İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında duruşma yarına ertelendi
İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 59 tutuklu ve tutuksuz sanıklar duruşmanın 14'üncü haftasında hakim karşısına çıktı. Davanın 54'üncü duruşması Silivri'de görülüyor. Mahkemede savunma yapan etkinlik organizatörü eski Medya A.Ş. çalışanı Ceyda Kıryak "Emrah Bağdatlı ile bir telefon konuşmam var, iddianamede delil olarak konulan. Muhtemelen bu telefon konuşması nedeniyle Bağdatlı'nın olduğu her eyleme benim adım yazılmış. 15 aydır anlamaya çalışıyorum neden buradayım diye. Bu görüşmeyi baz alarak 2020-2025 yılları arasında çalıştığım dönemler, çalışmadığım dönemler, her dönemdeki ihalelere dahil edilmişim. Ben İBB ve Murat Ongun'la çalışıyorum diye mi suçluyum, yoksa Emrah Bağdatlı ile telefonla konuştum diye mi suçluyum" dedi. Duruşma yarına ertelendi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede 'Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
İLK DURUŞMADAN BU YANA 51 SANIK TAHLİYE EDİLDİ
Mahkeme heyeti geçtiğimiz celselerde, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB'de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB'de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB'de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz , reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş'in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney'in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Hakan Aplak, Medya A.Ş eski Genel Müdürü Elif İpek Atayman, reklamcı Hasan Yalaz, Kültür A.Ş Genel Müdür yardımcısı Erdinç Çolak, reklamcı Alper Aydın, reklamcı Yunus Göçer, iş insanı Ahmet Güllü, İBB Muhtarlıklar Daire Başkan Yavuz Saltık, İBB Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı Mustafa Karaoğlu, İBB Kültür A.Ş. Eski İhale ve Satın Alma Müdürü Halit Burak Atalan’ın tahliyelerine karar verdi.
'BAĞDATLI'NIN OLDUĞU HER EYLEME BENİM ADIM YAZILMIŞ'
Duruşmada savunma yapan etkinlik organizatörü eski Medya A.Ş. çalışanı Ceyda Kıryak, "16 ayrı ihale dosyasından suçlanıyorum. Bunlarla ilgili tek tek savunma yapamıyorum, çünkü ben bu ihalelerle ilgili hiçbir detaya vakıf değilim. Hangi tarihte yapıldığını, hangi şartlarda yapıldığını, evraklarının nasıl hazırlandığını, kimin girdiğini, kimin aldığını bilmiyorum. Görev ve sorumluluk alanımda olmadığı için ben ihalelerle ilgili ne suçları kabul edebilirim ne de bir savunma yapabilirim. Ama ihalelerle ilgili şöyle göz attığımda gözüme çarpan bazı şeyler var. İlk ihalenin tarihine bakıyorsunuz; Ocak 2020. O sene ben özel sektördeydim. 2021 yılında Medya A.Ş.‘ye girdim. İlk eylemden hakkımda hiçbir şey araştırılmamış, hiçbir dayanağı yok ama adım oraya yazılmış. Eylemlerin anlatımında yokum ama hepsinin nihayetindeki suç işlenen insanların arasında varım, şüphelilerin arasında varım. Emrah Bağdatlı ile bir telefon konuşmam var, iddianamede delil olarak konulan. Muhtemelen bu telefon konuşması nedeniyle Bağdatlı’nın olduğu her eyleme benim adım yazılmış. Hakkımda hiçbir araştırma yapmadan, ‘Bu kadın ne iş yapar, bunun görev ve sorumluluk alanı nedir?’ demeden; ‘Ceyda Kıryak, Emrah Bağdatlı ile telefonla konuşmuş, demek ki Emrah Bağdatlı’nın eylemlerine dahil ediliyor’ denilmiş. Benim söylediklerime de hiç inanılmamış; çünkü ben bu telefon konuşmasını her yerde anlattım. 15 aydır anlamaya çalışıyorum neden buradayım diye. Bu görüşmeyi baz alarak 2020-2025 yılları arasında çalıştığım dönemler, çalışmadığım dönemler, her dönemdeki ihalelere dahil edilmişim. Emrah Bağdatlı benim mesai arkadaşım değil. Kendisini sektörden tanırım. Telefon konuşmasının içeriğini anlattım. Murat Bey’in ricası ve yönlendirmesi üzerine aradığımı da söyledim. Ben reklam bölümünde zaten hiç çalışmadım. İhaleler benim sorumluluk alanımda değil. Yani tutuklanma sebebim de haksız ve dayanaksız. Ben İBB ve Murat Ongun’la çalışıyorum diye mi suçluyum, yoksa Emrah Bağdatlı ile telefonla konuştum diye mi suçluyum" dedi.
‘İHALEYE GİRECEK FİRMALARA BEN KARAR VERMEM’
Kültür A.Ş. Plan ve Organizasyon Müdür Vekili Barış Kılıç, "İhalelerde teknik şartname oluşturmam da mümkün değildir. Orada birimler görev arasında aslında teknik şartnameler oluşturmak da yazıyor ama biz İBB Daire Başkanlıklarından alınan ihale yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda olduğumuz için, alınan teknik şartnameleri aynı şekilde alt yüklenicilere uygulamak durumundayız. Haliyle benim herhangi bir şekilde teknik şartname oluşturmam, yazmam, yeni bir şey üretmem mümkün değildir. Alınacak ihalelere ben karar vermem. Alınan ihalenin Kültür AŞ içerisindeki satın alma ihale yöntemine ben karar vermem. İhaleye girecek firmalara da ben karar vermem. Eylemlerimizin tek dayanağı olarak gösterilen bilirkişi raporunda ihtiyaçların 3G istisna kapsamında gerçekleştirilmesi amacıyla iş kalemlerinin kısımlara bölündüğü ifade edilmektedir. Oysa planlanan ihtiyaçlar bu amaçla değil, nitelik ve muhteviyatına göre ayrılmıştır. Bu bölümlemelerde de görevli mesai arkadaşlarımızın yönlendirmesiyle hareket eder, bölümlemelerini alırız. Bu şirkette yıllardır çalışan dönem teamülü neyse aslında biz onu devam ettirdik" dedi.
‘SAYIŞTAŞ HİÇ İHALELERLE İLGİLİ ÜSULSÜZLÜKLE SUÇLAMADI’
Kılıç, "Savcılığın, örgüte müzahir firmaları ile muvazaalı sözleşmeler iddiası da kesinlikle doğru değildir. İhalelere 2019 itibarıyla görüleceği üzere siyasi görüşü ve dönemi gözetilmeksizin birçok firma davet edilmiştir. Görevde olduğumuz sürece ihalelere katılım talebinde bulunan ve engellendiğine dair tek bir şikâyet bile söz konusu olmamıştır. Yani ‘Biz ihaleye katılmak istiyoruz, ihaleye girmek istiyoruz, biz bu işleri yapmak istiyoruz, bizi davet etmediler veya bizi engellediler’ diyebilecek tek bir şikayet bile olmamıştır, bu iddianamede de yoktur. Hiçbir Sayıştay denetçisi bu zamana kadar yaptığımız işlerle alakalı ne bizim Kültür A.Ş.‘yi ne de idari makam olan Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı’nı veya Kültür Daire Başkanlığı’nı ‘yapılmamış iş’, ‘eksik iş’ veya ihalelerle alakalı bir usulsüzlükle suçlamamıştır. Aleyhime olumsuz bir Sayıştay raporu da bulunmadığından, bilirkişi raporunun iştiraklerin çalışma usulünden ve dayandığı kanunlardan da bihaber olarak hazırlanmış olmasından ve dosyanın somut olmayan delilsiz ve düzmece ifadelerinden oluşmasından dolayı suçlamaları reddediyorum" dedi.
'BİN 300 TANE HAYALİ KONSER DİYE BİR ŞEY SÖZ KONUSU DEĞİL'
Kılıç, "19 Mart operasyonuyla kapımız çalındı. Evde kanser hastası annemi, 1 buçuk yaşındaki oğlumu ve 5 yaşındaki kızımı bırakarak emniyete götürüldüm. Polise verdiğim ifademin ardından savcının karşısına çıktım. Polis fezlekesinde zaten benimle ilgili bir şey yoktu. Bir tane şey yazıyor; ‘Murat Ongun’un sağ koludur’, diğerinde de ‘Murat Ongun’un sol koludur’. Savcı, 'Bin 300 tane hayali konser yapmışsınız, nasıl yaptınız bir anlatsana’ dedi. Avukatım ‘Bu konu yeni bir soru mu? Polis ifadesinde yoktu’ diye belirtti. Savcı ise, ‘Polis fezlekesinde yok ama ben sosyal medyada gördüm, merak ettim’ dedi. Ben de 'Biliyorum ne olduğunu. Bin 300 tane hayali konser diye bir şey söz konusu değil. Benim sorumlu olduğum bir iş olmamakla birlikte, Kültür Etkinlikleri Müdürlüğü’nün bir işiydi. Bu hayali dediğiniz konserler pandemi döneminde sanatçılara destek amacıyla yapılan bir projeydi. Sanatçıların videoları çekilerek sosyal medyada yayınlanmıştı. Bu kayıtların hepsi işi yapan idarede de mevcuttur. İBB TV’de de yayınlandı, medyada da var’ dedim. Savcının bana söylediği iki şey var biri ‘Anlat’, bir tanesi de işte sanal medyada gördüğü hayali bin 300 konser" dedi.
‘BEN KİMSENİN HAKKINI YEDİRMEMİŞ BİR TÜRK KADINIYIM’
Güldem Şık, "Ben hayatım boyunca hiç kimsenin adamı olmayıp, adam olmayı kendine ilke edinmiş, hiç kimsenin hakkını yememiş, yedirmemiş bir Türk kadınıyım. Tarafıma isnat edilen hiçbir suçu, atılan hiçbir iftirayı da kabul etmiyorum. Emrah Bağdatlı benim 2008-2009’da bankada şube müdürlüğümden tanıdığım bir müşterim. O zamandan bu yana zaman zaman konuştuğum, etkinlik sektörüne geçince de fikir alışverişi yaptığım bir arkadaşım. 2021 ortalarında, belediyenin kutlamalarından birinde, alanda karşılaştık. Ben, Emrah Bağdatlı’nın güdümünde biri değilim. Onun sayesinde herhangi bir koltuğa oturmuş da değilim. 2021 Şubat-Mart gibiydi, kızımın yurt dışında okuması için bankadan tanıdığım, okulların araştırmasını yapan bir danışmanlık firması olan arkadaşımla görüşürken belediyenin öğrencilere burs verdiğini, Murat Ongun’u tanıdığını, görüştürebileceğini söylemişti. Bunun üzerine Murat Bey’den randevu aldım ve kızımla görüşmeye gittim. Kendimden ve burs talebimden bahsettim, bakacağını söyledi. Sonra da sonucu ile ilgili birkaç kere daha rahatsız ettim. Devamında kızım Belçika’da devlet üniversitesinden burslu kabul aldı. Belediye bursuna gerek kalmadı. Ben Murat Ongun’un talimat verebileceği biri değilim, asla olmadım, olamam. İddianamede yaratılmaya çalışılan algı gibi varlığından haberim olmayan bir örgütün, haberim olmayan yöneticisini bilmeden üyesi olsam, karşınızda böyle ne olduğu belirsiz biri gibi değil yetkili, etkili herkesin tanıdığı biri gibi olmam gerekmez miydi? İddianamedeki algı tanımına uyacak herhangi bir pozisyon ya görevim yok. İBB'de ne resmi ne gayri resmi hiçbir görevim yok. Hiçbir firmanın muhasebecisi değilim, ben zaten muhasebeci değilim. Ben ihale süreçlerini, organizasyonunu, firmalarını bilebilecek ne resmi ne gayri resmi bir göreve ya da yetkiye sahibim” ifadelerini kullandı" dedi.
‘MESLEK HAYATIMDA HUKUKA AYKIRI EYLEMİM OLMADI’
Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Doğan Hamit Doğruer, "Neden tutuklandığımı halen anlayabilmiş değilim. Hakkımda adli kontrol kararı verilmişken basında ‘kaçtı', ‘firar etti' şeklinde gerçekle bağdaşmayan haberler yapıldı. Oysa ben tutuklanma ihtimalimi bilerek kendi irademle adliyeye gidip teslim olmuş bir insanım. Benim ne Kültür A.Ş.'deki çalışmalarımda ne de önceki meslek hayatımda hukuka aykırı hiçbir eylemim olmadı. Ben, 2019 yılında Kültür A.Ş.'de çalışmaya başladığımda zarar eden, hatırladığım kadarıyla da 19 milyon lira zarar açıklamış olan bir şirket vardı. Benim işe girdiğim 2019 yılından sonra ise şirket kara geçti. Rüşvet ve suç örgütüne üye olmak suçlamasıyla tutuklandım. Avukatlarım, iddianamede dolandırıcılık suçlamasının da bulunduğunu bana aktardı. Ben üzerime atılan suçların hiçbirini işlemedim. Avukatlarımın anlattığı kadarıyla suçlamalar havada. Anladığım kadarıyla iddianamede bana doğrudan atfedilen herhangi bir hukuka aykırı fiil de bulunmamakta. Ben 2019 yılında şirkete girene kadar ne İmamoğlu ne de belediye veya iştiraklerinde çalışan kişilerle herhangi bir ilişkim veya iletişimim olmadı. Bu tarihten sonra da söz konusu kişilerle sadece görevim gereği yapılması gereken görüşmeleri yaptım. HTS ve baz kayıtları da bunu açıkça göstermektedir. Benim Murat Ongun'a bağlı olarak çalıştığım iddia ediliyor. Benim Murat Ongun ile kaç tane görüşmem var? 6 yılda sadece 2 tane. Şirketin hiçbir faaliyetinde tek başıma rol almadım. Hiçbir işlem yalnızca benim imzam ve onayımla gerçekleşmedi. Ayrıca şirkette benim işe alım ve çalışanların işine son verme gibi yetkim de yoktu. Bana bağlı müdürlerin ve müdürlüklerdeki çalışanların işe alım veya çıkartılması dahi bana sorulmazdı. Benim görevim ve yetkim, normal bir anonim şirketteki genel müdür yardımcısına oranla çok daha az ve kısıtlıydı" dedi.
DURUŞMA ERTELENDİ
Duruşma, tutuklu sanık Doğan Hamit Doğruer'in savunmasının alınması ile yarın saat 10.00'da görülmeye devam edecek.





