YEE Çağdaş Türk Sanatı Yaz Okulu’na katılan küratör Katie Bone, Londra’da ‘SADĀ’ sergisini açtı
Yunus Emre Enstitüsü (YEE) tarafından 2025 yılında düzenlenen Çağdaş Türk Sanatı Yaz Okulu, 14 uluslararası sanat profesyonelini Türkiye’de ağırladı. Programa katılan küratör Katie Bone, İstanbul, Ankara ve Eskişehir’deki sanat ortamını yerinde inceleyerek önemli bir birikim elde etti. Türkiye’deki deneyimlerinden ilham alan Bone, ülkesine döndükten sonra bu gözlemlerini bir sergiye dönüştürdü. Küratörlüğünü Katie Bone’un üstlendiği ‘SADĀ’ adlı sergi Londra’da sanatseverlerle buluştu.

Yunus Emre Enstitüsünün 2025 yılında Türkiye’nin çağdaş sanat birikimini dünya ile paylaşmak ve Türk sanatını daha yakından tanıtmak amacıyla düzenlediği Çağdaş Türk Sanatı Yaz Okulu, 14 uluslararası sanat profesyoneline konuyla ilgili eğitim vererek yurdun çeşitli şehirlerinde yer alan sanat eserlerini yerinde gözlemleme fırsatı sağladı. Bu katılımcılardan biri olan Katie Bone, yaşadığı deneyimden aldığı ilhamı ülkesine taşıdı. Sanat alanında reklamcılık, küratörlük ve kitle iletişimi üzerine çalışan küratör Katie Bone, Çağdaş Türk Sanatı Yaz Okulu ile İstanbul, Ankara ve Eskişehir’deki sanatsal dokuyu tecrübe etti. Bu tecrübenin etkisinde kalan küratör Bone, İngiltere’ye geri döndüğünde edindiği bakış açısını bir sergiyle taçlandırdı. Bone’un küratörlüğünü üstlendiği ‘SADĀ’ başlıklı sergi Londra’da sanatseverlerle buluştu. İsmini Arapçada ‘yankı’ anlamına gelen ‘sada’ kelimesinden alan sergide resim, heykel, tekstil enstalasyonları ve dijital çalışmalar yer aldı. Sara Choudhrey, Maysaloun Faraj, Lulwah Al Homoud, Amber Khokhar ve Farwa Moledina’nın eserlerinin bulunduğu sergi, İslam sanatlarının kültürel mirasını çağdaş sanat yaklaşımlarıyla yeniden ele aldı.
Katie Bone, Yunus Emre Enstitüsüne teşekkürlerini sunarak, “Yolculuğum, geçen yıl Yunus Emre Enstitüsünün düzenlediği çağdaş sanat programına aldığım davetle başladı. Ve bu, benim için oldukça ilham verici bir deneyim oldu. O kapıyı araladıkları için kendimi çok şanslı hissediyorum. İstanbul’da çağdaş sanat sahnesi hakkında bilgi edindiğim, zengin bir tarihe sahip olan İslam sanatlarından ve kültüründen ilham alan eserleri incelediğim birkaç hafta geçirdim. Bu, bende bir merak uyandırdı ve daha fazla öğrenmeye, daha çok soru sormaya dair içimde bir arzu oluştu. Bu tecrübe beni heyecan verici bir yolculuğa gönderdi, yolculuğun vardığı nokta da ‘SADĀ’ oldu” ifadelerini kullandı.






