Geri Dön
PolitikaBakan Kurum: Deprem sonrası yarım milyon konutu sıfır enerjili bina konseptine uygun tasarladık

Bakan Kurum: Deprem sonrası yarım milyon konutu sıfır enerjili bina konseptine uygun tasarladık

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Deprem sonrası yarım milyon konutu neredeyse sıfır enerjili bina konseptine uygun tasarladık; enerji tüketimini yüzde 39, sera gazı emisyonunu yüzde 38 azalttık. Bu yaklaşımı yalnızca deprem bölgesinde değil, 81 ilimizin tamamında benimsiyoruz" dedi.

Bakan Kurum: Deprem sonrası yarım milyon konutu sıfır enerjili bina konseptine uygun tasarladık

Hatay'da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile farklı ülkelerden gelen bakanlar ve aralarında BM ve AB gibi uluslararası kuruluşların yöneticilerinin de bulunduğu yabancı temsilciler, bir otelde düzenlenen 'Türkiye’nin 31’inci Taraflar Konferansı'na (COP31) Giden Yolu: Dirençli Şehirler Paneli'nde bir araya geldi.


Bakan Kurum: Deprem sonrası yarım milyon konutu sıfır enerjili bina konseptine uygun tasarladık

'YOLCULUĞUMUZUN MERKEZİNE ŞEHİRLERİ KOYUYORUZ'

Panelin açılış konuşmasını yapan Bakan Kurum, sadece bir programın açılışını yapmak için kentte bulunmadıklarını belirterek, "Şehirlerimizin geleceği, ortak evimiz dünyanın korunması ve çocuklarımızın istikbali için çok güçlü bir irade ortaya koyuyoruz. Buluşmamızın başlığı; İklim Değişikliği, Afet Yönetimi ve Kentsel Dirençlilik. İklim değişikliği, şehirlerimizin risklerini de büyütüyor. Afet yönetimi, bu risklere karşı hazır kurumlar ve güçlü koordinasyon gerektiriyor. Kentsel dirençlilik ise bütün bu çabaları; insanı, ekonomiyi, şehri ve yaşam kalitesini birlikte güçlendiren, bir şehircilik vizyonuna dönüştürüyor. COP31 Başkanı olarak bugün burada bulunmanın benim için ayrı bir anlamı var. Çünkü bu yolculuğun merkezine şehirleri koyuyoruz. İklim eylemini sahaya indirerek çözümü şehirlerde büyütmek; dirençli, sürdürülebilir ve insan odaklı şehirleri küresel iklim gündeminin ana başlıklarından biri yapmak istiyoruz" diye konuştu.

'DEPREMDE 850 BİN YAPI KULLANILAMAZ HALE GELDİ'

Kasım ayında Antalya’da yapılacak zirveyi yalnızca teknik müzakerelerin yürütüldüğü bir toplantı olarak görmediklerini kaydeden Bakan Kurum, "Bu süreci; şehirlerin sorunlarına cevap veren, yerel yönetimlerin gücünü görünür kılan, sözleri somut sonuçlara dönüştüren bir çözüm platformu olarak değerlendiriyoruz. İşte bu nedenle Hatay’daki program, Türkiye’nin iklim ve şehircilik vizyonunun sahadaki en anlamlı duraklarından biridir. Çünkü Hatay, bize acının yanında dayanıklılığı, umudu ve yeniden kurma iradesini de hatırlatıyor. Evet, 6 Şubat 2023’te Türkiye olarak tarihimizin en uzun gününü yaşadık. 11 ilimizde, 14 milyon insanımız bu felaketten doğrudan etkilendi. 110 bin kilometrekarelik geniş bir alanda büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldık. Binlerce canımızı kaybettik. Yaklaşık 850 bin yapı kullanılamaz hale geldi. O günlerde insanlarımız evlerinin eski yerini bile bulmakta zorlandı; bu acı hepimizin hafızasına kazındı. Ama biz o en uzun gecede bile umudumuzu kaybetmedik" dedi.

Bakan Kurum: Deprem sonrası yarım milyon konutu sıfır enerjili bina konseptine uygun tasarladık

'DEPREM SÜRECİNDE 650 BİN YARDIM GÖREVLİSİ SAHADAYDI'

Deprem sürecinde 650 bin yardım görevlisi, lojistik çalışanı ve arama kurtarma personeliyle sahada olduklarını vurgulayan Kurum, "200 bin mimar, mühendis ve işçiyle tek yürek olduk. Fedakar insanlarımızın emeği, karanlık anlarımızda ışık oldu. Devlet ve millet el ele verdi; asrın dayanışmasını asrın inşa seferberliğine dönüştürdük. Şu anda bulunduğumuz Hatay, depremin en ağır vurduğu ilimizdi. Yeniden inşa aşamasında en çok burada zorlandık. Ama geldiğimiz noktada, tüm şehirlerimizi, tarihi kültürel yerleri de dahil olmak üzere ayağa kaldırdık. Tüm bu çalışmaları yaparken üretim hızımızı saatte 23, günde 550 konuta ulaştırdık. 27 Aralık 2025 itibarıyla 11 ilimizde toplam 455 bin konut ve iş yerini tamamlayarak hak sahibi vatandaşlarımıza teslim ettik. Size 455 bin konutu şöyle anlatayım. Nüfus bakımından Litvanya, yüz ölçümü açısından Bulgaristan, İzlanda kadar bir ülkeyi 2 yılda alt yapısı, okulları, iş yerleri, parkları, ibadethaneleri; topyekun bir şehircilik anlayışıyla yeniden inşa ettik. İnşa çalışmamızın her aşamasında çevremizi koruyarak adım attık. Enkaz atıklarını yeniden değerlendirmek için devasa bir geri dönüşüm merkezi kurduk; atıkları dönüştürdük, dönüştürüyoruz" diye konuştu.

