Geri Dön
GündemArif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin bilirkişi raporunun detayları

Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin bilirkişi raporunun detayları

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin soruşturmada hazırlanan bilirkişi raporunda, Denizolgun'un ağız ve burnunun kapatılması suretiyle kasten öldürülmüş olma ihtimalinin mevcut bulgularla bilimsel ve objektif olarak dışlanmasının mümkün olmadığı belirtildi.

Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin bilirkişi raporunun detayları

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosunca, Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016'daki vefatına ilişkin iddialar üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, Denizolgun'un ölümünün yeniden değerlendirilmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırıldı.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Alkan tarafından hazırlanan 25 Ağustos tarihli bilirkişi raporunda, 2016 yılında gerçekleştirilen otopsiye ait 145 fotoğraf ve video görüntüsü, dönemin Adli Tıp Kurumu raporları, kriminal incelemeler, olay yeri kayıtları, tanık ifadeleri, 19 Ağustos 2026 tarihli fethi kabir tutanağıyla soruşturma dosyasındaki diğer adli tıbbi belgeler birlikte değerlendirildi.

Raporda, Denizolgun'un otopsi fotoğrafları ve video kayıtlarında, sağ meme alt kısmından göğüs ortasına doğru sıralanan yaklaşık 4x6 santimetre, 3x5 santimetre, 2x4 santimetre ve 1x2 santimetre boyutlarında 4 ayrı ekimotik alan bulunduğu belirtildi. Söz konusu ekimotik alanların altındaki dokularda da kanama görülmesinin, bu lezyonların ölümden önce meydana geldiğini gösterdiği raporda yer aldı. Lezyonların büyüklüğü ve göğüsteki yerleşimleri dikkate alındığında, bir kişinin göğse diziyle basıp ağız ve burnu bir yastıkla kapatarak nefessiz bırakması şeklindeki bir ölüm mekanizmasının mümkün olduğu değerlendirmesine de raporda yer verildi. Raporda, mevcut bulgular ve otopsi tarihindeki ileri derecedeki çürüme durumu göz önünde bulundurulduğunda, Denizolgun'un ağız ve burnunun kapatılması suretiyle kasten öldürülmüş olma ihtimalinin bilimsel ve objektif olarak dışlanmasının mümkün olmadığı ifade edildi.

 

'TIBBİ EKSİKLİK BULUNDU'

2016 yılında düzenlenen otopsi raporunda ölümün 'beyin kanaması nedeniyle doğal ölüm' olarak değerlendirilmesine karşın, mevcut belgeler üzerinden travmatik olmayan beyin kanaması sonucuna ulaşılmasını sağlayacak yeterli objektif bulgunun ortaya konulmadığı ve bu yönüyle adli tıbbi eksiklik bulunduğu değerlendirmesi de raporda yer aldı. Raporda ayrıca, 2016 yılındaki incelemelerde Denizolgun'un dokuları ve çürüme sıvılarında baryum, arsenik, kadmiyum, cıva ve nikel gibi ağır metallere rastlandığı da kaydedildi. Ancak söz konusu maddelerin düzeylerinin belirtilmemesi nedeniyle bunların ölüm üzerindeki etkilerinin mevcut verilerle objektif olarak değerlendirilemediği ifade edildi.

 

YENİ ANALİZLER YAPILACAK

Denizolgun’un ölüm nedeninin kesin olarak ortaya çıkarılabilmesi amacıyla tüm tıbbi öz geçmişinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilen raporda, 2016 yılındaki otopsiden kalan şahit numuneler ile fethi kabir işleminin ardından alınan numuneler üzerinde yeni analizler yapılması gerektiği belirtildi. Raporda, yapılacak incelemelerin ardından dosyanın Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu ile 5. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından değerlendirilmesi, ölüm nedeninin ve şeklinin net ve objektif biçimde ortaya konulması gerektiği yönünde değerlendirme yapıldı. Soruşturma, fethi kabir işlemi sonucunda elde edilen bulgular, HTS kayıtları, olay tarihindeki kolluk kayıtları, tereke dosyasından temin edilecek bilgi ve belgeler, devam eden ifade işlemleri ve toplanacak diğer delillerle birlikte genişletilerek sürdürülüyor.