Geri Dön
İzmir'Akciğer hastalıklarında ne içtiğimiz kadar ne soluduğumuz da önemli'

'Akciğer hastalıklarında ne içtiğimiz kadar ne soluduğumuz da önemli'

'Akciğer hastalıklarında ne içtiğimiz kadar ne soluduğumuz da önemli'

İZMİR, (DHA)-MEDİCANA Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü'nden Doç. Dr. Nuran Katgı, çevresel etkiler nedeniyle sigara kullanmayan kişilerde de önemli akciğer hastalıklarının görülebildiğine dikkat çekip, "Ne içtiğimiz kadar, ne soluduğumuz da önemli" dedi.

Yoğun trafik, sanayi kaynaklı kirleticiler, ısınmada kullanılan yakıtlar ve çevresel partiküller, özellikle büyük şehirlerde yaşayan kişileri farkında olmadan uzun süreli hava kirliliğine maruz bırakabiliyor. Sigara, akciğer hastalıkları açısından en önemli önlenebilir risk faktörlerinden biri olmayı sürdürürken, sigara kullanmayan kişilerde görülen akciğer hastalıkları çevresel faktörlerin önemini de ortaya koyuyor. Astım, kronik hava yolu hastalıkları, interstisyel akciğer hastalıkları ve hatta akciğer kanserinin hiç sigara kullanmamış kişilerde de görülebildiğini belirten Medicana International İzmir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nuran Katgı, bu kişilerde hava kirliliğinden mesleki maruziyetlere kadar birçok risk faktörünün değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sigara içmemenin akciğer sağlığını korumak için yapılabilecek en önemli tercihlerden biri olduğunun altını çizen Doç. Dr. Katgı, "Ancak, pratikte hiç sigara kullanmamış kişilerde de göğüs hastalıklarıyla karşılaşabiliyoruz. Bu hastalarda sigara dışındaki risk faktörleri sorgulandığında hava kirliliği, mesleki maruziyetler, ev içi kirleticiler, kullanılan yakıtlar, radon, genetik yatkınlık ve geçirilmiş bazı solunum yolu hastalıkları gibi pek çok etken karşımıza çıkabiliyor" dedi.

Özellikle büyük şehirlerde yaşayan kişilerin farkında olmadan yıllarca düşük dozda ancak sürekli çevresel kirleticilere maruz kalabildiğini ifade eden Doç. Dr. Katgı, "Bu nedenle artık akciğer sağlığını değerlendirirken yalnızca 'Sigara içiyor musunuz' sorusunu sormak yeterli değil. 'Nasıl bir çevrede yaşıyorsunuz, hangi havayı soluyorsunuz, işiniz nedir ve gün içinde ne tür kirleticilere maruz kalıyorsunuz' soruları da önem kazanıyor. Sigarasız yaşam çok önemli bir koruma sağlıyor ancak akciğer sağlığının tek belirleyicisi değil" diye konuştu.

AKCİĞERİN EN UÇ NOKTALARINA ULAŞABİLİYOR

Hava kirliliği açısından öne çıkan kirleticilerden PM2.5'in boyutları nedeniyle solunum sisteminin doğal filtreleme mekanizmalarını aşabildiğine dikkati çeken Doç. Dr. Nuran Katgı, şunları söyledi: "Maruziyet devam ettiğinde inflamatuvar yanıt da sürebiliyor. Hava yollarında hiperreaktivite, epitel hasarı ve akciğer dokusunda kronik inflamatuvar değişiklikler ortaya çıkabiliyor. Üstelik mesele yalnızca akciğerle sınırlı değil. Çok küçük partiküllerin oluşturduğu inflamasyon sistemik dolaşımı da etkileyebiliyor. Bu nedenle PM2.5 maruziyeti yalnızca solunum sistemi hastalıkları açısından değil, kardiyovasküler hastalıklar açısından da önem taşıyor."

Doç. Dr. Katgı, uzayan sıcak hava dalgaları, kuraklık ve orman yangınlarının da ince partikül maruziyetini artırabildiğini belirtti. Hava kirliliğinin çok geniş bir nüfusu ve çoğu zaman kişinin kontrolü dışında etkilediğine dikkat çeken Doç. Dr. Katgı, şöyle devam etti: "Bir insan sigara içmemeyi seçebilir, sigara içilen bir ortamdan uzaklaşabilir ancak yaşadığı şehrin havasını solumamayı seçemez. Bu nedenle bireysel düzeyde sigara daha yoğun bir toksik maruziyet oluştururken, hava kirliliği toplum düzeyinde çok geniş bir sağlık yükü yaratabiliyor. Özellikle yoğun trafik bulunan caddelerde yaşayanlar, uzun süre trafikte kalanlar, açık havada çalışanlar ve egzoz emisyonlarına mesleki olarak maruz kalanlarda toplam maruziyet daha fazla olabiliyor."

'TOPLUMSAL POLİTİKALAR BELİRLEYİCİ ADIMLARDIR'

Hava kirliliğine bağlı etkilerin başlangıçta spesifik belirtiler vermeyebileceğini belirten Doç. Dr. Nuran Katgı, boğazda yanma veya irritasyon, kuru öksürük, gözlerde yanma, burun yakınmaları, göğüste sıkışma hissi, hırıltı ve efor sırasında ortaya çıkan nefes darlığının ilk belirtiler arasında yer alabileceğini kaydetti. Doç. Dr. Katgı, sözlerini şöyle tamamladı: “Hava durumuna bakar gibi hava kalitesine de bakmak, alışkanlık haline getirilmeli. Hava kalitesinin kötü olduğu günlerde özellikle açık havada uzun süreli ve yoğun egzersizi sınırlamak yararlı olabilir. Yoğun trafik bulunan bir ana caddenin kenarında koşmak yerine araç trafiğinden uzak bir parkta veya daha sakin bir güzergâhta yürümek maruziyeti azaltabilir. Ev içi hava kalitesi de göz ardı edilmemeli. Sigara içmek, katı yakıtlar, yoğun duman oluşturan yanma kaynakları ve yetersiz havalandırma iç ortam partikül yükünü artırabilir. Öte yandan hava kirliliğinin yalnızca bireyin kendisini korumasıyla çözülebilecek bir sağlık problemi olmadığını unutmamak gerekiyor. Temiz enerji kullanımı, trafik ve emisyonların azaltılması, toplu taşımanın geliştirilmesi, şehir planlaması ve hava kalitesinin düzenli izlenmesi gibi toplumsal politikalar asıl belirleyici adımlardır. Akciğer sağlığını korumak için yıllardır 'Sigara içmeyin' diyoruz. Buna artık bir cümle daha eklememiz gerekiyor: Ne içtiğimiz kadar ne soluduğumuz da önemli."(DHA)

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber