Prof. Dr. Zeybek: Dünyada 1900-2025 yılları arasında 6 bin taşkın, 7 milyonun üzerinde can kaybı yaşandı

Berkay YILDIZ/SAMSUN, (DHA)- ONDOKUZ Mayıs Üniversitesi’nden (OMÜ) Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek, “Coğrafi bilgisizliğin nelere mal olduğunu birkaç örnekle hatırlamak, coğrafyanın önemini daha iyi ortaya koyar. 1900 ile 2025 yılları arasında dünyada kaydedilen taşkın afeti sayısı yaklaşık 6 bin 49’dur. Bu afetlerde 7 milyonun üzerinde can kaybı yaşanmış, 1,8 trilyon dolarlık maddi hasar ortaya çıkmıştır. Kuşkusuz bu taşkınlarda aşırı ve beklenmedik yağışların etkisi büyüktür ancak yanlış yer seçimlerinin, dolayısıyla coğrafi bilgisizliğin ve görgüsüzlüğün hiçbir payı yok mudur?” dedi.
2-4 Nisan 2026 tarihlerinde Samsun Büyükşehir Belediyesi (SBB) ve OMÜ iş birliğinde, Türk Coğrafya Kurumu ve Jeomorfoloji Derneği'nin katkılarıyla Samsun 1’inci Ulusal Sempozyumu başladı. SBB Atakum Sanat Merkezi’nde yapılan programa OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necmettin Elmastaş, Samsun Büyükşehir Belediye Genel Sekreter Yardımcısı Necmi Çamaş, Türk Coğrafya Kurumu Başkanı Barbaros Gönençgil ve davetli öğretim üyeleri katılım sağladı. Ülke genelinde coğrafya bilgi yetersizliğinden kaynaklanan can, mal ve maddi değer kayıpları hakkında konuşan OMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümü Fiziki Coğrafya Anabilim Dalı Uzmanı Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek, “Yakın dönemde 6 Şubat’ta büyük depremler yaşandı. Depremlerin büyüklüğü, can kaybı ve ortaya çıkan hasarda önemli bir faktördü. Ancak yanlış yer seçimlerinin ve yapı stokuna ilişkin hatalı tercihlerin, dolayısıyla coğrafi bilgisizliğin hiç mi payı yoktu? Örnekleri çoğaltmak mümkündür. Ölçüsüz ve plansız kullanılarak tahrip edilen, kirletilen toprak, su ve havayı yeniden kullanılabilir hale getirmek için harcanan çaba ve trilyonlarca liralık bütçelerin coğrafi bilgisizlik ya da ilgisizlikle hiç mi bağlantısı yoktur?” diye konuştu.
‘1900-2025 YILLARI ARASINDA TAŞKINDAN 1,8 TRİLYON DOLARLIK HASAR ORTAYA ÇIKMIŞTIR’
Taşkın ve sel gibi afetler hakkında en iyi şekilde bilgilenerek gelecekte buna dair adımlar atılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Zeybek, “Coğrafya ilmi, ilk çağlardan itibaren büyük ilim ailesinin en eski üyelerinden biri olmuştur. Nitekim o günden bugüne içerisinde onlarca bilim dalı çıkmasına rağmen hala mekana bütüncül bakabilen yegane bilim dalıdır. İnsan ile insanın içinde yaşadığı mekan arasındaki ilişkileri kendisine esas konu edinen coğrafya ilmi maalesef ülkemizde arzu edilen seviyelerde değildir. Coğrafyacılar olarak bu tespitten payımıza düşeni alıyoruz. Bu nedenle coğrafya, ilim dünyasında zaman zaman ‘sürgündeki kraliçe’ olarak isimlendirilir. Coğrafi bilgisizliğin nelere mal olduğunu birkaç örnekle hatırlamak, coğrafyanın önemini daha iyi ortaya koyar. 1900 ile 2025 yılları arasında dünyada kaydedilen taşkın afeti sayısı yaklaşık 6 bin 49’dur. Bu afetlerde 7 milyonun üzerinde can kaybı yaşanmış, 1,8 trilyon dolarlık maddi hasar ortaya çıkmıştır. Kuşkusuz bu taşkınlarda aşırı ve beklenmedik yağışların etkisi büyüktür ancak yanlış yer seçimlerinin, dolayısıyla coğrafi bilgisizliğin ve görgüsüzlüğün hiçbir payı yok mudur? Samsun’da ülkemizin farklı üniversitelerinden, Trakya Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi’ne, Gümüşhane Üniversitesi’nden Akdeniz Üniversitesi’ne, OMÜ’den Samsun Üniversitesi’ne kadar çok sayıda akademisyenin bir araya gelerek Samsun’a ve ülkemiz coğrafyasına dair birikimlerini paylaşacağı bir sempozyum olması temenni ediyoruz” ifadelerini kullandı.
‘ÜNİVERSİTELER ARACILIĞIYLA GÜÇLÜ BİR BİLGİ BİRİKİMİ VE ARŞİV OLUŞTURULABİLİR’
OMÜ Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cevdet Yılmaz ise şöyle konuştu:
“Bilimsel yaklaşımın temelinde, herkesin bulunduğu yere katkı sunması gerektiği vardır. Bu sayede üniversiteler aracılığıyla ülke genelinde güçlü bir bilgi birikimi ve arşiv oluşturulabilir. Eğitimde, yakından uzağa ilkesi esas alınmalı; herkes yaşadığı yeri en ince ayrıntısına kadar araştırmalıdır. Coğrafyacılar olarak görevimiz yalnızca bilgi üretmek değil, aynı zamanda bu bilgiyi yöneticilere sunarak doğru karar alma süreçlerine katkı sağlamaktır. Bu nedenle bulunduğumuz şehri ve ili en iyi şekilde tanımak birinci derecede sorumluluğumuzdur. Yapılan çalışmalar yalnızca fiziksel coğrafyayla sınırlı kalmamalı; ekonomik geçmiş, sosyolojik yapı, göç hareketleri ve nüfus özellikleri de bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmalıdır. Coğrafya biliminin en önemli yönü bu bütüncül yaklaşımdır. Örneğin Bafra Ovası’na bakıldığında; yer altı suyu çalışmaları, tarımsal üretim analizleri ve arkeolojik bulgular farklı disiplinler tarafından incelenmektedir. Ancak tüm bu verilerin bir araya getirilerek değerlendirilmesi gerekmektedir. Farklı bilim dallarından elde edilen bilgileri bütüncül bir şekilde analiz edip ilgili mercilere sunmak, hem coğrafya bilimine gerçek anlamda hizmet etmek hem de topluma somut katkı sağlamak anlamına gelir.” (DHA)






