplerini ortadan kaldırmak yerine palyatif adımlarla sorunu halının altına süpürmeyi tercih etmiştir. Bugün geldiğimiz noktada şu hakikati hepimiz görebiliyoruz. Adalet, ahlak, üretim ve adil paylaşım ilkelerini merkeze alan bir iktisadi ve finansal paradigmaya geçilmeden finansal krizlerin önüne geçilemez. Sistemin bizatihi kendisinden kaynaklanan bu sıkıntılar çözülmedikçe, farklı aralıklarla aynı problemleri yaşamaktan kurtulamayız" diye konuştu.
‘BİZDE HER ŞEYDEN ÖNCE ‘BEREKET’ DİYE BİR KAVRAM VARDIR’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “"Dünya 5'ten büyüktür" tespitimiz yalnızca kural ve değerlerin yok sayıldığı uluslararası konjonktürü değil, aynı zamanda eşitsizlik ve sömürüye dayalı ekonomik, ticari ilişkileri de kapsamaktadır. “Daha adil bir dünya mümkün" derken de aynı şekilde insanlık ailesi olarak çaresiz olmadığımızı, gerek ekonomide gerek uluslararası ilişkilerde tek bir sisteme mahkum olmadığımızı ifade ediyoruz. Halihazırdaki küresel finans mimarisine yönelik eleştiri ve itirazlarımızı daha da yoğunlaştırmalı, somut alternatifleri hayata geçirebilmek için daha çok çaba harcamalıyız. İslam ekonomisinin vazettiği prensipleri ne kadar sahiplenirsek, bu modeli ne denli odak ve hareket noktası haline getirirsek hedeflerimize o kadar çabuk ulaşırız. Biliyorsunuz bizde her şeyden önce ‘bereket’ diye bir kavram vardır. Bereket, Rahmetli Erbakan hocamızın tarifiyle, helal yollardan elde edilen 1 liralık kazancın, haram bulaşan 2 liralık kazançtan daha büyük olduğuna inanmaktır. Dolayısıyla bereket, kapitalist ekonomi teorileriyle anlaşılması mümkün olmayan bir mefhumdur" ifadelerini kullandı.
‘MÜSLÜMANLAR OLARAK HEPİMİZİN ÖNCELİKLİ MİSYONU OLMALIDIR’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Faizin olduğu yerde bereket olmaz. Sömürünün, haksızlığın, etik ve ahlak dışı rekabetin olduğu yerde bereket bulunmaz. Yalnızca kar maksimizasyonu ve tüketim hırsının dikkate alınıp toplumsal refah ve adaletin dışlandığı bir ortamda bereket kendisine yer bulamaz. İslam iktisadı, adalet, ahlak, erdem, diğergamlık, risk paylaşımı, sürdürülebilirlik ve sosyal refah gibi değerler etrafında teşekkül eder. Yalnızca ekonomik kalkınmayı değil, aynı zamanda içtimai bünyenin güçlendirilmesini ve çevrenin de korunmasını esas alır. İnfakı, yardımı, dayanışmayı, dezavantajlı grupları koruyup kollamayı gözetir. Bu değerlerimizi küresel ekonomi aktörlerine iyi anlatmak, mevcut sistemi bu hasletler ışığında tadil, tamir ve revize etmek Müslümanlar olarak hepimizin öncelikli misyonu olmalıdır. Elbette bunun için bereket mefhumuna samimiyetle inanmamız, çok daha önemlisi evimiz, sokağımız ve ticarethanemizden başlayarak bereketin temsil ettiği hasletleri bizzat yaşamamız ve yaşatmamız gerekir. İslam iktisadının ayrılmaz bir parçası olan katılım finans, sadece Müslümanlar için değil tüm dünya için daha adil ve güvenli bir modeldir. Bankacılık, sermaye piyasaları, sigortacılık, tasarruf finansmanı ve sosyal finans gibi alanları kapsayan katılım finansı, yeni bir küresel finans mimarisinin inşasına katkı sağlayabilecek güçlü bir yapı olarak görüyorum. Katılım finans sistemini, Türkiye'nin ekonomik kalkınması ve finans istikrarı açısından stratejik bir unsur olarak değerlendiriyoruz" dedi.
‘YÜZDE 100 ORANINDAKİ KURUMLAR VERGİSİ MATRAH İNDİRİMİNİN SÜRESİNİ 2047 YILINA KADAR UZATTIK’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul Finans Merkezi'nin iki taşıyıcı kolonundan birinin Fintech, diğerinin ise katılım finans olması, bu sistemin gelişimine verdiğimiz önemin açık bir göstergesidir. Ayrıca ülkemizi yatırımın, üretimin ve finansal araçların bir araya geldiği güçlü bir bağlantı noktası yapmak için yoğun çaba harcıyoruz. Dün yürürlüğe giren kapsamlı yasal düzenlemeyle ülkemizin yatırım cazibesini artıracak rekabetçi bir teşvik programını hayata geçirdik. İstanbul Finans Merkezi'ndeki katılım finans kuruluşlarının finansal hizmet ihracatından elde ettikleri gelirler için uygulanan yüzde 100 oranındaki kurumlar vergisi matrah indiriminin süresini 2047 yılına kadar uzattık. Finansal faaliyet harcı muafiyetini 5 yıldan 20 yıla çıkardık. Banka ve sigorta muameleleri vergisi, damga vergisi ve harç istisnaları ile nitelikli uluslararası çalışanlara yönelik gelir vergisi avantajlarını devreye aldık. İstanbul Finans Merkezi'ndeki şirketlerin transit ticaret ve yurt dışı aracılık faaliyetlerinden elde ettikleri gelirleri kurumlar vergisinin dışında tuttuk. Tek durak ofisimizi 15 gün önce İstanbul Finans Merkezi'nde hizmete açtık. 2027-2030 dönemini kapsayacak Katılım Finans Strateji Belgesi'nin hazırlıklarını da sürdürüyoruz" diye konuştu.
'AKTİF BÜYÜKLÜĞÜ 4,7 TRİLYON LİRAYI AŞAN KATILIM BANKACILIĞI, GÜÇLÜ BÜYÜME PERFORMANSINI SÜRDÜRÜYOR'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunu büyük bir memnuniyetle ifade etmek de fayda görüyorum. Türkiye'de katılım finans alanındaki kurum sayısı ve işlem hacmi istikrarlı bir şekilde artmaya devam ediyor. Aktif büyüklüğü 4,7 trilyon lirayı aşan katılım bankacılığı, sektördeki payını yüzde 9,5 seviyesine yükselterek güçlü büyüme performansını sürdürüyor. Halihazırda üçü dijital olmak üzere faaliyet gösteren 10 katılım bankamız, çeşitlenen ürün ve hizmet portföyleriyle sistem içindeki ağırlığını artırıyor. Bu bankalar reel ekonomimize de önemli katkılar sunuyor. Katılım sermaye piyasalarında ise sukuk ihraçları ciddi büyüklüğe ulaştı. Geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla toplam sukuk ihraç tutarı 614 milyar lira seviyesine geldi. Bu tutarın yüzde 64'ü Hazine ve Maliye Bakanlığımız, yüzde 36'sı ise katılım finans kuruluşları ve reel sektör tarafından gerçekleştirildi. Aynı dönemde bankacılık dışı finansal kesimin sukuk ihraçları da bir önceki yıla göre reel olarak yüzde 33,3 artışla 16,6 milyar lira oldu. Yani kamu ve özel sektörün katılım finans araçlarına olan ilgisi güçlenerek devam ediyor. Bu tablo bize sukukun alternatif bir finans aracı olarak sermaye piyasalarındaki konumunu giderek sağlamlaştırdığını gösteriyor. Diğer taraftan katılım esaslı menkul kıymet yatırım fonlarının büyüklüğü de bir önceki seneye göre reel olarak yüzde 47 oranında arttı ve 2025 yılı sonu itibarıyla 864 milyar liraya ulaştı" ifadelerini kullandı.
‘BORSA İSTANBUL'DAKİ 6,3 MİLYON YATIRIMCININ 4,4 MİLYONU, KATILIM ENDEKS KAPSAMINDAKİ ŞİRKETLERE DE YATIRIM YAPTI’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu dönemde katılım esaslı emeklilik yatırım fonlarının büyüklüğü yüzde 74 artışla 798 milyar liraya, katılım esaslı borsa yatırım fonlarının toplam değeri ise yüzde 128 artışla 239 milyar liraya yükseldi. Ülkemizde katılım esaslı faaliyet gösteren 9 tasarruf finansman şirketinin toplam aktif büyüklüğü, 2 sene öncesine kıyasla 5 kat artış kaydederek 323 milyar liraya çıktı. Yine aynı dönemde tasarruf finansmanı sistemine katılan kişi sayısı da 3 katına çıkarak 1,2 milyonu aştı. 2026'nın ilk çeyreğinde katılım endeksinde yer alan şirketlerin toplam piyasa değeri, Borsa İstanbul'da işlem gören tüm şirketlerin toplam piyasa değerinin yüzde 36'sına ulaştı. Borsa İstanbul'daki 6,3 milyon yatırımcının 4,4 milyonu, yani yüzde 69'u katılım endeks kapsamındaki şirketlere de yatırım yaptı. Sigortacılık sektöründeki 5 katılım sigorta şirketinin toplam pazar payı, yine bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 6,5 seviyesine ulaşırken bu şirketlerin toplam prim üretimi 26 milyar lira oldu. Aynı periyotta bireysel emeklilik sistemindeki 2,3 trilyon liralık toplam fon tutarının yüzde 40'lık bölümü katılım esaslı fonlarda değerlendirildi. Otomatik katılım sisteminde ise katılım esaslı fonların payı yüzde 60'a yükseldi" dedi.
‘EMLAK KATILIMI HALKA ARZ ETMEYİ HEDEFLİYORUZ’
Cumhurbaşkanı Erdoğan son olarak, "Türkiye Varlık Fonu da katılım finans alanındaki faaliyetlerine yenilerini ekleyerek bu alanda öncü rol üstlenmeye devam ediyor. Bu vesileyle katılım finans sistemine güç katacak iki haberi burada sizlerle paylaşmak isterim. Cumhuriyetimizin en köklü kurumlarından biri olan Emlak Bankasını 2018 yılında yaptığımız düzenlemeyle Emlak Katılıma çevirmiş, böylelikle bu organizasyonu hem aslına hem de katılım finans ruhuna uygun şekilde yeniden ihya etmiştik. Hamdolsun, attığımız bu adım neticesinde kurumumuz kısa sürede katılım finansın en dinamik aktörlerinden biri haline geldi. Şimdi bu başarıyı daha ileri bir noktaya taşımayı, Emlak Katılımı halka arz etmeyi hedefliyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde milletimizin de güçlü büyümeye doğrudan ortak olmasına imkan sağlayacağız. Bir diğer hamlemiz, Ziraat, Vakıf ve Halk Katılımın birleştirilmesi olacaktır. Bu üç katılım bankamızın güçlerini birleştirmesiyle ortaya büyük bir sinerji çıkacak, inşallah sektör farklı bir ivme kazanacaktır. Ben her iki kararımızın da şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum" diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü:
----------
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşması
===========
3-BAKAN KACIR: 2030'A KADAR 5 MİLYAR AVRONUN ÜZERİNDE SANAYİ KARBONSUZLAŞTIRMA YATIRIMINI DESTEKLEMEYİ HEDEFLİYORUZ
Gülseren KARAPINAR-Emir BENLİOĞLU/İSTANBUL,(DHA)- SANAYİ ve Teknolloji Bakan Mehmet Fatih Kacır, Sıfır Atık Forumu Yüksek Düzeyli Sanayi Bakanları Oturumu’nda konuşma yaptı. Bakan Kacır, "TIDIP ile 2030 yılına kadar 5 milyar avronun üzerinde sanayi karbonsuzlaşma yatırımını desteklemeyi ve yıllık 20 milyon ton karbondioksit eşdeğeri sera gazı emisyon azaltımı sağlamayı hedefliyoruz" dedi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır Sıfır Atık Forumu kapsamında, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Sıfır Atık Vakfı ev sahipliğinde 'Sanayide Yeşil Dönüşüm: Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Perspektifi' başlıklı Yüksek Düzeyli Bakanlar Oturumu’nda konuşma yaptı. Oturuma Bakan Kacır’ın yanı sıra farklı ülkelerden bakanlar, uluslararası kuruluş temsilcileri ve finansal kurum paydaşları da katıldı. Oturumda, sanayinin yeşil ve dijital dönüşümünün hızlandırılması, sıfır atık ile döngüsel ekonomi ilkelerinin sanayi politikalarına entegrasyonu ve küresel iş birliğinin güçlendirilmesi konuları ele alınırken katılımcılar, sıfır atık ve döngüsel ekonomi vizyonunun sanayide tam anlamıyla hayata geçmesinin önünde; maliyet baskılarından teknolojiye erişim sorunlarına, kurumlar arası eşgüdüm eksikliğinden nitelikli iş gücü yetersizliğine kadar çok boyutlu zorluklar olduğu konusunda görüşlerini ifade etti.
'KÜRESEL BİR SEFERBERLİĞE DÖNÜŞMÜŞTÜR'
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Cumhurbaşkanımızın kıymetli eşi Emine Erdoğan Hanımefendinin himayelerinde başlatılan Sıfır Atık Hareketi; atıkları değere dönüştürürken ve kırılgan dünyamızı korurken, doğayla uyumlu üretim ve tüketim anlayışının mümkün olduğunu ortaya koyan kapsamlı bir dönüşüm çabasıdır. Bu hareket; israfı önleyen, kaynaklara değer veren, kayıpları en aza indiren ve aşırı tüketim yerine dengeyi esas alan yeni bir yaşam kültürünü temsil etmektedir. Memnuniyetle ifade etmek isterim ki bu vizyon ulusal sınırlarımızı aşmış ve insanlığın ortak sorunlarına çözüm arayan küresel bir seferberliğe dönüşmüştür. Bu öneminin bir göstergesi olarak, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu 30 Mart tarihini Uluslararası Sıfır Atık Günü olarak ilan etmiştir. Bu vizyoner yaklaşım doğrultusunda Türkiye, sanayimizin bu yönde dönüşümünü hızlandırmak amacıyla kapsamlı politika ve destek mekanizmaları uygulamaktadır. Bu çerçevede yatırım teşvik sistemimizi, sanayinin yeşil ve döngüsel dönüşümünü daha etkin şekilde destekleyecek biçimde yeniden yapılandırdık" dedi.
'TÜBİTAK 700 MİLYON ABD DOLARI KAYNAK TAHSİS ETMİŞTİR'
Bakan Kacır, "Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) aracılığıyla iklim dostu teknolojiler, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, döngüsel ekonomi, temiz üretim ve sürdürülebilir malzemeler gibi kritik alanlardaki Ar-Ge faaliyetlerini destekliyoruz. TÜBİTAK, yeşil dönüşüm ve iklim değişikliği alanında çalışan 4 bin 500 projeye ve 4 bin 300 bilim insanına 700 milyon ABD doları kaynak tahsis etmiştir. TÜBİTAK’ın Yeşil Büyüme Teknoloji Yol Haritaları; demir-çelik, alüminyum, çimento, kimya, plastik ve gübre gibi stratejik ve yüksek emisyonlu sektörlerde yeşil dönüşüm için kritik teknolojileri ortaya koymaktadır. Amacımız; bu ortak vizyon doğrultusunda yeni Ar-Ge projelerinin, teknoloji girişimlerinin ve iş birliği platformlarının ortaya çıkmasını teşvik ederek geleceğin yeşil teknolojilerini geliştiren ve ihraç eden bir inovasyon ekosistemi oluşturmaktır" diye konuştu.
'NET SIFIR EMİSYON HEDEFİ İÇİN 71 MİLYAR DOLARIK YATIRIMA İHTİYAÇ VAR'
Bakan Kacır, "Projeksiyonlarımıza göre Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefine ulaşabilmesi için, karbon yoğunluğu yüksek olan demir-çelik, çimento, alüminyum ve gübre sektörlerinde 71 milyar dolarlık yatırıma ihtiyaç bulunmaktadır. Bu doğrultuda, bugün aramızda bulunan kıymetli temsilcilerinin de iştirak ettiği çok sayıda uluslararası finans kuruluşuyla yakın iş birliği tesis etmiş bulunuyoruz. Dünya Bankası ile iş birliği içinde 3 büyük proje kapsamında 1 milyar doların üzerinde finansman sağladık. Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Projesi, organize sanayi bölgelerimizi daha yeşil, daha verimli ve daha rekabetçi hale getiren altyapı yatırımlarına finansman sağlamaktadır. Türkiye Yeşil Sanayi Projesi, firmalar, KOBİ’ler, araştırma kuruluşları ve teknoloji sağlayıcıları tarafından geliştirilen yeşil teknolojileri desteklemektedir. Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi ise yeşil dönüşümün kadınlar, gençler, girişimciler ve finansmana, becerilere ve istihdama daha güçlü erişime ihtiyaç duyan topluluklar için yeni ekonomik fırsatlar oluşturmasını hedeflemektedir" diye konuştu.
'BU KARARLILIK TÜRKİYE'NİN COP31 SÜRECİNDEKİ YAKLAŞIMINA YÖN VERECEKTİR'
Kacır, "Türkiye’de sanayinin yeşil dönüşümünü hızlandırmak amacıyla yalnızca ikili işbirliği mekanizmalarını değil, aynı zamanda çok taraflı finansman ve koordinasyon mekanizmalarını da hayata geçiriyoruz. Bu kapsamda Bakanlığımızın liderliğinde ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ortaklığında Türkiye Sanayi Karbonsuzlaşma Yatırım Platformunu, TIDIP’i kurduk. TIDIP yalnızca bir finansman platformu değil; Türkiye’nin sanayi politikasıyla uluslararası kalkınma finansmanını ortak bir hedef etrafında buluşturan stratejik bir mekanizmadır. Türkiye sanayisinin karbonsuzlaşmasını hızlandırmak, IDIP ile 2030 yılına kadar 5 milyar avronun üzerinde sanayi karbonsuzlaşma yatırımını desteklemeyi ve yıllık 20 milyon ton karbondioksit eşdeğeri sera gazı emisyon azaltımı sağlamayı hedefliyoruz. Birçok çok taraflı kalkınma bankası TIDIP’e katılım sürecindedir ve platform, sanayide karbonsuzlaşma hedeflerini somut yatırımlara, ortaklıklara ve uygulamalara dönüştüren öncü bir girişim olarak COP31’de resmen hayata geçirilecektir. Bu kararlılık, Türkiye’nin COP31 sürecindeki yaklaşımına da yön verecektir. Bu kapsamda iki temel hedefimiz bulunmaktadır. Birincisi, sanayide yeşil dönüşüm alanında bugüne kadar yürüttüğümüz çalışmaları, uygulamaya koyduğumuz destek mekanizmalarını ve elde ettiğimiz somut sonuçları dünya ile paylaşmaktır. İkincisi ise COP31’i uluslararası ortaklıkların ve iş birliği girişimlerinin geliştirilmesine imkan sağlayan bir platform olarak değerlendirmektir" dedi.
'KOORDİNE ETMEYİ PLANLIYORUZ'
Bakan Kacır son olarak "Türkiye olarak, COP31 Dönem Başkanlığımız çerçevesinde bu amaca hizmet etmek üzere En Az Gelişmiş Ülkeler Yeşil Sanayileşmeyi Kolaylaştırma Mekanizmasının, LDC-GIF Mekanizmasının hayata geçirilmesini koordine etmeyi planlıyoruz. Bu mekanizma, projeleri fikir aşamasından yatırıma hazır girişimlere dönüştüren uçtan uca bir kapasite geliştirme ve finansman imkanı sunmaktadır. Bugün en az gelişmiş ülkelerdeki projelerin karşı karşıya olduğu bir 'Ölüm Vadisi' bulunmaktadır. Uluslararası fonlar bu projeleri çoğu zaman fazla riskli görmekte, yerel bankalar ise fazla büyük bulmaktadır. LDC-GIF, proje geliştirme sürecinin erken aşamalarından itibaren teknik ve mali fizibilite çalışmalarının tamamlanmasını destekleyerek bu boşluğu dolduracaktır. Bu kritik mekanizmanın Sekretaryası, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun bir bağlı kuruluşu olan ve ülkemizin ev sahipliğinde faaliyet gösteren En Az Gelişmiş Ülkeler için Birleşmiş Milletler Teknoloji Bankası tarafından yürütülecektir" diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----
- Bakan Kacır'ın konuşması
- Salondan görüntü
- Toplu fotoğraf çekimi
- Genel ve detay görüntüler
=========
4-BAKAN URALOĞLU: 14 BİN KİLOMETRE OLAN DEMİRYOLU AĞIMIZI 28 BİN 500 KİLOMETREYE ÇIKARMAYI HEDEFLEDİK
Gülseren KARAPINAR-Emir BENLİOĞLU/İSTANBUL,(DHA)-'SIFIR Atık Kent Tasarımı: İklim Hedefleri İçin Kentsel Planlama Paneli'nde konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Şu anda 14 bin kilometre olan demiryolu ağımızı 28 bin 500 kilometreye çıkarmayı hedefledik. Halihazırda bakın Türkiye'de yapımı devam eden 4 bin 150 kilometre demiryolu var. Halihazırda yapımı devam eden, iki yıl içerisinde bunun 3 bin kilometresini bitirerek hizmete açmış olacağız" diye konuştu.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul Valiliği tarafından Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen Sıfır Atık Forumu'na katıldı. Bakan Uraloğlu, forumda 'Sıfır Atık Kent Tasarımı: İklim Hedefleri İçin Kentsel Planlama Paneli'ne de konuşma yaptı. Panelin başlamasıyla birlikte Uraloğlu, kentlerin iklim hedeflerine uyum sürecinde sürdürülebilir planlama ve sıfır atık uygulamalarının önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
'1 MİLYON 200 BİN İNSANIMIZA BU VESİLEYLE İSTİHDAM SAĞLIYORUZ'
Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Biz, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde 23 yıllık bir periyotta ulaştırma alanında 355 milyar dolarlık yatırım yaptık. Gerçekten çok çok büyük bir rakam olduğunu özellikle altını çizmek isterim. Bunun 10 yıllık üretim etkisi 2 trilyon dolar. Nereden bakarsanız 1'e 6 esasında bir kar ettik diyebilirim. Yıllık ortalamada yaklaşık 1 milyon 200 bin insanımıza bu vesileyle istihdam sağlıyoruz. Dünyadaki sera gazlarının üretimine bakarsak en çok açık arayla Çin yüzde 29.2. Geri kalan 5 ülkenin yüzde 20, yüzde 59 olmak üzere ve ondan geri kalanda yüzde 20 civarında bir sera gazı salınımı var ve Türkiye'de de bu ulaştırma anlamında dünyada yüzde 1.1 seviyesinde" dedi.
'EMİSYON AZALTIMININ 5.5 MİLYON TON OLACAĞINI ÖNGÖRÜYORUZ'
Bakan Uraloğlu, "Yük taşımacılığının yüzde 91'ini, yolcu taşımacılığının yüzde 91'ini biz karayolları üzerinden yapıldığını görüyoruz. Bunu mutlaka ilk önce yüzde 80'lere, yüzde 70'lere indirme ile ilgili bir gayretimiz var. Bunu yakından takip ediyoruz. Ülkemiz çok stratejik bir konumda. gerçekten 4 saatlik uçuşla, havacılıkta 4 saatlik uçuş önemlidir, 67 ülkeye ulaşabiliyoruz ve buradaki 55 trilyon dolarlık bir gayri safi yurt içi hasıla var. Yaklaşık yıllık da 25 trilyon dolarlık, 26 trilyon dolarlık bir dış ticaret imkanı söz konusu. Tabii biz orta koridorda bulunan bir ülkeyiz aynı zamanda. Doğu-batı ekseninde orta koridorun en önemli ülkelerinden bir tanesi durumundayız. Buradaki emisyon azaltma potansiyelimiz ülkemiz genelinde 11.5 milyon ton olduğunu da belirtmek isterim. Kalkınma yolu koridoru Basra Körfezi'nde, Irak'ın Faw Limanı'ndan başlayıp ülkemize bin 200 kilometre mesafeyle gelen karayolu ve demiryolundan bahsediyoruz. Avrupa'ya kadar uzanacak. Projesi bitti. İnşallah yakında yapım çalışmalarına da başlamayı umuyoruz ve emisyon azaltımının 5.5 milyon ton olacağını öngörüyoruz" dedi.
'259 KM'LİK BİR HATTI ÖNÜMÜZDE Kİ SÜREÇTE HAYATA GEÇİRECEĞİZ'
Bakan Uraloğlu, "Türkiye'nin ulaştırma alanındaki net sıfır emisyon hedefleri, elektrikli araç altyapısı, havacılık, denizcilik ve kent içi hareketlilik projelerine dair önemli gelişmeler şu şekildedir: Yolcu ve yük odaklı, sıfır emisyonlu araçların kullanılması, özel araçlardan toplu taşımaya geçişin yönetilmesi ve uluslararası fonlara erişim imkanları değerlendirilmektedir. Elektrikli Araçlar: Ülkede 427 bin elektrikli araç ve 43 bin şarj soketi bulunmaktadır. Özel araçlar hariç tutulduğunda, yaklaşık her 10 elektrikli araca 1 şarj cihazı düştüğü varsayılmaktadır. Türkiye, DC soket başına düşen araç sayısında Avrupa'da birinci sıradadır. Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF): SAF üretimi ve kullanımının yaygınlaştırılması hedeflenmektedir. Bu alandaki Ar-Ge projeleriyle ilk etapta binde beş civarında bir azaltma sağlanması planlanmaktadır. Gemi Dönüşümü: Türkiye, gemi dönüşümünde dünyada 3'üncü sıradadır. Gemileri tasarlayabilen, üretebilen, işletebilen ve ömrü bittiğinde geri dönüştürebilen dünyadaki birkaç ülkeden bir tanesi olduğumuzu da belirtmek isterim. Green Voyage 2050 projesi kapsamında Marmara'da kullanılan tüm yolcu gemilerinin elektrikli hale getirilmesi hedeflenmektedir. Ayrıca limanlar 'Yeşil Liman' sertifikası ile taçlandırılmaktadır. Karayolu kaynaklı emisyonların yüzde 60'ı kent içinde oluşmaktadır. Bu nedenle scooter, bisiklet ve yaya hareketliliğinin artırılması amaçlanmaktadır. Yaklaşık 2 bin km bisiklet yolu yapılmış olup, projesi tamamlanan 259 km'lik bir hat daha bulunmaktadır. Bunu da önümüzde ki süreçte hayata geçireceğiz. Bölünmüş yollarda yıllık zaman tasarrufu bölünmüş yollarda sadece 801 milyon saat zaman tasarrufu ve 2,6 milyar litre akaryakıt tasarrufu sağlanmaktadır" dedi.
'DEMİRYOLU AĞIMIZI 28 BİN 500 KİLOMETREYE ÇIKARMAYI HEDEFLEDİK'
Bakan Uraloğlu, "Şu noktada şu anda 14 bin kilometre olan demiryolu ağımızı 28 bin 500 kilometreye çıkarmayı hedefledik. Halihazırda bakın Türkiye'de yapımı devam eden 4 bin 150 kilometre demiryolu var. Halihazırda yapımı devam eden, iki yıl içerisinde bunun 3 bin kilometresini bitirerek hizmete açmış olacağız. Yüksek hızlı trenle 19 veya 20 ilimizi birbirine bağlıyoruz ama nüfusumuzun yarısından fazlasını yüksek hızlı trenle esasında direkt bağlanan 11, evet rakam orada görürsek direkt bağlanan 11 dolaylı 20 ilimizi birbirine bağlamış durumdayız. 27 şehre direkt inşallah ulaşacağız bu devam eden hatlarımız bittiği zaman ve daha fazla insanımızı demiryoluyla, elektrikli trenlerimizle inşallah taşımış olacağız. Havayolunda 26 olan havalimanı sayımızı 58'e çıkardık ve dünyada sadece 60 noktaya uçabilirken bugün 356 noktaya uçuyoruz. Geçen sene ülkemizde 247 milyon insan seyahat etti. nüfusumuzun aşağı yukarı 4 katına yakını, 3-3,5 katına yakını seyahat etti. Bunun bu sene 270 milyona çıkacağını öngörüyoruz, bütün etrafımızdaki risklere rağmen" dedi.
'200 MİLYON KİŞİ YIL KAPASİTESİNE GELECEĞİNİ HESAP EDİYORUZ'
Bakan Uraloğlu, "Dış hat uçuş noktamız bahsettiğim 356 gerçekten hani bizim için gurur verici bir tablo. 133 ülkeye dünyada uçan bir Türkiye var. Bu da gerçekten bizim yaptığımız yatırımların ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. Avrupa'da havacılıkta 3'üncü sırada, dünyada 7'inci sıradayız Türkiye olarak. İstanbul Havalimanı özelinde baktığımızda Avrupa'da 2'inci dünyada 7'inci sıradayız. Küresel çapta bağlantı merkezi sıralamasında ise dünyada İstanbul Havalimanı 1'inci sırada. Bakın aynı anda 3 tane uçak iniyor ya da kalkıyor. Bunlar kalkanlar ama aynı anda biz inip kaldırabiliyoruz 3 tane uçağı. Üçlü paralel pistle Amerika'dan sonra yapan ilk ülkeyiz bu. Buradaki pist sayımız şu anda 3, bu sene 4 olacak. İnşallah birkaç sene içerisinde de toplam 6 tane pistle hizmet etmiş olacağız ve sadece buranın 200 milyon kişi yıl kapasitesine geleceğini hesap ediyoruz, altyapımızı buna göre de geliştiriyoruz. Denizcilikte dünyada 100 konteyner limanı kıymetlidir, 5 tanesi Türkiye'de. Bunu artırma gayreti içerisindeyiz, inşallah bunu artıracağız. Türk mühendislerimizin geliştirdiği Türksat 6A'yı 2024'te uzaya fırlatmıştık. Şimdi 7A'nın projesine başladık, onu da inşallah yerli ve milli olarak, uzaya göndererek ülkemizin etkinliğini geliştireceğiz. 5G teknolojisine geçtik 1 Nisan itibarıyla. Halihazırda işte 97 milyon olan GSM abone sayısının 30 milyonun üzerinde yaklaşık üçte birinin 5G'ye geçtiğini söylemek isterim. Hemen bakın 2 ay oldu. Dolayısıyla çok hızlı bir şekilde vatandaşımız buna adapte oldu" dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
----------
-Bakan Uraloğlu'nun konuşması
-Genel ve detaylar
============
5-BAKAN ERSOY: SIFIR ATIK HAREKETİ DÜNYA İÇİN BUGÜN BİR SEÇENEK DEĞİL BİR ZARURETTİR
Canan İLARSLAN - Ataberk KURT / İSTANBUL, (DHA)-SIFIR Atık Forumu'n kapsamında gerçekleştirilen 'Güven, Adalet ve Geçiş Sürecinin İnsani Yönleri' konulu panelinde konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Sıfır Atık hareketi dünya için bugün bir seçenek değil bir zarurettir. Vakit bu güzel gezegen için ayağa kalkma; hayatın, sürekliliğin, yarınların adına sesimizi yükseltme, en güçlü adımları atma vaktidir. Bizler bu adımları atmaya ve atanlarla omuz omuza yürümeye devam edeceğiz" dedi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valiliği himayelerinde Sıfır Atık Vakfı tarafından Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen Sıfır Atık Forumu'na katılarak 'Güven, Adalet ve Geçiş Sürecinin İnsani Yönleri' konulu panelde konuştu. Sıfır atık politikalarının geleceği, iklim kriziyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin ele alındığı panele Bakan Ersoy'un yanı sıra iş dünyasından temsilciler ve davetliler katıldı. Küresel çevre sorunlarıyla mücadelede ortak akıl ve iş birliğini güçlendirmeyi hedefleyen Sıfır Atık Forumu 2026 dünyanın dört bir yanından kamu yöneticilerini, akademisyenleri, iş dünyası ve sivil toplum temsilcilerini İstanbul'da bir araya getirdi.
'FORUM 3 GÜN BOYUNCA CİDDİ BİR FİKRİ VE FİİLİ MESAİYE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK'
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Sıfır Atık Vakfı'nın düzenlediği bu forum; Sıfır Atık yaklaşımının uygulanabilirliği, eylem planının şekillenmesi ve mümkün olan en hızlı şekilde sahaya yansıtılabilmesi, paydaşların ortak bir vizyon ve kararlılıkla iş birliği içinde hareket etmesi gibi temel başlıklarda ve ilgili alt başlıklarda 3 gün boyunca ciddi bir fikri ve fiili mesaiye ev sahipliği yapacak. 1970'li yıllardan itibaren çevre sorunlarına dair ciddi yüzleşmeler yaşanmaya başlandı ama günümüzde yüzleştiğimiz çevresel sorunların ve bununla bağlantılı krizlerin çeşitliliğine, büyüklüğüne ve yaygınlığına baktığımızda aradan geçen yaklaşık 60 yılda kayda değer hiçbir şey yapılmadığını net olarak söyleyebiliyoruz. Devletler düzeyinde ortaya konulan söylemlere, verilen sözlere, alınan karar ve atılan imzalara rağmen hala daha tam anlamıyla ortak bir hareket; uygulamaya, sahaya yansıyan ortak bir irade göremiyoruz. Küresel ölçekte hâlihazırda maalesef çok geç kalınmış durumda. Bunun bedelini de hepimiz en ağır şekilde ödüyoruz. Bugün bütün dünyanın yüzleştiği salgın hastalıklar, devasa doğal alanları ve canlı ekosistemini ortadan kaldıran yangınlar, seller, kuraklık ve kıtlıklar, eşiğine geldiğimiz uçurumun dipsiz karanlığını gözler önüne sermektedir. Hiç değilse ödenen bu ağır bedelleri, yeni ve daha büyük bedeller ödemek zorunda kalmayacağımız bir bilinçlenmeye ve eyleme dönüştürmek için artık adım atmak zorundayız. Herkesi; 'Sıfır Atık' anlayışını, ortaya konmuş amaç ve hedefleri bu farkındalıkla değerlendirmeye ve sorumluluk üstlenmeye davet ediyorum" dedi.
'SIFIR ATIK UYGULAMALARI ATIK KAYNAKLI EMİSYONLARI YÜZDE 84 GİBİ BİR ORANDA AZALTABİLİR'
Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Bugün biliyoruz ki sıfır atık uygulamaları atık kaynaklı emisyonları yüzde 84 gibi muazzam bir oranda azaltabilir. Yine organik atıkların kompostlanması ile metan salımı yüzde 95 oranında düşürülebilir. Bunlar iklim kriziyle mücadelede elimizi güçlendirecek çok ciddi kazanımlardır. Başta su, elektrik ve petrol tüketimindeki ciddi tasarruflar olmak üzere, doğal kaynakların korunmasını mümkün kılacak sonuçlar sunan bu çalışmaların ülkelerin ekonomisine katkısı da çok ciddi oranlara ulaşmaktadır. Bu denli büyük kazanımların bireyden kurumlara ve devlete çok kolay adımlarla elde edilebilir olması da işin en güzel noktasıdır. Tüketim alışkanlıklarımızı minimize etmek, ürünlerin uzun ömürlü tasarlanması, geri dönüşüm ve kompostlama süreçlerinin desteklenmesi ve de onarım ve yeniden kullanım kültürünü teşvik etmek. Elbette spesifik sorunlara yönelik alt başlıklar, ayrıntılar eklenebilir ancak sıfır atık hareketinin başarılı olmasını sağlayacak olan; bu dört temel başlıkta alınacak mesafe, bunların toplumsal ve kurumsal olarak benimsenmesidir. Bu adımların birbiriyle uyumlu, paralel şekilde yürütülmesi sağlandığında sonuçların ne denli güçlü olduğu, ne denli olumlu geri dönüşlerin alındığı mevcut örneklerle hepimizin malumudur" ifadelerini kullandı.
'2025 YILI SONU İTİBARIYLA 90 MİLYON TON ATIK GERİ KAZANDIRILARAK EKONOMİYE 365 MİLYAR LİRA KATKI SAĞLANMIŞTIR'
Bakan Ersoy, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak uluslararası alanda üzerimize düşen her sorumluluğu eksiksiz yerine getirmenin gayreti içerisindeyiz. Çok şükür bugüne kadar bu gayretimiz daima amaçlarına ulaşmıştır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu 'Dünya Beşten Büyüktür' gerçeği ve 'Daha Adil Bir Dünya Mümkün' iradesi, Türkiye'nin küresel politik hamlelerinin daima insan merkezli, hak ve adalet temelli, kazan kazan anlayışlı olmasını beraberinde getirmiştir. Ülkemizin çıkarlarını korurken hiçbir zaman insanlığın ortak geleceğini ikinci plana atmadık; herkes için yaşanabilir adil ve refah bir dünya vizyonumuzdan ödün vermedik. Tarafı olduğumuz anlaşmaların, attığımız imzaların, verdiğimiz sözlerin gereğini de itinayla, hassasiyetle yerine getirdik. Sıfır Atık çalışmalarında da bu gerçeği, elde ettiğimiz güçlü ve örnek sonuçlar ışığında gururla ifade ediyoruz. Hanımefendi Emine Erdoğan'ın önderlik ettiği ve Cumhurbaşkanımızın ilk imzayı attığı 'Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı' bugün dünyada sıfır atık iradesinin, çevre bilincinin ardında kenetlendiği bir manifestoya dönüşmüştür. Öncülük ettikleri Sıfır Atık Projesi ise Birleşmiş Milletlerden Green Organizasyona kadar farklı uluslararası kuruluşlardan toplam 7 ödül almıştır. Sıfır Atık Hareketi kapsamında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız muazzam bir mesai yürütmüştür. 2025 yılı sonu itibarıyla 90 milyon ton atık geri kazandırılarak ekonomiye 365 milyar lira katkı sağlanmıştır. Elektrikten suya, petrolden depolama alanına, kurtarılan ağaç sayasından engellenen sera gazı salımı miktarına kadar çok ciddi kazanımlar elde edilmiştir. Bakanımız Murat Kurum, çalışma arkadaşları ve paydaşlarıyla birlikte ülkemizi adeta kendisiyle yarışan öncü bir konuma taşımaktadırlar" diye konuştu.
'TÜM TESİSLERİMİZİN ULUSLARARASI SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK STANDARTLARINA TAM UYUMLU HALE GETİRİLMESİNİ HEDEFLİYORUZ'
Bakan Ersoy, "Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak bizler de üzerimize düşeni ve daha fazlasını yaparak çevrenin korunması ve sürdürülebilirliğin bir standart haline gelmesi için yoğun şekilde çalışıyoruz. Dünyada bir ilki gerçekleştirerek 2022 yılında Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi ile iş birliği içinde 'Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programı'mızı' hazırladık ve uygulamaya koyduk. Belirlediğimiz kriterler doğrultusunda üç aşamalı bir sertifikasyon sistemi uygulamaktayız ve konaklama tesislerine, belirli takvimler içinde bu standartlara uyma zorunluluğu getirdik. Şu anada kadar 3. Aşama GSTC sertifikası almış olan tesis sayısı 2 bini geçmiş durumdadır. 2030 yılına kadar tüm tesislerimizin uluslararası sürdürülebilirlik standartlarına tam uyumlu hale getirilmesini hedefliyoruz. Yiyecek ve içecek hizmetlerine yönelik olarak da yeni bir sürdürülebilirlik çerçevesi geliştirmekteyiz ve inşallah bu yıl içinde uygulamaya alacağız. Ayrıca, karbon ayak izi hesaplama gibi yenilikçi araçlarla sektörün çevresel performansını güçlendirmeyi de sürdüreceğiz" dedi.
'SON 8 YILDA PROJELERE VERDİĞİMİZ DESTEK YAKLAŞIK 12,3 MİLYAR LİRADIR'
Bakan Ersoy, "Bakanlığımızca mahalli idarelere, turizm amaçlı çevre düzenleme ve alt yapı uygulama işleri için mali destek verilmektedir. Son 8 yılda söz konusu projelere verdiğimiz destek yaklaşık 12,3 milyar liradır. Bunun içinde katı atık bertaraf, atık su arıtma ve içme suyu tesisleri, kanalizasyon-kolektör hattı veya şebekesi gibi çok önemli yapılar ve hizmetler bulunmakta. İhtiyaç duyulan ancak yerel yönetimlerin gerçekleştiremediği projeler de tarafımızca üstlenilerek sorunlar çözülmektedir. 65 bin metreküp/gün kapasiteli 'Serik 2 Atıksu Arıtma Tesisi ve Bağlantılı Altyapı Tesisleri İşi' ile 'Boğazkent Terfi Merkezi ve Terfi Çalışmaları', 20 bin metreküp/gün kapasiteli 'Muğla Bodrum İçmeler-Torba Atık Su Arıtma Tesisi ve Bağlantılı Altyapı İşi', 45 bin metreküp/gün kapasiteli 'Antalya Kemer-Çamyuva Atıksu Arıtma Tesisi ve Bağlantılı Altyapı Tesisleri Yapım İşi' bizim üstlendiğimiz ve çok kısa sürelerde sonuçlandırarak hizmete aldığımız büyük projelerdir. Bunlar sayesinde ilgili bölgelerde atık suların arıtılarak alıcı ortama deşarj edilmesi, bölgenin doğal yapısının korunması ve nihayetinde turizmin sürekliliği mümkün kılınmaktadır. Ayrıca sürdürülebilir bir turizm politikası oluşturmak için yürütülen çalışmalardan biri olan Mavi Bayrak Programı için de bu çalışmalar çok değerlidir. Hatırlatmak isterim ki kıyıların korunması, çevre bilincinin geliştirilmesi ve turizm pazarlamasında Mavi Bayrak Programı önemli bir yere sahiptir. Bugün Türkiye 580 mavi bayraklı plajıyla bu alanda dünya üçüncüsü konumundadır. İsrafın önlenmesi, sürdürülebilir üretim ve tüketim, kaynakların geri kazanımı, azami oranda geri dönüşüm, döngüsel ekonomi modeli. Bunların sağlanmaması durumunda pandemilerden afetlere, küresel ekonomik çöküşlerden insani krizlere bir gidişat var. Sıfır Atık hareketi dünya için bugün bir seçenek değil bir zarurettir. Vakit bu güzel gezegen için ayağa kalkma; hayatın, sürekliliğin, yarınların adına sesimizi yükseltme, en güçlü adımları atma vaktidir. Bizler bu adımları atmaya ve atanlarla omuz omuza yürümeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Görüntü Dökümü:
------------
-Programdan görüntü
-Mehmet Nuri Ersoy'un konuşması
-Genel ve detay görüntüler
============
6-BAKAN TEKİN RAMİ KÜTÜPHANESİ'NDE AÇILAN 'GELECEĞİN YAZARLARI' FUARINDA ÖĞRENCİLERLE BİRARAYA GELDİ
Emre KURT/İSTANBUL, (DHA) - İSTANBUL İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yürütülen 'Geleceğin Yazarları' projesi kapsamında düzenlenen İstanbul İl Fuarı'nın 3'üncüsü Rami Kütüphanesi'nde yapıldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin fuarı ziyaret ederek öğrenciler, öğretmenler ve velilerle bir araya geldi. Fuara katılan öğrenciler kaleme aldıkları kitapları sergileme ve mutluluklarını paylaşma imkanı buldu.
Rami Kütüphanesi'nde düzenlenen fuarda, İstanbul'un 39 ilçesinden 969 okulun katılımıyla yaklaşık 41 bin 454 öğrencinin kaleminden çıkan 3 bin 2 farklı eser, 39 bin 550 basılı kitap olarak ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Şiir, hikâye, masal, deneme, araştırma yazıları ve hatırat türlerinde hazırlanan eserler, öğrencilerin hayal gücünü ve üretkenliğini gözler önüne serdi. Fuar alanını gezen Bakan Tekin ve İl Milli Eğitim Müdürü Yentür, stantları ziyaret ederek öğrenci yazarlarla bir araya geldi, eserleri inceledi ve öğrencilerle sohbet etti.
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yürütülen projede öğrencilerin okuma kültürü edinmeleri, yazma alışkanlığı kazanmaları ve duygu ile düşüncelerini estetik bir dille ifade etmeleri hedefleniyor. Yıl boyunca düzenlenen okuma etkinlikleri, yaratıcı yazarlık atölyeleri ve yazar buluşmalarıyla desteklenen öğrenciler, hazırladıkları eserleri fuarda okuyucularla buluşturma fırsatı yakalıyor. Üçüncü kez düzenlenen İl Kitap Fuarı da binlerce öğrencinin emeğini aynı çatı altında buluşturarak İstanbul'un eğitim ve kültür hayatına değer katıyor.
'HERKESİ STANDIMIZA BEKLİYORUZ'
Beylikdüzü'ndeki 38 okul ve 450 öğrencinin yazmış olduğu 270 eserle fuara katıldıklarını söyleyen öğrenci Nilüfer Eda Şentürk, "İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü desteğiyle basılan Geleceğin Yazarları Projesi kitaplarımızdan ortaokullarımızın liselerimizin aynı zamanda ilkokullarımızın yazmış olduğu kitaplar yer almakta. Dergilerimizi de göstermek mümkün, içerisinde hem bilgi dolu hem de şiirden öyküye birçok türe yer verdiğimiz eserlerimiz var. Umarız sizler de beğenirsiniz, herkesi standımıza bekliyoruz." şeklinde konuştu. Ecrin Ela Bakırcı ise, "Benim kitabımın adı Yarım Kalan Anılar Kitapçısı. Geleceğin yazarları projesi kapsamında bu kitabı yazdım. Kitabımız şehrin en eski sokağında kimsenin neden kapandığını bilmediği bir kitapçı ve kahramanımızın kitapçıyla yaşadığı anılarla ilgili bir kitap" dedi.
'BU KİTAP HEM DOSTLUK HEM DE ARKADAŞLIĞI ANLATIYOR'
Okul arkadaşlarıyla birlikte sevgi temalı resimli bir hikaye kitabı yazan Cumhuriyet Ortaokulu öğrencisi İrem Narinç, "Bizim bir sürü emeğimiz var içerisinde. Dostluk, arkadaşlık, anne sevgisi, öğretmen sevgisi ve resimlerimiz var. İçerisinde bir çok anımız var. Bunu yaparken çok emek harcadık ve kendimizi çok fedakar hissettik. Bu resimli bir hikaye kitabı hem resimlerimiz hem de yazılarımız bulunuyor. Dostluk, arkadaşlık sevgisi ve hayvan sevgisini anlatıyor. Hayvanlara zarar vermememiz gerektiğini anlatıyor." dedi.
'KİTAP PERİSİ OLDUM'
Akşemsettin İlkokulu 2'nci sınıf öğrencisi olan Hümeyra Özçelik, "Peri oldum. Kitap perisi. Savcı ve polis olmak istiyorum." dedi.(DHA)
Görüntü Dökümü
------
-Bakan Tekin'in gelişi
-Bakan Tekin ve Mücahit Yentur'ün standları gezmesi
-Bakan Tekin'in öğrencilerle fotoğraf çekilmesi ve kucaklaşması
-Engelli bir öğrencinin Bakan Tekin'e seslenmesi ve fotoğraf çekimi
-Röportajlar
-Genel ve detay görüntüler
==========
7-BAKAN BOLAT: TÜRKİYE İHRACATA DAYALI BÜYÜME MODELİNE DEVAM EDECEK
Tuğçe SEZER ODABAŞI- Fırat ALKIZ / İSTANBUL, (DHA)- 'TİCARETTE Milli Vizyon Zirvesi'nde konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Türkiye'de yatırımı, üretimi, istihdamı, ihracatı önceleyen program ve tedbirlerle Türkiye ekonomisini bugün dolar bazında 6 kattan daha fazla büyük, 1 trilyon 639 milyar dolara yükseltme başarısını gösterdiler. Yine aynı şekilde 36 milyar dolar ihracatı 273,5 milyar dolara Mayıs sonu itibariyle konuşuyorum yıllıklandırılmışta, hizmet ihracatını 14 milyar dolardan 122,5 milyar dolara, toplam ihracatı da 396 milyar dolara ulaştıran bir hacmi getirdiler. Vizyonumuz şu: Türkiye ihracata dayalı büyüme modeline devam edecek" dedi.
'Ticarette Milli Vizyon Zirvesi' İstanbul Finans Merkezi'nde bulunan Ziraat Bankası toplantı salonunda gerçekleştirildi. Zirveye, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İstanbul Valisi Davut Gül, Askon Genel Başkanı Orhan Aydın, Ziraat Bankası Genel Müdürü Alparslan Çakar, Akit Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Karahasanoğlu katıldı. Program, açılış konuşmalarının ardından Tözel bir oturumla devam etti.
'DÜNYA ÇOK ZOR BİR DÖNEMDEN GEÇİYOR'
Burada konuşan Bakan Bolat, "Dünya çok zor bir dönemden geçiyor. Gerçekten, tabir caizse bir akşam kafamızı şöyle rahat yastığa koyabildiğimizi hatırlamıyoruz. Askeri alanda, ekonomi alanında, ticaret alanında, ulaştırma yollarında çok büyük bazen sıkıntılar meydana geliyor, blokajlar meydana geliyor. Sabah ayrı bir rüzgar, akşam ayrı bir rüzgar, gece başka bir rüzgar. Ve biz de ekonomide, ticarette istikrarlı, güçlü ve başarılı bir performans göstermek için bütün bu faktörleri dikkate almak zorundayız. En son olan durum, yaklaşık 3 ay 1 haftadır devam eden Körfez'deki savaş. ABD ve İsrail'in 28 Şubat tarihinde aniden İran'a yönelik saldırısıyla başlayan bu savaş, İran'ın da karşı hamleleriyle bir Körfez savaşına dönüştü. Hem Körfez'deki diğer Müslüman ülkeleri, Arap ülkelerini de içine katan bu savaşta, Hürmüz Boğazı'nın da İran tarafından kapatılması, akabinde de ABD tarafından yine Hürmüz Boğazı'nın ve İran limanlarının abluka altına alınması ile dünyadaki önemli hammadde ve enerji kaynaklarına ulaşım ve bunların fiyatlarının yükselmesiyle alakalı ciddi bir şok etki meydana getirdi" diye konuştu.
'TOPLAM İHRACATI DA 396 MİLYAR DOLARA ULAŞTIRAN BİR HACMİ GETİRDİLER'
Bakan Bolat, "Körfez coğrafyası, dünyadaki petrol kaynaklarının yüzde 20'den fazlasını, doğalgaz kaynaklarının yüzde 20'den fazlasını, dünyadaki gübre kaynaklarının yaklaşık üçte birini, petrokimya ürünlerinin yine üçte birine yakınını üreten bir bölge. Herkes için hayat için, ekonomi, ticaret, üretim için lazım olan bu çok önemli enerji ve hammadde kaynaklarının gerek bulunma riski, tedarik riski, gerekse de fiyatlarındaki büyük artışlar ciddi şok etkiler meydana getirdi. En önemlisi fiyatlardaki, enflasyondaki artış etkisi ve üretimi etkileyen, olumsuz etkileyen arz kısıntıları, enerjide, petrokimya ürünlerinde, gübrede başta olmak üzere böyle bir tablo meydana geldi. Biz ne yaptık? Biz bu konularda, Allah'a çok şükür Sayın Cumhurbaşkanımızın 23 yıllık başkanlık ve liderliği altındaki bütün kadrolarımız, hükümetlerimiz, Türkiye'de yatırımı, üretimi, istihdamı, ihracatı önceleyen program ve tedbirlerle Türkiye ekonomisini bugün dolar bazında 6 kattan daha fazla büyük, 1 trilyon 639 milyar dolara yükseltme başarısını gösterdiler. Yine aynı şekilde 36 milyar dolar ihracatı 273,5 milyar dolara Mayıs sonu itibariyle konuşuyorum yıllıklandırılmışta, hizmet ihracatını 14 milyar dolardan 122,5 milyar dolara, toplam ihracatı da 396 milyar dolara ulaştıran bir hacmi getirdiler" ifadelerini kullandı.
'KAMU BANKALARININ, KATILIM BANKALARININ PAYI ÇOK BÜYÜK'
Bakan Ömer Bolat, "İşte krizlere, şoklara karşı da Türkiye ekonomisinin dayanıklılığı arttı. Finans sistemimiz bu geçen 23 yılda çok güçlü, dayanıklı, istikrarlı bir performans gösterdi. Bunu şununla mukayese edebilirsiniz. 2000 yılı, 2001 yılı Türkiye'sinde 25 tane özel bankanın battığı bir dönem, 4 kamu bankasının içinin boşaltıldığı, iflasa doğru sürüklendiği bir dönem ve bunun 53 milyar dolar o zamanın ekonomisiyle Türkiye'ye çıkardığı bir fatura. Ve biz 23 yıldır bankacılık sistemimizde başarılı, istikrarlı bir performans var. Burada kamu bankalarına ben ayrı bir parantez açmak istiyorum, gerçekten 2000'li yıllarda ve 2013'te Gezi olaylarıyla başlayıp darbe girişimleri, askeri darbe, kanlı darbe girişimleri, pandemi dönemi, deprem dönemi, böyle çok zorlu dönemlerde ve de Türkiye'nin büyük altyapı mega projelerinin desteklenmesinde kamu bankalarının, katılım bankalarının hakkı gerçekten çok büyük, payı çok büyük. O yüzden bütün kamu bankalarımıza ve yöneticilerine huzurlarınızda çok çok teşekkürler ediyoruz" dedi.
'İŞSİZLİK ORANINI 36 AYDIR YÜZDE 8,2'DE TUTABİLMEK BÜYÜK BAŞARI'
Bakan Bolat, "Türkiye'nin kuzeyinde, güneyinde, doğusunda, batısında savaşlar varken huzur ve istikrar adası olması, güvenli bir liman olması, üretmeye, büyümeye, ihracat yapmaya devam edebilmesi, istihdam yapmaya devam edebilmesi, işsizlik oranını tek haneli rakamda 36 aydır yüzde 8,2'de tutabilmesi büyük başarı bunlar. 40 yıllık, 40 bin cana mal olan terörün sona erdirilmesi, FETÖ'sü, DEAŞ'ı, PKK'sı, efendim diğer uç, aşırı uçlardaki terör örgütleri, DHKP-C'si bunların büyük ölçüde etkisiz hale getirilmesi çok büyük başarılar. Bırakın kendi topraklarımızda, Kuzey Suriye'de, Kuzey Irak'ta bile etkisiz hale getirilmeleri önemli. Biz bugün burada bu toplantıları yapabiliyorsak, bu yapılan başarılı çalışmalara ve istikrarlı döneme borçluyuz" diye konuştu.
'RAKİPLERİNLE REKABET ETMEYE MECBURSUN'
Bakan Bolat, "Vizyonumuz şu: Türkiye ihracata dayalı büyüme modeline devam edecek. 400 milyar dolar mal ve hizmet ihracatımız var dedim. 1,6 trilyon doları aşan milli gelir varsa, yüzde 25 demektir. Bu ihracat yapılmasaydı, milli gelirin o kadar ve daha fazla aslında, çarpan etkisi kadar küçülecekti. Milli gelirin küçülmesi demek, fert başına milli gelirin aynı şekilde azalması anlamına gelecekti. Onun için firmalar, şirketler, bölgeler, sektörler üretiyor, önce yanındakine satıyor. Yetmiyor, ilçedekine satıyor. Yetmiyor, şehirdekine satıyor. Yetmiyor, ülkedekine satıyor. Yetmiyor, dışarılara satmaya başlıyor. Eğer sen satmazsan, dışarıdaki gelir sana satar, senin kapında, senin evinde seni vurur. O nedenle ortada bir üretim ekonomisi var, bir ticaret ekonomisi var. Dolayısıyla ayakta kalmaya, üretmeye, daha fazla satmaya ve rakiplerinle rekabet etmeye mecbursun" ifadelerini kullandı.
Görüntü Dökümü:
-------------------
-Programdan detaylar
-Ömer Bolat konuşması
-Hediye takdimi ve toplu fotoğraf çekimi detay
===========================
8-ŞİŞLİ'DE YOLCUSUNUN SALDIRISINA UĞRAYAN TAKSİ ŞOFÖRÜ AĞIR YARALANDI; ŞÜPHELİ DARBEDİLDİ
Mehmet Kaan KURT- Vehbi DEMİR- Doğan Can CESUR / İSTANBUL, (DHA)- ŞİŞLİ'de taksi ücreti nedeniyle çıkan tartışmada Burak İ. (34), taksi sürücüsü Erdal Çiçek'e (57) yumruk attı. Başına aldığı darbeyle ağır yaralanan Çiçek, bilinci kapalı halde hastaneye kaldırıldı. Gözaltına alınan Burak İ.'nin emniyetteki işlemlerinin devam ettiği öğrenildi.
Olay, saat 00.10 sıralarında Merkez Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, taksi sürücüsü Erdal Çiçek ile Burak İ. arasında taksi ücreti nedeniyle tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine Burak İ., Çiçek'in başına yumruk attı. Aldığı darbeyle yere düşen Çiçek ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.
ÇİÇEK'İN HAYATİ TEHLİKESİ DEVAM EDİYOR
Sağlık ekipleri, bilinci kapalı olan Erdal Çiçek'i ilk müdahalenin ardından Okmeydanı Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi'ne kaldırdı. Çiçek'in hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi. Olayın ardından kaçmaya çalışan Burak İ., pelis ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı. Çevredekilerin şüpheliye tepki gösterdiği anlar cep telefonu kamerasına yansıdı. Öte yandan Erdal Çiçek'in ve Burak İ.'nin 1 suç kaydı bulunduğu öğrenildi.
'ARACIMIZDA AZRAİL'İNİ TAŞIYAN BİR MESLEK HALİNE GELDİK'
Olayın ardından hastane önünde açıklama yapan İstanbul Taksi Şoförleri Derneği Başkanı Deniz Dündar, "Bizler taksiciyiz. Kimleri taşıdığımızı bilmiyoruz. Aracımızda Azrail'ini taşıyan bir meslek haline geldik. Yetkililerden taksi için kabin meselesinin gündeme getirilmesini ve bunu çözüme kavuşturmalarını herkesten talep ediyoruz. Görgü tanıklarının vermiş olduğu bilgiye göre, araç içinde başlayan bir tartışma, araç dışına taşıyor. Araç dışında da Erdal abimizin kafasına sert bir cisimle vurması sebebiyle Erdal abimiz olay yerinde kalp krizi geçiriyor. Kalp masajı yapılarak ambulansla hastaneye yetiştirilmeye çalışılıyor. Bizler de şu an buradayız, onun hayırlı haberlerini bekliyoruz" dedi.
TAKSİCİLER TARAFINDAN DARBEDİLDİ
Şüpheliyi taksi şoförlerinin darbettiği anlar ise çevredekiler tarafından cep telefonu kamerasıyla görüntülendi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor. (DHA)
Görüntü Dökümü:
---------
(Aktüel)
-Olay yeri
-Polis ekipleri
-Taksi
-Sağlık ekipleri
-Genel görüntüler
(Cep telefonu)
-Şüphelinin yakalanması ve gözaltına alınması
-Çevresine toplanan kalabalık
//////////////////
-Şüphelinin taksiciler tarafından darbedilmesi
===========
9-BEYLİKDÜZÜ'NDE KAFEDE TARTIŞTIĞI KİŞİ TARAFINDAN ARACINA ATEŞ AÇILDI
Ramazan İŞİKLİ (DHA) - BEYLİKDÜZÜ’nde bir kafede tartıştığı kişi tarafından iddiaya göre takip edilen M.A.D.’nin aracı seyir halindeyken kurşunlandı. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken, mermiler aracın lastiğine isabet etti.
Olay, gece 00:30 sıralarında Kavaklı Mahallesi Batı Trakya Bulvarı’nda meydana geldi. İddiaya göre, Beylikdüzü’nde bulunan bir kafede M.A.D. ile bir kişi arasında tartışma çıktı. Tartışmanın ardından taraflar olay yerinden ayrıldı. Şüpheli, daha sonra M.A.D.’yi aracıyla takip etmeye başladı. Takip sırasında şüpheli seyir halindeki araca silahla ateş açtı. Açılan ateşte ölen ya da yaralanan olmazken, mermiler aracın lastiğine isabet etti. Silah seslerini duyan çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Polis ekiplerinin olay yerinde yaptığı incelemede çevrede 5 adet boş kovan bulundu. Olayın ardından kaçan şüphelinin yakalanması için çalışma başlatıldı. (DHA)
Görüntü Dökümü
------
- Otomobilden görüntü
- Lastiklerinden görüntü
- Çevredeki boş kovanlardan görüntü
- Polis ekiplerinin incelemeleri
=========
10-BAKIRKÖY'DE 50 MİLYON TL DEĞERİNDE 4 OTOMOBİLİN YANDIĞI OLAYLA İLGİLİ 5 GÖZALTI
Vehbi DEMİR / İSTANBUL, (DHA)- BAKIRKÖY'de bir galerinin önünde park halinde olan 4 otomobil alev alev yandı. Yangın itfaiyenin çalışmasıyla söndürülürken, yaklaşık 50 milyon TL değerinde olduğu öğrenilen otomobiller kullanılamaz hale geldi. Güvenlik kamerasını izleyen polis ekipleri olayla ilgili 5 kişiyi gözaltına aldı.
Yangın, 4 Haziran'da Yeşilköy Mahallesi'nde saat 04.30 sıralarında çıktı. Edinilen bilgiye göre, Yeşilköy Caddesi'nde bulunan bir galerinin önünde park halinde olan araçta yangın çıktı. Alevler kısa sürede yanındaki diğer 3 araca sıçradı. İhbar üzerine olay yerine polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri, alev alev yanan araçlara müdahale etti. Bu sırada polis ekipleri caddeyi trafiğe kapattı. İtfaiye ekiplerinin çalışmasıyla yanan 4 otomobil söndürüldü. Yangın sonrası 2 araçta büyük çapta hasar oluşurken, diğer 2 otomobil ise kısmen zarar gördü
KUNDAKLAMA ŞÜPHESİYLE İNCELEME
İtfaiye ekiplerinin çalışmasının ardından, polis ekipleri olay yerinde inceleme yaptı. Polis ekipleri kundaklama şüphesi üzerinde dururken, çevredeki iş yerlerinin de güvenlik kameralarını incelemeye aldı. Yanan 4 otomobilin ise toplam değerinin yaklaşık 50 milyon olduğu öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
BENZİN DÖKEREK YAKMIŞLAR: 5 GÖZALTI
Yangın söndürme çalışmalarının ardından güvenlik kameralarını izleyen polis ekipleri, şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı. Yapılan çalışmalarda, şüphelilerin taksiyle akaryakıt istasyonuna giderek benzin aldıkları ve araçları ateşe verdikleri tespit edildi. Kimlik bilgileri tespit edilen ve olaya karıştıkları belirlenen 5 kişi polis ekipleri tarafından yapılan operasyonda yakalanarak gözaltına alındı. Haklarında adli işlem başlatılan şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürüyor.
Görüntü Dökümü:
-------------------
(Güvenlik kamerası)
-Şüphelinin benzin istasyonuna gelmesi
-Şüphelilerin araçları ateşe vermesi
-Şüphelilerin gözaltına alınması
=========
11-GÜNGÖREN'DE UYUŞTURUCU OPERASYONU: 40 KİLO SIVI METAMFETAMİN ELE GEÇİRİLDİ
İSTANBUL, (DHA) - GÜNGÖREN'de düzenlenen uyuşturucu operasyonunda araç içerisinde sevkiyatı yapılan 40 kilogram sıvı metamfetamin ele geçirildi. Operasyonda 1 şüpheli gözaltına alındı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 'Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti' suçunun önlenmesi ve şüphelilerin yakalanmasına yönelik yürüttüğü çalışmalar kapsamında Güngören'de bir aracı takibe aldı. Ekipler tarafından düzenlenen operasyonda araç durdurularak arama yapıldı. Araçta yapılan aramalarda 40 kilogram sıvı metamfetamin ele geçirildi. Operasyon kapsamında yakalanan 1 şüpheli gözaltına alındı. Ele geçirilen uyuşturucu maddeye incelenmek üzere el konulurken, şüpheli hakkında 'Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti' suçundan adli işlem başlatıldı. (DHA)
Görüntü Dökümü:
------------
-Seyir halindeki otomobilin durdurulması
-Şüphelinin gözaltına alınması
-Araçta yapılan aramalar
-Ele geçirilen uyuşturucu madde
===========
12-BEYKOZ CAM VE BİLLUR MÜZESİ'NDE KOMPOST ÜRETİM MERKEZİ'NİN TANITIMI YAPILDI
Canan İLARSLAN -Ataberk KURT / İSTANBUL, (DHA)-MİLLİ Saraylar Başkanlığı'na bağlı Beykoz Cam ve Billur Müzesi bünyesinde kurulan Kompost Üretim Merkezi ile bitkisel atıkların yeniden toprağa kazandırıldığını belirten Saray Bahçeleri Şube Müdürü Dr. Emine Atalay Seçen, "Sadece Beykoz Cam ve Billur Müzesi'nde biz yaklaşık yılda en az 3 ton kadar bir kompost üretimi gerçekleştiriyoruz. Milli Saraylar olarak burada uygulamaya başlamamızın nedenlerinden bir tanesi de burada çok fazla doğadan gelen kuru ağaç dalları, işte çim parçaları, yabani otlara ait çok fazla biçimlerimizin olması ve bu malzemeleri dışarıya atmak yerine aslında tekrar uygun şekilde bir kompost sürecinden geçirerek tekrar toprak sağlığını, mikroorganizma çeşitliliğini topraktaki artırmak amacıyla bir proje başlattık" dedi.
