Geri Dön
İstanbulEyüpsultan'da motosikletlinin ölümüne neden olan sürücü: Biraz alkol almıştım

Eyüpsultan'da motosikletlinin ölümüne neden olan sürücü: Biraz alkol almıştım

Eyüpsultan'da motosikletlinin ölümüne neden olan sürücü: Biraz alkol almıştım

Canan İLARSLAN - Şevval CİNDİR / İSTANBUL, (DHA)- Eyüpsultan TEM Otoyolu'nda zincirleme kazada hayatını kaybeden motosiklet sürücüsü Batuhan Karabulut'un (27) ölümüne ilişkin davada tutuklu sanık Uğur Savcı ilk kez hakim karşısına çıktı. Sanık Savcı savunmasında, "Olay dönemi nişanlıydım. Nişanlımdan ayrılmıştım. Az biraz alkol almıştım. İş yerime gidiyordum. Olayın şokuyla direkt avukatımı istedim. 2 araca çarpmışım. Çarptıktan sonra yoluma devam etmeme imkan yoktu. Aracın hava yastıkları açılmıştı" dedi. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verirken, duruşmayı 7 Ekim'e erteledi.

Kaza, 17 Mart Salı günü saat 18.10 sıralarında TEM Otoyolu Eyüpsultan 5. Levent mevkiinde meydana geldi. İddiaya göre, Uğur Savcı (34) yönetimindeki 34 MJB 892 plakalı otomobil, aynı istikamette seyreden 3 araca çarptıktan sonra Batuhan Karabulut'un kullandığı 34 HUT 946 plakalı motosiklete arkadan çarptı. İhbar üzerine olay yerine polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrollerde motosiklet sürücüsü Batuhan Karabulut'un olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Gözaltına alındıktan sonra yapılan alkol testinde 1.43 promil olduğu tespit edilen Uğur Savcı tutuklandı. Kazaya ilişkin davanın ilk duruşması bugün Gaziosmanpaşa 16'ncı Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya, kazada hayatını kaybeden Batuhan Karabulut’un ablası Bahar Tekin, annesi Serap Turhal ve tanıklar ve taraf avukatları katıldı. Tutuklu sanık Uğur Savcı ise duruşmaya SEGBİS ile bağlandı.

'BİRAZ ALKOL ALMIŞTIM'

Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Uğur Savcı, "D-100 Karayolunda seyir halindeyken sağ taraftan aracıma kamyonet sürttü. Cam patladı. 3-4 dakika sonra polis memurları geldi. Sonrasında polis memurları aracın altına baktığında motosikletli olduğunu söylediler. 14 yıldır ehliyetim vardır. Daha önce şoförlük ve taksi şoförlüğü de yaptım. Hiçbir şekilde kazaya karışmadım. Trafik kayıtlarında mevcuttur. Böyle olduğu için çok üzgünüm. Elimden gelen maddi manevi her şeyi karşı tarafa vermeye çalıştım. Ben nefes aldığım sürece maddi manevi müteveffanın ailesinin yanında olacağım. Ben hep iyi bir insan oldum. Böyle bir olaya karışmak istemezdim. Olay dönemi nişanlıydım. Nişanlımdan ayrılmıştım. Az biraz alkol almıştım. İş yerime gidiyordum. Kamyonetin bana sürtmesi sonucu tüm hava yastıkları yüzüme patladı. Olayın şokunda olduğum için alkolmetre geldiğinde bile aracın altında bir insan olduğu belli değildi. Ben olayın şokuyla direkt avukatımı istedim. O an çok paniklemiştim. Bu nedenle alkolmetreyi üflemek istemedim. 2 araca çarpmışım. Çarptıktan sonra yoluma devam etmeme imkan yoktu. Aracın hava yastıkları açılmıştı. Olay günü saat geçtikçe promil eklenerek promil hesabı yapıldı. Bulunan alkol miktarı bu şekilde hesaplandı. Araç 2023 model bir araçtır. Aracın hava yastığı açıldığında otomatik fren yapıyor ve ilerlemeye imkan yoktur ve egzoz sesi de mümkün değildir. Ben olayın bilincinde dahi değildim ve görmemiştim" dedi.

'OLAY SANIĞIN ANLATTIĞI GİBİ OLMADI'

Şikayetçi Emrah P. mahkemede, "Sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum. Olay sanığın anlattığı gibi olmadı. Sanık trafikte makas atarak geliyor. Ben sadece camdan egzoz sesi duydum. Aynaya baktığımda çok süratli bir şekilde sanığın geldiğini gördüm. 3 metre kadar ileri gitseydi bana hiç vurmayacaktı. Önünün boş olmasına rağmen benim üstüme aracı kırdı. Belki kendisi de panikledi bilemiyorum. Bir insan ne kadar hızlı giderse gitsin 6 şeritli yolda durması gerekirdi. Bariyerlere vurmasına rağmen 27 metre sonra durabildi. Ben 60 kilometre hız civarında seyir halindeydim. Benim aracımın ön tarafında bir zarar yoktu. Sol ön teker tarafından bana vurdu. Sonrasında da direksiyon hakimiyetini kaybetti. Cumali S.'nin aracına vurdu. O araç da 3 tur döndü. Üzerindeki hurda malzemelerinin hepsi yola saçıldı. Ben bu malzemelerin üzerinden geçtim. Ben de canımla boğuştum. Devrilmek üzereydim. Bana kendisi dokundu. Belki bariyere vurmamak için bana vurmuştur. Sanık da böyle bir kazanın olmasını istememiş olabilir. Ben olay yerinde Cumali S.'nin öldüğünü sandım. Önümde araçla dönüyordu" dedi.

DURUŞMA ERTELENDİ

Mahkeme heyeti sanık Uğur Savcı'nın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Öte yandan duruşma 7 Ekim saat 12.00'a ertelendi.

‘ARACIN HAVA YASTIKLARININ PATLADIĞINI İDDİA ETTİ’

Duruşmanın ardından konuşan abla Bahar Tekin, "Dava 7 Ekime ertelendi . Şuan tutukluluğu devam diyor ama istediğimiz yere taşıyamadık. Biz ağır ceza olsun istedik. Ağır cezaya taşınmasını istedik. Bilinçli taksirle değil olası kastla yargılanmasını istedik. Alkol metreye üflememesinden 4-5 saat sonra kan testi yapılmış. Bunu şu anda ben burada yeni öğrendim. Saat 17:12’de kolluk kuvvetlerine ihbar gidiyor. Akşam saatlerinde sanırım saat 21:52'de de kan örneği alınıyor. Arada saat farkı var. Bunun için de itiraz ettik. 5 saat sonra kan vermeye gidiyor. Bilinçli taksirden halen yargılanıyor. Dediğim gibi bu olası kast hava yastıklarının patladığını iddia etti. Yalnız hava yastıkları patladığı zaman o frenin kitlenmesi lazım ve durması gerekiyordu" dedi.

‘SÜRATLİ HIZ TESTİ DOSYADA EKSİKTİ’

Bahar Tekin, "Orada bize ben sizin evladınızım, anne beni evlat olarak görsün. Kardeşler beni abi olarak görsünler. Hayır efendim. Sen benim kardeşimi bizden kopardın ve üstüne sürekli iftiralarla biz karşı tarafın mağduriyetini gidermek istedik, gidermek istiyoruz veya giderdik gibi saçma sapan savunmalarla bize geldiniz. Kendi çocuğunun hasta olduğunu, işverenlerinin olduğunu, serbest bırakılması gerektiğini kaçmayacağı unsuruna vurgu yaptılar. Ayın 14'ünde 16'sında mahkeme var. Ayın 14'ünde iş yerinin önünden alınıyor. Neden? Şurada bir izlenim bırakmaya çalışıyorlar. Fail iş yerindeydi, nereye kaçabilir ki? Ekmek götürmek zorunda. Bunu vurgulayarak durmadan içeride savunulma oldu. Bu ceza sulh cezasında değil, ağır cezada görülmeli. Bu insan yüksek oranda alkollü, süratli, hız testini de istedim. Dosyada bu da eksikti. Süratli olduğuna dair şahitlerimiz de dinlendi" ifadelerini kullandı.

‘BENİM KARDEŞİMİN CANI PAZARLIĞA AÇIK BİR DAVA DEĞİL’

Abla Tekin, "Ağabeyi tarafından bana teklifle geliyorlar. '3 milyon lira şimdi verelim, 2 milyon lira 4 ay sonra verelim' diye. Ben seninle hukuk konuşmak için aramadım. Bunlar çok ciddi, çok çirkin insanlar. Benim kardeşimin canı, benim kardeşimin hayalleri, benim kardeşimin yaşamı bu kadar kusura bakmayın, pazarlığa açık bir dava değil. Benim kardeşimin canı ucuz değil. Ben para istemiyorum, ben hak istiyorum, hukuk istiyorum, adalet istiyorum. Trafik kazası değil. Bunun mantığı artık silinsin. Trafik kazası adı altında işlenen cinayetler o kadar çok fazla ki. Bu dava bilinçli taksirle değil. Olası kastla yargılanmalı. Ehliyetine bile geçici şekilde el konuldu. Yoktu zaten, süre uzatıldı. Bu demek oluyor ki nice motor kuryeler gelecek, nice Batuhan gibi insanlar, evlatlar gidecek" diye konuştu.

‘SÜREKLİ İÇERİDE PARA KONUŞULDU’

Anne Serap Turhal, "Sürekli paradan konuşuldu. Ben tazminat davasına gelmedim, ben cinayet davasına geldim. Benim evladım öldürüldü. Ben nafaka davasına gelmedim, ben cinayet davasına geldim. Sürekli içeride para konuşuldu. Buna engel olunabilirdi. Burada bir insan ölmüş. 'Sürekli para diyorsunuz' denilebilirdi ama hiçbir şekilde, hiçbir şey söylenmedi. Ben bu kişinin olası kasta yargılanıp en ağır cezayı istiyorum dememe rağmen karşı tarafın hala haklı görünüp bu davanın bilinçliyle devam etmesi, ben bu adalete artık güvenmiyorum" dedi.

‘HASTANEDE 4 SAAT SONRA KAN TESTİYLE ALKOL ORANI TESPİT EDİLMİŞ’

Ceza avukatı Mustafa Tiryaki, "Sanığın, maktulü 27 metre sürüklemesine, alkollü olmasına rağmen, ehliyeti olmamasına rağmen bu şekilde trafiğe çıkıp 27 metre sürüklemesini göz önünde bulundurarak, 'bilinçli taksir' kapsamından çıkartılıp 'olası kast' hallerinin uygulanmasını talep edip, 'mahkemenin görevsizliğine' karar verilmesini talep etmiş olmamıza rağmen, bu talebimiz reddedildi. Ayrıca sanık, olaydan hemen sonra alkol metreye üflemeden hastaneye götürülmüş, hastanede 4 saat sonra kan testiyle alkol oranı tespit edilmiş. 4 saat sonraki alkol oranı 1.43 promil çıkmış. Bu alkol seviyesinin de çok daha üstünde olduğunu iddia etmemize rağmen ve Adli Tıp Kurumu'ndan bu yönde rapor istememize rağmen bu talebimiz reddedildi" diye konuştu.

'7 EKİM'DE MUHTEMELEN KARAR DURUŞMASI OLACAK'

Tiryaki, "Sonuçla alakalı mütalaa, ‘bilinçli taksir’ yönünde verildi. Bize zaten mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre verildi. Bu süre de içerisinde gerekli dilekçelerimizi, gerekli itirazlarımızı yapacağız. Bu noktada gelecek celse kararı bekleyeceğiz. Yargılama süreci boyunca tutuklu yargılanmasına karar verildi. Bu noktada yargılama sonunda karar verildikten sonrasında tutuklu mu yargılanır, tutuksuz mu yargılanır, onunla alakalı şu an için bir şey söyleyemeyiz. Mütalaa bilinçli taksirden verildi. Karar da bilinçli taksirden mütalaaya uygun bir şekilde verilir mi, o konuyla alakalı bir şey söyleyemeyiz. Gerekli itirazlarımızı yapacağız. 7 Ekim'e ertelendi. 7 Ekim'de muhtemelen karar duruşması olacak" diye konuştu.

‘KAZADIR, OLUR’ DEDİ’

Zincirleme kazaya karışan başka bir aracın sürücüsü Özgür Biçil, "İstanbul istikametine doğru gidiyorduk , kurtarıcıyla araç götürüyordum. Kırmızı araç geldi, bizim sol ön tarafımızdan vurdu. Ondan sonra gidip, bir tane kamyonete vurdu. Kamyonet yolun ortasında dönerken, beyaz eşyalar bizim önümüze dökülmeye başladı. 'Var mı bir şeyiniz?' diye kaza yapan, bize çarpan aracın yanına gittik. ‘Kazadır, olur’ dedi. ‘Kimsenin bir şeyi yoksa problem yok’ biz de dedik. Ondan sonra biz tabii Batuhan'ın rahmetli olduğunu görmemiştik. Polis ekiplerine bir tane motosiklet duruyor bariyerlerin arkasında onun şoförü nerede ona bakın isterseniz dedim. Sonra başka bir tane motorcu arkadaş geldi. ‘Arabanın altında daha kötüsü var" dedi. Bakınca zaten bizde görmüş olduk" dedi. (DHA)

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber