DHA İSTANBUL BÜLTENİ -3

1- CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: AYASOFYA’NIN YENİDEN İBADETE AÇILMASI BİZE NASİP OLDU
Gülseren KARAPINAR-Fırat ALKIZ/İSTANBUL,(DHA)- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cuma namazının ardından Hz. Ali Camii'nin önünde açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin hamdolsun tüm İslam alemine hayırlı olması onun yeniden ibadete açılması bize nasip oldu. Bundan dolayı tabii ki çok mutluyuz. Üstat Necip Fazıl'la orada yapmış olduğumuz mitinglerde rahmetli Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'ni göstererek 'Ayasofya açılacak, Ayasofya bir gün açılacak' derdi. Ben de takdimini o zaman yapmak bana nasip olmuştu. Biz bırakın açmayı onu şu anda alemi İslam'a kavuşturma şerefine nail olduk" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan cuma namazı için Kısıklı'daki konutundan çıkarak Üsküdar'daki Hz. Ali Camii'ne geldi. Burada cuma namazını kılan Erdoğan, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı
'AYASOFYA’NIN YENİDEN İBADETE AÇILMASI BİZE NASİP OLDU'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “6’ncı seneyi devriyesini şu anda yaşadığımız 6’ncı seneyi devriyesiyle müşerref olduğumuz Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin hamdolsun tüm İslam alemine hayırlı olması onun yeniden ibadete açılması bize nasip oldu. Bundan dolayı tabii ki biz çok çok mutluyuz. Üstat Necip Fazıl'la orada yapmış olduğumuz mitinglerde rahmetli Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'ni göstererek 'Ayasofya açılacak, Ayasofya bir gün açılacak' derdi. Ben de takdimini o zaman yapmak bana nasip olmuştu. Biz bırakın açmayı onu şu anda alemi İslam'a kavuşturma şerefine nail olduk. Ve üstadın da o zaman o söylemiş olduğu gerçekten yüreğinden gelen o ifadeleri biz İslam alemine hamdolsun kavuşturduk. Bundan dolayı da ayrıca mutluyuz. 6’ncı seneyi devriyesinde böyle bir mutluluğu hep beraber yaşadık, yaşıyoruz. Bir taraftan restorasyonlarını bir taraftan renovasyonunu bütün bunları da yapmaya devam ediyoruz. Bir an önce gerek İslam dünyasına gerekse tüm insanlığa Hristiyan, Müslüman hepsine kapılarını açan Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi tabii ki hepimizi çok çok mutlu ediyor. Şu anda da onun heyecanı içerisinde bizler gerçekten gururluyuz. Gerçekten mutluyuz. Bu mabet tabii mimari özellikleriyle olsun, dünyadaki konumuyla olsun çok farklı bir eser, çok farklı bir mabet. Bundan dolayı da alemi İslam'ın içinde Türkiye'nin lideri olarak bu süreci yaşamak bizlere nasip oldu. Bundan dolayı da rabbimize hamdediyoruz. Tüm alemi İslam'a en kalbi selam sevgi saygılarımızı gönderiyoruz" diye konuştu.
'ANKARA'DAKİ ZİRVE BİZLER İÇİN AYRI BİR ZENGİNLİK OLDU'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Doğrusu geri dönüşler çok çok olumluydu. Sürekli gerek teşekkür telgrafları, gerek telefonlar. Tüm bunlarla beraber özellikle de o açılış günündeki kendilerine yaptığımız ikram, izzet. Bütün bunlar gelen misafirlerimizi hoşnut etti. Bundan dolayı da başta Donald Trump olmak üzere bütün liderler hakikaten çok farklı bir duygu içerisindeydiler. Bu duygularını da gerek yemekte, gerek yemek sonrası, hatta eşleriyle gelenler eşimle birlikte yaptıkları defilede olsun, yemekte olsun onlar da mutluluklarını gerçekten çok farklı bir şekilde bizimle paylaştılar. Bu mutluluğu çifte yaşadık. Bundan dolayı da ayrıca mutluyuz. Tabii 20 yıldan sonra İstanbul, arkadan bu Ankara'daki zirve her ikisi de bizler için ayrı bir zenginlik oldu, ayrı bir mutluluk vesilesi oldu. Bütün gelen misafirlerimize NATO Liderler Zirvesi'nden sonra doğrusu ben de teşekkürü bir borç biliyorum” dedi.
