Geri Dön
Manisa565 yıllık medrese apartmanların arasında zamana direniyor

565 yıllık medrese apartmanların arasında zamana direniyor

565 yıllık medrese apartmanların arasında zamana direniyor

Ersan ERDOĞAN/MANİSA, (DHA)- MANİSA'da 1461 yılında yapıldığı tahmin edilen Hindistani Medresesi, yıllar içinde binaların arasında sıkışıp kaldı. Osmanlı döneminden günümüze ulaşan tarihi yapının büyük bölümü yok olurken, ayakta kalan son bölümünün apartmanların kömürlüğü olarak kullanıldığı belirtildi. Yerel tarih araştırmacısı Erkan Akbalık, kentin önemli eğitim yapılarından biri olan medresenin korunması ve restore edilerek gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini söyledi.

Ege Mahallesi Terzi Sokak'ta bulunan Hindistani Medresesi, yaklaşık 565 yıllık geçmişiyle kentin tarihi mirasları arasında yer alıyor. Ümeradan Besayiş Ağa'nın oğlu Velet Bey tarafından yaptırıldığı belirtilen medresenin, 15'inci yüzyılın ikinci yarısında önemli bir eğitim merkezi olduğu değerlendiriliyor. Kare planlı, taş duvarlı ve kubbeli mimarisiyle dikkati çeken yapı, geçen yüzyıllara rağmen ayakta kalan bölümüyle geçmişin izlerini günümüze taşıyor. Bir dönem öğrencilerin eğitim gördüğü, müderrislerin ders verdiği ve vakıf gelirleriyle faaliyetlerini sürdürdüğü medrese, bugün apartmanların arasında kaldı. Tarihi yapının büyük bölümünün günümüze ulaşamadığı, geriye kalan kısmının ise apartmanların kömürlüğü olarak kullanıldığı belirtildi.

'MANİSA'NIN EN ESKİ MEDRESELERİNDEN BİRİ'

Manisa yerel tarih araştırmacısı Erkan Akbalık, Hindistani Medresesi'nin yalnızca ayakta kalan eski bir yapı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, tarihi önemine dikkati çekti. Medresenin yapım tarihinin 1460'lı yıllara dayandığına dikkati çeken Akbalık, "Bu medrese aslında çok önemli. Tarihi itibarıyla Manisa'nın eski medreselerinden biri. Yapım tarihi yaklaşık olarak 1460'lı yıllar. Yani 15'inci yüzyılın ikinci yarısı olarak kabul ediliyor. Medreseyi, dönemin ümeralarından Besayiş Bey'in oğlu Velet Bey yaptırmış. Babası da Fatih Sultan Mehmet döneminde Manisa'da yaşamış bir isim. Dolayısıyla yapı, Osmanlı tarihinin önemli bir dönemine tanıklık ediyor" dedi.

'MEDRESENİN ASIL BİNASI ÇOK BÜYÜKTÜ'

Velet Bey'in medresenin faaliyetlerini sürdürebilmesi için çevresinde gelir getiren yapılar da yaptırdığını anlatan Akbalık, kervansaray, han, bahçe ve dükkanlardan elde edilen gelirlerin medresenin giderlerini karşılamak amacıyla kullanıldığını belirtti. Arşiv belgelerinden hareketle medresenin yıllık yaklaşık 14 bin 480 akçe gelirinin bulunduğunu ifade eden Akbalık, bu kaynaklarla müderrislerin ücretlerinin ödendiğini, öğrencilerin yeme, içme ve diğer ihtiyaçlarının karşılandığını, misafirlerin giderlerinin de bu gelirlerden sağlandığını kaydetti. Medresenin geçmişteki büyüklüğünün bugün görülen bölümden ibaret olmadığını vurgulayan Akbalık, “Günümüze ulaşan yapı, bilirkişilerin değerlendirmelerine göre medresenin mescidi ya da küçük dershanesi olarak kabul ediliyor. Oysa medresenin asıl binası çok daha büyüktü. Tarihi fotoğraflardan da bunu görebiliyoruz. Yapı, Manisa'daki Sinan Bey Medresesi'ne benzer özellikler taşıyordu. Ayrıca dışarıdan gelenlerin konaklaması için yakınında bir han da bulunuyordu" diye konuştu.

1906'YA KADAR EĞİTİM FAALİYETLERİNE İLİŞKİN İZLER VAR

Medresenin ne zaman işlevini yitirdiğine ilişkin kesin bir belgeye henüz ulaşamadıklarını dile getiren Akbalık, arşiv kayıtlarında 1906 yılına kadar eğitim faaliyetlerine ilişkin bilgilere rastlandığını söyledi. Bu dönemde medresede müderrislerin görev yaptığını ve öğrencilerin eğitim gördüğünü belirten Akbalık, sonraki süreçte yapının işlevini kaybetmiş olabileceğini ancak bunun kesin olarak belgelenemediğini ifade etti. Yapının ana bölümünün günümüze ulaşamamasında Yunan işgali dönemindeki yangınların etkili olmuş olabileceğini düşündüklerini aktaran Akbalık, "Medresenin kuzey tarafında, Kurşunlu Han yönünde bulunan ana bina maalesef günümüze ulaşmadı. Bu medrese, 16'ncı ve 17'nci yüzyıllarda Manisa'da bulunan 8 medreseden biriydi. Muradiye, Sultan, Ulu Cami ve Sinan Bey medreseleri gibi önemli eğitim yapıları arasında yer alıyordu. Bu nedenle Hindistani Medresesi'nin geçmişini ve önemini unutmamak gerekiyor" dedi.

'KALAN SON PARÇAYI KURTARMALIYIZ'

Hindistani Medresesi'nin korunması ve onarılması gerektiğini vurgulayan Akbalık, imar planları ve çevredeki yapılaşma nedeniyle tarihi binanın yeniden ortaya çıkarılmasının zor olabileceğini belirtti. Çevredeki mevcut yapıların durumunun da dikkate alınması gerektiğini ifade eden Akbalık, buna rağmen medresenin kendi haline bırakılmaması gerektiğini söyledi. Akbalık, "Binanın kalan son parçasını kurtarmalıyız. Buranın yeniden düzenlenmesi zor ve maliyetli olabilir. Ancak binanın göz göre göre yıkılmasını önlememiz gerekiyor. Burası önemli şahsiyetlerin yetiştiği, Manisa'nın tarihi eğitim yapılarından biri. Onarılıp en azından ayakta kalmasını sağlamamız gerekiyor” diye konuştu.

MAHALLE SAKİNLERİ DE KULLANIMINDAN ŞİKAYETÇİ

Mahalle sakinlerinden İsmail Avşar ise tarihi yapının mevcut durumunun çevrede yaşayanlar açısından da sorun oluşturduğunu söyledi. Binanın girişinin ve kullanımının yeniden düzenlenmesi gerektiğini savunan Avşar, yapının açık kaldığı dönemlerde içeriye giren kişiler nedeniyle rahatsızlık yaşadıklarını belirtti. Avşar, "Bz burayı alırken böyle bir durumdan haberimiz yoktu. Daha sonra buranın yol olacağı söylendi. Madem burası böyle kaldı, girişinin neden diğer taraftan yapılmadığını anlamıyorum. Şu an kömürlük olarak kullanılıyor. İnsanlar çöplerini de buraya atıyor. Burası açık kaldığında içeriye girenler oluyordu. Buraya girip ateş yakanlar vardı. Aileler burada yaşıyor. Bu yapının nasıl kullanılacağına ve nasıl korunacağına bir çözüm bulunması gerekiyor" dedi. (DHA)

FOTOĞRAFLI

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber