Geri Dön
Gündemİmamoğlu ile 3 sanığın yargılandığı ‘Casusluk’ davasında 2'nci duruşma

İmamoğlu ile 3 sanığın yargılandığı ‘Casusluk’ davasında 2'nci duruşma

Tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Hüseyin Gün ve Merdan Yanardağ’ın yargılandığı 'Casusluk' davasında duruşmanın görülmesine Silivri’de devam ediliyor. Duruşmada Necati Özkan savunma yapıyor.

İmamoğlu ile 3 sanığın yargılandığı ‘Casusluk’ davasında 2'nci duruşma

Tutuklanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Necati Özkan, Hüseyin Gün ve Merdan Yanardağ’ın yargılandığı, haklarında 'Siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezaları istenen davanın duruşma İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısında bulunan duruşma salonunda yapılıyor.

'SEHER ALAÇAM BİZİM DESTEKÇİMİZDİR'

Merdan Yanardağ savunmasında "Temel vatandaşlık haklarını suç sayan bir iddianameyle karşı karşıyayız. Siyasi casuslukta kanun, yabancı bir devletin yararına olmayı şart koşuyor. Nerede yabancı devlet, nerede örgüt. Amaçları Tele1’e el koymak ve arkadaşlarımı susturmak. Kanal çok uzun süredir medyada yer alan bir kuruluştur. Ticari bir kuruluş değil, gazetecilerin bir araya gelip oluşturduğu, tarafsız fakat siyasi tercihleri olan bir kuruluştur. Bu davaya konu olan Seher Alaçam ise, bizim on binlerce destekçimizden biridir. Yaşlı bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kadın izleyicimizdir. Ben Hüseyin Gün’ü çok tanımam. Seher Alaçam’ın yanında ve oğlu olarak tanıdım. Telefonumda da Hüseyin Alaçam diye kayıtlıdır. Gerçek oğlu diye biliyordum. Türkiye’nin her yerinden bize telefon gelir, bilemezsiniz. Bazı programlarda seyirciye görüşlerini sorarız. İzleyiciye soru sorulur ama talimat alınmaz. Casus olduğum iddia edilen Hüseyin Gün’ün talepleri doğrultusunda kanal üzerinden İmamoğlu için algı operasyonu yapmışım. Yerel seçimlerde CHP’nin ve CHP’de de Özel’in kazanmasını sağlamışım. Ben dünyada TV’de canlı yayında casusluk yapıldığını görmedim. Hangi belge, hangi bilgi ele geçirilmiş." dedi.

'HABERİM YOK'

Yanardağ, "Benimle ilgili birşey bulamamışlar. O zaman eşime gitmişler. Bakmışlar ki o bir şirketin ortağı. 2008’de kardeşiyle bir şirket kurmuşlar. Sosyal medya monitoring şirketi. Savcılık bu şirketlerin tamamına 'İstihbarat firması' diyor. Bunlar Ticaret Kanunu’na göre kurulmuş, sosyal medya araştırması yapan firmalar. Bir gıda firması bir çikolata çıkardı diyelim; bu çikolata hakkında insanlar ne konuşmuş, beğenmişler mi beğenmemişler mi, eleştirileri var mı, kim ne yazmış ona bakarlar. MASAK raporu şirketin 2008’de kurulduğunu kaydediyor fakat ayrıldığı tarih yok. Tarih 2012. Kanal daha kurulmamış, 5 yıl sonra kurulacak. İmamoğlu daha Beylikdüzü Belediye Başkanı bile değil; ama bu sosyal medya firmasına bir kere 'İstihbarat firması' dediği için bir algı oluşturuluyor. Eşim bir istihbarat firmasının ortağı, bu firmada böyle gizemli bazı işler yapmış. Mesela Lüksemburg’daki bir firmadan yazılım satın almış, oraya 65 bin dolar göndermiş. Onu da güya benim talimatımla yapmışlar. Haberim bile yok." dedi.

'KİMSE BANA DOĞRUDAN PARA VEREMEZ'

Yanardağ, "Seher Alaçam bize ufak tefek desteklerde bulundu. Ben bir kere kimseden doğrudan para almam. Bizim ön muhasebeyi yapan sekreterim Lale Hanım alır, ya muhasebeye verir ya da doğrudan muhasebeye yatırılır. Hüseyin Bey’i de ben, bilgili, saygılı bir iş insanı olarak tanıdım. Ne iş yaptığını da tam bilmiyorum. Hüseyin Bey’i bu dava sırasında ve dünkü ifadelerden tanıdım. Seher Hanım’ın şoförü güya bana 10 bin Euro getirmiş. Yalan söylüyor. Üstelik bana doğrudan vermiş. Kimse bana doğrudan para veremez. Önce 15 bin diyor, sonra 10 bin dolar getirmiş ve elden vermiş diyor. Bana sorularda 15 bin dediler, 'Hayır' dedim. Polis sorgusunda "Böyle bir para yok, böyle bir para gelmedi bana" dedim. Savcılıkta da 'Hayır' dedim. Sonra iddianamede 10 bin dolara indiriyorlar." dedi.

