İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında duruşma yarına ertelendi
İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 59 tutuklu ve tutuksuz sanıklar duruşmanın 15'inci haftasında hakim karşısına çıktı. İmamoğlu duruşmada İBB Kültür A.Ş Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin konuştu. Duruşma yarına ertelendi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede 'Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
İLK DURUŞMADAN BUGÜNE 51 SANIK TAHLİYE EDİLDİ
Mahkeme heyeti geçtiğimiz celselerde, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB'de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB'de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB'de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz , reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş'in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney'in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Hakan Aplak, Medya A.Ş'nin eski Genel Müdürü Elif İpek Atayman, reklamcı Hasan Yalaz, Kültür A.Ş Genel Müdür yardımcısı Erdinç Çolak, reklamcı Alper Aydın, reklamcı Yunus Göçer, iş insanı Ahmet Güllü, İBB Muhtarlıklar Daire Başkan Yavuz Saltık, İBB Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı Mustafa Karaoğlu, İBB Kültür A.Ş. Eski İhale ve Satın Alma Müdürü Halit Burak Atalan’ın tahliyelerine karar verdi.
'BÜYÜK BİR İŞKENCEYE MARUZ BIRAKILMASI SÖZ KONUSU'
Duruşma başlamadan söz alan İmamoğlu, “Kültür A.Ş Genel Müdür Yardımcısı kaçırıldı. Ne yazık ki ağır işkenceye maruz kalmış. Yoğun bakımda ve maruz kaldığı işkence biçiminde neredeyse 36 saat susuz bırakılması, tırnaklarının çekilmesi ve büyük bir işkenceye tabi tutulması söz konusu. Bu sabah elde ettiğim bilgiler doğrultusunda ifadelerde, ‘200 kilo altın nerede, 500 kilo altın nerede, para nerede?’ diye işkencelere maruz tutulduğunu Genel Müdür Yardımcısı’nın ifadelerinde duyduk. Birtakım mecralarda rakam vererek, milyarlar yazarak, ‘Şu kadar altın’ diyerek bunu duyurmaları ve sanki böyle bir hesap varmışçasına yapılan anlatı gerçekten artık suç olmaktan çıkmış, azmettirici bir kaynağa dönüşmüştür. Burada bulunan insanların ve ailelerinin hedef haline geldiğinin altını çizmek isterim. İddia makamı dahil herkes artık çok büyük bir zan altındadır. Burada kazılan tarlaları, içi aranan kuyuları tutuklu kaldığımız 17 aylık süreçte yaşadık. Tepeden tırnağa herkesi uyarıyorum. 20 kişinin ailesinden endişelerini dinledim. Bu mesele çok mühimdir. Gerekli kurumların harekete geçmeye mecburiyeti olduğunu düşünüyorum, davet ediyorum. Hızlıca insanların can tehdidini ve oluşan bu gerçekten dehşet verici, işkenceden cinayete varacak kadar ileriye götürecek zihniyete sahip insanları harekete geçiren iftiracıların, ‘pişmancıkların’ veya bunların aparatlarıyla ilgili gerekli işlemlerin yapılmasını önemsiyorum. Bizim ne ayakkabı kutularımız vardır ne gizli kasalarımız vardır ne de açıklanmayan tapularımız vardır" dedi.
MESAİ ARKADAŞI ERHAN KARAAL İLE İLGİLİ KONUŞTU
Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Doğan Hamit Doğruer, "Çok yakından tanıdığım, beraber mesai yaptığım, ailesini de tanıdığım bir arkadaşımız bu muameleye maruz kaldı. Ona üzüldüğüm kadar üzülüyorum, çok üzülüyorum, ama eşime ve çocuğuma daha çok üzülüyorum. Çünkü evde ikisi de korku içinde yaşıyor. Eşiyle konuştuktan sonra onlar da endişelenmiş ve şu anda bir arkadaşlarının evinde kalıyorlar. Yani ben buradayım ve eşim, küçük çocuğuyla birlikte ne yapacağını bilmez bir vaziyette. Kültür A.Ş. olarak İBB’nin açtığı ihalelere diğer şirketler gibi idari ve teknik şartnameyi satın alıp katıldık. Şartnameyi inceleyip maliyet hesabını yaptık. Uygun teklif verdik. Teklif sonucunda, en uygun teklifi biz verdiysek ihale bizde kaldı. Bu süreç tamamen hukuka uygundur. Daha sonrasında aldığımız işi alt yükleniciye yaptırabilmek için gerekli izinleri yine hukuki yollardan aldık. Burada kamu zararına yol açtığımız iddia edilemez. Çünkü ihaleye girerken muhammen bedeli biz belirlemiyoruz. Biz İBB’den ihaleyi aldıktan sonra bu işi şirket menfaatleri doğrultusunda, aldığımız bedelin üzerinde bir fiyatla başka bir firmaya yaptırıyor ve kar ediyoruz. Belediye iştiraki olduğumuz için de bu süreçte sonuçta belediye de dolaylı olarak bu işten gelir elde etmiş oluyor" dedi.
