Geri Dön
Silivri'Makam aracı' davasında İmamoğlu: 30 milyon liranın üzerinde kamu faydası üretmişim

'Makam aracı' davasında İmamoğlu: 30 milyon liranın üzerinde kamu faydası üretmişim

'Makam aracı' davasında İmamoğlu: 30 milyon liranın üzerinde kamu faydası üretmişim

Berkay GÜNEŞ/İSTANBUL (DHA)- Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kendi şirketine ait aracı başkanlık makam aracı olarak kullandığı ve masraflarını belediyeye karşılattığı iddiasıyla yargılandığı davanın duruşması görülüyor. İmamoğlu savunmasında, "Bu makam arabası konusu, kamu tarafından kiralanmış bir makam aracının rakamını yüksek bulduğum için o aracın yerine kendi arabamı kullanma meselesi. Benim aracımın bugünkü faturası kesilmiş. Ben 11 yılda 30 milyon liranın üzerinde bir kamu zararı değil, kamu faydası üretmişim" dedi.

Tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu hakkında, Beylikdüzü Belediyesi Başkanlığı döneminde kendi şirketine ait aracı başkanlık makam aracı olarak kullanıp masraflarını belediyeye karşılattığı iddiasıyla 'görevi kötüye kullanma' suçundan 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. İddianamede İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı süresince makam aracı olarak kullandığı araç için yapılan ödemeler nedeniyle kamunun toplamda 122 bin 305 lira 70 kuruş zarara uğratıldığı ifade edildi. Davanın ilk duruşması bugün Büyükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Silivri’de bulunan Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki 4 No’lu duruşma salonunda görülüyor.

YILLAR ÖNCE YAPTIĞIM TERCİH CEZA DAVASI KONUSU HALİNE GELEBİLİYOR'

Duruşmada savunma yapan İmamoğlu, "Beni en iyi Beylikdüzü’ndeki komşularım tanır. Tabii ki İstanbul'da tanıdı. Makamda değil, daima onların yanlarında oldum. Esasen bugün burada bulunmamızın basit tanımını söylüyorum: Belediyeye kayıtlarda, evraklarda da belli olduğu şekliyle yüksek maliyetlerle tariflenmiş bir aracın bedelini bana söylediklerinde, bir makam aracının ya da makam hizmet aracının, adı her neyse, çünkü o dönemde kiralanmış, kirası, kira işlemi yapılmış bir ihalede önüme getirdikleri aracın bedelini öğrendiğimde, ‘Bu aracın daha iyisi bende var, ben kullanıyorum’ diyerek o aracı kamuya tahsis etmemle ilgili bir süreçten dolayı buradayım. İşin özeti o dönem KDV dahil, yanlış hatırlamıyorsam 7 bin 200 lira ihale, 2024 rakamlarıyla ki ben 2015’te arabamı tahsis ettim, o günün rakamlarıyla aylık kirası 3 bin doları aşan bir aracın kiralanması yerine, ‘Yahu bu arabadan bende de var. Ben bu arabamı kullanmaya devam edeyim, buna gerek yok. Geri iade edin. Bu arabayı belediyeye bedava tahsis edelim, şirketimin arabasıdır’ diyerek yapılan işlemden Ekrem’e suç çıkarma girişimidir. Kanuna uygun olduğunu düşünmüyorum; kanunda bir eksiklik varsa onun da bir yerden geri döneceğini düşünüyorum. Benim için son derece basit bir soruyla bu iş yürüdü. ‘Benim aracım varsa, milletin parasını neden makam aracına harcayayım ya da makama hizmet aracına harcayayım’ diyerek bir işlem yürütüldü. Bugün ise yıllar önce yaptığım bu tercih, dönüp dolaşıp bir ceza davasının konusu haline gelebiliyor.” ifadelerini kullandı.

‘BENZİN PARASINI DA KENDİM ÖDEDİM’

İmamoğlu, "Kamu kaynağını makam sahibinin konforunun doğal uzantısı olarak gören bir anlayışla karşı karşıyayız. Makam arabası ve makam arabası değil, makam arabasının benzinini ve mazotunu ya da lastiğini konuşuyoruz. Görev aldığımda İstanbul Büyükşehir Belediyesi döneminde de kendi aracımı yine makam arabası olarak kullanmaya devam ettim. Benzin parasını, mazot parasını da kendim ödedim. Yine Beylikdüzü’nde olduğu gibi Büyükşehir Belediyesi döneminde de kendi aracımı kullandım. Sadece aracımın bakım zamanı geldiğinde, ‘Belediyenin var mı makam arabası’ diye sorduğumda, ‘2 tane makam arabanız var’ dediler. Hatta 1 tane de isterseniz Başkan ilave olarak başka bir araç da tahsis edebiliriz, 2’si lüks binek araç, 1 tanesi de cip. Baktık bu araçlara 2015 ve 2017 yılında alınmış. 2 sene önce 2015 yılında alınan aynı arabadan 2017’de 1 tane daha alındı. Bu araçların İBB bir tanesini KİPTAŞ adlı iştirakine aldırıyor, bir tanesini de İGDAŞ diye bir şirketine aldırıyor. Bu aracın bugünkü günlük piyasa rakamı 2,5 milyon avro. Tanesi 2,5 milyon avro. Bu araç dünyada özel insanlara tahsis edilen, hazırlanan zırhlı araçlar. Bu araçları da çok az kullandım. En son dedim ki, ‘Ya yazık günah, bunları satın.’ Bu araçlar satılamadı. Sadece o cip dediğim araç, o da açık artırma süreci başlatmıştı, KİPTAŞ Genel Müdürü kardeşimiz, 1 tanesi açık artırmada satılabildi ama o 2 zırhlı araba şu anda çürüyor. Bir tarafta kamu kaynağını makam sahibinin konforunun doğal uzantısı olarak gören bir anlayışı yaşıyorsunuz, diğer tarafta ise ‘Benim aracım var, milletin parasını harcamayın’ diyen bir anlayış var ve biz de şu anda mahkemede yargılanıyoruz.” dedi.

‘BEN 11 YILDA KAMU FAYDASI ÜRETMİŞİM’

İmamoğlu, "Bu mesele makam arabası konusu kamu tarafından kiralanmış bir makam aracının rakamını yüksek bulduğum için o aracın yerine kendi arabamı kullanma meselesi. Dedim ki, ‘Sorun bakalım bugün bu araba kaç lira?’ diye. Güncel bir fatura arkadaşlarım temin ettiler ve bana getirdiler. Benim aracımın bugünkü faturası kesilmiş; Ben 11 yılda 30 milyon liranın üzerinde bir kamu zararı değil, kamu faydası üretmişim. Madem böyle bir tespit yapılmış, müfettişler, bilirkişiler devreye girmiş ve bu tespit edilmiş, rapor yazılmış. Benim ortağı olduğum, şu an TMSF’nin yönettiği firmam da faiziyle beraber o mazotun ve diğer sair masrafların giderini belediyeye yatırmışlar. Toplam faizi ile beraber 215 bin lira civarında rakamı da yaklaşık 1 yıl önce belediyeye faizi ile de yatırmış. Ona rağmen bu dava açılmış. Tuzla Belediyesi, 29 Mayıs 2014 yılında ismi de makam aracı kiralanması diye, çok tesadüf o günün rakamıyla da bugün 7 bin 200 lira bile pahalı buldum, bugün 350 bin lira büyük para, o günün parasıyla Tuzla Belediyesi aylığı 9 bin 500 liraya araç kiralaması yapmış. Arnavutköy Belediyesi de 3 bin 250 lira bir makam aracı kiralaması yapmış" dedi.

İDDİANAMEDEN

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Ekrem İmamoğlu, Bülent Arslaner, Fatih Keleş, İlyas Yılmaz, Mehmet Zeki Çanakçi, Mülayim Demirtaş, Nuray Köker, Orhan Yılmaz, Selçuk Altun, Üzeyir Çöl ve Fatma Hoşgöz Açıkgöz'ün 'Görevi kötüye kullanma' suçundan 6 aydan ikişer yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi. (DHA)

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber