DHA İSTANBUL BÜLTENİ- 3

1- SERHAT KILIÇ İÇİN HARBİYE MUHSİN ERTUĞRUL SAHNESİ'NDE ANMA TÖRENİ YAPILDI
Gülseren KARAPINAR-Harun ŞAHBAZOĞLU/İSTANBUL,(DHA)- OYUNCU Serhat Kılıç için Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde anma töreni düzenlendi. Kılıç, yarın Ankara Ahmet Hamdi Akseki Camii'nde kılınacak cenaze namazının ardından Karşıyaka Mezarlığı'nda toprağa verilecek.
Kağıthane'deki evinde ölü bulunan oyuncu Serhat Kılıç için bugün Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde anma töreni düzenlendi. Törene Kılıç'ın ailesi, yakınları, dostları, meslektaşları ve sevenleri katıldı. Kılıç'ın sanat hayatı ve rol aldığı yapımların anıldığı törende, dostları ve meslektaşları oyuncuyu anlattı.
‘MEKANI CENNET OLSUN, NUR İÇİNDE YATSIN’
Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven, “Bizim yolumuz Seksenler dizisinde kesişmişti. Ben kendisini daha önce biliyordum ama tanımıyordum, Seksenler'le tanıdım. İtiraf etmek gerekirse ona gerçekten çok küçük bir rol teklif ettim. O da hiç dert etmedi ama o rolü öyle bir oynadı ki, öyle bir büyüttü ki tabii ki diğer arkadaşlarımızla birlikte bir anda bizim dizinin en önemli hikayesi haline geldi. Serhat öyleydi zaten, her şeyi büyütüyordu. Ona bir kartopu verin, çığ yapıyordu. Mutluyken çok mutlu oluyordu, üzülünce çok üzülüyordu, çok gülüyordu, çok ağlıyordu, her şeyi çok yapıyordu Serhat. Ne diyelim, mekanı cennet olsun, nur içinde yatsın. Varsa hakkımız helal olsun” dedi.
‘HAKKINI HELAL ET USTA’
Oyuncu Ertan Saban, “Geçenlerde bir şey okumuştum; çok ağlayanlar, çok takanlar ve çok terleyenler bu gezegene, bu hayata hizalanmakta zorlanırmış. Umarım ki inşallah öbür tarafta çok iyi bir simetri yakalayacaktır güzel kardeşim. Hakkını helal et usta” dedi.
‘HUZURLA UYU ARKADAŞIM’
Oyuncu Bennu Yıldırımlar, “Hayata ve mesleğine tutkuyla yaklaşan; ailesine, sevdiklerine, ona emeği geçen tüm öğretmenlerine karşı vefasını esirgemeyen, coşkusu yüksek bir arkadaşımızdı. Meslektaş olarak bulunmaz Hint kumaşıydı. Provada yorulmayan, ekip ruhuna inanan; namuslu, samimi, sahnede sırtını güvenle yaslayabileceğin, oyun oynamaktan sonsuz keyif alan, hücrelerine kadar komple oyuncuydu. Bizler hayata karşı çocuksu merakına ve yüksek enerjine yetişmeye çalışanlar, daha önce hiç senin gibi bir dostla karşılaşmamıştık. Evet, eksildik. Ezcümle; biz seni çok sevdik. Anıların, yüreğine dokunduğun insanlarla yaşamaya devam edecek. Huzurla uyu arkadaşım” dedi.
‘HEM DOSTUM, KARDEŞİM, MESLEKTAŞIM’
Oyuncu Mahir İpek, “Serhat deyince çok da öyle tarif edilebilecek, sınırları çizilebilecek bir insan değil. Ama Serhat benim için hep Emre'yle, Erdem'le, Bilkent'te öğrenciyken Ankara demek. Oradaki o giriş katındaki küçük dairede uzun uzun sabahlara kadar hayat konuşmak demek, tiyatro konuşmak demek. Serhat hem dostum, hem kardeşim, meslektaşım. Hepimizin başı sağ olsun” dedi.
‘MUAZZAM BİR ENERJİSİ VARDI’
Oyuncu Ahmet Mümtaz Taylan, “Baştan babası ve kız kardeşi olmak üzere bütün sevenlerine başsağlığı diliyorum. Tiyatro, sinema, televizyon severlerine. Serhat'ı ben çok genç yaşta, ikimiz de o genç yaştayken tanıdım. Devlet Tiyatrosuna girdiği zaman Erzurum'da galiba ilk oyunuydu, ben yönettim. Muazzam bir enerjisi vardı. Uyandırmak zordu, uyutmak da imkansızdı. Huzur içinde uyu” dedi.
‘ALKIŞLARIN HİÇBİR ZAMAN DİNMEYECEK’
Oyuncu Selim Bayraktar, “Biz oyuncuların hayatı hep başka hikayelerde var oluyor. Başka hikayelerde ölüyoruz, yeniden diriliyoruz. Perdeler öyle öyle açılıp kapanıyor. Belki bugün Serhat'a perde kapanmış olabilir. Ama eminim ki buradaki bütün arkadaşları olarak bir araya geldiğimizde, ‘Serhat burada olsaydı böyle derdi’ diyeceğimize inanıyorum. Çünkü bizde çok ciddi etkisi oldu. O yüzden bugün perden kapanmış olabilir ama alkışların hiçbir zaman dinmeyecek” diye konuştu.
‘SENİ ÇOK ÖZLEYECEĞİM’
Oyuncu Emre Karayel, “Serhat gibi, hayat nereye götürürse götürsün onların yeri asla değişmez. Serhat benim için öyle birisiydi. Arkadaşımdı, dostumdu, sırdaşımdı, akıl hocamdı, öğretmenimdi. En çok da kardeşimdi. Dün abim abim aradı, ‘Ailemizden birini kaybettik oğlum’ diye ağlayarak beni aradı. Öyleydi. 30 yıl dile kolay. 30 yıl boyunca birbirimizin hayatına şahit olduk ve şimdi burada onun ardından konuşuyor olmak gerçekten çok üzücü benim için. Serhat'ı tanıyan herkes başka bir Serhat anlatacaktır, dinlediniz zaten anlatıyorlardı. Çünkü hepimizin hayatına başka bir şekilde dokunmuştur o. Hayatımdan Serhat Mustafa Kılıç diye biri geçtiği için ben çok şanslıyım. Bana öğrettikleri, bana verdikleri için. Yanımda olduğu kötü zamanlar için. Birlikte güldüğümüz, kavga ettiğimiz, dertleştiğimiz, saçmaladığımız bütün o yıllar için teşekkür ederim sana kardeşim. Sana söylenecek daha çok şeyim vardı. Herhalde insanın en çok canını yakan da bu oluyor. 30 yıl yetmedi be Serhat'ım. Yetmedi kardeşim, seni çok özleyeceğim. Hakkım varsa helal olsun. Sen de hakkını helal et. Hoşça kal, toprağın bol, mekanın cennet olsun” şeklinde konuştu.
ANKARA'DA TOPRAĞA VERİLECEK
Anma töreninin ardından Serhat Kılıç'ın cenazesi Zincirlikuyu Gasilhanesi'ne götürüldü. Kılıç'ın cenazesi, yarın Ankara'da öğle namazına müteakip Ahmet Hamdi Akseki Camii'nde kılınacak cenaze namazının ardından Karşıyaka Mezarlığı'nda toprağa verilecek. (DHA)
Görüntü Dökümü
-------
-Anma töreninden görüntüler
-Kürsü konuşmaları
-Karanfil bırakılması
-Tabutun omuzlarda taşınması
-Genel ve detay görüntüler
===========
2- HABERTÜRK ESKİ GENEL MÜDÜRÜ VEYİS ATEŞ HAKKINDA TAHLİYE KARARI
Ayşe GÜREL/İSTANBUL (DHA) -'Uyuşturucu' soruşturması kapsamında tutuklanan Habertürk eski Genel Müdürü Veyis Ateş, hakkında tahliye kararı verildi. Duruşmada savunma yapan Ateş, “Mehmet Akif Ersoy, savcılığa verdiği ek ifadesinde, ‘Uyuşturucu nedir bilmezdim, beni Veyis Ateş başlattı’ diyerek beni suçlamıştır. Avukat görüşünde kendisiyle karşılaştığımda, ‘Abi çok özür dilerim. Bu şekilde ifade vermek zorundaydım. Bu şekilde ifade vermeseydim beni de Habertürk’ün el değiştirme davasına katacaklardı. Orada da başıma neler gelecekti bilmiyorum, özür dilerim’ dedi. Aleyhime tanıklık edenlerin hepsi, Mehmet Akif Ersoy’un iddianamesinden de anlaşılacağı üzere, Ersoy’un ya sevgilisi ya da yakın arkadaşıdır" diye konuştu. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti duruşmayı 27 Kasım'a erteledi.
‘Uyuşturucu’ soruşturması kapsamında tutuklanan Habertürk eski Genel Müdürü Veyis Ateş, 'Uyuşturucu Madde Kullanımını Kolaylaştırmak' ve 'Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapmak' suçlarından 40 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davada ilk kez hakim karşısına çıktı. İstanbul Adalet Sarayı 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada savunma yapan Ateş, aylık gelirinin 40-50 bin lira arasında olduğunu belirtti.
'BANA AİT OLMAYAN BİR EVDE NASIL YER TEMİN ETMİŞ OLABİLİRİM?'
9 ay sonra savunma yaptığını belirterek suçlamaları kabul etmediğini söyleyen Ateş, "Savcılık makamı 18 Aralık 2025 tarihinde beni arayıp davet etti. Bana, ‘Bilginize başvuracaklar ama siz yine de avukatınızla gelin, fikri değişebilir’ denildi. Gittiğimde haber sitelerinde ifadeye çağrıldığıma ilişkin haberler çıkmıştı bile. Bana Mehmet Akif Ersoy ile ilgili sorular soruldu ve tüm sorulara açık yüreklilikle cevap verdim. İfademin ardından Adli Tıp Kurumu’na sevk edildim, uyuşturucu kullanmadığım tespit edildi ve serbest bırakıldım. Normal hayatıma devam ederken birçok kişi benzer suçlamalarla ifadeye çağrılarak gözaltına alınıp tutuklandı. Ben hiçbir yere kaçmadım, dosyada tanık sıfatıyla ifade veren hiç kimseyi aramadım ve kimseyi yönlendirmedim. İlk ifademden 11 gün sonra bir pazar sabahı evimden gözaltına alındım. Bir gece gözaltında kaldıktan sonra savcılık makamı bana yine aynı soruları sordu, ben de aynı cevapları verdim. Ardından tutuklamaya sevk edildim ve 9 aydır tutukluyum. Savcılığın tutuklama talebi TCK 190’dı. Bana sorulan, Mehmet Akif’in evine gidip gitmediğimdi. Bahsedilen ev bana ait değildir. Sonrasında bana uyuşturucu kullanımı için yer temin ettiğim iddiası yöneltildi. Bana ait olmayan bir evde nasıl yer temin etmiş olabilirim? Kullanmadığım bir maddeyi nasıl temin edeyim? Hiç tanımadığım ve sadece Mehmet Akif Ersoy’un kız arkadaşı olduğunu bildiğim, öncesinde de görmediğim insanlara bayram şekeri ikram eder gibi uyuşturucu vermem. Uyuşturucu kullandığından intihar eden, saldırganlaşan insanların haberlerini sunmuş, bunun bir suç olduğunu bilen birisi olarak neden böyle bir şey yapayım?” dedi.
‘ERSOY BANA “BU ŞEKİLDE İFADE VERMESEYDİM BENİ HABERTÜRK’ÜN EL DEĞİŞTİRME DAVASINA KATACAKLARDI” DEDİ’
Ateş, “Aleyhime tanıklık eden 4 isim var. Tutuklanmamdan 10 gün önce tutuklanan ve ne kolluk ne de savcılık ifadesinde benden bahseden Mehmet Akif Ersoy, tutuklandığım haberini görünce savcılığa verdiği ek ifadesinde, ‘Uyuşturucu nedir bilmezdim, beni Veyis Ateş başlattı’ diyerek beni suçlamıştır. Silivri Cezaevi’nin avukat görüşünde kendisiyle karşılaştığımda bana, ‘Abi çok özür dilerim. Bu şekilde ifade vermek zorundaydım. Hakkını helal et. Bu şekilde ifade vermeseydim beni de Habertürk’ün el değiştirme davasına katacaklardı. Orada da başıma neler gelecekti bilmiyorum, özür dilerim’ dedi. O esnada yanımda olan avukat Kerem Akyer de buna tanıktır. Mehmet Akif, aleyhimde verdiği ifadeleri başka bir nedenle söylemek zorunda olduğunu açıkça beyan etmiştir. Mehmet Akif’in aleyhimde tanıklık eden diğer kişileri de etkileyip etkilemediğinin araştırılmasını isterim. Dilara Yıldız, etkin pişmanlık ifadelerini Akif’in avukatının yönlendirmesiyle verdiğini söylemiştir. Bunun da araştırılmasını isterim. Aleyhime tanıklık edenlerin hepsi, Mehmet Akif Ersoy’un iddianamesinden de anlaşılacağı üzere, Ersoy’un ya sevgilisi ya da yakın arkadaşıdır. Pek çoğunun Ersoy’un etkisi altında kaldığını düşünüyorum. Dilara Yıldız, daha sonra verdiği ifadesinde uyuşturucunun ne olduğunu bilmediğini, hiçbir şekilde uyuşturucu kullanmadığını, kimseyi tanımadığını ve uyuşturucuyu Veyis Ateş’in verdiğini söylemiştir. Beyanları çelişkilidir. Dilara Yıldız’ı ilk defa Mehmet Akif’in Piyalepaşa’da ki evine hayırlı olsun ziyaretine gittiğimde tanıdım” dedi.
‘UFUK TETİK’İ İLK DEFA CEZAEVİNDE GÖRDÜM’
Ateş, “Serap Şaylan’ın ifadesinde ismi geçen Ufuk Tetik’i ilk defa cezaevinde gördüm. Serap Şaylan beni Şakir Tekin’le birlikte tanıdığını söylemesine rağmen, Şakir Tekin kendisine beni tanıyıp tanımadığı sorulduğunda tanımadığını söylemiştir.
Ebru Gülan ise beraber uyuşturucu kullandıktan sonra kendisine rahatsız edici davranışlarda bulunduğumu söylemiştir. Bu durumda bir daha benimle görüşmemesi gerekir. Oysa Ebru Gülan, Mehmet Akif ile beraberken Mehmet Akif’in telefonundan beni birkaç kez arayarak evine davet etmiştir. Mehmet Akif Ersoy iddianamesinde beyanları geçen 3 kişi, uyuşturucu aldıkları satıcıların isimlerini ve telefon numaralarını vermiştir. Benim teminime ihtiyaçları olmadığı ortadadır. Evimde veya üzerimde uyuşturucu madde bulunmamıştır, ATK raporum negatiftir ve bu kişilerin benimle birlikte uyuşturucu kullandıklarına ilişkin somut delil yoktur. Uyuşturucu ticareti yapma suçuyla suçlandığımı öğrendim. Üstelik soruşturma evresinde bana böyle bir soru sorulmadı. Uyuşturucuyu kimden aldığım, kime sattığım veya kime aldığım konusunda tek bir somut delil yok. Müşteki Osman Tıraş’ın bahsettiği herhangi bir suçun ispat edilmesi halinde her türlü cezaya razıyım. Kütüphane isimli mekanı soruşturma sırasında öğrendim. Umut Evirgen’i tanımıyorum, kendisine sorulduğunda o da bu bilgiyi doğrulayacaktır. Osman Tıraş’ın iftira teşkil eden beyanlarına karşı yasal yollara müracaat edeceğim. 9 aydır sürekli kendime şunu soruyorum: Uyuşturucu satmadığımı, gitmediğim mekanlara gitmediğimi nasıl kanıtlayacağım? Olmayan bir şeyi nasıl kanıtlayacağım? Aleyhimdeki suçları kanıtlayacak hiçbir somut delil yoktur” dedi.
‘DÖRDÜMÜZ KOKAİN KULLANDIK’
Duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katılan mağdur Dilara Yıldız, “Veyis Ateş’i Mehmet Akif dolayısıyla tanıyorum, birebir tanışıklığım yok. Hatırladığım kadarıyla Veyis Ateş’i ilk defa 2018 yılında Mehmet Akif’in Piyalepaşa’daki evinde gördüm. Ramazan ayı olması lazım. Evde Ebru Gülhan, ben ve Mehmet Akif otururken sanık sonradan geldi. Uyuşturucu madde getirmişti. Veyis Ateş gelmeden önce Mehmet Akif ile mesajlaştığını hatırlıyorum, ne yazdığını bilmiyorum. Ben sadece sanık geldiğinde viski ve kokain olduğunu biliyorum. Geç saatlerde uyuşturucu madde içildi. Hepimiz kullandık. Ben az miktarda kullandım. Diğerleri alkol de kullandı, ben kullanmadım. Uyuşturucu madde getirilmesi için herhangi bir ödeme yapmadım. Kimsenin ödeme yaptığını görmedim. Sabahleyin işe gittim, daha sonra ne olduğunu bilmiyorum. Bu tarihten sonra, hatırlamadığım bir tarihte Mehmet Akif’in Seba’daki evine gitmiştim. Evde yine Mehmet Akif ve Ebru vardı, Veyis Ateş sonradan geldi. Yine kokain getirmişti. Alkol getirip getirmediğini hatırlamıyorum. Yine dördümüz kokain kullandık. Mehmet Akif uyudu, sonra Veyis, Ebru ve beni daha çok uyuşturucu kullanmamız için zorladı. Öncesinde kendim içmiştim. Öncesinde sadece esrar kullanmıştım” dedi.
‘MEHMET AKİF ERSOY ALKOL BİLE KULLANMIYORDU’
Tanık olarak dinlenen Mustafa Karataş, “Veyis Ateş’i tanımıyorum. Herhangi bir ortamda uyuşturucu madde kullanmadım. Mehmet Akif Ersoy, Ahmet Göçmez, Ufuk Tetik, Dilara Yıldız, Mustafa Manaz, Ebru Gülan’ı tanıyorum. Dilara Yıldız ile aynı ortamda bulunduk. Mehmet Akif Ersoy’un yanında gördüm. Bir tatile gittik. Antalya, Alanya sanırım. Tam hatırlamıyorum. Otelde sanıyorum. Ben, Mehmet Akif Ersoy, Ebru Gülan ve Dilara Yıldız vardı. Orada uyuşturucu kullanmadık. O yıllarda Mehmet Akif Ersoy alkol bile kullanmıyordu. O gün Dilara Yıldız alkol kullandı. Kesinlikle uyuşturucu madde kullanılmadı” dedi.
‘DENEMEK AMACIYLA MERAKTAN KULLANDIM’
Duruşmada tutuklu sanık Mehmet Akif Ersoy da tanık olarak dinlendi. Ersoy, “Veyis Ateş’i tanırım. 2019 yılında, hatırlamadığım bir ayda Piyalepaşa’da bulunan evde Ebru Gülan, tam hatırlamıyorum ama Dilara Yıldız ve ben bulunuyorduk. Veyis Ateş de daha sonra eve geldi. Veyis, yanında getirdiği maddeyi kullandı, biz de merak ettik. Denemek amacıyla kullandım. O tarihe kadar kullanmamıştım, uyuşturucu maddeleri tanımıyordum. Ortamda konuşulanlardan maddenin kokain olduğunu öğrendim. Ebru da ilk defa o gün benimle birlikte uyuşturucu kullanmıştı. Veyis, kendi kullanımı amacıyla uyuşturucuyu getirdi. Bize de kullanmamız yönünde teklif veya ısrarı olmadı, merak ettiğimiz için kullandık. Benzer bir olay Seba Flats’de de yaşandı. Kağıthane’deki evde uyuşturucu kullandığımızı hatırlamıyorum. Biz zaman zaman Veyis, ben, Ebru ve Dilara görüşüyorduk, sohbet ediyorduk. Başka dönemde uyuşturucu getirdiğine şahit olmadım. Piyalepaşa’daki eve getirdiği zaman kendi irademizle kullandık. Başka bir kullanım olmadı. Ben hatırlamıyorum. Bana da soruldu, sonrasında ben Veyis’in getirdiğini hatırlamıyorum. Sonraki süreçte kendi ifademde anlattım. Ben kullandım ama Veyis ile başka ortamda kullandığımı hatırlamıyorum. Başka bir gecemiz yok” dedi.
‘ERSOY VE CEBECİ’NİN UYUŞTURUCU KULLANDIKLARINI DUYDUM’
Tanık Osman Tıraş, “Sanığı Habertürk kanalından tanıyorum. 2021-2022 yıllarında Habertürk’te reji ekibindeyken kendisini tanıdım. O sırada sanık genel yayın yönetmeniydi. Ben Habertürk’te 3 ay gibi çok kısa bir dönemde çalıştım, sigortamın yapılıp yapılmadığını bilmiyorum. Ben İstanbul Avrupa Yakası’nda, Bebek ya da Beşiktaş’ta bulunan Kütüphane isimli mekanda bulunuyordum. Mekanın sahibi Umut Evirgen, Mehmet Akif Ersoy, Ela Rümeysa Cebeci vardı, Veysi vardı, diğer var olan kişileri tanımıyorum. Ben oraya Mehmet Akif ve Ela Rümeysa Cebeci ile gittim. Biz gittiğimizde Veysi oradaydı. İsimlerini belirttiğim kişiler ile tanımadığım kişiler farklı bir bölüme geçerek oturdu, ben yanlarında oturmadım. Ben de bir süre kalarak ayrıldım. Orada uyuşturucu kullandıklarını görmedim ama Mehmet Akif ve Ela Rümeysa Cebeci’den orada uyuşturucu kullandıklarını duydum. Mehmet Akif Ersoy ayrıca uyuşturucu getiren kişinin sanık Veysi olduğunu söyledi. O bunu söylerken ortamda ben, Mehmet Akif ve Ela Rümeysa vardı. Diyeceklerim bundan ibarettir” dedi.
VEYİS ATEŞ TAHLİYE EDİLDİ
Mahkeme ara kararında tutuklu sanık Veyis Ateş’in tahliyesine karar verdi. Duruşma 27 Kasım 2026 tarihine ertelendi. (DHA)
========
AVRUPA’YA SEYAHAT EDECEK YOLCULARA UYARI; GEÇİCİ ESNEKLİK SONA ERDİ
İbrahim YILDIZ/İSTANBUL, (DHA)- AVRUPA’da Schengen Bölgesi’nin dış sınırlarında uygulanan EES (Giriş-Çıkış Sistemi) kapsamında yaz aylarında tanınan geçici esneklik, dün itibarıyla sona erdi. Havayolları, Avrupa’dan seyahat edecek yolcuları uçuşlarından en az 3 saat önce havalimanlarında olmaları konusunda uyardı.
Avrupa Birliği'nin ‘Giriş-Çıkış Sistemi’ (EES), AB vatandaşı olmayan yolcuların Schengen Bölgesi’ne giriş ve çıkışlarının dijital olarak kaydedilmesini, biyometrik verilerinin alınmasını öngörüyor. Sistem kapsamında yolcuların pasaport bilgilerinin yanı sıra yüz görüntüleri ve parmak izlerinin de kaydedilmesi gerekiyor. 10 Nisan 2026’da yürürlüğe giren EES, Schengen Bölgesi genelinde kademeli olarak uygulanmaya başlanırken, yoğun sınır kapılarında biyometrik veri toplama işleminin geçici olarak askıya alınmasına imkan tanıyan esneklik düzenlemesi 6 Eylül itibarıyla sona erdi.
EN AZ 3 SAAT ÖNCE HAVALİMANINA GELİN
Konuyla ilgili internet sitesi üzerinden yolcularına duyuru yapan AJet, pasaport ve güvenlik kontrol süreçlerinde yoğunluk yaşanabileceğini belirtti. Duyuruda, “Avrupa havalimanlarında uygulamaya alınan yeni giriş/çıkış sistemleri nedeniyle pasaport ve güvenlik kontrol süreçlerinde yoğunluk yaşanabilmektedir. Uçuş işlemlerinizin aksamaması adına, havalimanında uçuş saatinizden en az 3 saat önce hazır bulunmanızı rica ederiz” denildi. (DHA)
==============================
3- 500 YILLIK SARAY SECCADELERİ SERGİLENMEYE HAZIRLANIYOR
Canan İLARSLAN- Ataberk KURT/İSTANBUL, (DHA)- MİLLİ Saraylar Başkanlığı bünyesinde Beşiktaş Yıldız Şale Köşkü’ndeki Halı Restorasyon Atölyesi’ndeki 500 yıllık saray seccadeleri sergilenmeye hazırlanıyor. Konservasyonu tamamlanan 6 seccade, sergilenmek üzere özel panolara sabitlendi. Aralarında 16. yüzyıl Safevi dönemine ait örneklerin de yer aldığı seccadeler, bordür ve mihraplarına işlenen ayetler ve konservasyonu tamamlanan eserler, sergileme hazırlıklarının ardından ziyaretçilerle buluşacak.
Milli Saraylar Başkanlığına bağlı Yıldız Şale Köşkü yerleşkesinde bulunan Halı Restorasyon Atölyesi’nde yürütülen çalışmalar kapsamında, saray, kasır ve köşklere ait halı ve seccadeler uzman ekipler tarafından aslına uygun şekilde restore ediliyor. Konservasyonu tamamlanan 6 seccade, özel panolara sabitlenerek sergilenmeye hazır hale getirildi. Eserler arasında 16. yüzyıl Safevi dönemine ait 3 seccade de bulunuyor. Zengin hat programları, yün ve klaptan malzeme kullanımı ve bordürlerinde yer alan ayetlerle dikkat çeken seccadelerin, Safevi coğrafyasında üretilerek Osmanlı sarayına hediye edildiği değerlendiriliyor. Tarihi dokumalarda Kur’an-ı Kerim’den ayetlerin yanı sıra dini ifadeler ve Esmaü’l-Hüsna’dan isimler de yer alıyor. Çalışmaların yaklaşık 5 ay daha sürmesi bekleniyor.
16’NCI YÜZYILDAN GÜNÜMÜZE ULAŞAN SECCADELER
Eserler arasında 16’ncı yüzyıla tarihlenen 3 Safevi seccadesi bulunuyor. Yün ve kılaptan kullanılan seccadeler, dokuma özelliklerinin yanı sıra üzerlerindeki zengin hat programlarıyla da dikkat çekiyor. Seccadelerin bordür, mihrap kemeri ve kufi panolarında Kur’an-ı Kerim’den farklı ayetler yer alıyor. 'Saray seccadeleri' olarak bilinen bu eserlerin, 16’ncı yüzyılda Safevi coğrafyasında üretildiği ve Osmanlı sarayına hediye edildiği düşünülüyor.
DOLMABAHÇE, BEYLERBEYİ VE YILDIZ SARAYLARININ HALILARI DA RESTORE EDİLİYOR
Atölyede, seccadelerin yanı sıra Dolmabahçe, Beylerbeyi ve Yıldız saraylarının koleksiyonlarında bulunan tarihi halıların restorasyon çalışmaları da devam ediyor. Çalışmaları sürdürülen eserler arasında Yıldız Sarayı Şale Köşkü’nün 8 numaralı odasına ait Hereke halısı, Dolmabahçe Sarayı Harem Dairesi’nde kullanılan Gördes halısı, Beylerbeyi ve Dolmabahçe saraylarına ait şal desenli halılar ile 1901 tarihli, Feshane-i Fabrika-yı Hümayun imzalı ipek halı bulunuyor.
AYETLER DOKUMANIN BİR PARÇASINA DÖNÜŞÜYOR
Saray seccadelerinin bordür ve mihrap bölümlerinde Neml, En’am, Bakara, Nur, İhlas, Enbiya, Hud, A’raf, Haşr, Tevbe, İbrahim ve Kâfirûn surelerinden ayetler bulunuyor. Seccadelerden birinin mihrap köşeliklerinde Esmaü’l-Hüsna’dan isimler, mihrap bölümünde ise “Allahu Ekber Kebiran” ifadesi yer alıyor. Eserler arasında ayrıca 16’ncı yüzyıl Bergama üretimi, Türk düğümüyle yünden dokunan 'anahtar delikli' seccade de bulunuyor. Adını ayaklık bölümündeki sekizgen motiften alan bu tür seccadelerin, Rönesans dönemi Avrupa resimlerinde de dekoratif unsur olarak kullanıldığı belirtiliyor.
ESERLERİN ÖZGÜN DOKUSUNA EN AZ MÜDAHALE
Restorasyon sürecinde tarihi dokumalar öncelikle ayrıntılı şekilde belgeleniyor. Ardından yıpranan atkı ve çözgü telleri tamamlanıyor, eksik ilmekler ise eserin özgün yapısına uygun şekilde ele alınıyor. Saçakların yerleştirilmesinin ardından tesviye ve ütü işlemleri uygulanarak eserler sergilemeye hazır hale getiriliyor. 2007 yılından bu yana faaliyet gösteren Halı Restorasyon Atölyesi’nde görev yapan 8 halı onarım ustası, saray koleksiyonlarında bulunan tarihi dokumaların gelecek nesillere aktarılması amacıyla çalışmalarını sürdürüyor.
‘ESERLERİN KONSERVASYON ÇALIŞMALARI TAMAMLANDI’
Milli Saraylar bünyesinde Halı Restorasyon Atölyesinde görev yapan Halı Onarım Ustası Sadi Öztürk, "Biz Halı Restorasyon Atölyesi 2007 yılında kurulduk. 2007 yılından beri şu anda 8 kişilik halı onarım ustasıyla çalışıyoruz. Buraya hizmet ediyoruz. Millî Saraylar bünyesinde bulunan bütün kasr ve köşklerdeki, saraylardaki eserlerin restorasyon ve konservasyon çalışmalarını yapıyoruz. Bu çok uzun ve zahmetli bir süreç. Halı dokumak bile oldukça meşakkatli bir durum. Bu eserlerin restorasyonunu yapıp yeniden geriye döndürebilmek çok daha zaman alıyor, çok daha uğraş veriyor ama bir şeyler yaptıkça, ortaya çıktıkça insanı memnun eden bir yönü var. Bu yüzden de bu mesleği bir şekilde yapabiliyoruz, devam ettirebiliyoruz. Ama sabır isteyen, iğne ile kuyu kazdığımız bir iş. Şu an Milli Saraylar bünyesinde 8 arkadaşımız da burada bu süreci yürütüyoruz. Şu an atölyemizde 6 tane Topkapı Sarayı'na ait olan eser var. Bu eserlerin üç tanesi Safevi devletinde dokunmuş, saraya hediye edilmiş, 16. yüzyıla ait eserler. Üç tanesi yine Osmanlı dönemine ait eserler. Bu eserlerden bir tanesi 16. yüzyıla ait Bergama eseri, 6 tanesi Topkapı Sarayı'nın eserleri. Bunların konservasyon çalışmaları tamamlandı. Kendileri panolara, bu eserler panoya dikildi ve Topkapı Sarayı'nda ait oldukları yerde sergilenecekler. Bunun için hazırlandı" dedi.
'BİREBİR RENKLER VE DESENLER GİYDİRİLEREK HALININ RESTORASYON SÜRECİ TAMAMLANMIŞ OLUYOR'
Halı Onarım Ustası Sadi Öztürk, "Yine iki tane Yıldız Sarayı için hazırlanan eserimiz var. Bu iki eserimiz ipek halı, biri Feshane'de dokunmuş, birisi Hereke Halı Fabrikası'nda dokunmuş, iki farklı ipek halımız var. Bunların da konservasyon çalışmaları tamamlandı. Bunlar da Yıldız Sarayı'nda gönderilecek ve orada sergilenecek. Ayrıca iki tane Dolmabahçe Sarayı'ndan gelen eserimiz var. Bunlar ebat olarak büyük ölçüde eserler. Bu eserlerin mukavemeti daha dayanıklı olduğu için bu eserlere konservasyon değil, restorasyon yapılacak. Restorasyon sürecinde de esere ait tespit çalışması yapıldıktan sonra kendisine ait olan uygun iplikler seçilip, aynı dokuda, aynı kalınlıkta, bu iplikler yine halının kendi renklerine göre kazanlarda kaynatılarak boyanıyor. Bizim için en uzun, en uğraştırıcı süreç de bu boyama oluyor, o boyayı birebir tutturabilmek oluyor. Hasır zemin üzerine dokuma işlemi yapılarak birebir renkler ve desenler giydirilerek halının restorasyon süreci tamamlanmış oluyor. En son tesviye işlemiyle ütülenip yine halılar ait oldukları yere teslim ediliyor. Yine Yıldız Şale Köşkü'nden gelen bir eserimiz var, Beylerbeyi Sarayı'ndan gelen bir eserimiz var. Bu eserlerin de yine restorasyon çalışmaları yapılıyor. Bu eserlerde ebat olarak büyük eserler. Bunların da restorasyon çalışmaları yapıldığı zaman, Beylerbeyi Sarayı'ndan gelen eserimiz Beylerbeyi Sarayı'na, Şale Köşkü'nden gelen eserimiz de Şale Köşkü'ne kendi ait olduğu yere, odaya serilecek ve orada sergilenecek. Bir şekilde günümüze kadar ulaşabilmiş nadide eserlerden biri" ifadelerini kullandı.