'HAKİKAT DIŞI BİR DAVAYLA KARŞI KARŞIYAYIM'

İmamoğlu’nun kampanya direktörü Necati Özkan yaptığı savunmasında, "Hakikat dışı bir davayla karşı karşıyayım. CHP’ye ilişkin mutlak butlan davasının açıklanacağı gün TV haberlerini açtığımda TELE1 ve Merdan Yanardağ’a ilişkin soruşturma başlatıldığını gördüm. Davada benim de adımın geçtiğini gördüm. inanamadım. Haberler giderek artmaya başladı. Hafızamı zorladım, Hüseyin Gün kim diye düşündüm, en ufak bir şey hatırlayamadım. Seher Alaçam ile olan o meşhur fotoğrafı görünce olayı hatırladım. Bu fotoğraftan hanımefendiyi çıkartsanız Gün’ü yine hatırlamam. Yanardağ ile hayatımda iki kez bir araya geldim. Biri dün, biri de bugün. Birkaç kanalın karartıldığı gün geçmiş olsun demek için aramıştım. Türkiye’de millet adına soruşturma yapması gereken savcılar öyle bir hale gelmiş ki ağlayacak haldeyiz. Ben Hüseyin Gün’ü sokakta görsem tanımazdım. Benim için hiçbir değeri olmayan bir ilişkiden sonra vatan haini, casus ilan edildim. İmamoğlu ve beni bu işe nasıl dahil ettiler dediğim işten tutuklandık. Bir iş adamı olan Gün benimle tanışmaya geliyor ve bundan dolayı tutuklanmışız" dedi.

‘ÇOĞU KEZ HÜSEYİN GÜN’ÜN TELEFONLARINI AÇMADIM BİLE’

Özkan, "2014 seçimlerinde de Cumhuriyet Halk Partisi’yle çalışmaya başladım. Ekrem Bey’le tanışıklığımız da o tarihtir. CHP’nin yerel seçim kampanyalarını yaparken, Ekrem Bey de aday olduğu için birlikte çalışmaya başladık. İşte huzurunuzdaki davada bulunmamın nedeni de bu ilişkidir. Eğer bir siyasetçi benimle çalışmak istiyorsa ve bana 'Rakibe vur, rakibi boz' diyorsa, ben orada çalışmam, ben orada bulunmam. Ben rakibe ilişkin herhangi bir saldırıda bulunmam. Kampanyaya ilişkin karar verildikten sonra dışarıdan gelecek her türlü müdahaleyi engelleyecek tedbirler kurarım. Dolayısıyla da 'Ben size yardım edeyim' diye gelen herkese 'Gel' derim, görüşürüm; başkasıyla görüştürmem. Çünkü bilirim ki arkadaşları olsun, siyasi partililer olsun, hep orijinal fikirle gelir ve kampanyayı rotasından çıkarır. Ben de buna izin vermem. Dolayısıyla Hüseyin Gün ve manevi annesi benimle temasa geçtiğinde de ben böyle algıladım. Birileri kampanyaya dahil olmak istiyorlar, önemli siyasi referansları da kullanarak ulaşmak istiyorlar, bana ulaşmazsa başkasına ulaşacak ve kampanyayı rotasından çıkaracak diye düşündüm, 'Tamam gel, görüşelim' dedim ve görüştüm. Zaten Hüseyin Gün’le yazışmalarımıza bakarsanız, mesajlaşmaların tamamında tek bir kelime söylüyorum; 'Teşekkür ederim' Çoğu kez açmıyorum bile" dedi.

‘BEN DİJİTAL VERİ BİLMEM’

Özkan, "Seçimi kazandıktan sonra Hüseyin Bey, benimle projeyi sunmak için görüşmek istediğini söyledi. Seçimler bitmişti. Kendisiyle buluştuk. Hüseyin Bey bana bir sunum yapmak istediklerini, İBB’nin hizmetlerinin iyileştirilmesine ilişkin bir projeleri olduğunu söyledi. Bende 'Tamam' dedim. Aynı zamanda manevi annesinin Ekrem Bey’i çok sevdiğini, mutlaka onunla görüşüp fotoğraf çektirmek, tebrik etmek istediğini söyledi. Ben de bunda bir sıkıntı görmedim. Yüz kişiyi Ekrem Bey’le buluşturup onlarla fotoğraf çektirmişimdir. Dolayısıyla özel kalemini arayarak, rica ederek Hüseyin Bey adına bir randevu aldım. Ekrem Bey’le bir fotoğraf çektireceklerdi, hem de sunumlarını yapacaklardı. Sunum yapıldı. Bir pazarlama sunumuydu. Ben buna benzer muhtemelen yüzlerce sunum dinlemişimdir. İddianame diyor ki; 'İBB veri tabanına ait olduğu tespit edilen veriler üzerinden çok sayıda vatandaşın kişisel bilgilerine erişim sağlandığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi veri tabanında bulunan ve özünde sır niteliğinde olan bilgilerin Dark Web olarak bilinen ve internetin karanlık oda alemi olarak nitelenen platforma İmamoğlu talimatıyla Özkan tarafından yüklendiği' Ben dijitali bilmem, veriyi bilmem. Ben 67 yaşındayım. Ben dijitale doğmuş bir insan değilim. Kampanyada bununla ilgili bir görevim de yok" dedi.

'CEP TELEFONUM AYLARDIR DEVLETTE'

Gün, "İddianame diyor ki; 'Hüseyin Gün’ün ByLock benzeri kripto program olan ve farklı suç örgütlerince kullanılan 'Wickr' isimli haberleşme programını kullandığı ve Necati Özkan’la tüm görüşmelerini bu program üzerinden gerçekleştirdiği' yazıyor. Ben 19 Mart 2025 sabahı gözaltına alındım. Alındığımda cep telefonuma el kondu. Cep telefonumun şifrelerini verdim. Cep telefonum aylardır devlette. Devletin silinmiş mesajları bile geri getiren uzmanları bakmadılar mı Wickr’e? Benim cep telefonumda Wickr uygulaması buldular mı? Hüseyin Bey’in Wickr uygulaması mesajlarını Necati Özkan’la paylaştığı gelen şeyler, mesajlar gerçekten Wickr mı, yoksa bir fotoğraf albümünden alınmış şeyler mi? Oradaki linkler asla bana ait değil" dedi.