'YAPTIĞIMIZ 500 BİNE YAKIN EVİN TAMAMI İKLİM DİRENÇLİDİR, ENERJİ VERİMLİDİR'

Hatay'a Türkiye'nin en büyük arıtma tesislerinden birini kazandırdıklarını kaydeden Kurum, "Yaptığımız 500 bine yakın evin tamamı iklim dirençlidir, sıfır atık uyumludur, enerji verimlidir. İnanın kolay değildi. Kapsamlı bir koordinasyon, büyük bir azim ve kararlılıkla çok şükür buralara geldik. Bunu yalnızca bir inşa başarısı olarak da görmüyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yaraları sarma, güveni yeniden kurma ve umudu ayağa kaldırma iradesi olarak değerlendiriyoruz. Ve biliyoruz ki afet yönetimi, yalnızca afet sonrası mücadele değil; riskleri görmek, yapı stokunu güçlendirmek, yerel yönetimleri desteklemek ve şehirleri dirençli biçimde kurmaktır. Biz de bu anlayışla, burada edindiğimiz tecrübeyle ülkemizde riskli yapı dönüşümünde yeni bir evreye geçerek; kentsel dönüşüm çalışmalarımıza hız veriyoruz. Hem kentsel dönüşüm hem de çok uygun koşullarla sunduğumuz sosyal konutlarla şehirlerimizi afetlere dirençli hale getireceğiz. Kentsel dirençlilik; afet yönetimi ile iklim değişikliğini ayırmaz; aynı vizyonun parçası olarak görür. Bir şehir; depreme karşı güvenli, iklim risklerine uyumlu, enerji verimli ve altyapısıyla güçlü olmalı; insanlarına güven, aidiyet ve yaşam kalitesi sunmalıdır. Bugün dünya şehirleri; kentsel ısı adası etkisi, artan enerji talebi, hava kirliliği, su güvenliği ve altyapı baskısıyla karşı karşıyadır. İnsanlar güvenli binaların yanında temiz hava, güvenilir su, etkin atık yönetimi ve uygun maliyetli enerji istiyor. Bu taleplere ancak iklime dirençli kentler inşa ederek cevap verebiliriz" dedi.

'HATAY DEKLARASYONU'NUN İNSANLIK İÇİN REFERANS OLACAĞINA İNANIYORUM'

Bakan Kurum, küresel enerji tüketiminin yaklaşık dörtte üçünün şehirlerde gerçekleştiğine dikkat çekip, "Sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 70’i şehirlerden kaynaklanıyor. Bu tablo bize şunu söylüyor. Şehirlerimiz yalnızca büyüyen yerleşim alanları değil, iklim eyleminin ana mekanlarıdır. Biz, depremden etkilenen 11 ilimizde tam da bu anlayışla hareket ettik. Tarihin en büyük kentsel yeniden inşa sürecini, yeni bir yol haritasına dönüştürdük. Bu yol haritasını verimlilik, çevre dostu yapılar, sıfır atık, akıllı sistem yönetimi ve sürdürülebilir yerleşim ilkeleri üzerine kurduk. Deprem sonrası yarım milyon konutu neredeyse sıfır enerjili bina konseptine uygun tasarladık; enerji tüketimini yüzde 39, sera gazı emisyonunu yüzde 38 azalttık. Bu yaklaşımı yalnızca deprem bölgesinde değil, 81 ilimizin tamamında benimsiyoruz. Tüm bu adımları 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefimiz ve Yeşil Kalkınma Vizyonu'muzla uyum içinde atıyoruz. COP31’de dayanıklı şehirlerin desteklenmesini, uluslararası iklim gündeminin temel önceliklerinden biri haline getirmeyi hedefliyoruz. Çünkü küresel çapta, binaların emisyonlarını azaltmalıyız. Yeşil bina sertifikasyon sistemlerini güçlendirmeliyiz. Dirençli şehirler için yeni finansman mekanizmalarını geliştirmeliyiz. Dirençli altyapı ve bina standartlarını küresel ölçekte yaygınlaştırmalıyız. Bu başlıklar yalnızca Türkiye’nin öncelikleri değildir, şehirlerin ortak ihtiyacıdır. İnsanlığın ortak geleceğine karşı sorumluluğumuzdur. Ben, bu programın sonunda hazırlanacak Hatay Deklarasyonu'nun dünya şehirleri için, tüm insanlık için güçlü bir referans olacağına yürekten inanıyorum" diye konuştu. Konuşmaların ardından panele geçildi.