Yeşilova höyüğünde 'endometriozis' için farkındalık etkinliği

İZMİR, (DHA)-İZMİRin 8 bin 500 yıllık geçmişe sahip arkeolojik alanlarından Yeşilova höyüğünde düzenlenen söyleşide, kadın sağlığının önemli ancak çoğu zaman göz ardı edilen hastalıklarından biri olan endometriozis (çikolata kisti) ele alındı. Medicana International İzmir Hastanesi ile Bornova Belediyesi iş birliğinde gerçekleştirilen etkinlikte uzman hekimler ve Endolu Kadın Platformu temsilcileri, toplumda sıklıkla 'normal adet sancısı' olarak görülen şiddetli ağrıların aslında bir hastalığın habercisi olabileceğine dikkat çekti. Söyleşinin ardından katılımcılar, höyüğü gezip, ana tanrıça figürlerinden esinlenen kil atölyesiyle, kendi figürlerini yaptı.
Medicana International İzmir Hastanesi ile Bornova Belediyesi iş birliğinde 1-31 Mart Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında, Yeşilova höyüğünde, söyleşi düzelendi. Medicana Sağlık Grubu'nun başlattığı 'İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi' serisinin ilki, 'Adet Sancısı Adetten Değil' başlığıyla gerçekleştirildi. Söyleşide, rahim içini döşeyen dokunun rahim dışında da büyümesiyle ortaya çıkan ve şiddetli adet ağrısı, kronik pelvik ağrı ve kısırlık gibi sorunlara yol açabilen kronik bir hastalık olan endometriozis konuşuldu. Medicana International İzmir Hastanesi'nin Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Müjde Canday ile ; Endolu Kadın Platformu Kurucusu Aylin İleri ve Endolu Kadın Platformu Üyesi, Sanatçı Ece Gauer, kadınmarda farkındalık için endometriozis hakkında bilgeler verip, soruları yanıtladı.
Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Müjde Canday, endometriozis hastalığının tüm dünyada yaklaşık 190 milyon kadını etkilediğini belirtip, "Mart ayında tüm dünyada endometriozise farkındalık yaratmak üzere çeşitli sosyal sorumluluk çalışmaları yapılıyor. Çünkü bu hastalık maalesef 10 kadından 1'inde görülüyor olmasına rağmen gerçek bir tanı konulması için ortalama 8 ila 10 yıla ihtiyaç duyuluyor. Yani hastalık bir kanser değil ama kanser gibi davranıyor ve maalesef uzun yıllar sessiz kalabiliyor" dedi.
'KADIN AĞRIYLA YAŞAMAYA MAHKUM EDİLİYOR'
Katılımcılara şu ana kadar yaşadıkları en şiddetli adet sancısını hatırlamalarını isteyerek konuşmalarına devam eden Doç. Dr. Müjde Canday, "Bu şiddetteki bir ağrıyı yıllarca çektiğinizi ve her ay deneyimlediğinizi düşünün. Ağrınız var ve çok şiddetli. Istırap içindesiniz ve yardım istiyorsun. Tüm bunların yanında en yakın çevreniz size 'Abartıyorsun. Okula gitmek istemiyorsun. Annen de böyleydi ama hiçbiri senin gibi mızmızlanmıyordu' gibi tepkiler verdiğini düşünün. Şimdi 14-15 yaşlarında bir kız çocuğu bu ağrıları yaşarken ailesinden, yakın çevresinden yardım isterken; ağrısı küçümseniyor ve yeterince önem verilmiyor. Şımarıklıkla suçlanıyor, psikolojik olmasıyla suçlanıyor. Dolayısıyla bu genç kadınlar uzun bir süre tıbbi yardım almayı talep bile edemiyor. Bu nedenle o kadın bu ağrıyla yaşamaya mahkum ediliyor" diye konuştu.
Endometriozis hastası kadınların tanı alma süreçlerinin uzaması nedeniyle kadının 6 ile 10 yıl kadar ağrıyla yaşamak zorunda kaldığını dile getiren Doç. Dr. Müjde Canday, şöyle devam etti: "Adet döneminde çoğu kadın biraz ağrı çekebiliyor ancak bazı kadınlar endometriozis nedeniyle bu ağrıyı çok daha şiddetli yaşıyor. Bu nedenle ağrıyı konuşmak ve ağrıyla ilgili hastadan derin bir öykü almak gerekiyor. Çünkü bu kadınlar gerçek tanıyı alabilmek için neredeyse 6-7 hekim dolaşıyor. Tanıyı aldıklarında ortalama 6 ile 10 sene gecikmiş oluyorlar."
Endolu Kadın Platformu Kurucusu Aylin İleri ve Endolu Kadın Platformu Üyesi Ece Gauer deneyimledikleri endometriozis süreçleri hakkında bilgiler verdi.
TARİH VE SANAT İLE İÇ İÇE ETKİNLİK
Söyleşinin ardından katılımcılar, Yeşilova höyüğünü gezerek bölgenin tarihine ve kazılarda ortaya çıkarılan Ana Tanrıça figürleri hakkında bilgi aldı. Rehberler eşliğinde yapılan gezide, höyükte bulunan tanrıça idollerinin tarih öncesi toplumlarda doğurganlık, bereket ve yaşamın devamlılığı ile ilişkilendirildiği anlatıldı. Tarihi yolculuğun ardından kadınlar için höyükte düzenlenen kil atölyesinde, kazılarda ortaya çıkarılan tanrıça idollerinden esinlenerek kendi figürlerini yaptı. Etkinlikte, katılımcılar bir yandan kadın sağlığı konusunda bilinçlenirken, diğer yandan tarih ve sanatla iç içe geçen atölye etkinliği sayesinde keyifli ve anlamlı bir deneyim yaşadı.(DHA)








