‘Kanserle mücadele yalnızca tedaviyle kazanılamaz’

İSTANBUL, (DHA) - KANSERİN önlenmesi, erken teşhis fırsatlarının artırılması, bilimsel araştırmaların desteklenmesi ve toplumda farkındalık oluşturulması hedefiyle Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı kuruldu. Tanıtım toplantısında konuşan vakfın kurucusu Prof. Dr. Berrin Pehlivan, “Kanser aslında yalnızca bir hastalık değil, bir fenomen. Kanser, örgütlü mücadeleden çok korkuyor. Kanserle mücadele yalnızca tedaviyle kazanılamaz. Önleme, farkındalık, erken tanı ve bilinç, bu mücadelenin en kritik unsurlarıdır. Sadece sorulan sorulara değil, sorulmayan sorulara da cevap bulmak hayati önem taşır. İşte tam da bu nedenle bu vakıf kuruldu” dedi.
Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı'nın (TKÖAV) lansmanı Bahçeşehir Üniversitesi ev sahipliğinde yapıldı. 1-7 Nisan Kanser Haftası kapsamında yapılan tanıtım toplantısına AK Parti İstanbul Milletvekili Avukat Şengül Karslı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sağlık Politikaları Başkanı Halit Yerebakan, TKÖAV Kurucusu Prof. Dr. Berrin Pehlivan, TKÖAV Mütevelli Heyet Başkanı ve Üyesi Prof. Dr. Türker Kılıç, Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Dr. Özlem Koç, BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, BAU Mütevelli Heyet Üyesi Saygın Şenel, oyuncu Mert Fırat, gazeteci Fulya Öztürk katıldı. Vakfın temel amacının kanserin önlenmesi, erken teşhis fırsatlarının artırılması, bilimsel araştırmaların desteklenmesi ve toplumda farkındalık oluşturulması olarak belirlendiği aktarıldı.
PEHLİVAN: KANSER YALNIZCA BİR HASTALIK DEĞİL, BİR FENOMEN
Toplantının açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Berrin Pehlivan, “Onkoloji, hayatımın merkezine yerleşti. Bunun ilk nedeni, en çok emek verdiğim alan olması. İkinci nedeni ise en çok yaşadığım alan olması. Çünkü ailemde, sevdiklerimde ve çevremde kanserle ilgili yaşananlar, bu hastalığın yalnızca bir meslek olarak kalmasına izin vermedi; neredeyse hayatımın tamamı haline geldi. Bu nedenle kansere bir radyasyon onkoloğu, bir akademisyen, bir hasta yakını ve bir insan olarak pek çok açıdan bakmak durumunda kaldım. Öğrendiklerim ise oldukça çarpıcıydı. İlki; kanser aslında yalnızca bir hastalık değil, bir fenomen. Felsefi anlamda değil, daha çok argo anlamıyla; yani tanınmış, kabul görmüş ve hayatın merkezine yerleşmiş bir olgu. İkincisi; sadece hastayı değil, çevresini de derinden etkiliyor. Son olarak ve belki de en önemlisi; kanser, örgütlü mücadeleden çok korkuyor” dedi.
‘AMACIMIZ HURAFELER YERİNE GÜVENİLİR BİLGİYE ULAŞTIRMAK’
Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı’nın bilimin ve insan hikayelerinin kesiştiği bir noktada doğduğunu aktaran Prof. Dr. Pehlivan, “Çünkü biz kanserin yalnızca bir hastalık olmadığını gördük. Bir aileyi, bir çocuğu, bir hayatı kökten değiştiren derin bir süreç olduğunu yaşayarak öğrendik. Erken tanı sayesinde kurtulan hayatlara da, bilgi eksikliği nedeniyle geç kalınan vakalara da tanıklık ettik. Bilimin sunduğu umut ile gecikmiş inanışların yarattığı zararları birlikte yaşadık. Şunu çok net anladık ki kanserle mücadele yalnızca tedaviyle kazanılamaz. Önleme, farkındalık, erken tanı ve bilinç, bu mücadelenin en kritik unsurlarıdır. Sadece sorulan sorulara değil, sorulmayan sorulara da cevap bulmak hayati önem taşır. İşte tam da bu nedenle bu vakıf kuruldu. Amacımız; hurafeler yerine güvenilir bilgiye ulaşılmasını sağlamak, riskleri azaltmayı öğretmek, erken tanı alışkanlığını yaygınlaştırmak ve daha etkili, daha güvenli tedaviler için bilimi desteklemektir” diye konuştu.
“Doğru bilginin, doğru zamanda ve doğru şekilde tekrar edilerek verilmesi bir hayatı değiştirebilir” diyen Prof. Dr. Pehlivan, sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Bu vakıf; bilimi, toplumu ve geleceği savunan çok sesli bir iyilik hareketidir. Kolektif bir yolculuktur. Bu yolculuğun ilk kıvılcımını yakan ise sayın Prof. Dr. Türker Kılıç’tır. Üniversitemizin desteği, değerli hocalarım ve dostlarım da bu hikayenin asıl mimarlarıdır. Hayaller tek başına kurulabilir; ancak doğru insanlar ve ortak bir inançla gerçeğe dönüşür.”
KILIÇ: TÜRKİYE’DE HER 100 BİN KİŞİDEN 220’SİNE KANSER TANISI KONULUYOR
Her gün yaklaşık 650 kişi kanser tanısı aldığını söyleyen TKÖAV Mütevelli Heyet Başkanı ve Üyesi Prof. Dr. Türker Kılıç ise 350 kişinin ise kanser nedeniyle hayatını kaybettiğini belirterek, “Türkiye’de her yıl her 100 bin kişiden yaklaşık 220’sine kanser tanısı konuluyor. Bu yönüyle kanser, önemli bir halk sağlığı problemi olarak karşımıza çıkıyor. Kanser yalnızca tanı alan kişiyi değil, çevresini de etkileyen bir hastalık. Bu nedenle ben de bir beyin cerrahı olarak, özellikle beyin tümörleri ve beyin kanserleri alanında çalışan bir hekim olarak kanserle mücadele eden grubun içindeyim. Bu mücadelenin bir de akademi boyutu var. Akademi tarafında, yalnızca Berrin Hocamızla değil, Türkiye genelinde uzun yıllardır pek çok akademisyenle temas halinde oldum. Yaklaşık 16 yıldır tıp fakültesi dekanlığı yapıyorum. Bu alanda benden sonra en uzun süre görev yapan kişi 8 yıl dekanlık yaptı. Bu süreçte Türkiye’deki yaklaşık 17 bin tıp akademisyeninin önemli bir kısmıyla görüşme fırsatım oldu” ifadelerini kullandı.
Akademisyenlere önerilerinden bahseden Prof. Dr. Kılıç, “Her akademisyenin en büyük hedefi kendi alanında gelişmek, araştırmalar yapmak ve bilimsel düzeyi ileri taşımaktır. Ancak çoğu zaman göz ardı edilen önemli bir nokta vardır; her akademisyenin hayatında bir enstitü kurma hedefi olmalı ve bu yapıyı bir vakıf aracılığıyla desteklemelidir. Bu düşünceyi her platformda dile getirdim. Sağ olsun Berrin Hocamız da bu çağrıya kulak verdi ve bu vakfın kurulmasına öncülük etti” dedi.
KOÇ: BİLİMİ VE İNSAN HAYATINI ODAĞINA ALAN GÜÇLÜ BİR VİZYONUN ÜRÜNÜ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM
Lansmanda konuşan Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü aynı zamanda vakfın üyesi Dr. Özlem Koç da “Bu vakfın, bilimi ve insan hayatını odağına alan güçlü bir vizyonun ürünü olduğunu düşünüyorum. Kanserle mücadelede aktif rol üstlenecek yeni bir vakfın hayata geçirilmesinin, alana önemli katkılar sunacağına yürekten inanıyorum. Bu vesileyle vakfın kurucuları Prof. Dr. Berrin Pehlivan ve Prof. Dr. Türker Kılıç’ı attıkları bu önemli adım dolayısıyla tebrik ediyorum. Kanserle mücadelenin yalnızca tıbbi bir konu olmadığını; aynı zamanda toplumsal bilinç oluşturma süreci olduğunu biliyoruz. Bu noktada erken tanı, doğru bilgiye erişim ve farkındalık son derece önemli. Ancak mücadelenin sadece bunlarla sınırlı olmadığını, toplumsal dayanışmanın da güçlendirilmesi gereken bir alan olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
HATİPOĞLU: ÖNLEME KONUSU DAHA ÇOK VURGULANMALI
BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu ise önemli bir vakfın açılışına tanıklık edildiğini belirterek, “Biraz önce vakfın adını okurken özellikle “önleme” kavramının altının çizilmesi gerektiğini bir kez daha fark ettim. Çünkü son dönemde çevremizde bu hastalıkla ilgili çok daha fazla örnekle karşılaşıyoruz. Akademik çevrelerde, öğrencilerimiz arasında ve yakın çevremizde kanserle mücadele eden pek çok kişi bulunuyor. Bu süreçte bizlerden talep edilen destek ise çoğunlukla tıbbi değil; daha çok sosyal yaşamın sürdürülebilmesi, bireylerin kendilerini iyi hissetmeleri ve bu zorlu süreci daha sağlıklı atlatabilmeleri üzerine oluyor. Hastalar ve yakınları, hem kendi iyilik hallerini koruyabilmek hem de farkındalık oluşturmak adına bu süreci birlikte yürütme konusunda bizlerle istişare ediyor. Bu da toplumda farkındalığın artırılmasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bu nedenle, erken tanının yanı sıra önleme konusunun da özellikle vurgulanması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
FIRAT: KANSERLE İLGİLİ ÜLKEMİZDE ATILAN HER ADIM SON DERECE ÖNEMLİ
Oyuncu Mert Fırat da “Kanserle ilgili ülkemizde atılan her adım son derece önemli. Bugün hocalarımızın yaptığı konuşmalarda da çok değerli veriler paylaşıldı. Her gün yaklaşık 350 kişiyi kanser nedeniyle kaybettiğimiz bir coğrafyada yaşıyoruz. Çevresel faktörlerden beslenmeye kadar pek çok unsur, kanser riskini artırabiliyor. Sanayi kazalarından tarım ilaçlarında kullanılan kimyasallara, soluduğumuz havadan tükettiğimiz gıdalara kadar birçok etken, insan sağlığını tehdit ediyor. Bu nedenle bu riskleri azaltmaya yönelik farkındalık oluşturmak, araştırma yapmak ve önleyici adımlar atmak büyük önem taşıyor. Berrin Hocamızla daha önce gerçekleştirdiğimiz çalışmalara dayanan bir geçmişimiz var. Yaklaşık 7-8 yıldır yürüttüğü projeler ve yazdığı kitaplarla önemli katkılar sunuyor; elde edilen gelirleri de sosyal fayda için kullanıyor. Bu yönüyle böyle bir vakfın kuruluşuna öncülük etmesi bizim için sürpriz değil” dedi.
Fırat, “Vakfın yönetim kurulunda ve bünyesinde alanında uzman, çok değerli akademisyenler yer alıyor. Türkiye, kanser alanında hem insan kaynağı hem de geliştirdiği teknolojiler açısından önemli bir birikime sahip. Bu vakfın, önlenebilir vakaların azaltılması ve mevcut vakaların daha etkili çözümlerle ele alınması konusunda önemli çalışmalara öncülük etmesini temenni ediyorum” diye konuştu. (DHA)







