Geri Dön
Ekonomi‘Fon seçiminde sadece getiriye değil, risk yönetimine de odaklanılmalı’

‘Fon seçiminde sadece getiriye değil, risk yönetimine de odaklanılmalı’

Yatırım fonu seçiminde yalnızca yüksek getirinin yeterli bir kriter olmadığını belirten Bulls Portföy Genel Müdür Yardımcısı Serdar Orman, “Yatırımcıların fonların risk yönetimi, volatilitesi ve uzun vadeli performansını da dikkate alması gerekiyor” diye konuştu.

‘Fon seçiminde sadece getiriye değil, risk yönetimine de odaklanılmalı’

Fon yatırımında kısa vadeli fiyat hareketlerinden ziyade istikrarlı performansın önem taşıdığına dikkat çeken Bulls Portföy Genel Müdür Yardımcısı Serdar Orman, yüksek getirinin her zaman başarılı bir yatırım anlamına gelmediğini ifade etti. Orman, "Yatırımcıların sadece fonun ne kadar kazandırdığına değil, bu getirinin hangi risk seviyesinde elde edildiğine de bakması gerekiyor. Çok yüksek volatilite karşılığında sağlanan getiriler, yatırımcı açısından her zaman tercih edilmesi gereken bir durum değildir. Aynı getiriyi daha düşük dalgalanmayla sağlayan fonlar çok daha değerlidir. Volatilite, bilinçli yöneticiler için bir fırsatken, bilgisiz yatırımcılar için sermaye kaybı riski taşıyabilir " dedi.

‘VOLATİLİTE HER ZAMAN RİSK DEĞİLDİR’

Piyasalarda volatilitenin çoğu zaman olumsuz algılandığını belirten Orman, deneyimli fon yöneticileri açısından dalgalanmaların önemli fırsatlar da oluşturabileceğini ifade etti. Orman, "Volatilite tek başına risk anlamına gelmez. Güçlü temel analiz yapan fon yöneticileri için doğru hisselerde oluşan fiyat dalgalanmaları yeni alım fırsatları yaratabilir. Burada önemli olan, yaşanan hareketin geçici bir fiyat oynaklığı mı yoksa kalıcı bir değer kaybının başlangıcı mı olduğunu doğru analiz edebilmektir" diye konuştu.

‘YATIRIMCILAR DRAWDOWN ORANLARINI DA İNCELEMELİ’

Fon seçiminde yatırımcıların yalnızca performans tablolarına odaklanmaması gerektiğini, maksimum geri çekilmeyi ifade eden ‘drawdown’ göstergesinin de dikkatle incelenmesi gerektiğini belirten Orman, "Drawdown, fonun geçmişte yaşadığı en yüksek değer kaybını gösteren önemli bir risk göstergesidir. Uzun vadede yatırımcıların fonda kalabilmesi için bu geri çekilmelerin yönetilebilir seviyelerde olması büyük önem taşıyor" dedi.

‘PANİK SATIŞLARI EN BÜYÜK HATALARDAN BİRİ’

Dalgalı piyasalarda yatırımcıların en sık yaptığı hatalardan birinin panikle pozisyon değiştirmek olduğunu belirten Orman, davranışsal finansın yatırım kararları üzerindeki etkisine şu sözlerle dikkat çekti:

"Yatırımcılar yükseliş dönemlerinde piyasaya geç katılıyor, düşüşlerde ise kayıplara karşı aşırı hassas davranarak satış yapıyor. Oysa birçok zaman fon yöneticileri için bu geri çekilmeler önemli alım fırsatları oluşturabiliyor. Bu nedenle kısa vadeli dalgalanmalarda acele karar verilmemeli."

‘AKTİF YÖNETİLEN FONLAR DALGALI DÖNEMLERDE AVANTAJ SAĞLAYABİLİR’

Endeks fonları ile aktif yönetilen fonlar arasındaki farklara da değinen Orman, özellikle belirsizlik dönemlerinde aktif fon yöneticilerinin esnek karar alma kabiliyetinin öne çıktığını ifade etti. Orman, "Endeks fonları düşük maliyet avantajı sunarken, aktif yönetilen fonlar piyasa koşullarına göre portföy dağılımını değiştirebilme esnekliğine sahiptir. Özellikle volatilitenin yüksek olduğu dönemlerde başarılı fon yöneticileri yatırımcı lehine önemli fark yaratabilir" diye konuştu.

‘TEMATİK FONLARDA AKTİF YÖNETİM ÖNE ÇIKIYOR’

Son yıllarda yapay zeka, savunma sanayi, enerji dönüşümü ve sağlık teknolojileri gibi alanlara yatırım yapan tematik fonlara ilginin arttığını belirten Orman, bu fonlarda da seçici olunması gerektiğini şu sözlerle belirtti:

"Tematik fonlar yalnızca belirli sektörleri değil, ekonomideki büyük dönüşümleri temsil ediyor. Yapay zeka, siber güvenlik, enerji altyapısı, veri merkezleri ve savunma sanayi önümüzdeki yılların önemli yatırım temaları arasında yer alıyor. Ancak bu alanlarda zaman zaman şirket değerlemeleri hızla yükseldiği için aktif fon yönetimi daha sağlıklı sonuçlar verebilir."

‘ENERJİ VE SAVUNMA SANAYİ ÖNE ÇIKABİLİR’

Türkiye'nin özellikle enerji altyapısı ve savunma sanayisinde önemli bir potansiyel taşıdığına dikkat çeken Orman, önümüzdeki dönemde bu alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin yatırımcıların radarında olabileceğini belirtti.

Orman, “Yapay zeka yatırımları yalnızca teknoloji şirketlerini değil, enerji altyapısını, trafo üreticilerini, veri merkezlerini ve mühendislik şirketlerini de destekliyor. Avrupa'ya yakınlığı ve ABD pazarına erişim potansiyeli sayesinde Türk enerji şirketleri önemli avantajlara sahip. Savunma sanayi, enerji depolama çözümleri, elektrik altyapısı ve veri merkezi yatırımlarına katkı sağlayan şirketler önümüzdeki dönemin öne çıkan yatırım temaları arasında yer alabilir" ifadelerini kullandı.

Orman, yatırımcıların fon tercihlerinde günlük performans yerine uzun vadeli strateji, risk yönetimi ve fon yöneticisinin başarısını birlikte değerlendirmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Faizlerin düşmesiyle birlikte gündeme gelebilecek sektörler hakkında şu bilgileri verdi:

“Savunma Sanayi: Aselsan gibi güçlü oyuncularla öne çıkıyor.

“Havacılık: Barış ortamı ve kur hareketlerinin hızlanması durumunda Türk Hava Yolları gibi şirketler potansiyel taşıyor.

“Bankacılık: Sağlam yapısı ve 2001 krizinden alınan derslerle dünyaya örnek olabilecek bir sektör.

“Enerji: Özellikle batarya depolama, yenilenebilir enerji, mühendislik çözümleri ve elektrik altyapısı (trafo gibi) yapay zekanın gerektirdiği elektrik ihtiyacına yönelik potansiyel barındırıyor. Çin'e yönelik ambargolar, Türk şirketlerine AB ve ABD pazarlarında fırsatlar sunabilir.

“Sağlık Teknolojileri: Türkiye'deki sağlık reformları ve teknolojik ilerlemeler bu alanda hızlı gelişmeler sağlayabilir (örneğin Aselsan'ın sağlık cihazları).

“Veri Merkezleri ve Telekomünikasyon: Yapay zekanın artan veri ihtiyacı bu alanlarda şirketlere yeni fırsatlar sunabilir.”