‘BU HALILARIN ÜZERİNDE BAKARA VE NUR SURESİ'NDEN AYETLER BULUNUYOR’
Sadi Öztürk, "Şimdi üç tane seccade 16. yüzyıla ait Safevi topraklarında dokunmuş, saraya hediye edilmiş halılar. Bu halıların üzerinde yine Bakara Suresi'nden, Nur Suresi'nden ayetler bulunuyor. Kimi eserlerin üzerinde, Hz. Ali isminin çok fazla öne çıktığını görüyoruz. Bazı eserlerde Şii şehadeti var. Eserler aslında dokuma, incelik, kalite olarak, aslında oldukça işçiliği yüksek kaliteli eserler ve 16. yüzyıla ait, eski döneme ait eserler. Yine Topkapı Sarayı'nda kullanılmış, oraya ait, o döneme ait eserler. Bu yüzden, bu eserlerin bu yönleri öne çıkıyor. Eserler bize geldiği zaman üzerinde önce bir tespit çalışması yapıyoruz. Her esere farklı bir yaklaşımımız oluyor. Bazı eserlerin birebir orijinalini koruyoruz, konservasyon çalışması yapıyoruz. Kesinlikle bir tamamlama, yenileme işlemi yapılmıyor. Bazı eserlerimiz ise gerek mukavemet olarak, gerek dayanıklılıkları daha fazla sağlam yapıya sahip olduğu için bu eserlerde de eksik olan dokuma, yırtık ve eksik kısımlar, parçalar varsa buralarda tamamlama işlemi yapıyoruz. Yine aynı iplikleri, aynı renkleri tutturarak, aynı dokuyu tutturarak, hatta aynı deseni tutturarak birebir, atkı, çözgü ve ilmek yöntemiyle tamamlama işlemi yapıyoruz. Burada da yaptığımız işlem tamamen halının kendi orijinaline, kendi yapısına, dokusuna uygun şekilde oluyor” diye konuştu.
‘KONSERVASYON SÜREÇLERİ DE ESERE GÖRE 2 İLE 4 AY SÜRESİNDE GERÇEKLEŞİYOR’
Öztürk, "Şu an atölyemizde 4 tane Topkapı Sarayı'na ait 16. yüzyıla ait eserler var. Topkapı Sarayı'na yapılan eserler konservasyon yapıldı. Konservasyon süreçleri de esere göre 2 ile 4 ay süresinde gerçekleşiyor. Restorasyon süreçleri çok daha uzuyor, ama konservasyon süreci daha kısa sürede gerçekleşiyor. 2 ile 4 ay arasında bir eserin konservasyonu tamamlanıyor, ama burada bir tamamlama, yenileme çalışması olmuyor. Mevcut olan eser olduğu gibi muhafaza ediliyor, korunuyor. 1-1,5 yıl restorasyonu yapılan Dolmabahçe Sarayı'na yapılan, Beylerbeyi'ne yapılan eserlerin restorasyon süreci var. 2 ile 4 ay arası bir konservasyon sürecimiz oldu ve Topkapı Sarayı'ndaki eserlerin hepsi şu an tamamlandı. Aynı şekilde sergileneceği için panolara dikildi ve bu panolarda ait oldukları yere götürülecekler ve orada sergilenecek. Ona göre hazırlandı. Topkapı Sarayı ve Yıldız Sarayı'nın eserlerinin konservasyon süreçleri tamamlandı. Bu eserler yerlerine iade edilecek, müzecilik bu işlemleri yürütüp ait oldukları yerlerde sergileyecek” dedi.
Görüntü Dökümü:
--------------------
-Halı Atölyesinden görüntü
-Sadi Öztürk ile röportaj
-Genel ve detay görüntüler
============
4- AK PARTİ ÜSKÜDAR İLÇE BAŞKANI SARICAOĞLU: ÜSKÜDARLILARIN EMANETİNE SAHİP ÇIKACAĞIZ
İSTANBUL,(DHA)- AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Taha Sarıcaoğlu, yarın gerçekleştirilecek belediye başkan Vekili seçimlerine ilişkin konuştu. Sarıcaoğlu, "Meclisin iradesine, Üsküdar'ın itibarına ve Üsküdarlıların emanetine sahip çıkacağız. Hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün meclis üyelerimizi hiçbir baskıya boyun eğmeden, yalnızca vicdanlarının ve Üsküdar halkına karşı taşıdıkları sorumluluğun gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz" dedi.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Üsküdar Belediyesi'nde yapı ve iskan ruhsatı işlemlerinde usulsüzlük yapılarak 'rüşvet' ve 'irtikap' suçu işlendiği iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan ve İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden uzaklaştırılan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın yerine başkan vekilinin seçilmesi için belediye meclisinde 5 Ağustos'ta seçim yapıldı. 4'üncü turda belirlenen başkan vekili seçiminde CHP adayı Sibel Tan Çetinkaya 22 oy alırken Cumhur İttifakı'nın adayı Dündar Ziya Gültekin 18 oy aldı. Üsküdar Belediyesi başkan vekili Sibel Tan Çetinkaya seçildi. AK Parti Üsküdar İl Başkanlığı’nın itirazı üzerine İstanbul 2. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verdi. Kararın ardından seçimin yenilenmesine karar verildi. 5 Eylül'de tekrarlanması planlanan seçimde salt çoğunluğun sağlanamaması nedeniyle seçim 8 Eylül saat 09.00'a ertelendi. AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Taha Sarıcaoğlu, konuya ilişkin Üsküdar Belediyesi'nin önünde açıklamada bulundu.
‘ÜSKÜDAR'IN GELECEĞİ AÇISINDAN SON DERECE ÖNEMLİ BİR SEÇİM’
AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Taha Sarıcaoğlu, "Değerli Üsküdarlı komşularımız, bugün burada yalnızca Cumhur İttifakı'nı temsilen değil, burada bulunmasa bile evlerinde kentsel dönüşüm yapılmasını, mahallelerinde çöplerinin toplanmasını ve çukurlu yollarının yapılmasını beklerken 10 milyara yakın borçla, siyasi krizlerle ve hizmetsizliklerle karşı karşıya bırakılan; velhasıl hizmet bekleyen Üsküdarlıların sesi olmak adına bulunuyoruz. Biz bugün burada ilk seçimde Beylikdüzü merkezli kayyum heyeti tarafından iradeleri gasp edilen vicdanlı meclis üyelerinin yanında olduğumuzu ifade etmek ve 2,5 yıllık süreç boyunca Üsküdar'da bir çivi bile çakmayan yönetimin bugün tek bir gündem maddesiyle toplanmasını protesto etmek adına bulunmaktayız. Bundan yalnızca iki gün önce, 5 Eylül Cumartesi günü, Üsküdar'ın geleceği açısından son derece önemli bir seçim için Üsküdar Belediye Meclisi toplantıya çağrıldı. Cumhur İttifakı'nın 21 meclis üyesiyle eksiksiz şekilde yerimizi aldık. Beylikdüzü merkezli kayyum heyeti, vicdanlı meclis üyelerinin tavırlarından korktuğu için seçime katılmama kararı aldı; gerekli çoğunluğun oluşmasını engelleyerek Belediye Başkan Vekili seçiminin yapılmasına mani oldular. Üsküdar Belediye Meclisi, siyasi hesaplara göre kapısı açılıp kapanacak bir salon değildir. Bugün yaşananları değerlendirirken 5 Ağustos'taki Belediye Başkan Vekilliği seçimini de unutmuyoruz. İlk seçimde meclis üyelerinin iradesini gasp eden Beylikdüzü merkezli kayyum heyeti, ikinci seçimde de vicdanlı meclis üyelerinin meclise gelmesini engelleyerek seçimin yapılmasına mani oldu" dedi.
'ÜSKÜDAR'DA YENİ BİR SAYFANIN AÇILMASINI İSTİYORUZ’
Sarıcaoğlu, "Üsküdar Belediyesi Meclisi, 8 Eylül günü, yani yarın, Belediye Başkan Vekili'ni seçmek üzere yeniden toplanacak. Buradan bütün Üsküdarlı hemşehrilerimize açıkça ifade ediyoruz: Cumhur İttifakı olarak yarın 21 meclis üyemizle Belediye Meclisinde hazır bulunacağız. Biz, kapalı kapılar ardında kurulacak hesaplara değil, meclisin hür iradesine güveniyoruz. Vicdanlı meclis üyelerinin hiçbir baskının altında kalmadan, vicdanlarıyla ve Üsküdar'ın geleceğini düşünerek oy kullanmasını istiyoruz. Son günlerde yaşanan gelişmeler de göstermiştir ki Üsküdar Belediye Meclisinde hiçbir siyasi parti, hiçbir meclis üyesinin iradesini kendi tapulu malı gibi göremez. Meclis üyeleri her şeyden önce Üsküdar halkına karşı sorumludur. Biz, Üsküdar'da yeni bir sayfanın açılmasını istiyoruz. Belediyenin enerjisinin soruşturmalara, siyasi krizlere ve mecliste yaşanan tartışmalara harcanmasını istemiyoruz. Üsküdarlı komşularımız belediyesinden hizmet bekliyor; gençlerimiz geleceklerini kurabilecekleri bir Üsküdar, esnafımız yanında duran bir belediye, ailelerimiz çocuklarının huzurla yaşayacağı bir Üsküdar istiyor; mahallelerimiz yatırım bekliyor. Üsküdar'ın kaybedecek bir günü dahi yok. Yarın yapılacak seçimde ortaya çıkacak iradenin Üsküdar'ımız için hayırlı olmasını diliyoruz. Cumhur İttifakı olarak irademiz de tavrımız da açıktır: Meclisin iradesine, Üsküdar'ın itibarına ve Üsküdarlıların emanetine sahip çıkacağız. Hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün meclis üyelerimizi hiçbir baskıya boyun eğmeden, yalnızca vicdanlarının ve Üsküdar halkına karşı taşıdıkları sorumluluğun gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz. Bizim çağrımız kavga değil, gerilim değil; bizim çağrımız demokrasinin, hukukun ve Üsküdar halkının iradesinin yerine getirilmesinin gereğidir. Üsküdar Belediye Meclisimizin bugün gerçekleştirilecek toplantısına Cumhur İttifakı grubu olarak katılmama kararı aldığımızı da kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. Bugüne kadar olduğu gibi bugün de meclisin gündeminde Üsküdarlı komşularımızın hayatını kolaylaştıracak, kentsel dönüşümü hızlandıracak, gençleri ve çocukları mutlu edecek hiçbir çalışma bulunmuyor. Tam 29 aydır bununla mücadele ediyoruz; Üsküdar Belediye Meclisinde Üsküdar'a hizmet konuşulmuyor değerli arkadaşlarım. Böyle bir ciddiyetsizliğin içinde bulunmak istemiyoruz ve bu durumu Cumhur İttifakı meclis üyelerimiz ve arkadaşlarımızla beraber Üsküdarlı komşularımız adına hep beraber protesto ediyoruz" ifadelerini kullandı. (DHA)
Görüntü Dökümü:
-----
-Belediyeden görüntüler
-Taha Sarıcaoğlu'nun konuşması
==============
5- ‘AHBAP DERNEĞİ’ SORUŞTURMASI: 125 MİLYON LİRALIK 6 DORSE TESLİM ALINMADI İDDİASI
Ayşe GÜREL/İSTANBUL, (DHA)- ‘AHBAP Derneği’ soruşturması kapsamında yapılan incelemelerde, toplanan yardımların deprem bölgesine ulaştırılması amacıyla 6 TIR dorsesi satın alınması için dernek hesaplarından 8 ayrı işlemde toplam 125 milyon lira çıkış yapıldığı tespit edildi. Etkin pişmanlıktan yararlanan bir şüphelinin ise aylık 12 bin lira bakım masrafı gösterilen dorselerin dernek tarafından hiç teslim alınmadığını söylediği öğrenildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ‘Ahbap Derneği’ soruşturması kapsamında, dernek depolarında bulunan yardım malzemeleri, şirketler üzerinden gerçekleştirilen alımlar ve para hareketlerine ilişkin incelemelerde yeni tespitlere ulaşıldı. Kocaeli’nin Derince ilçesindeki dernek tesisinde yapılan incelemelerde; 895 adet paketli ve kullanılmamış 16 metrekarelik insani yardım çadırı, yaklaşık 600 portatif yatak, uyku tulumları, afet çadırları, kampetler, ısıtıcılar, beyaz eşyalar ve çeşitli yardım malzemelerinin bulunduğu belirlendi.
5 TIR HATAY’DAN YOLA ÇIKMASI PLANLANDI
Depoda bulunan malzemelerin ihtiyaç sahibi depremzedelere ulaştırılması amacıyla Hatay’dan 5 TIR’ın yola çıkmasının planlandığı öğrenildi. TIR’ların depodaki malzemeleri alarak deprem bölgesine götüreceği, dağıtım sürecinin de kayıt altına alınmasının planlandığı belirtildi.
DEPREMDEN 2 AY SONRA KİTAP SİPARİŞ EDİLDİ
Soruşturma kapsamında incelenen harcamalar arasında, 6 Şubat depremlerinden yaklaşık 2 ay sonra yapılan kitap siparişlerinin de bulunduğu öğrenildi. Söz konusu alımların deprem yardımları kapsamında yapılan harcamalar içerisinde incelendiği belirtildi. Dosyadaki mali incelemelerde, özel bir şirket üzerinden 6 dorse satın alınması için dernek hesaplarından 8 ayrı işlemde toplam 125 milyon lira çıkış yapıldığı tespit edildi.
‘BU DORSELERİ HİÇ DEVRALMADIK’
Etkin pişmanlık kapsamında ifade veren bir şüphelinin, söz konusu dorselere ilişkin, “Biz bu dorseleri hiç devralmadık” şeklinde beyanda bulunduğu öğrenildi. Savcılığın, ödemesi yapılan dorselerin fiilen teslim edilip edilmediğini araştırdığı belirtildi. Dosyada ayrıca dorselere ilişkin yaklaşık 12 bin liralık bakım faturalarının bulunduğu, yapılan incelemelerde faturaya konu bazı bakım işlemlerinin fiilen gerçekleştirilmediğinin değerlendirildiği öğrenildi.
ŞÜPHELİLERLE DOĞRUDAN PARA TRAFİĞİ TESPİT EDİLDİ
Soruşturma kapsamında özel şirket ile dosyada bulunan bazı şüpheliler arasındaki mali hareketler de incelemeye alındı. Savcılık kaynaklarına göre, şirket ile bazı şüpheliler arasında doğrudan para trafiği gerçekleştiğine ilişkin tespitler dosyaya girdi. Savcılıkça banka hareketleri, şirket kayıtları, faturalar ve şüpheli ifadeleri birlikte değerlendirilerek dernek kaynaklarının hangi işlemlerde kullanıldığı ve bu işlemler üzerinden herhangi bir kişisel menfaat sağlanıp sağlanmadığı araştırılıyor. (DHA)
=============
6- ŞİŞLİ'DE İŞ YERİNDE ÇIKAN YANGINDA 1'İNCİ KATTAN ATLAYAN KİŞİ YARALANDI
Yılmaz OKUR / İSTANBUL,(DHA)- ŞİŞLİ'de 6 katlı iş yerinde çıkan yangını fark eden bir kişi panikleyerek 1'inci kattan aşağı atladı. Alevler itfaiye tarafından söndürülürken, yangın sırasında 1’inci kattan atlayarak ayağını kıran kişi ile dumandan etkilenen bir vatandaş ambulansla hastaneye kaldırıldı.
Yangın, saat 14.40 sıralarında Meşrutiyet Mahallesi Şair Nigar Sokak'ta meydana geldi. 6 katlı iş yerinin giriş katında henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı. Dumanları fark eden bir kişi 1'inci kattaki ofisinin penceresinden yola atladı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Alevler itfaiye tarafından söndürüldü. Sağlık ekiplerinin kontrollerinde yangında 1'inci kattan atlaması nedeniyle ayağı kırılan 1 kişi ile dumandan etkilenen 1 vatandaş ambulansla hastaneye kaldırıldı. Polis çevrede güvenlik önlemi alırken, sokak trafiğe kapatıldı. Yangının tamamen söndürülmesinin ardından trafik akışı normale döndü. Yangının çıkış nedenine ilişkin inceleme başlatıldı. (DHA)
Görüntü Dökümü:
------
-Olay yerinden görüntüler
-Ayağı kırılan kişi
-Ekiplerden görüntü
-Yangın çıkan bina
-Genel ve detaylar
====================
7- İSTANBUL'DA YENİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÖNCESİ KIRTASİYE DENETİMİ YAPILDI
Hasan YILDIRIM / İSTANBUL, (DHA)- İstanbul Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde 81 ilde eş zamanlı fiyat etiketi ile ürün güvenliği denetimi gerçekleştirdi. İstanbul’da 5 Ağustos'tan itibaren yapılan denetimlerinde 885 kırtasiye ve perakende satış noktası denetlenerek 251 üründe reyon fiyatı ile kasa fiyatı arasında uyuşmazlık tespit edildi. Fiyat etiketindeki aykırılıklar sebebiyle ilgili işletmelere toplam 997 bin 223 lira idari para cezası uygulandı.
Ticaret Bakanlığı, okulların açılmasına kısa süre kala çocukların kullandığı kırtasiye ve okul ürünlerinin güvenliğinin sağlanması amacıyla denetimlerini artırdı. İstanbul’da 39 ilçede denetim gerçekleştirildi. Tüketicilerin korunması ve öğrencilerin sağlığını olumsuz etkileyebilecek ürünlere engel olunması amacıyla gerçekleştirilen denetimlerde, fiyat etiketi ile ürün güvenliği kontrolleri yapıldı. İstanbul Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri Şişli’deki kırtasiyeleri de denetleyerek ürünlerin mevzuata uyup uymadığını tek tek kontrol etti. Kırtasiyelerdeki oyun hamuru ve kimyasallarından da numune alındı.
'İSTANBUL’DA SON BİR AYDA 885 KIRTASİYE DENETLEDİK'
Denetimler kapsamında açıklama yapan İstanbul Ticaret İl Müdürü İsmail Menteşe, "Ticaret Bakanlığı olarak vatandaşlarımızın ekonomik menfaatlerini korumak için gerek Tüketici Koruma Kanunu, gerekse Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkındaki Kanun kapsamında 7/24 diyebileceğim şekilde günün her saatinde denetimlerimizi aralıksız sürdürüyoruz. 5 Ağustos’tan itibaren de yaklaşan 2026-2027 eğitim öğretim yılı için öğrencilerimizin hem güvenli ürünlerle eğitimlerini devam ettirmeleri hem de velilerimizin de ekonomik olarak daha sağlıklı alabilecekleri kırtasiye ürünleriyle ilgili denetimlerimizi gerçekleştiriyoruz. Biz İstanbul’da 5 Ağustos’tan itibaren 885 kırtasiye ürünü satan işletmeyi denetledik. Bu 885 işletmede yaklaşık 106 bin 901 ürünü hem fiyat etiketi açısından hem haksız fiyat açısından hem de ürün güvenliği açısından denetledik. Bu denetimlerimiz neticesinde yaklaşık 251 ürünün etiketle kasa arasındaki fiyatların uyuşmadığını gördük ve bunlara 997 bin 223 lira tutarında idari yaptırım uyguladık" dedi.
İsmail Menteşe, "Yine bu denetimlerin içerisinde 24 bin 378 üründe de fiyatlarını yüksek bulduk. Bunları da şu an alım ve satış fiyatlarını inceliyoruz, faturalarını istedik. Neticelendiğinde de Bakanlığımız bu konuda kamuoyuna duyuru yapacaktır" diye konuştu.
'İŞLETMELERİN GEÇEN SENEYE GÖRE FİYAT ETİKETİNE UYUMU YÜZDE 85 ARTTI'
Menteşe, "Biz 2025 ve 2026 yılı aralığında işletmelerimizin fiyat etiketine uyum oranının ciddi oranda yükseldiğini gördük. Yani geçen yıl ile bu yıl arasında yüzde 85’lik bir iyileşme var fiyat etiketi açısından. Ürünün menşeinden tutun da fiyat değişim tarihine kadar Fiyat Etiketi Yönetmeliği’ne uyumlulukta ciddi bir artış gördük. Bu bizim açımızdan da vatandaşlarımız açısından da sevindirici. Yine önemli noktalarımızdan birisi; Bakanlığımızın güvensiz ürüne sıfır tolerans mottosuyla başlattığı çalışmalar sonucunda, 2011 yılında yüzde 50 olan güvensiz ürün oranı bu yıl itibariyle yüzde 1’in altına düşmüştür. Yani bu konuda Bakanlığımız gerek mevzuat açısından gerekse denetimler açısından piyasayı sıkı bir denetime tabi tutmuştur. Bundan sonra da hem öğrencilerimiz için hem de velilerimiz için hem de vatandaşlarımız için bu denetimlerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Yine bu kapsamda işletmelerimizin mevzuata uyumunu kolaylaştırmak anlamında da 419 işletmeye Fiyat Etiketi Yönetmeliği kapsamında destek verdik. Mevzuata uyumu sağlamak için eğitim verdik" şeklinde konuştu.
Görüntü Dökümü:
-----------------
-Ekiplerinin kırtasiyelerde denetim yapması
-Ürünlerin tek tek incelenmesi
-Bazı ürünlerin kontrol edilerek numune alınması
-Fiyatların denetimi
-Tutanak tutulması
-İsmail Menteşe’nin açıklaması
===============







