Geri Dön
EğitimDoç. Dr. Pehlivanoğlu'ndan 'kızıl sırtlı örümcek kuşuna av yasağı' değerlendirmesi

Doç. Dr. Pehlivanoğlu'ndan 'kızıl sırtlı örümcek kuşuna av yasağı' değerlendirmesi

Doğanın korunmasına yönelik faaliyet gösteren bir derneğin açtığı dava sonucunda Danıştay'ın Doğu Karadeniz'de 'ğaço' ya da 'ciciyen' olarak bilinen kızıl sırtlı örümcek kuşunun avlanmasına yasak getirdiği kararına ilişkin değerlendirme yapan hukukçu Doç. Dr. Murat Can Pehlivanoğlu, “Hayvanseverlerin ve hayvan derneklerinin burada yanlış anladığı bir husus var. Bu kuşlar öldürülmüyor sadece atmaca yakalamak için kullanılıyor ve daha sonra serbest bırakılıyor. Kızıl sırtlı örümcek kuşunu yakalar ve atmaca yakalarken onu öldürürseniz o kuştan istifade etmeniz mümkün değil. Bu kapsamda yakalanan atmacalar da öldürülmüyor. Kızıl sırtlı örümcek kuşunu kullanmadığınız zaman atmaca geleneğini sürdürmek imkansız" dedi.

 

 

İstanbul Kent Üniversitesi'nden hukukçu Doç. Dr. Murat Can Pehlivanoğlu konuya ilişki yaptığı değerlendirmede "Danıştay 10'uncu dairesi yakın zamanda özellikle Doğu Karadeniz bölgesi ve Rize'de çok ilgi uyandıran ancak olumsuz şekilde tepki çeken bir karar verdi. Bu kararın konusunu 2021-2022 Merkez Av Komisyonu'nun kızıl sırtlı örümcek kuşlarının atmaca yakalamak için kullanımında 'kullanılmaması' yönündeki kararı oluşturuyor. Danıştay'ın bu kararı vermesindeki sebebi ise Türkiye'nin 1984 yılında taraf olduğu ve uygulamada Bern Sözleşmesi olarak adlandırdığımız yaban hayatının korunmasına dair bir uluslararası sözleşme" diye konuştu.

Doç. Dr. Pehlivanoğlu, "Danıştay bu uluslararası sözleşmeye bakarak Merkez Av Komisyonu'nun kızıl sırtlı örümcek kuşlarının atmaca yakalamak amacıyla kullanılmasına izin veren düzenlemesinin hukuka uygun olmadığına hükmetti. Kızıl sırtlı örümcek kuşunu kullanmadığınız zaman atmaca geleneğinin sürdürülmesi, atmaca yakalanması ve atmaca yakalamak suretiyle atmaca avcılığı yapmak imkansız hale geldi. Bölge halkı bunu kendi kültürlerine bir saldırı olarak yorumladı. Bern Sözleşmesi'ne baktığımızda gerçekten de kızıl sırtlı örümcek kuşlarının aslında sözleşme çerçevesinde korunan bir kuş türü olduğunu görüyoruz. Ancak Türkiye bu sözleşmeyi 1984 yılından beri uyguluyor ve aradan geçen 40 yılı aşkın sürede atmacacılık kültürünün de bin yılları aşan bir kültür olduğunu düşündüğünüzde kızıl sırtlı örümcek kuşunun bu av faaliyeti çerçevesinde kullanılması söz konusuydu" ifadelerini kullandı.

‘YARGI SÜRECİ DEVAM EDİYOR'

Doç. Dr. Murat Can Pehlivanoğlu, "Danıştay kararında özellikle sözleşmenin istisnalarına ilişkin maddeler somutlaştırılmadan kızıl sırtlı örümcek kuşunun sadece korunan kuş türlerinden biri olduğu gerekçesiyle Merkez Av Komisyonu'nun bu kararına konu edilemeyeceğine karar verdi. Nitekim hakimlerden birinin de bu konuda bir karşı oy verdiğini ve aslında kızıl sırtlı örümcek kuşunun atmaca faaliyeti çerçevesinde kullanımının Bern Sözleşmesinin istisnaları kapsamında yorumlanabileceğine işaret ettiğini görüyoruz. Şu an Danıştay'da yargı süreci devam ediyor. Bu nedenle Danıştay'ın ilerleyen süreçte vatandaşların haklı beklentilerini dikkate alarak sözleşmenin istisnalarını yorumlamak suretiyle kızıl sırtlı örümcek kuşunun atmaca avcılığı çerçevesinde kullanımına onay vereceğini değerlendiriyoruz" dedi.

‘KUŞLAR YEM OLARAK KULLANILMIYOR YA DA ÖLDÜRÜLMÜYOR, KÜLTÜRÜN BİR PARÇASI'

Doç. Dr. Pehlivanoğlu, "Bu durumun tepki çekmesinin nedeni atmacacılığın Doğu Karadeniz ve özellikle Rize bölgesinde yaşayan halkın hayatının içerisindeki bir kültür olması. Atmacaların futbol kulüplerinin armalarında kullanıldığını, hikayelere konu olduğunu, atmacalar hakkında güzellik yarışmaları düzenlendiğini biliyoruz. Bölgenin kültürüne bu denli nüfuz etmiş bu hayvanla ilgili olarak kızıl sırtlı örümcek kuşlarının da aslında aynı kültürün bir parçası olduğunu biliyoruz. Danıştay'ın kararında da gördüğümüz, kızıl sırtlı örümcek kuşlarının atmaca geleneğinde ne tür bir rol oynadığıyla ilgili bir kafa karışıklığı olduğunu anlıyoruz. Çünkü kızıl sırtlı örümcek kuşları bir yem olarak kullanılmıyor. Yani atmaca avcılığında kızıl sırtlı örümcek kuşlarının öldürülmesi söz konusu olmuyor" diye konuştu.

‘BERN SÖZLEŞMESİNİN İSTİSNALARI UYGULANMALI, KAMU YARARI VAR'

Kuşların doğaya geri bırakıldığını söyleyen Doç. Dr. M. Can Pehlivanoğlu, şunları ekledi:

“Hayvanseverlerin ve hayvan derneklerinin burada yanlış anladığı husus; ki bu yargı kararında da görünüyor, kızıl sırtlı örümcek kuşlarının atmaca avcılığı çerçevesinde öldürüldüğü konusu. Halbuki bu kuşlar burada öldürülmüyor. Bu kuşlar yakalanıyor daha sonra bu kuşlar kullanılarak atmaca yakalanıyor. Daha sonra kızıl sırtlı örümcek kuşları serbest bırakılıyor. Zaten kızıl sırtlı örümcek kuşunu yakalar ve atmaca yakalarken onu öldürürseniz o kuştan istifade etmeniz mümkün değil. Tam aksine sizin kızıl sırtlı örümcek kuşunu canlı ve yaşıyor şekilde kullanmanız gerekiyor ki atmacayı yakalayasınız. Bu anlamda kızıl sırtlı örümcek kuşunun burada Merkez Av Komisyonu'nun kararına konu edilememesi Bern Sözleşmesi gereği kuşun korunan bir kuş türü olarak listelenmesinden kaynaklanıyor. Esasen kuşun bu avcılık faaliyeti çerçevesinde öldürülmediği dikkate alındığında Türkiye'nin kızıl sırtlı örümcek kuşunun Bern Sözleşmesi'nin istisnası kapsamına alınması ve bu çerçevede de bu kuşun atmaca avcılığı çerçevesinde yakalanmasına izin vermesi pekala mümkün. Zaten Türkiye, 40 yılı aşkındır süredir bu kuş türü bakımından bir istisna uygulamaktaydı. Bu kapsamda yakalanan atmacalar da öldürülmüyor. Atmacalar da yakalandıktan sonra izin verilen kuş türlerinin avlanması için kullanılan hayvanlar oluyorlar. Onlar da av sezonu sona erdiğinde zaten doğaya serbest bırakılıyor. Kızıl sırtlı örümcek kuşunun atmaca kültürünün bir parçası olması bu kuşun atmaca avcılığında kullanılmasını aynı zamanda kamu yararı kavramı kapsamını alıyor. Türkiye'nin bu kuş ile ilgili olarak kamu yararı istisnasını işletmesi ve Merkez Av Komisyonu'nun kararlarının tekrar bu kuşu konu ederek atmaca geleneğini sürdürmesi hukuken mümkün görünüyor."