‘TÜRKİYE’YE ŞAMPİYONLUK ÇOK YAKIŞIR’
İspanya’nın dünya kupası şampiyonluğu sorulması üzerine konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siz zaten hepsini söylediniz. Sanchez böyle bir mutluluğu hakikaten bir Dünya Şampiyonu ülkenin başbakanı olarak yaşaması onun en doğal, en tabii hakkıdır. İnşallah bizlere de böyle bir şampiyonluk nasip olur. Biz de böyle bir Dünya Şampiyonluğunu yakalarız. İyi başladık ama sonu iyi gelmedi. İnşallah bundan sonra önümüzde Avrupa Şampiyonlukları olabilir, tekrar Dünya Şampiyonlukları olabilir. Bu tür şeyleri yakalayabilirsek bu da Türkiye’ye çok çok yakışır. İnşallah biz de buna hazırız" dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
------
-Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşması
==============================
2- CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, ÖZBEKİSTAN CUMHURBAŞKANI MİRZİYOYEV İLE TELEFONDA GÖRÜŞTÜ
Gülseren KARAPINAR / İSTANBUL, (DHA)- CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile telefonda görüştü.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Liderler, Türkiye-Özbekistan ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel konuları ele aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasındaki ilişkilerin her geçen gün derinleştiğini belirterek, Ocak ayında gerçekleştirilen Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısının ardından yeni yol haritasının belirlendiğini hatırlattı. Cumhurbaşkanımız, ilk fırsatta gerçekleştireceği Özbekistan ziyaretinde yapılacak toplantılarla bu ivmenin sürdürüleceğini temenni etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mayıs ayında Türkistan’da Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirvesi’nde Aile Meclisi’ni güçlendirecek kararlar aldıklarını anımsatarak, 29-30 Ekim tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’nde de bu kararları daha ileriye taşıma arzusunda olduklarını kaydetti. Cumhurbaşkanımız, Mirziyoyev’i, 11-12 Kasım’da Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 İklim Zirvesi’ne davet ederken, doğum gününü de kutladı" ifadeleri yer aldı. (DHA)
==============================
3-İLETİŞİM BAŞKANI DURAN: AYASOFYA’NIN KUBBELERİ YENİDEN TEKBİRLERLE VE KUR’AN TİLAVETLERİYLE YANKILANDI
Gülseren KARAPINAR-Fırat ALKIZ/İSTANBUL, (DHA)- İSTANBUL'da düzenlenen 'Fethin Nişanesi, Medeniyetin Kalbi: Çağları Aşan Mabet Ayasofya' programında konuşan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, “Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi yeniden asli hüviyetine kavuştu. 24 Temmuz 2020 tarihinde kılınan ilk cuma namazıyla Ayasofya’nın kubbeleri yeniden tekbirlerle, salavatlarla ve Kur’an tilavetleriyle yankılandı. Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması, geçmişe dönmek olmadığı gibi tarihe takılıp kalmak da değildir. Aksine köklerinden güç alarak geleceğe yürümektir" dedi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘Fethin Nişanesi, Medeniyetin Kalbi: Çağları Aşan Mabet Ayasofya’ programına katıldı. Programa İletişim Başkanı Duran’ın yanı sıra Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür ve davetliler katıldı.
‘İSTANBUL’UN SİLUETİNE NAKŞEDİLMİŞ İHTİŞAMLI BİR YAPI’
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi; medeniyetimizin gönül dünyasında müstesna bir yere sahiptir. Bu mukaddes mabed aynı zamanda insanlığın ortak mirasıdır. İstanbul’un siluetine nakşedilmiş ihtişamlı bir yapı, bir mimarlık şaheseridir. Farklı medeniyetlerin notalarıyla bezenmiş, adeta çağları birbirine bağlayan bir melodidir. Ayasofya’nın duvarlarında mimarların hünerleri, kubbesinde mühendislerin dehası, taşlarında imparatorlukların hatırası ve minarelerinde İstanbul’un fethinden bugüne yansıyan seda; ezan-ı Muhammedi vardır. Ayasofya, İstanbul Fethi’nin nişanesidir. Peygamber efendimizin ‘Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur’ ifadeleriyle övülen Fatih’in bizlere bıraktığı eşi benzeri olmayan bir mirastır. Bizleri bugün, burada bir araya getiren şey, bu mirasa sahip çıkma görevi ve sorumluluğudur” dedi.
'AYASOFYA 86 YIL BOYUNCA CEMAATE VE SECDEYE HASRET KALDI'
Duran, “Ayasofya 86 yıl boyunca cemaate ve secdeye hasret kaldı. Bu hasret, yıllarca şairlerimizin, mütefekkirlerimizin ve sanatçılarımızın eserlerinde derin bir hüzün ve güçlü bir ümit olarak dile getirildi. Bizler için de Ayasofya’nın ibadete açılması adeta bir Kızılelma’ydı. Ayasofya’nın ibadete açıldığı süreçte yaşanan tartışmaları hatırlayalım. Bazı siyasetçilerin açıklamalarını, sözüm ona akademisyenlerin değerlendirmelerini. Ayasofya’nın ibadete açılmasını mümkün görmeyenleri hatırlayalım. Cumhurbaşkanımız bu tartışmalara şu sözlerle son noktayı koymuştur: ‘Türkiye Cumhuriyeti'nin bayrağı neyse, başkenti neyse, ezanı neyse, dili neyse, sınırları neyse, 81 vilayeti neyse, Ayasofya'nın vakfiyesine uygun şekilde camiye dönüştürülmesi hakkı da odur’ Bu anlayış çerçevesinde 10 Temmuz 2020’dealınan tarihi kararla, 86 yıllık Ayasofya hasreti sona erdi. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı liderliği ve aziz milletimizin güçlü iradesi sayesinde Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi yeniden asli hüviyetine kavuştu. 24 Temmuz 2020 tarihinde kılınan ilk cuma namazıyla Ayasofya’nın kubbeleri yeniden tekbirlerle, salavatlarla ve Kur’an tilavetleriyle yankılandı. Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması, geçmişe dönmek olmadığı gibi tarihe takılıp kalmak da değildir. Aksine köklerinden güç alarak geleceğe yürümektir. Bugün, o tarihi kararın üzerinden altı yıl geçmiş bulunuyor. Bu altı yıl içerisinde Ayasofya’nın mimari bütünlüğünün korunması, gelecek nesillere güvenle aktarılması ve yoğun ziyaretçi hareketliliğinin yapıya zarar vermeden yönetilmesi amacıyla kapsamlı çalışmalar yapıldı. Kubbesinden minarelerine, mozaiklerinden taşıyıcı sistemlerine kadar her bir unsuru, bilimsel yöntemler gözetilerek korundu. Tüm bu çalışmalar, Ayasofya’nın bize Fatih’in emaneti olduğu bilinci ve şuuruyla gerçekleştirildi” dedi.
‘AYASOFYA’NIN YENİDEN İBADETE AÇILIŞININ 6'NCI YILINDA İKİ ÖNEMLİ ESER’
Duran, “İletişim Başkanlığı olarak, Ayasofya’nın yeniden ibadete açılışının 6'ncı yılında iki önemli eseri milletimizle paylaşmanın gururunu yaşıyoruz. ‘Muhteşem Mabed Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’ kitabımızda Ayasofya’nın tarihi, mimari, sanatsal ve manevi derinliğini kapsamlı bir şekilde ele alan akademik ve kültürel bir başvuru kaynağı oluşturmayı hedefledik. Kitabımız bir yandan Ayasofya’nın yeniden cami olarak açılmasının ardından yapılan ve devam edilen çalışmaları ele alırken, diğer yandan Yahya Kemal’den Necip Fazıl’a, Nazım Hikmet’ten Sezai Karakoç’a birçok şairimizin ve basın tarihimizin önemli kalemlerinin, yıllar boyunca Ayasofya hakkında kaleme aldıklarını da bir araya getiriyor. ‘CİMER’in Hiç Dinmeyen Gündemi: Ayasofya Müzesi’nden Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’ne’ kitabımızda ise vatandaşlarımızın CİMER’e gönderdikleri; Ayasofya’nın açılmasına yönelik taleplerini ve sonrasında tebrik ve memnuniyetlerini ifade eden mesajları derledik. Ben her iki kitabın da Ayasofya’nın milletimiz nezdinde ifade ettiği anlamı tarihe not düşen önemli eserler olduğu kanaatindeyim" dedi.
‘AYASOFYA, MÜSLÜMANLARIN GÖNÜL DÜNYALARINDA MÜSTESNA BİR YER’
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, “İnsanlık için yeni bir çağ açan İstanbul'un fethinin en önemli sembolü olan Ayasofya, Müslümanların zihin ve gönül dünyalarında müstesna bir yer edinmiş ve tarih boyunca bu nadide konumunu muhafaza etmiştir. Ayasofya asırlar boyunca farklı inançların, kültürlerin ve büyük imparatorlukların kalbinde yer almış; her dönemin ruhu kendi bünyesinde somutlaştırmış, her dönemin ruhunu kendi bünyesinde somutlaştırmış canlı bir tarihi abidedir. Ancak 1453 yılı onun hikayesinde yepyeni ve geri dönülmez bir dönüm noktasını temsil etmektedir. 15 asrı aşan ömrüyle insanlık tarihinin en kıymetli ilim, hikmet ve ibadet mekanlarından olan Ayasofya; Fatih Sultan Mehmet Han'ın İstanbul'u fethiyle birlikte İslam'ın ilkelerinin ve nebevi değerlerinin evrensel nişanelerinden biri haline gelmiş ve yeni bir medeniyet ufkuna yelken açmıştır. Müslümanların elinde Ayasofya; İslam medeniyetinin adalet anlayışının, estetik dehasının ve evrensel iddialarının en önemli sembollerinden biri olmuştur" dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
-------------
-İletişim Başkanı Duran’ın sergiyi gezmesi
-Programdan görüntü
-Protokolden görüntü
-Duran’ın konuşması
-Arpaguş’un konuşması
-Genel ve detaylar
=================================
4-FATİH ALTAYLI'NIN AHBAP SORUŞTURMASINDAKİ İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Ceren KÜP / İSTANBUL, (DHA) - AHBAP Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında Fatih Altaylı'nın savcılıkta verdiği ifade ortaya çıktı. Altaylı ifadesinde, “Haluk Levent’i ilk olarak 2021 yılında yapmış olduğum bir programda tanıdım. Daha önce mesleğim itibariyle tabi ki kendisini bilirdim. Ama kendisinin bende olumsuz bir intibası bulunmaktaydı. Çünkü kendisini kumarbaz, dolandırıcılıktan hapse girmiş bir adam olarak bilirdim. Kendisine de çok güvenmezdim” dedi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında Fatih Altaylı İstanbul Adalet Sarayı'nda ifade verdi. Altaylı’nın savcılıktaki ifadesi ortaya çıktı.
‘HALUK LEVENT’E ÇOK GÜVENMEZDİM’
Fatih Altaylı ifadesinde, “Haluk Levent’i ilk olarak 2021 yılında yapmış olduğum bir programda tanıdım. Daha önce mesleğim itibariyle tabi ki kendisini bilirdim. Ama kendisinin bende olumsuz bir intibası bulunmaktaydı. Çünkü kendisini kumarbaz, dolandırıcılıktan hapse girmiş bir adam olarak bilirdim. Kendisine de çok güvenmezdim. 2017 yılında Ahbap isimli bir dernek kurdu. Bu dernekle ben para topladığını bilmiyordum. Bu dernek vasıtasıyla hayırseverleri ihtiyaç sahipleri ile buluşturup bu insanlara da konser, etkinlik vb. gibi programlar düzenliyor olarak biliyordum” dedi.
‘AHBAP DERNEĞİ'NİN DENETLENMESİ GEREKTİĞİNİ SAVUNDUM'
Altaylı, “2020 yılında ülke genelinde gerçekleşen orman yangınlarında Ahbap’ın ve Haluk Levent’in büyük çabaları oldu. Bu durum hem benim nazarımda hem de kamuoyunda Ahbap derneğine bir sempati oluşturdu. Toplum nazarında güven kazandı. En son 6 Şubat depremlerinde bu dernek vasıtasıyla yardımlar yapmaya başladı. Ancak benim bu dönemde de Haluk Levent ile ilgili şahsen soru işaretlerim devam etmekteydi. Kamuoyunda ve şahsen benim nazarımda hem orman yangınlarında yapmış olduğu çalışmalar hem de depremin yaşandığı ilk andan itibaren yaptıkları ile bu kişiler hakkında bir güven ortamı oluştu. Bu güven ortamı ile birlikte benim de Ahbap ile ilgili olumlu yönde söylemlerim olmuş olabilir. Ama bununla birlikte ben kesinlikle bu adamın geçmişinde kumar, mali suçlar gibi yüz kızartıcı olaylar bulunması sebebiyle bu derneğin kesinlikle çok iyi denetlenmesi gerektiğini savundum" diye konuştu.
‘AHBAP DERNEĞİ'NE YARDIMIM SÖZ KONUSU DEĞİLDİR’
Altaylı, "6 Şubat depremleri zamanı Habertürk’te çalışıyordum. Bir programda Kızılay’ın yada AFAD’ın karalanmaya çalışılması sırasında AFAD’ı ve Kızılay’ı savunup bu tür söylemlerin manasız olduğunu söylemişimdir. Benim Ahbap derneğine veyahut Haluk Levent’e maddi olarak herhangi bir yardımım söz konusu değildir. Kendisine para göndermedim. Ahbap derneğinin topladığı paraları da daha sonra bu yardımların ilgililerine ulaşıp ulaşmadığı konusunda açıkçası araştırma yapamadım. Elimde o dönem bu denetlemeyi yapabilecek yetki ve kabiliyet bulunmamaktaydı. Daha sonra yaşanan süreçte Haluk Levent’in huyundan vazgeçmediğini hep beraber görmüş olduk. Ben o süreçte her insan ikinci bir şansı hak eder ve insanların yardımına koşan herkesi destekleme düşüncesi ile bu yayınları yaptım ve tweetleri attım. Ancak şuan görüyorum ki hak etmediği bir destek vermişim. Gelinen aşamada Haluk Levent ve Ahbap derneğinin asla hak etmediği bir desteği vermiş olmaktan üzüntü hatta pişmanlık duyuyorum” ifadelerini kullandı.
Fatih Altaylı, ifade işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeden ayrıldı. (DHA)
=================================
5-HAZAL KAYA’NIN AHBAP SORUŞTURMASINDAKİ İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Ceren KÜP / İSTANBUL, (DHA) - AHBAP Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında Hazal Kaya’nın savcılıkta verdiği ifade ortaya çıktı. Kaya ifadesinde, “Ahbap'a 120 bin lira bağış bende yaptım. Yaptığımız bağışların bu şekilde Haluk Levent tarafından suistimal edilmesi sebebiyle ben de mağdurum. Güvenimizin bu şekilde zedelenmesi nedeniyle çok üzgünüm. Yaptığım bağışın nereye gittiğini öğrenmek istiyorum" dedi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında Hazal Kaya İstanbul Adalet Sarayı'nda ifade verdi. Kaya’nın savcılıktaki ifadesi ortaya çıktı.
'BABALA TV YAYININI GÖRÜNCE KENDİM GİTTİM'
Kaya ifadesinde, "Haluk Levent 2020 yılında kendisi SMA'lı çocuklar hakkında yaptığı yardım faaliyetlerine ilişkin ben de aynı şekilde yardım faaliyetlerinde bulunmam sebebiyle bana telefonla ulaştı. Kendi benzer yöndeki faaliyetlerinden bahsetti ama somut bir yardım talebinde bulunmadı. Hem bu süreçte hem de sonraki süreçte kendisi ile hiç yüz yüze görüşmedim. Aynı şekilde telefonla da başka görüşmemiz olmadı. Bu nedenle bir tanışıklığımız bulunmamaktadır. Deprem döneminde ben de her Türk Vatandaşı gibi yardımda bulunmak istedim. O sırada Babala TV'nin canlı yayınını gördüğümde kendim yayına katılmak amacıyla yayının yapıldığı ofise gittim. Buraya gitmem konusunda herhangi birinin çağrısı veya yönlendirmesi olmadı. Oradaki beyanlarımız ve sonrasındaki süreçte şahsi sosyal medya hesaplarımdan yaptığım paylaşımlar tamamen depremden zarar görmüş insanlara yardımcı olmak kastıylaydı" dedi.
'AHBAP'A 120 BİN LİRA BAĞIŞ YAPTIM'
Kaya ifadesinin devamında, "O dönemde hamile olduğum için çok duygusaldım zaten çok kısa bir süre sonra doğum yaptım ve sonraki süreçte bu tür etkinlik veya bir yayına katılımım söz konusu olmadı. Depremde birçok hamile kadın veya çocuk da etkilendiği için özellikle kendimi yardım etmek zorunda hissettim. Bu sebeple elimden geldiğince yardımlarda bulundum. Ahbap'a 120 bin lira bağış bende yaptım. Yaptığımız bağışların bu şekilde Haluk Levent tarafından suistimal edilmesi sebebiyle ben de mağdurum. Güvenimizin bu şekilde zedelenmesi nedeniyle çok üzgünüm. Yaptığım bağışın nereye gittiğini öğrenmek istiyorum. Bu yönde ben de şikayet hakkımı gerekli olursa kullanacağım" dedi.
‘BAĞIŞLARIMIZIN KUMARDA HARCANMASI ALÇAKÇA BİR HAREKETTİR’
Kaya, "Bu süreçte sadece Ahbap ve Babala TV'ye yönelik paylaşımlarım olmadı. Göçük altında kalan veya acil yardıma ihtiyacı olan insanların çağrılarına ilişkin de AFAD'ı etiketleyerek yine aynı şekilde sosyal medya hesaplarımdan paylaşımlarım oldu. Ahbap Derneği'nin o süreçte kullanacağı çadırları Kızılay'dan temin etmesi veya çeşitli kamu görevlilerinden destek içeren açıklamalar paylaşması bizde de o dönem bir güven duygusu oluşturmuştu ama geldiğimiz noktada bu duygumuzun ve bizim kamuoyu nezdinde bilinirliğimizin kullanılarak insanlardan bağış toplanmaya çalışılmasını topluma yapılan bir kötülük olarak değerlendiriyorum. Basından öğrendiğim kadarıyla savunmasında dayandığı hususları korkunç bir şey olarak buluyorum. Hiçbir geçerliliği bulunmamaktadır. Benim de aralarında bulunduğum binlerce insanın iyi duygularının suistimal ederek yaptığımız bağışları bahis ve kumarda harcaması alçakça bir harekettir" dedi.
Hazal Kaya, ifade işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeden ayrıldı. (DHA)
Görüntü Dökümü:
------
-Hazal Kaya'nın adliyeye gelişi
===============================
6-RUŞEN ÇAKIR’IN AHBAP SORUŞTURMASINDAKİ İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Ceren KÜP / İSTANBUL, (DHA) - AHBAP Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gazeteci Ruşen Çakır’ın savcılıkta verdiği ifade ortaya çıktı. Çakır ifadesinde, “Şahsım olarak ve ailem tarafından da Ahbap Derneği’ne çok cüzi miktarda deprem bölgesine gönderilmek üzere yardımda bulundum. Haluk Levent'i tanımam. hiçbir şekilde bir araya gelmedim. Haluk Levent'in başka yapmış olduğu herhangi bir organizasyonda da yer almadım” dedi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gazeteci Ruşen Çakır İstanbul Adalet Sarayı'nda ifade verdi. Çakır’ın savcılıktaki ifadesi ortaya çıktı.
‘AHBAP DERNEĞİ’NE YARDIMDA BULUNDUM’
Ruşen Çakır ifadesinde, “Haluk Levent'i şahsen tanımam. Sadece kendisini sanatçı olması sebebiyle bir vatandaş olarak bilirim. Soruşturma içeriğinde bulunan haber doğrudur bana aittir. Bu yapmış olduğum haber tamamen o dönem depremin oluşturduğu üzüntü sebebiyle ve deprem bölgesinde bulunan yine meslektaşlarımızın bizlere yansıtmış olduğu durumlarla ilgili olarak Ahbap Derneği’nin depremzedelere ciddi yardımlarda bulunduğunu söylemeleri sebebiyle bu şekilde haberini yaptım. Herhangi bir şekilde para toplanmasına yardımcı olmadım. Şahsım olarak ve ailem tarafından da Ahbap Derneği’ne çok cüzi miktarda deprem bölgesine gönderilmek üzere yardımda bulundum. Haluk Levent'i tanımam. hiçbir şekilde bir araya gelmedim. Haluk Levent'in başka yapmış olduğu herhangi bir organizasyonda da yer almadım" dedi.
‘KAZANÇ SAĞLAMA HUSUSUNU KABUL ETMİYORUM’
Çakır, “O dönem deprem bölgesinde bulunan meslektaşlarımızın bilgi vermesi, Kızılay, AFAD gibi kuruluşların yetersiz kaldığını, Ahbap Derneği’nin ise fonksiyonel olarak çok yeterli bir şekilde yardım görevini yerine getirdiğini söylemeleri sebebiyle yapmış olduğum bir haberdir. Yukarıda da belirttiğim gibi tamamen bir durum değerlendirmesidir. Herhangi bir sorumluluk hissetmiyorum. Ben 41 yıldır gazetecilik mesleğini icra etmekteyim. Toplumun büyük bir kesimi uzun yıllardır yazılarımı okurlar, haberlerimi değerlendirirler. Bu dernek sayesinde artan bir popülerliğim söz konusu değildir. Zaten tanınan bir kişiyim. Yöneltilen kazanç sağlama hususunu kesinlikle kabul etmiyorum. Ülke deprem gibi bir afetten geçmişti. Burada kazanç değil, insanların zor durumları akılda kalmaktadır. Herhangi bir kazanç sağlamam olmamıştır" dedi.
‘DEVLET KURUMLARINI AŞAĞILAMADIM’
Çakır, “Ben kesinlikle devletin hiçbir kurumunu aşağılamadım. Deprem bölgesinde bulunan meslektaşlarımızın bize vermiş olduğu bilgiler doğrultusunda Ahbap Derneği’nin yardım konusunda iyi olduğunu yazdım. Kimseyi devletimize ya da devletin kurumlarına güvenmeyin şeklinde telkinde bulunmadım. Bu yapılan haber bir yönlendirme değil, bir durum değerlendirmesidir. Bu derneğe ilişkin yapmış olduğum haber tamamen oradaki insanların içerisinde bulunduğu zor durumdan bir önce kurtulmasını sağlamaktır. Bana bu derneğin maddi manevi zerre katkısı olmamıştır” dedi.
‘DERNEKLE UZAKTAN YAKINDAN İLİŞKİM YOKTUR’
Çakır, “Benim yukarıda beyanda da belirttiğim gibi deprem bölgesine gitmediğim doğrudur. Fakat orada bulunan arkadaşlarımızdan sürekli olarak bilgi aldım. Benim Haluk Levent ve bu dernekle uzaktan yakından bir ilişkim yoktur. 6 Şubat depremi ülkece ve milletimiz olarak tüm bireyleri zorluk içerisine düşüren bir durumdur. Burada insanlık adına yapmış olduğumuz her şey tamamen deprem bölgesinde mağduriyet yaşayan insanların bir nebze de olsa onlara faydalı olma anlayışıdır. Bu soruşturmalar neticesinde söz konusu Ahbap Derneği’nin mağdur insanlara yardım niteliğinde dağıtılması gereken paraların şahsi sebepler ile kullanıldığının öğrenmiş oldum. Bir derneğin bu şekilde hareket etmesi gerçekten çok üzücü. Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak da beni üzmüştür. Bende bu derneğe yardımda bulundum. Umarım bir an önce suçlu olan kişiler cezalandırılır” dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
------
-Ruşen Çakır'ın adliyeye gelişi
================================
7-ÜMRANİYE'DE PARK HALİNDEKİ TIR'A ÇARPAN MOTOSİKLETLİ POLİS YARALANDI
İsa ALMAÇAYIR/İSTANBUL,(DHA)-ÜMRANİYE Şile Yolu’nda seyreden motosikletli polis, önce park halindeki TIR'a, ardından başka bir motosiklete çarptı. Kazada yaralanan polis memuru ambulansla hastaneye kaldırıldı.