‘İŞİN HANGİ FİRMAYA VERİLECEĞİNİN ÖNCEDEN BELİRLENMESİ SÖZ KONUSU DEĞİL’
Doğruer, "İhaleler yönünden suçlandığım diğer husus da alt yüklenici firmalarla görüşmüş olmam. Evet, bazı firmalarla görüştüm. Bundan ne doğabilir? Çünkü ben sürecin yönetilmesi ve ödemelerin takip edilmesinden sorumluyum. Bunu takip etmek için de firmalarla görüştüm. ‘Ödemelerinizde gecikme var, süreç yavaş ilerliyor, zamanında bitirmeniz lazım’ gibi görüşmeler yaptım. Benim alt yüklenici firmalarla iş dışında başka bir görüşmem olmamıştır. Dosyadaki bazı ifadelerde, İBB’den alınan işlerin alt yüklenicilere verilmesi sürecini organize ettiğim ve yan teklifleri ayarladığım ileri sürülüyor. Öncelikle belirtmek isterim ki bizim teknik anlamda bir ihale yapmadığımız için, kamu ihalesi yapmadığımız için yan teklif diye bir şeye ihtiyacımız yok. Kültür A.Ş.’nin uzun yıllardır çalıştığı bir portföyü var. İşin niteliğine göre bu firmalar davet edilir. Bu davet edilme aşamasında bana danışılmış olabilir, ben de kendi fikrimi söylemiş olabilirim. Bu görüşler bağlayıcı değildir. Aleyhimde ifade veren kişiler ağız birliği etmişçesine yan teklif verecek firmaları belirlediğimi söylüyorlar. İşin hangi firmaya verileceğinin önceden belirlenmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Ben ve ekip arkadaşlarım hiçbir zaman hukuka aykırı bir işlem yapmadık. Kültür A.Ş.’nin yaptığı işlerde bazı firmaların işi kazanmış olması, diğer tekliflerin göstermelik olduğu anlamına da gelmez. O zaman Türkiye’de hiçbir ihale yapılamaz" dedi.
‘ÖRGÜTÜN MÜLAKATLA İŞ YAPTIĞI NEREDE GÖRÜLMÜŞ’
Doğruer, "Murat Abbas, 5 yıl boyunca şirketin genel müdürlüğünü yapmış ve Murat Ongun ile birebir çalışmış bir kişi. Şimdi bu kişi itirafçı olarak ortaya çıkıyor ancak yaptığı şey itiraf değil, iftiradır. Kültür A.Ş.’yi ihalelere sokan bizzat kendisi, Genel Müdür Murat Abbas’tır. Buna rağmen ihaleleri ‘Doğan düzenlerdi’ demektedir. Oysa anlattığım üzere süreç açıktır. İhale komisyonunda yer aldığım için en avantajlı teklifi veren firmayı belirledikten sonra komisyon olarak onay verir ve dosyayı Genel Müdür Murat Abbas’ın onayına sunarız. Hakkımda düzenlenen bilirkişi raporlarında kamu zararı hesabı yapılırken son derece hatalı yöntemler kullanılmıştır. Bazı hesaplamalarda alt yükleniciye verilen bedel ile İBB’den alınan bedel arasındaki fark kamu zararı sayılmıştır. Bazı durumlarda ise tüm ihale bedeli kamu zararı sayılmıştır. Bu şekilde bir kamu zararı hesabı yapılamaz. Ben kimseden iş ve işle ilgili hiçbir zaman talimat almadım. Murat Ongun’la iki kez telefon görüşmem var. Bu iddiaları ileri sürerek beni bir örgütün içinde göstermeye çalışıyorlar. İmamoğlu çevresinde suç işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğu ve benim bu yapılanmanın parçası olduğum, Ongun’un talimatlarıyla örgütün menfaatine yönelik hareket ettiğim iddia ediliyor. 2019 yılına kadar benim ne İmamoğlu’yla, ne çevresindeki kişilerle, ne İstanbul Büyükşehir Belediyesi’yle ne de burada çalışanlarla herhangi bir tanışıklığım ve iletişimim yoktu. Mülakatla işe girdim. Herhangi bir örgütün CV inceleyip mülakatla işe alım yaptığı görülmüş müdür? Hiç kimseden hukuka aykırı talimat almadım ve kimseye bu şekilde bir talimat vermedim" dedi.
FATOŞ PINAR TÜRKER'İN MAL VARLIKLARINDAKİ TEDBİR KALDIRILDI
Mahkeme başkanı, duruşmanın sonunda Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in mahkemeye sunduğu dilekçedeki talebi kabul ederek, taşınmazları üzerindeki mal varlığı tedbirinin kaldırılmasına karar verildiğini açıkladı. Ayrıca mahkeme heyeti, emekli maaşları üzerinde tedbir bulunan tüm sanıklar hakkındaki tedbir kararlarının da kaldırıldığını belirtti.
DURUŞMA ERTELENDİ
Duruşma, sanık savunmalarının alınması ile yarın saat 10.00'da görülmeye devam edecek.