Milli Saraylar Başkanlığı, Beykoz Cam ve Billur Müzesi bünyesinde kurduğu Kompost Üretim Merkezi ile bitkisel atıkları yeniden toprağa kazandırıyor. İstanbul Valiliği ve Sıfır Atık Vakfı işbirliğiyle gerçekleştirilen İstanbul Sıfır Atık Haftası kapsamında tanıtılan proje, doğadan alınan kaynakların yeniden doğaya kazandırılabileceğini gösteren sürdürülebilir bir model sunuyor. Müze ölçeğinde Türkiye'de ilk ve örnek uygulamalar arasında gösterilen proje kapsamında saray, kasır, köşk ve müze bahçelerinden çıkan organik atıklar, doğal gübreye dönüştürülerek yeşil alanlarda kullanılıyor. 2026 yılı İstanbul Sıfır Atık Haftası kapsamında Millî Saraylar Başkanlığı, kültürel miras alanlarında sürdürülebilir çevre yönetimine yönelik örnek bir uygulama olan Beykoz Cam ve Billur Müzesi yerleşkesinde kurulan Kompost Üretim Merkezi, bitkisel atıkları yeniden üretim sürecine kazandırarak çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlıyor.
'KENDİ ATIĞINI DÖNÜŞTÜREN SİSTEM'
Milli Saraylar bünyesinde ilk kez hayata geçirilen uygulama saray, kasır, köşk ve müze bahçelerinde oluşan bitkisel atıkların kontrollü kompost süreçlerinden geçirilerek doğal gübreye dönüştürülmesine dayanıyor. Bu yöntemle ortaya çıkan kompost, yeniden Millî Saraylar'a bağlı tarihi bahçelerde kullanılıyor. Üretim sürecinde doğal kaynakların verimli kullanılması hedeflendiği projede atıkların bertaraf edilmesi yerine üretim döngüsüne dahil edildiği sürdürülebilir bir model oluşturuluyor. Sıcak kompost, soğuk kompost ve solucan kompostu olmak üzere farklı yöntemlerin uygulandığı projenin çalışmalarında yaprak, çim, dal parçaları, yabani otlar ve çeşitli bitkisel materyaller değerlendiriliyor. Kompost üretiminde kullanılan su ise sahada toplanan yağmur sularından sağlanıyor.
'TEMEL HEDEFİMİZ DOĞADAN ALDIĞIMIZI TEKRAR DOĞAYA VERMEK'
Saray Bahçeleri Şube Müdürü Dr. Emine Atalay Seçen, "Bu projeyi başlatmamızdaki temel hedefimiz aslında tarihi bahçelerimizin sürdürülebilirliği, toprak ve bitki sağlığının geliştirilmesi ve bunu yaparken de mümkün olduğunca kendi öz kaynaklarımızı kullanarak, topraktan, doğadan aldığımızı tekrar doğaya vermek oldu. Bu projenin gerçekleşmesinde kurumumuzun yöneticileri olmak üzere çok büyük bir destek aldık. Gerçekten Milli Saraylar aslında milli servetimizi koruma adına çok büyük bir görev ve misyon üstlenmekte. Tüm sahalarımızda, her yerde uygulanabilir bir proje bu. Ama Milli Saraylar olarak burada uygulamaya başlamamızın nedenlerinden bir tanesi de burada çok fazla doğadan gelen kuru ağaç dalları, çim parçaları, yabani otlara ait çok fazla biçimlerimizin olması ve bu malzemeleri dışarıya atmak yerine aslında tekrar uygun şekilde bir kompost sürecinden geçirerek tekrar toprak sağlığını, mikroorganizma çeşitliliğini topraktaki artırmak amacıyla bir proje başlattık. Biz ilk olarak aslında daha çok tek yıllık bitkilerle, sebze ve tek yıllık bitkiler, mevsimlik çiçeklerle başladık bu üretimimize ve özellikle yapmış olduğumuz, hazırlamış olduğumuz kompostları mikroskop altında da inceliyoruz. Üretimin bu kadar iyi ve iyi sonuç almamızın nedenlerinden bir tanesi de yararlı mikroorganizmaları oldukça zenginleştiren bir kompost uygulaması yapmış olmamız" dedi.
'BEYKOZ'DA YAKLAŞIK YILDA EN AZ 3 TON KADAR KOMPOST ÜRETİMİ GERÇEKLEŞTİRİYORUZ '
Şube Müdürü Seçen, "Şu an sadece Beykoz Cam ve Billur Müzesi'nde biz yaklaşık yılda en az 3 ton kadar bir kompost üretimi gerçekleştiriyoruz. Bu üretmiş olduğumuz kompostla hem mevsimlik çiçeklerimizin dikiminde, hem çalı ve ağaç türlerinin, çim alanlarının sağlığında kullanıyoruz. Sadece kompostu katı bir madde olarak değil, aynı zamanda bundan elde etmiş olduğumuz öz suyu da biz bitki sağlığında, yaprak ve kök bölgesinde uygulayarak bunları da değerlendiriyoruz. Tarihi bahçelerin korunmasında kompost kullanımının en önemli faktörlerinden bir tanesi kesinlikle bitki sağlığı. Kompost merkezini yaygınlaştırıyoruz. Şu anda Edirne Sarayı yerleşkesinde de bir kompost merkezi kuruyoruz. Arkadaşlarımızdan burada eğitimlerini tamamlayanlar oldu. Onlar da aynı şekilde yeni yerleşkede kompost üretimine devam edecekler. Aynı şekilde diğer saray, köşk ve kasırlarımızda da bu sistem devam ediyor. Topkapı Sarayı da bunlardan bir tanesi" ifadelerini kullandı.
'BU PROJEYLE MİLLİ SARAYLAR DOĞAL VARLIKLARINI DA KORUMAYA YÖNELİK BÜYÜK BİR ADIM ATMIŞ BULUNMAKTA'
Dr. Emine Atalay Seçen, "19. yüzyıla kadar aslında bu denge hep bu şekilde korunuyordu. Bizler kimyasal gübreler ve ilaçlar kullanana kadar bu, bu şekilde devam etti. Bugünden sonra da aslında tamamen tarihi yöntemlerdeki gibi, Osmanlı dönemindeki yöntemleri kullanarak buna devam ettirmeyi planlıyoruz. Daha az su isteyen bitki türleriyle aynı şekilde onunla uyum sağlayan bitki türlerinin kullanımı, yağmur suyu hasadı, kompostun kullanımının bu şekilde yaygınlaştırılmasıyla sağlıklı bir toprakta yetişen bir bitkinin de sağlıklı olacağını da göz önünde bulundurursak aslında gelecek nesillere sağlıkla ulaşmış bir ağaç ve doğa bırakmayı hedefliyoruz. Gezegenimizin, ülkemizin, doğa kaynaklarının korunması adına herkes sıfır atık yöntemini kullanabilir. Küçük adımlarla başlayalım. Büyük adımlar, küçük adımlarla aslında başlıyor. O yüzden çok gayet basit yöntem, en azından kompost kullanımıyla, küçücük de olsa bir yağmur suyu hasadı yaparak herkesin bu sürece dahil olabileceğini düşünüyoruz ve bu projeyle aslında Milli Saraylar hem tarihi varlıklarını, tarihi eserlerini korumaya hem de aslında doğal varlıklarını da korumaya yönelik bir büyük bir adım atmış bulunmakta. Bu tarihi misyonunu da sürdürerek gelecek nesillere aktarma yolunda devam etmektedir" diye konuştu.
'KOMPOST MERKEZİ EN BÜYÜK ÖLÇEK ŞUAN BEYKOZ'DA'
Seçen, "Bazı köşk ve kasırlarımızda mevsimlik çiçeklerimizi üretiyoruz. Hem bunların üretiminde, fidelerinin üretiminde hem de bir taraftan aslında bu üretmiş olduğumuz kompostları değerlendirmek adına biz hem de nasıl bir sonuç elde edebiliyoruz, gerçekten verime ve bitki sağlığına katkısı ne durumda diye düşünerek bir araştırma kapsamında sebze üretimi de yaptık. İnanın, çok küçük bir alanda yaklaşık 1 ton kadar domates, bir o kadar salatalık, biber, inanılmaz çeşitte bitki üretimi sağladık ve lezzetleri, tatları, üretmiş oldukları, fotosentezle üretmiş oldukları şeker miktarı, özellikle bitkilerin besleyicilik miktarlarında oldukça yüksek olduğunu gördük. İlk senede yaklaşık 450 metrekarelik bir alanla başlamıştık. O alanda yaklaşık 1 tona yakın domates elde ettik. Bunun yanı sıra salatalık, biber ve diğer sebze çeşitlerini de ürettik. Gerçekten çok verimli bir süreç olduğunu düşünüyoruz. Herkesin kompostu ve dönüşümü desteklemesini ümit ediyorum. Tamamen 2.5 yıl önce başlayan bir serüvenin şu anda gerçekten iyi bir sonuç aldığımızı gösteren bir sonuca doğru ulaştığını görmek bizi de çok mutlu ediyor. Kompost merkezi olarak İstanbul'da aslında bir çok yerde devam ettiriyoruz ama en büyük ölçek şuan Beykoz'da" dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
------------
-Kompost Üretim Merkezi'nden görüntü
-Emine Atalay Seçen ile röp
-Genel ve detay görüntüler
==========