Kaza, saat 12.00 sıralarında Sanayi Mahallesi Şile Yolu Sancaktepe istikametinde meydana geldi. Polis memurunun kullandığı 59 AKY 788 plakalı motosiklet önce emniyet şeridinde duran park halindeki 02 AEM 983 plakalı TIR'a, ardından Yaşar Sucu idaresindeki 07 KDL 86 plakalı başka bir motosiklete çarptı. Kazada çarpmanın etkisiyle 2 motosiklet sürücüsü de yola savruldu. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine acil sağlık ve polis ekipleri geldi. Polis, kaza nedeniyle yolda güvenlik önlemi aldı. Sağlık ekiplerinin kontrollerinde kazada yaralandığı belirlenen polis memuru ambulansla hastaneye kaldırıldı. Kaza nedeniyle araç yoğunluğu oluşurken, ekiplerin çalışmalarını tamamlamasının ardından trafik akışı normale döndü. Kazaya ilişkin inceleme başlatıldı.
'KOLU KOPTU'
Kazayı gören Burak Dalkılıç, "70 ile falan gidiyorduk, seyir halindeyken arkadan polis memuru hızlı geldi. Duran TIR'a çarpınca bir anda kolu koptu" dedi.
'ÖNCE TIR'A VURMUŞ'
Kazaya karışan motosikletin sürücüsü Yaşar Sucu, "Diğer motorcu arkadaş önce TIR'a vurmuş, oradan sekip bana çarptı. Bende yaralandım, diğer sürücünün polis olduğunu söylüyorlar" diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü:
-------
-Olay yerinden görüntüler
-Ekiplerin çalışmaları
-Röportajlar
-Genel ve detaylar
=============================
8-ESENYURT’TA 16'NCI KATTAN DÜŞEN EMİRHAN'IN ÖLÜMÜNE İLİŞKİN ŞÜPHELİLER ADLİYEYE SEVK EDİLDİ
Ali AKSOYER/İSTANBUL,(DHA)- ESENYURT’ta, iddiaya göre Emirhan Yıldız (28), arkadaşlarıyla eğlenmeye geldiği sitede çıkan kavga sonrasında 16'ncı kattan düşerek hayatını kaybetti. Olaya ilişkin gözaltına alınan 5 şüpheli emniyetteki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Olay, 20 Temmuz Pazartesi günü saat 22.00 sıralarında Koza Mahallesi'nde bulunan bir sitede meydana geldi. İddiaya göre Emirhan Yıldız, 4 arkadaşı ile birlikte geldiği sitede 16'ncı kattan düştü. Arkadaşları ve çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Yıldız’ın düştüğü alana gelen itfaiye ekipleri, gencin cansız bedeni ile karşılaştı. Olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından Emirhan Yıldız’ın cenazesi Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Emirhan Yıldız’ın daire içerisindeki arkadaşlarıyla kavga ettiği ve kavgadan kısa bir süre sonra 16'ncı kattan düştüğü öne sürüldü. Olayla ilgili evde bulunan 5 kişi gözaltına alındı.
İFADELERDE PENCEREYE YÖNELDİĞİ ÖNE SÜRÜLDÜ
Şüpheliler ifadelerinde, Emirhan Yıldız'ın M.G.'yi darbettiğini, araya girenlerin müdahalesiyle olayın yatıştırıldığını belirtti. Şüpheliler, bir süre sonra Yıldız'ın aniden yerinden kalkarak pencereye yöneldiğini ve müdahale etmelerine fırsat kalmadan kendisini aşağı attığını öne sürdü.
ŞÜPHELİLER ADLİYEYE SEVK EDİLDİ
Cinayet Büro Amirliği'nde işlemleri tamamlanan 5 şüpheli adliyeye sevk edildi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
-----
Şüphelilerin adliyeye sevki
==============================
9-DOÇENT MEHMET SELİM ÖKTEN: AYASOFYA'DA ŞİMDİ KUBBENİN GERÇEK HALİNİ GÖRECEĞİZ
Esra GÜNTEPE - Ulaşcan ÖZER - Ataberk KURT/İSTANBUL (DHA) Ayasofya-i Kebir Camii'nde sürdürülen restorasyon çalışmalarında yeni bir aşamaya geçildi. Ana kubbenin üzerinde daha önce kurulan geçici çelik çatının, kubbeyi ve iç bölümde yer alan mozaikleri iklim koşullarına karşı koruyacak özel branda ile kaplanmasına başlandı. Konu ile ilgili bilgilendirmelerde bulunan Tarihi yapıların bakımı ve onarımı alanında uzman inşaat mühendisi Mehmet Selim Ökten, “Bilim kurulumuz sizin de bildiğiniz gibi sanat tarihçisi, mimarlardan ve malzeme uzmanlarından ve inşaat mühendislerinden oluşmakta. Kubbenin üstünü 8 dilim membranla bu ay sonuna doğru kapladıktan sonra hızlı bir şekilde kurşun örtüyü ve alttaki katmanı kaldıracağız ve daha sonra yerinde tespit yapacağız. Yapıda ilk defa bütüncül şekilde çalışılıyor. Birtakım varsayımlar, çeşitli taramalar üzerine bu projeyi oluşturuyoruz. Şimdi kubbenin gerçek halini göreceğiz ve sanki bir arkeolojik alan gibi çok nitelikli ve dikkatli bir çalışma yapabileceğiz. Buradaki membran da ileri bir teknoloji membran, üzerinde alev yürümez, hem yangın güvenliği olan hem de atmosferik etkilere karşı önlemi alınmış bir membran olacak. Bir arkeolojik alanda çalışma hassasiyetiyle burada çalışma imkanı bulacağız
Ayasofya-i Kebir Camii’nde, restorasyon çalışmalarınında gelinen aşamayı anlatmak için Ayasofya Bilim Kurulu'ndan tarihi yapıların bakımı ve onarımı alanında uzman inşaat mühendisi Doçent Mehmet Selim Ökten bilgi verdi. Restorasyon kapsamında uygulamaya alınan koruyucu branda sistemiyle, ana kubbede yürütülecek güçlendirme ve onarım çalışmalarının hava koşullarından etkilenmeden güvenli şekilde sürdürülmesi hedeflendiğini belirtti. Uygulamanın aynı zamanda kubbenin iç kısmındaki tarihi mozaiklerin yağmur, rüzgar ve diğer dış etkenlerden korunmasına katkı sağlaması amaçlandığını ifade etti.
‘PROJEMİZDE KUBBENİN GÜÇLENDİRİLMESİ VAR’
Doçent Mehmet Selim Ökten, “Bakanımızın bahsettiği gibi şu anda yapılan çalışmalar Ayasofya-i Kebir Camii için Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı çalışmalarından bir tanesi. Bu kapsamda veya buna yakın bir çalışma daha önce 1850'lerde Fossati tarafından yapılmış bir çalışma. Biz de deprem bölgesinde olduğumuz ve caminin strüktürel güvenliğini en ileri seviyeye çıkartmak durumunda olduğumuz için bu çalışmalar kapsamında güçlendirme projesi ve onarım projesi hazırladık. Bu projelerin neticesinde yapıda bir çelik iskele yapılması hasıl oldu. Dolayısıyla çelik iskele 2025 yılının Eylül ayında sizlerin de gördüğü gibi caminin içinde ayaklar, çelik ayaklar kurulmaya başlandı. Daha sonra bu, geçtiğimiz Ramazan ayının öncesinde iç çelik iskelenin kurulumu tamamlandı ve daha sonra kubbe üstündeki çelik iskelenin inşasına başlandı. Bu çelik iskelenin tamamlanması da Şubat ayında ve daha sonrasında havalar güzelleşince şu anda Temmuz ayında tamamlanmış oldu. Bu çok önemli bir aşama, çünkü bizim güçlendirme projemizde kubbenin güçlendirilmesi var. Ve yapılan analizlerde bu müdahaleleri yapabilmek için kurşun örtünün kaldırılması gerekiyor. Dolayısıyla kurşun örtüyü kaldırdığımız zaman kontrollü bir ortam yaratmamız lazım, dış etkilerden yapıyı korumamız lazım. Ve bu minvalde gördüğünüz ve bu ayın başında tamamlanan çelik iskeleyi görüyorsunuz. Şimdiki aşama çelik iskelenin 8 dilim membranla üstünü kapatacağız ve 7/24 çalışma ortamı, kontrollü, güvenli bir çalışma ortamı sağlayacağız. Bu şekilde güçlendirme çalışmaları hızlı bir şekilde başlayacak ve devam edecek” dedi.
‘ARKEOLOJİK ALAN GİBİ ÇOK DİKKATLİ ÇALIŞILMASI GEREKİYOR’
Ökten, “Kubbenin hemen altında eşsiz mozaikler var. Bir, bunlara bizim alttan müdahale etmemiz gerekiyor çeşitli yöntemlerle. Dolayısıyla caminin içinde platform var. Bu platformdan çıkan kirişlerle, kubbe pencerelerinden çıkan kirişlerle üst örtü sisteme bağlı. İkinci sebebi, bizim kubbeyi güçlendirmek için üstten bir sargılama yapmamız lazım. Son teknoloji lifli polimer teknolojisi ile bu, deprem bölgesinde de çok uygulanan bir teknoloji. Kurşun kaplamayı kaldırmamız lazım. O kaplamayı kaldırdığımız zaman da yapıyı dış etkilerden korumamız lazım. Düşünün, kurşun kaplamayı kaldırdığımız zaman bir yağmur veya bir başka ekte olduğunda mozaiklere zarar gelebilir. Birinci etki, atmosferik etkilerden yapıyı korumak. İkincisi ve bizi çok heyecanlandıran, bütüncül olarak kurşun kaplamayı ve toprak katmanını aldığımızda dönem içinde hasar görmüş kubbenin bölümlerini de göreceğiz. Yani biz birtakım varsayımlar, çeşitli taramalar üzerine bu projeyi oluşturuyoruz, şimdi kubbenin gerçek halini göreceğiz ve sanki bir arkeolojik alan gibi çok nitelikli ve dikkatli bir çalışma yapabileceğiz. Buradaki membran da ileri bir teknoloji membran, üzerinde alev yürümez, hem yangın güvenliği olan hem de atmosferik etkilere karşı önlemi alınmış bir membran olacak. Tekrar özetlemek gerekirse, bir arkeolojik alanda çalışma hassasiyetiyle burada çalışma imkanı bulacağız ”şeklinde konuştu.
‘BU ÇALIŞMANIN ARDINDAN KUBBE İLE İLİGİLİ BAZI BİLGİLERE İLK DEFA ULAŞACAĞIZ’
Ökten, “Bilim kurulumuz sizin de bildiğiniz gibi sanat tarihçisi, mimarlardan ve malzeme uzmanlarından ve inşaat mühendislerinden oluşmakta. Biz bu şimdi arkada gördüğünüz veya fotoğraflarını, videolarını verdiğiniz kubbenin üstünü 8 dilim membranla bu ay sonuna doğru kapladıktan sonra hızlı bir şekilde kurşun örtüyü ve alttaki katmanı kaldıracağız ve daha sonra yerinde tespit yapacağız. Bizim tahmin ettiğimiz, uygulayacağımız projeyle yerinde yapacağımız projenin, uygulayacağımız projenin gerçekliğine bakacağız. Hızlı bir şekilde burada kararları vereceğiz ve uygulamaları yapacağız. Bilimsel yöntemler aynı zamanda yapı radarı tarama sistemleriyle kubbe üzerinde ilk defa bu kadar detaylı bir nevi röntgenini çekmek gibi detaylı bilgilere sahip olacağız. Bu hem bilimsel veriler açısından hem de uygulama açısından bizim için son derece heyecan verici ve güzel bir yöntem olacak” diye konuştu.
‘İLK DEFA BÜTÜNCÜL ŞEKİLDE ÇALIŞILIYOR’
Mehmet Selim Ökten ,“Yapı ilk defa bütüncül şekilde çalışılıyor. Mesela şu anda yer altında da çalışma var, yer üstünde de çalışma var, kuzey cephesinde de çalışma var. Arkamda gördüğünüz Beyazıt Minaresi'nin güçlendirilmesi tamamlandı. Şimdi sırasıyla Fatih Minaresi ve Sinan Minarelerinin güçlendirilmeleri ve kubbe güçlendirilmeleri başlayacak. Özellikle cephelerde sıva uygularımız, uygulamalarımız hızlı bir şekilde devam ediyor. Her bir sıvanın numunesini deneysel olarak çalışıyoruz. İçeriğine, su iticiliğine, uygunluğuna, özgünlüğüne bakarak devam ediyoruz. Dolayısıyla Sayın Bakanımızın da dediği gibi bu sürekli bir bakım. Artık dünyadaki konsept de yapıları sürekli olarak restore etmek, bakmak ve bunu aynı zamanda bir sanat eseri gibi paylaşmak. Bu yaptığımız sistem de bunun bir parçası. Dolayısıyla devamlı bu müdahaleler devam edecek. Tabii ki iskelenin işi bitince onu sökeceğiz ama şimdi bunun için tarih vermek için erken” dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü
----------------------
-Restorasyon çalışmaları
-Mehmet Selim Ökten röportaj
-Genel ve detay görüntüler
=============================
10- FATİH'TE PARK HALİNDEKİ OTOMOBİLİ TİNER DÖKEREK YAKTI; 42 SUÇ KAYDI BULUNAN ŞÜPHELİ YAKALANDI
Emre KURT/İSTANBUL,(DHA)- FATİH'te alkollü olduğu iddia edilen şüpheli, park halindeki otomobilin üzerine tiner dökerek ateşe verdi. Alevler itfaiye tarafından söndürülürken, 42 suç kaydı olduğu belirlenen şüpheli polis ekipleri tarafından gözaltına alındı.
Olay, gece saatlerinde Zeyrek Mahallesi Hacı Ömer Paşa Sokak'ta meydana geldi. Park halindeki bir otomobilin yandığı ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri, alevlere müdahale ederek yangını kısa sürede söndürdü.
42 SUÇ KAYDI BULUNAN ŞÜPHELİ TİNER DÖKÜP YAKMIŞ
Yangının ardından çalışma başlatan polis ekipleri, yanan otomobilin T.B.'ye ait olduğunu belirledi. Yapılan çalışmalar ve çevredeki güvenlik kamerası görüntülerinin incelenmesi sonucunda, otomobilin 42 suç kaydı bulunan Ahmet G. tarafından üzerine tiner dökülerek yakıldığı tespit edildi. Gözaltına alınan şüpheli Ahmet G.'nin ilk ifadesinde, alkollü olduğu için aracı yaktığını söylediği öğrenildi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
-------
(Cep telefonu)
-Alev alev yanan otomobil
-Araçta meydana gelen patlamalar
-Ekiplerin müdahalesi
=================================
11- ÇEKMEKÖY’DE HAFRİYAT KAMYONU TAKLA ATTI; ŞOFÖR AĞIR YARALANDI
Mert ORDU / İSTANBUL, (DHA)- Çekmeköy’de şoförün kontrolünü kaybettiği hafriyat kamyonu takla attı. Kazada ağır yaralanan şoför hastaneye kaldırıldı. Şile Otoyolu bir süre tek yönlü olarak trafiğe kapatıldı.
Kaza, saat 15.00 sıralarında Çekmeköy Şile Otoyolu’nda meydana geldi. A.A. kullandığı 34 FSP 614 plakalı hafriyat kamyonunun direksiyon hakimiyetini kaybetti. Takla atarak savurulan kamyon orta refüjdeki bariyerleri aşarak karşı şeride geçti. Kazanın şiddetiyle şoför A.A. araçtan yola savruldu. İhbar üzerine olay yerine sağlık, itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından ağır yaralanan A.A. ambulansla hastaneye kaldırıldı. Devrilen kamyonun yolu kapatması sonucu Şile Otoyolu bir süre tek yönlü olarak trafiğe kapandı. Polis ekipleri bölgede güvenlik önlemi alırken, kamyonun kaldırılmasıyla yol yeniden ulaşıma açıldı.
Görüntü Dökümü
—————
Kaza anı
Kamyonu kaldırma çalışmaları
Olay yerinden görüntüler
Ekiplerin görüntüsü
Genel ve detay görüntüler








