Geri Dön
GündemÖzgür Özel, Silivri'de konuştu

Özgür Özel, Silivri'de konuştu

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasının duruşmasının ardından Silivri'de konuştu.

Özgür Özel, Silivri'de konuştu

 

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik 'Yolsuzluk' davasını takip etmek için saat 11.00 sıralarında Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na geldi. Özel, yaklaşık 4 saat süren duruşmanın ardından açıklamalarda bulundu.

'HER İDDİADAN EKREM İMAMOĞLU’NU MESUL TUTUYORLAR'

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, "Silivri’de hep birlikte geçen celsenin bitişinde savunma hakkının nasıl kısıtlandığını konuşmuştuk ve bunun ne 1960 darbesinde ne 12 Eylül darbesinde ne Almanya’daki Nürnberg Mahkemeleri'nde ne 12 Eylül dönemindeki DİSK’in yargılandığı süreçlerde yaşanan ki onların hepsi darbe dönemlerinin yargılamalarıdır, hiç birisinde yaşanmayan bir şey yaşandı ve burada Ekrem İmamoğlu’na şöyle söylendi, hakkında 150’ye yakın işte örgüt kurucusu olmakla, örgüt lideri olmakla suçlandığı için güneşin altında gerçekleşen her olaydan, her iddiadan Ekrem İmamoğlu’nu mesul tutuyorlar. Bugün İmamoğlu’nun avukatları, yapılan yanlışı ve işin doğrusunu hukuki bir dille anlattı. O gün çok iddialıydı. ‘Hayır bir daha savunma hakkı vermem, onu yapmam bunu yapmam.’ Biz de burada söyledik. ‘Doğrudan bozma sebebi. Bu mahkemeyi bozdurmaya mı çalışıyor? Demek ki iddiaları dile getirip, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımızın yüzüne, cevaplarını almaya arkadaşlarımızın cesaretleri yok. Böyle yapacaklar bunu’ diye. Geçen zamandan sonra bugün de gördüğünüz gibi oyalaya, oyalaya, oyalaya en son şimdi kararını verdi. Diyor ki, ‘Savunma hakkını kullandıracağım ama belirsiz bir gün. Benim bildiğim bir gün.’ Sonra avukatlara, ‘Sadece size onu önceden söyleyeceğim.’ Bir de söylemeseydi. Savunma yapacağı günü bilmeyecek. ‘Belirli bir süre, bir arada’ diyor. ‘Bir ara. Uygun yerde, makul zamanda. Yerine, zamanına, süresine hakim karar verecek. Oysa ki asla kısıtlanamaz savunma hakkı. ‘Bu haktan yararlandıracağım’ deyip bahşetti beyzade. Gerçekten burada artık böyle bir göstermelik yargılama bile yapılmıyor. Savunma hakkını verecek ama ‘Yine benim uygun gördüğüm gün, benim uygun gördüğüm kadar savunma yapacaksın’ diyor. Bu rezaletin daniskasıdır" dedi.

‘YÜZ YÜZE YARGILAMA İMKANI ORTADAN KALDIRILMIŞ DURUMDA’

Özel, “Bu meşhur yeni büyük duruşma salonunda ilk gün bugün. Bilmiyorum görüntü alma imkanı oldu mu? Ama seyircilerden dürbün getirenler var. Çünkü mahkeme salonunda seyircilerle sanıklar arasında bilmiyorum ama bir futbol sahasından daha fazla belki, belki iki futbol sahasına yakın bir mesafe var ve dürbünle izleyenler var. Bir kere sizler yine neredeyse bu kadar bir mesafeden, bizler bu kadar bir mesafeden izlemeye çalışıyoruz. Avukatlar diyor ki, ‘Göz teması yok müvekkilimizle, yargılamanın esasıdır. Göz teması kurmazsam savunma yapamam. Sizinle göz temasımız yok. Siz beni dinliyor musunuz, ben sizi etkiliyor muyum, vücut dilinizle bir şey diyor musunuz? Sizin sanıkla göz temasınız yok. Doğru mu söylüyor, doğru söylemediğini mi düşünüyorsunuz? Yargılamanın güya yüz yüze yapılıyormuş gibi olduğu ama Ekrem İmamoğlu veya herhangi bir arkadaşımız cezaevinde kamera karşısında olsa, ailesi evden televizyonla izlese, avukatı bürodan katılsa, hakim bey o çok isteyip de koşa koşa gittiği tatilinden dönmemiş olsa yine bir yargılama teknik imkanlarla buradaki kadar yapılır. Bir mekanda olunmuş falan değil burada. Burada mekanı büyütmek, araları açmak, bariyerler koymak ve en uzağa yerleştirmek suretiyle bu devasa mekanda bir mekansızlık yaratılmış, bir yüz yüze yargılama imkanı ortadan kaldırılmış durumda" ifadelerini kullandı.

'YARGILAMANIN BİR PARÇASI OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ'

Özel, "Korktukları bir şey var. Etkili savunmalar yapılıyor ve en etkilisi Ekrem İmamoğlu tarafından yapılacak. Bu savunmanın etkisinden, gerçekleri ortaya koymasından, iftiraları çürütmesinden, yalancılarla yüzleşmesinden korkuyorlar. Yapılan budur. Artık buradan sonra biz elbette aileler de avukatlar da bizler de tarihi yönde sorumluluğumuz gereğince bu yargılamanın bir parçası olmaya ister istemez devam edeceğiz. Onları orada bırakacak halimiz yok. Ama görünen o ki bir adaleti ayaklar altına alan ve hakkaniyet duygusunu ilk günden katleden bu anlayış, aynı talimatları yerine getirmeye devam ediyor. Biz iktidarı değiştireceğiz, son seçimlerde Tayyip Erdoğan’ı yendik diye kendilerini milletin, devletin, Cumhuriyet’in savcısı değil de hükümetin savcısı görenler, hakimi görenler, kendilerini zaten o zaman da öyleydi şimdi öyle, bakanlık göreviyle başsavcılık görevini birbirinden ayrı görmeyenlerin biriktirdiği ve bunlara öğrettiği kinle izlemeye geldiğimiz ya, 1,5 yıldır eşinden ayrı bir hanımefendiyi dört kere yer değiştir, en son aradan sonra geldiğimizde bu kadar bariyer çekmiş. ‘Ne oluyor?’ dedik ya, ‘Bu bariyer ne, bu bariyeri niye koyuyorsun?’ ‘Başkan öyle talimat verdi’ diyor. Başkan kim ya? Başkan kim? Başkan dediğin burada sessizce gelmiş, bunu izleyen aileye, siyasetçiye, avukata, gazeteciye zulmetmek için mi var? Adalet dağıtmak için mi var? Kendisine tarih önünde teessüf ediyorum. Bir kere daha demiştim bu cümleyi. Bakın ikinci kez kullanıyorum. İlk kullandığımda hemen şuradaki yargı salonunda, Ergenekon davasında karardan önce ‘Boşalt’ diye bağırıp Özese, bizi jandarmayla dışarı atmaya kalktığında kendisine odasına gidip demiştim ki ‘Ya sen geldiğinde locan hazır. Bizim size yapmadığımız muameleyi sen ne hakla? Bu kadar kini sen nerede biriktirdin? Sana tarih önünde teessüf ediyorum’ demiştim. Şu anda tarihin Özese neresinde, biz neresinde duruyoruz herkes biliyor. Özese aynı bugün yaptığı muamele gibi o gün ailelere, çocuklara, siyasetçilere ve gazetecilere zulmeden mahkemeyi yöneten kişiydi. Bugünkü hık demiş, burnundan düşmüş. Tarihi önünde hepsine teessüf ediyorum ve hepimizin haysiyetini, hukukunu milletimize emanet ediyorum. Başka kimseye değil "dedi. (DHA)