Geri Dön
GündemİBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında duruşma 3 Haziran'a ertelendi

İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında duruşma 3 Haziran'a ertelendi

İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 68 tutuklu ve çok sayıda tutuksuz sanık duruşmanın on birinci haftasında hakim karşısına çıktı. 43’üncü duruşmada sanıkların savunmaları alındı. Mahkeme heyeti duruşmayı savunmaların ardından 3 Haziran Çarşamba gününe erteledi.

İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında duruşma 3 Haziran'a ertelendi

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede 'Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İLK DURUŞMADAN BUGÜNE 42 SANIK TAHLİYE EDİLDİ

Mahkeme heyeti geçtiğimiz celselerde, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB'de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB'de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB'de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz , reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş'in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney'in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Hakan Aplak’ın tahliyesine karar verildi.

'KAMU ZARARI 18 MİLYON LİRA OLARAK BELİRTİLMİŞTİR'

Savunma yapan reklamcı Yunus Göçer, "Bu yaşıma kadar devletle, kamu kurumuyla ilgili güven sarsacak tek bir davranışım olmamıştır. Eylemlerden yalnızca biriyle yargılanmaktayım. Eylem 79'da enteresan olan kısım, İBB ve iştirakleriyle 20 sözleşme yapan firmalar burada değil; olmamaları da doğru olandır. Sözleşme yapmak burada olmayı gerektirmez. Sözleşme yapmak suç teşkil etmez. İddianamedeki şirketler için iddia makamı tarafından oluşturulan genel olgu şu şekilde. 2019’da İmamoğlu’nun İBB Başkanı seçilmesiyle birlikte kurulan şirketler veya daha önce hiçbir varlık gösteremeyen şirketler üzerinden iş yapılmış gibi bir algı yaratılmıştır. Temsilcisi bulunduğum şirket, oluşan bu algıdan dolayı davaya dahil edilmiştir. Temsilcisi olduğum şirket, 2011 yılında kurulmuş olup kurulum tarihinden itibaren gerek kamuda gerekse özel sektörde birçok iş yapmıştır. Etkin pişmanlıktan yararlanan Gökhan Köseoğlu’na da huzurunuzda sordum. Köseoğlu da Tentek firmasının herhangi bir naylon fatura kestiğini söylemediğini iddia etti. Siz de dinlediniz. İddia makamı kamu zararını 18 milyon lira olarak belirtmiştir. 79'uncu eylemde BTG firmasıyla hiçbir bağlantısı olmayan Wolf Medya’nın sözleşme bedeliyle BTG’nin sözleşme bedeli toplanmış ve bir kamu zararına ulaşılmış. Bu, her iki firmanın sözleşme bedellerinin toplamına denk gelmektedir. 79'uncu eylemde iki suç isnadı mevcuttur. Tarafıma yöneltilen suçlama TCK 158 ve çeşitli bentleridir. Aynı suçlama diğer firma yetkilisine de yapılmıştır. Enteresan olan kısmı, o serbest bırakıldı, ben tutuklandım. İddianameyi incelediğimde iddia makamı beni bir eylemle yargılarken; onu 14 eylemle yargılamaktadır. Ben içerideyim, o dışarıda." dedi.

'HİLELİ BİR DAVRANIŞIM MEVCUT DEĞİLDİR'

Göçer, "80' inci eylemde kamu zararına ilişkin tek bir ne soyut ne de somut delil yoktur, sadece tanık beyanları mevcuttur. O da kamu zararına ilişkin değildir. İddia makamı sözleşmeyi yapmayıp kamu zararına delil olarak göstermiştir. Kültür A.Ş. ile yapmış olduğum bu sözleşmede hileli bir davranışım asla mevcut değildir. Kanun ve Kültür A.Ş. kuralları neyi gerektiriyorsa harfiyen onu uyguladık. İddianamede anlatıldığı gibi görünen, gizli işler yapan biri değilim. Bizim yaptığımız işler meydanlarda yapıldı. Kurduğumuz sahneleri binlerce insan gördü. Bunların hepsi kayıtlı, hepsi belgeli, hepsi denetlenmiş işler. Ortada yapılmamış bir iş yok, ortada gizlenmiş bir para yok, ortada kaçırılmış bir kazanç yok. Pandemi döneminde işler durduğunda biz de büyük zararlar gördük. Buna rağmen ekipmanlarımızı hazır tuttuk, personelimizi dağıtmadık. Sözleşme süresi 3 ay uzatılmasına rağmen bile bedelsiz hizmet vermeye devam ettik. Eğer benim niyetim suç işlemek olsaydı zarar ederek iş yapmazdım. Tanık beyanlarını, tanık beyanı mı desek, yalan mı desek onu bilemiyorum. Mal varlığı olan, çalışan sayısı olan, yaklaşık 4 milyon dolar mal varlığı olan Tentek, kalkıp yine 3-4 milyon dolar mal varlığı olan bir şirkete naylon fatura keser mi. Bu hayatın olağan akışına aykırıdır. Serdar Haydanlı ve aynı ifadeye benzer bir ifade de Kamil Taşçı’da mevcut. İkisinin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak dışarı çıkma telaşından başka birşey değildir" dedi.

'KAŞEMİZİ DE UNUTMUŞ OLABİLECEĞİMİZİ ANLATTIM'

Yapımcılık şirketi sahibi Hasan Yalaz savunmasında, "2022 ve 2023 yıllarında Medya A.Ş. ile çalıştım, ihaleler aldım. 2024 ve 2025’te almadım, alamadım. Vatan Emniyet’te ifade için bana önceden hazırlanan bir doküman gösterildi. Dokümanda pek çok fotoğraf vardı öncelikle. Fotoğraflarda çok az sayıda insan tanıyordum. Onları tanıdıklarımı gösterdim. Ardından sorgu metnine geçildi. Sorgu metninde insanlar arasında geçen, yani benimle ilişkili olmayan üçüncü kişilerle üçüncü kişilerin yaptığı ilişkilerle, onlar arasında geçen diyaloglar, olaylar ve duyumların tanık ifadelerinden geçmiş halleri bana soruldu. Bunların büyük kısmından hiçbir haberim yoktu. 'Bilgim yok' şeklinde cevap verebildim. İfadelerin hiçbirinde, sadece bir ifade dışında, ne benim ismim ne de şirketimin ismi vardı. Daha sonra Karpuz Danışmanlık’ta bulunmuş olan şirket kaşem soruldu. Karpuz Danışmanlık ile sözleşmemiz olduğunu, ofislerini birkaç kere kullandığımızı, kaşemizi de unutmuş olabileceğimizi anlattım" dedi.

'DENİZ DÖRTYOL’UN İŞLERİMİZ HAKKINDA BİLGİ SAHİBİ OLMA İHTİMALİ YOK'

Yalaz, "Emrah Bağdatlı ile tanışmama gelince; Emrah Bağdatlı ve eski ortağı Seda Hanım ile tanışıklığım film çekimleri nedeniyle oldu. 2015 yılında firmasının yapımcı olmamı istemesiyle başladı. Onların üstlendiği tanıtım filmlerinin zaman zaman yönetmenliğini üstlendim. Fatura karşılığı dışarıdan yönetmen olarak bazı işlerinin yönetmenliğini yaptım. Ben Emrah Bağdatlı’yı Seda Hanım ile beraber yapımcı olarak tanıyorum. Daha sonra da öğrendiğim kadarıyla Seda Hanım’dan ayrılıyor ve İBB’ye danışmanlık yapan, özel sektöre de danışmanlık veren şirketi kuruyor. 2020 yılında ben kendimi Medya A.Ş.’ye tanıtmaya başlamıştım. O dönemde birkaç yazışmamız oldu, birkaç projede yardım istediler benden. Ben de danışmanlık gibi bir yardımda bulundum, ticari olmayan bir şekilde. Baraka Yapımcılık’ın isminin geçtiği tek yer Deniz Dörtyol’un etkin pişmanlık ifadesi. Dörtyol’u kesinlikle tanımıyorum. Bir iş yaptığımız yok, fatura kestiğimiz yok, toplantı yaptığımız yok, bir çekimde karşılaştığımız yok. Hiçbir şekilde tanımıyorum. Deniz Dörtyol’un ifadesinde, 'Baraka isimli firmanın Emrah Bağdatlı’nın, resmiyette sahibi olmasa bile, onun tarafından yönetildiğini açıkça ifade ettiği' söyleniyor. 'Emrah Bağdatlı tarafından yönetildiği firmalar' ifadesinde Dörtyol’un neyi kastetmiş olabileceğini uzun uzun düşündüm. 'Emrah Bağdatlı gerçek sahibi de biz kuklayız mı' demek istiyor. Acaba kendi dünya görüşü öyle mi diye düşündüm. Başka bir önemli nokta ise şu. Dörtyol, 1 Ocak 2024 tarihinden sonra Murat Ongun ile iletişime geçtiğini ve onun yönlendirmesiyle Emrah Bağdatlı ile tanıştığını anlattığı, işleri bu tarihten sonra aldığını iddia ettiği kısım. Baraka Yapımcılık olarak Medya A.Ş. ile biz 2022 ve 2023 yıllarında iş yaptık. Bu sebeple Dörtyol’un işlerimizi ne şekilde yaptığımız konusunda şahsi tecrübesiyle bilgi sahibi olma ihtimali yok" dedi.

‘BAĞDATLI’NIN BARAKA YAPIMCILIĞIN YÖNETİCİSİ OLDUĞU İDDİASI ASILSIZ'

Yalaz, "İddianamede Baraka Yapımcılık kaşesinin Emrah Bağdatlı’ya ait Karpuz Danışmanlık’ta bulunduğu, eski ortağı olduğu Değişik Hikayeler şirketiyle beraber teklif veren firmalar arasında Baraka Yapımcılık’ın bulunduğu, 3 ihaleyi Değişik Hikayeler firmasının kazandığı söyleniyor. Bunun da 'Emrah Bağdatlı’nın bu firmayı yönettiğini açıkça ortaya koyduğu' ifade ediliyor. Baraka Yapımcılık’ın kaşesi 2025 Mart-Nisan aylarında herhalde bulunmuştur diye düşünüyorum. Çünkü ilk operasyonlar o zaman yapıldı. Konu edilen teklifler 2020 ve 2021 yıllarına ait. Seda Hanım ifadesinde diyor ki, 'Ben o yıllardan sonra Emrah Bağdatlı ile ayrıldım, ortaklığı bitirdim' Yani 4-5 sene öncesine ait teklifler bunlar. Tamamen başka bir adreste olan bir firma, tamamen başka bir faaliyet alanında olan bir firma. Bir tanesi danışmanlık firması, bir tanesi yapım firması. Ben o dönem tamamen başka işler yapıyorum. Emrah Bağdatlı’nın Baraka Yapımcılık’ın yöneticisi olduğu iddiası tamamen asılsız ve dayanaksız. Zaten film işinde iyi olan benim. Onun bile film işi için başvurduğu insan benim. 2022-2023 yıllarında Medya A.Ş.’ye yaptığımız işler dışında pek çok başka iş üretmiş, karlı bir şirkettik. Medya A.Ş., çalıştığımız firmalardan yalnızca birisiydi. Fatura geçmişimize, ödemelerimize ve internet sitemize bakıldığında bu da ortaya çıkacaktır" dedi.

'İMZALI BİR EVRAKIM BULUNMAMAKTADIR'

Onur Aldı ise savunmasında, "Kültür A.Ş.'de Genel Müdür'e bağlı olarak Proje ve İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak çalıştım. Görevim, bağlı mekanların kiralanması, proje ve iş geliştirme, projelere sponsorlar ve fonlar bulunması, bütçe ve raporlama faaliyetlerinin yürütülmesiydi. Kısacası dışarıdan gelir getirici faaliyetleri yürütmekti. Genel Müdür'e vekaleten imzam olan evrakların hiçbirisiyle ilgili bir kamu zararı tespiti yoktur. Defalarca hem satın alım hem de hak edişler yönünden denetlenmişlerdir. Yapılan satın almaların tamamı Sayıştay ve Mülkiye müfettişleri tarafından denetlenmişlerdir. Yalnızca evrak kontrolü ve tekliflerin sıralanması olan komisyondaki imzamın bir dolandırıcılık faaliyetini oluşturması imkansızdır. Zaten ortada bir kamu zararı veya bu yönde de bir belge de bulunmamaktadır. İddianamenin iddia ettiği kamu zararı olan 86 milyon lira tutarın içinde de bir imzalı evrakım bulunmamaktadır. İddianamenin hiçbir sayfasında da Onur Aldı örgüt üyesi olarak şu talimatları, şu eylemleri, şu kişilerle ve şu amaçlarla gerçekleştirmiştir diyen bir cümle bulunmamaktadır. Tutuklanmam sırasında ifadesi bulunan gizli tanık, tanıklıktan çekilmiş" dedi.

DURUŞMA ERTELENDİ

Sanıkların savunmalarının alınmasının ardından mahkeme heyeti duruşmayı 3 Haziran Çarşamba gününe erteledi.