Geri Dön
SamsunProf. Dr. Turan: Karasal kirliliğin önemli bölümü nehirlerle denizlere ulaşıyor

Prof. Dr. Turan: Karasal kirliliğin önemli bölümü nehirlerle denizlere ulaşıyor

Prof. Dr. Turan: Karasal kirliliğin önemli bölümü nehirlerle denizlere ulaşıyor

Berkay YILDIZ/SAMSUN, (DHA)- SAMSUN Ondokuz Mayıs Ünversitesi’nden (OMÜ) Prof. Dr. Nurdan Gamze Turan, denizlerin iklim sisteminin düzenlenmesinde biyolojik çeşitliliğin korunmasında kritik öneme sahip olduğunu belirterek, “Karasal faaliyetler sonucu ortaya çıkan kirliliğin önemli bölümü nehirler ve drenaj sistemleri aracılığıyla denizlere ulaşmakta, bu durum hem ekolojik dengeyi hem de insan sağlığını tehdit etmektedir” dedi.

OMÜ Mühendislik Fakültesi, Çevre Mühendisliği Bölümü Başkanı, Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÇEVSAM) Müdürü Prof. Dr. Nurdan Gamze Turan, 5 Haziran Dünya Çevre Günü ile başlayan Türkiye Çevre Haftası kapsamında çevresel sorunların çözülebilmesi için sürdürülebilir yaşam anlayışının yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti. Çevre Haftası nedeniyle birçok farkındalığın hedeflendiğini söyleyen Prof. Dr. Turan, “Bu yıl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Türkiye Çevre Haftası'nın teması 'Temiz Deniz, Temiz Dünya' olarak belirlenmiştir. Tema kapsamında denizlerin korunması, deniz kirliliğinin önlenmesi, iklim değişikliği ile deniz ekosistemleri arasındaki ilişkinin anlaşılması ve toplumda deniz okuryazarlığının geliştirilmesi hedeflenmektedir” diye konuştu.

‘NÜFUS ARTIŞI VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİLERİ’

Deniz ve kıyı ekosistemini tehdit eden unsurlar hakkında konuşan Prof. Dr. Turan, “Dünya yüzeyinin yaklaşık yüzde 70'ini kaplayan denizler, iklim sisteminin düzenlenmesinde, biyolojik çeşitliliğin korunmasında ve insan yaşamının sürdürülebilirliğinde kritik öneme sahiptir. Ancak nüfus artışı, plansız kentleşme, sanayileşme, atık yönetimindeki yetersizlikler ve iklim değişikliğinin etkileri, deniz ve kıyı ekosistemleri üzerinde ciddi baskılar oluşturmaktadır. Karasal faaliyetler sonucu ortaya çıkan kirliliğin önemli bir bölümü nehirler ve drenaj sistemleri aracılığıyla denizlere ulaşmakta, bu durum hem ekolojik dengeyi hem de insan sağlığını tehdit etmektedir. Karadeniz kıyısında yer alan bir üniversite olarak denizlerin korunması, bölgemiz açısından da stratejik öneme sahiptir. Karadeniz'in biyolojik çeşitliliğinin korunması, kıyı alanlarının sürdürülebilir yönetimi, deniz kirliliğinin önlenmesi ve su kaynaklarının etkin kullanımı, geleceğe yönelik çevre politikalarının temel unsurları arasında yer almaktadır. Üniversitemiz, çevresel sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını eğitim, araştırma ve toplumsal katkı faaliyetleriyle sürdürmektedir. ÇEVSAM bünyesinde; su kalitesinin izlenmesi, atık yönetimi, döngüsel ekonomi uygulamaları, iklim değişikliğinin çevresel etkileri ve doğal kaynakların korunmasına yönelik araştırmalar gerçekleştirilmektedir. Bunun yanı sıra öğrencilerin çevresel farkındalığını artırmak amacıyla eğitimler, seminerler, teknik geziler ve sosyal sorumluluk etkinlikleri düzenlenmektedir” ifadelerini kullandı.

‘ORTAK SORUMLULUK’

Çevre sorunlarının çözümünün yalnızca teknik uygulamalarla değil, çevre bilincine sahip bireylerin yetiştirilmesiyle mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Turan, şöyle konuştu:

“Üniversiteler, bilimsel bilgi üretmenin yanı sıra toplumun çevre konusunda bilinçlendirilmesinde de önemli bir sorumluluk üstlenmektedir. Özellikle genç nesillerin çevreye duyarlı yaşam alışkanlıkları geliştirmesi ve sürdürülebilirlik ilkelerini benimsemesi, daha yaşanabilir bir geleceğin oluşturulmasında belirleyici olacaktır. 'Temiz Deniz, Temiz Dünya' teması, denizlerin korunmasının aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadele, biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılması açısından da büyük önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Denizlere ulaşan her atığın yalnızca deniz yaşamını değil, insan yaşamını da etkilediği unutulmamalıdır. Bu nedenle atık oluşumunun azaltılması, geri dönüşüm uygulamalarının yaygınlaştırılması, su kaynaklarının korunması ve çevre dostu yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Türkiye Çevre Haftası'nın çevre bilincinin güçlenmesine, denizlerin ve doğal kaynakların korunmasına yönelik farkındalığın artmasına ve sürdürülebilir bir gelecek için ortak hareket etme kültürünün gelişmesine katkı sağlaması temenni edilmektedir. Çevreyi korumanın yalnızca belirli günlerde değil, yaşamın her alanında sürdürülmesi gereken bir sorumluluk olduğu bir kez daha vurgulanmaktadır.” (DHA)

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber