Geri Dön
CanikEşi ile 2 kızını heyelanda kaybeden anne: Kızımın öldükten 3 gün sonra doğum günüydü

Eşi ile 2 kızını heyelanda kaybeden anne: Kızımın öldükten 3 gün sonra doğum günüydü

Eşi ile 2 kızını heyelanda kaybeden anne: Kızımın öldükten 3 gün sonra doğum günüydü

Emre ÖNCEL-Berkay YILDIZ/SAMSUN, (DHA)- SAMSUN'da akaryakıt istasyonunun oto yıkama bölümünde otomobil yıkarken meydana gelen heyelanda Adem Kaya (35) ile kızları Açelya Mina (5) ve Alya Kaya'nın (7) ölümü, eşi Çiğdem Kaya'nın (31) ise yaralanmasına ilişkin açılan davanın üçüncü duruşması görüldü. Savunma yapan iş yerinin sahibi Mehmet Zeki Gedikli (81) haksız tutuklu olduğunu iddia etti. Çiğdem Kaya ise "Benim kızımın öldükten üç gün sonra doğum günüydü. Ben toprağına ve resimlerine bakabildim sadece. Kolumu, kanadımı kırdılar" dedi.

Olay, 27 Nisan 2025’te Canik ilçesi Devgeriş Mahallesi'ndeki akaryakıt istasyonunun yanındaki oto yıkama bölümünde meydana geldi. Adem Kaya, 34 K 5396 plakalı otomobilini yıkarken bitişikteki yamaçta heyelan oldu. Adem Kaya, eşi Çiğdem Kaya, kızları Açelya Mina ve Ayla Kaya, kopan kaya ve toprak parçalarının altında kaldı. Çevredekilerin ihbarıyla bölgeye çok sayıda polis, sağlık, itfaiye ve AFAD ekipleri sevk edildi. Ekipler, kolunda, bacaklarında ve burnunda kırıklar olan Çiğdem Kaya'yı yaralı olarak kurtardı. Hastaneye sevk edilen Kaya, tedaviye alındı. 3 saat süren çalışmanın devamında Adem Kaya ile 2 kızının cansız bedenine ulaşıldı. Adem Kaya ile 2 kızı, Terme ilçesi Karacalı Mahallesi’nde gözyaşlarıyla toprağa verildi.

2 SANIK HAKKINDA İDDİANAME

Olaya ilişkin akaryakıt istasyonu sahibi Mehmet Zeki Gedikli ile mesul müdür K.Y. (62), gözaltına alındı. Şüphelilerden Gedikli tutuklandı, K.Y. adli kontrol şartıyla salıverildi.

Olaya ilişkin Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde kabul edildi. K.Y. ve Mehmet Zeki Gedikli hakkında 'Taksirle ölüme ve yaralanmaya sebep olma' suçundan 2 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezası istendi.

GEREKLİ ÖNLEMLER ALINMAMIŞ

İddianamede; yazılan bilirkişi raporunda, "İş güvenliği uzmanı tarafından hazırlanan risk analizinde heyelan, toprak kayması, kaya düşmesi tehlikelerinden bahsedilmesine rağmen, iş yeri ve işletme yetkililerinin gerekli önlemleri zamanında almayarak risklerden korunma ilkelerini göz önünde bulundurmadığı, ayrıca oto yıkama binası tesisin vaziyet planı projesinde gösterilip oto yıkama bölümü ile ilgili dosya içerisinde, herhangi bir ruhsat çalışma veya yapı, işletme izin ve benzeri belge görülmediğinden dolayı görev ihmali ve sorumluluğu olduğunun kanaat edildiği" ifadelerine yer verildi.

Ayrıca iddianamede, sanıkların 5216 sayılı ‘Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7’nci maddesi uyarınca ruhsat ve benzeri başvurularda bulunmadığı, bu sebeple denetim imkanının ortadan kaldırıldığı, 6331 sayılı 'İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 5’inci maddesi uyarınca risk analizinde tespit edilen tehlikeler hususunda uyarılmış olmalarına rağmen ilgili alanda önlem almadıkları yer aldı.

ÜÇÜNCÜ DURUŞMA GÖRÜLDÜ

Davanın 3'üncü duruşması, 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi kapandığından dolayı 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görüldü. Duruşmaya Adem Kaya'nın eşi Çiğdem Kaya, babası İrfan Kaya ve annesi Nurhayat Kaya, sanık K.Y. ile taraf avukatları katıldı. Tutuklu yargılanan Mehmet Zeki Gedikli ise duruşmaya SEGBİS üzerinden bağlandı.

'BİLİRKİŞİ RAPORLARINI KABUL ETMİYORUM'

Duruşmada savunma yapan sanık Gedikli, "Rapor, iş güvenliği uzmanı ve kamu kurumlarının ihmalinin olduğunu gösteren rapordur. Bilirkişi raporlarını kabul etmiyorum. İddianamede geçen belgedeki imzanın benim olmadığını ispatı mevcuttur. Bu imza benim değil. Bana böyle bir tebligat yapılmadı. İşimi ihmal eden bir insan değilim. İş güvenliği uzmanının verdiği raporu kabul etmiyorum. Ben neden tutuluyorum? Ben onların üzüntüsünü anlıyorum. Ben de istemedim o gün. Benim suçum ne? Kusuru olan suçluların ben de cezalandırılmasını istiyorum. Zaten zamanı geldiğinde ben de tazminat davaları açacağım. Tahliyemi istiyorum. 17 aydır tutukluyum" dedi.

'BENİ HER ŞEYDEN MAHRUM ETTİLER'

Duruşmada söz verilen Çiğdem Kaya ise "Ben bir anne ve bir eş olarak konuşmak istiyorum. Benim çocuklarımın yaşı küçüktü, eşimin yaşı gençti. Beni her şeyden mahrum ettiler. Parkların önünden geçemiyorum. '17 aydır tutuklu' diyorlar; ben de 17 aydır hastane hastane geziyorum. Sol bacağım ve sol kolumdan sakatlığım var. Sol bacağımda halen platin var. Sol kolumdaki platin daha yeni çıkarıldı. Önlem almaları gerekiyordu. Olaylardan dolayı psikolojik ilaçlar kullanıyorum. Ben bunu kabul etmiyorum, ceza almalarını istiyorum" diye konuştu. Mahkeme heyeti, sanıklar ve aileyi dinledikten sonra duruşmayı 1 Aralık’a erteledi.

‘KIZIM ÖLDÜKTEN 3 GÜN SONRA DOĞUM GÜNÜYDÜ’

Duruşmanın ardından basın mensuplarına konuşan Çiğdem Kaya, "Benim kızımın öldükten üç gün sonra doğum günüydü. Ben toprağına ve resimlerine bakabildim sadece. Hiç olmazsa o buraya gelip, ailesini görebiliyor. Ben kimseyi göremiyorum. Beni mağdur ettiler. Kolumu, kanadımı kırdılar. Yaslanacağım bir omuz bırakmadılar bana. Bu yüzden adalet istiyorum, cezalarını da almalarını istiyorum. Yaşı da beni ilgilendirmiyor. Benim çocuğumun yaşı da küçüktü. Beni her şeyden mahrum ettiler. Okulların önünden geçemiyorum, parkların önünden geçemiyorum. Sakatlığım devam ediyor. Bir ortama giremiyorum. Bir yere, bir ortama girmek için asansörlü bir yer arıyorum. Böyle ruhsatsız çalıştırılmasın bir yerler. Tamam, benzinliğin ruhsatı olabilir ama yıkama yerinin ruhsatı yok. Ruhsatsız çalıştırılıyor. Lütfen benim anneliğime laf etmeyin. Ben eşim ve çocuklarım için ayaktayım ve onların adaleti için istiyorum. Benim hiçbir şeyde gözüm yok. Sadece ceza almalarını istiyorum" dedi.

'BEN DE ÖLÜMDEN DÖNDÜM'

Adem Kaya'nın babası İrfan Kaya da "Ben adaletli bir karar çıkmasını bekliyorum. Yaşını ve hastalığını öne sürüyorlar ama beni hiç sormuyorlar. Üç ay önce ben de anjiyo oldum. Ben de ölümden döndüm. Benim bir oğlum ve iki torunum gitti. Bunun cevabını versinler bana. Versinler üç canımı, ne yaparlarsa yapsınlar. Getirebilirler mi? Getiremezler. Onun için adalet yerini bulsun. Ev hapsi falan diyorlar o biraz hafifleticidir” diye konuştu.

Anne Nurhayat Kaya ise "Çocuğumun hanesi dağıldı. Benim de öyle. Biz artık yaşamıyoruz, ölüyüz. Adalet istiyorum" dedi.

'ADLİ TIP'TAN RAPOR BEKLENECEK'

Ailenin avukatı Kartal Akcan, "Sayın heyet tabii dinledi. Sanığın, akaryakıt işletmesi sahibinin tutukluluk halinin devamına karar verdi. Duruşma 1 Aralık'a bırakıldı. Bilirkişi raporuna taraflar, sanık vekilleri itiraz etti, ek rapora gitti. Bir de annemiz Çiğdem'in kati raporu için Adli Tıp'tan rapor beklenecek. Eğer hepsi gelirse belki 1 Aralık'ta karar çıkar diye düşünüyoruz. Tepeye, yüzde 80 eğimli bir yere hiçbir önlem alınmamış. Bakıyoruz, çelik ağ konulmamış. İstinat duvarı yapılmamış. Palyeleme dediğimiz basamaklama yapılmamış. Bunlardan biri yapılsa şu an burada bu dava görülmeyecekti. Bunlar evlatlarından, Çiğdem de eşinden ve çocuklarından olmazdı" diye konuştu. (DHA)

FOTOĞRAFLI

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber